Kar

image

Filmin Künyesi:

KAR | SNOW| Yönetmen: Emre Erdoğdu / Senarist: Emre Erdoğdu / Oyuncular: Hazar Ergüçlü (Müzeyyen), Ozan Uygun (Ali), Halil Babür (Hazerhan), Doğaç Yıldız (Bekir), Nazlı Bulum (Ebru), Arsevi Özkurt (Ferdane), Erhan Sefacı (Kadir), Fulya Aksular (Müzeyyen’in Annesi), Ahmet Cüneyt Yalaz (Mehmet), Nazan Diper (Müzeyyen’in Anneannesi), Serhat Parıl (Mahir), Aytuğ Civan (Rahim) / Türkiye / 2017 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Müzeyyen, toplumsal ahlak çizgisinin altında yaşayan genç bir kadındır. Kavgaya, uyuşturucuya bezenmiş hayatını kendine benzeyen arkadaşlarıyla paylaşıyordur. Kardeşi Ali onun varlığını yeni öğrenmiş, onunla tanışmaya Bolu’dan kendi burjuva, başarılı eğitim hayatını yarıda bırakıp Antalya’ya gelmiştir. Meşru çocuk Ali sınanmadığı günahlarla, gayr-i meşru çocuk Müzeyyen ise Ali’nin getirdiği umutla imtihan olacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Bir ilk film olarak ise gayet başarılı.
  • Oyunculukları çok başarılı buldum. Festival yarışmalarında toplanan ödüller hak edilmiş.
  • Müzeyyen karakterinde güneyin hırçın sıcaklığı, Ali karakterinde ise kuzeyin narin soğukluğu var.
  • Filmin başında, Ali’yi Bolu’daki bir dağın/tepenin eteğinde görüyoruz. Ali’nin penceresinden bakıldığından huzurdaki oksijen oranı oldukça iyi. Fakat onun Antalya’ya gelişi huzurun bileşimindeki oksijenin azalmasına neden oluyor..
  • Filmin finali bir yandan şaşırtıcı iken bir yandan da beklendik gibiydi.
  • Arafta/çıkmazda kalan karakterler, diyaloglarda çokça yer verilen sokak ağzı/jargonu gibi özellikler açısından bu film“Araf” (Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu) filmini de akıllara getiriyor.
  • Bir gençlik filmi olması anlamında “Mavi Dalga” (Yönetmen: Zeynep Dadak, Merve Kayan) filmini de anımsadım.
  • “Kuzey Güney”
  • “Başka Şehrin Çocukları”
  • “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Mesele”

Phantom Thread

image

Filmin Künyesi:

PHANTOM THREAD | Yönetmen: Paul Thomas Anderson / Senarist: Paul Thomas Anderson / Oyuncular: Daniel Day-Lewis (Reynolds Woodcock), Vicky Krieps (Alma), Lesley Manville (Cyril), Sue Clark (Biddy), Joan Brown (Nana), Harriet Leitch (Pippa) / ABD / 2017 / Renkli / 131´

Sinopsis:

İngiliz modasının kalbinde yer alan ünlü terzi Reynolds Woodcock ve kız kardeşi Cyril, kendilerine özgü tarzları ile ülkenin önde gelenlerini giydirmektedir. Müzmin bir bekar olan Woodcock, hayatına giren kadınlarla arkadaşlık etmekte, onlardan ilham almaktadır. Genç, iradeli bir kadın olan Alma Reynolds’ın karşısına çıktığında ise işler değişir. Genç kadın Reynolds’un aklının başından alır ve kısa sürede onun ilham perisi olur. Reynolds’un kontrollü ve düzenli hayatı aşk kapısını çaldığında alt üst olur.
Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde 3 Oscar ödüllü aktör Daniel Day-Lewis, modacı Charles James’i canlandırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Oyunculuklar beklentiyi karşılamış.
  • Filmin müziklerini beğendim.
  • Filmin dekor işçiliği ve kostüm tasarımı iyi planlanmış.
  • Senaryoda bazı zaaflar yer almakta: Alma’nın aniden Woodcock ailesine dahil oluşu, Alma ile  Reynolds arasındaki ilişkideki gelgitler gibi noktalar.
  • Reynolds Woodcock’un burcu Başak olabilir.
  • Reynolds Woodcock’un mantar yemeği ile olan ilişkisi aklıma Friedrich Nietzsche’nin “Seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.” cümlesini getirdi.
  • “Alma Alma’nın ahını, çıkar aheste aheste”
  • “Terzisin sen terzi kal giydir dedi Modelleri”
  • “Teyellerim Aşkım ve Sen”

Faize Hücum

image

Filmin Künyesi:

FAİZE HÜCUM | Yönetmen: Zeki Ökten / Senarist: Fehmi Yaşar / Oyuncular: Genco Erkal (Kamil), Asuman Arsan (Saniye), Ayşe Selen (Nesrin), Ahmet Sezerel (Murat), Barış Altay (Yılmaz), Hikmet Karagöz (Kapıcı Cemal) / Türkiye / 1982 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Faize Hücum (1982), kendisini devrin modası banker furyasına kaptıran bir devlet memurunun hikâyesini anlatır. Kamil Bey, otuz yıl devlet hizmetinin ardından emekliye ayrılır. Gündemi meşgul eden banker söylentileri onun da dikkatini çeker. İnsanlar refah içerisinde yaşama hayaliyle bankerlere koşmaktadır. Kamil de emekli ikramiyesi, üç aylık maaşı ve evini satarak bütün parasını bankerlere teslim eder. Ailesiyle birlikte bir apartman dairesine taşınır. Bankerlerin kaçtığı haberini alana kadar refah içinde yaşayacaklardır.

Not: Yukarıdaki paragraf TSA sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Bir Zeki Ökten filmi olduğunu birçok yerde hissettiriyor film.
  • Hem başrol hem de yardımcı rol oyuncuları iyi bir şekilde seçilmiş.
  • Senaryoda yer alan ufak hikayeler, halk ağzında konuşmalar oldukça gerçekçi bir portre çizmiş. Bu bağlamda senaryoyu başarılı buldum.
  • Banker krizi ile ilgili toplum psikolojisinin filmde iyi yansıtıldığını düşünüyorum.
  • Kamil Bey’in eşi Saniye Hanım’a yaptığı “Çamaşır Makinesi” sürprizi aklıma “Güler misin Ağlar mısın” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filminde Rasim Usta’nın (Kadir Savun) eşine (Neriman Köksal) yaptığı benzer sürprizi hatırlattı. Ne yazık ki iki filmde de bu sürprizlerin sonrasında talih pek yaver gitmedi.
  • Bir sabah Kamil Bey’in erkenden kahveye geldiği sahnede radyoda çalan türkünün ismi : “Başına Döndüğüm Kurban Olduğum”. Aynı türkü yönetmenin “Yoksul” filminde Yoksul (Kemal Sunal) karakterinin bir sabah kahvaltısına yine radyodan eşlik etmektedir. Türkünün bir seslendirmesine buradan erişilebilir.
  • Kamil Bey, Banker krizi ile ilgili haberlerin asılsız olduğunu düşünüp eve döndüğünde gazeteyi yırtar. Ama bilmiyordur ki aslında bu yırtılan onun yatırdığı paralardır.
  • Final görüntüsünü ilginç buldum.  Yaşanan darbeler, krizler ve bunun gibi olumsuzlukların toplumu sakat bırakması yönünde yorumladım bu sahneyi.

Uğur Böceği

image

Filmin Künyesi:

UĞUR BÖCEĞİ | LADY BIRD | Yönetmen: Greta Gerwig / Senarist: Greta Gerwig / Oyuncular: Saoirse Ronan (Lady Bird McPherson), Laurie Metcalf (Marion McPherson), Tracy Letts (Larry McPherson), Lucas Hedges (Danny O’Neill), Timothée Chalamet (Kyle Scheible), Beanie Feldstein (Julie Steffans), Lois Smith (Sarah Joan), Odeya Rush (Jenna Walton), Jordan Rodrigues (Miguel McPherson), Marielle Scott (Shelly Yuhan) / ABD / 2017 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Christine McPherson, namıdiğer “Uğur Böceği” her ne kadar annesi gibi olmamak için elinden geleni yapsa da başaramayan, tıpkı onun gibi olan bir gençtir. Uğur Böceği’nin hemşire olan annesi, eşinin işini kaybetmesinden sonra ailesini geçindirmek için yorulmak bilmeden çalışır. Lise son sınıfta okuyan Uğur Böceği’nin yaklaşan üniversite tercihinin yarattığı stresin yanısıra, ergenlik sorunları, sosyal hayatında yaşadığı zorluklar ve annesi ile arasındaki zıtlaşmalarla uğraşır. Bunaldığı yaşantısından uzaklaşmak isteyen Christine, üniversite eğitimi için New York’a gitmeye çalışır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Bir büyüme ya da uçmaya hazırlanma hikayesi olarak film bilindik şeyleri anlatmış olsa da bir bütün olarak ele alındığında belirli bir kaliteyi koruyabilmiş.
  • Bir futbol takımı koçunun tiyatrodaki oyuna koçluk yapmaya çalıştığı sahne eğlenceliydi.
  • Bu filmdeki Uğur Böceği Christine karakteri aklıma “Ateş Böceği” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filmindeki Necla (Necla Nazır) karakterini getiriverdi.
  • “La La Bird”
  • “Uğur Böceğiyim yok başka işim
    Silerim hüznü baştan çizerim
    Dünya dursa ben yine uçarım
    Uğur Böceğiyim yok başka işim”

Beni Adınla Çağır

image

Filmin Künyesi:

BENİ ADINLA ÇAĞIR | CALL ME BY YOUR NAME | Yönetmen: Luca Guadagnino / Senarist: James Ivory (Senaryo), André Aciman (Roman’ın Yazarı) / Oyuncular: Armie Hammer (Oliver), Timothée Chalamet (Elio), Michael Stuhlbarg (Elio’nun Babası), Amira Casar (Annella), Esther Garrel (Marzia), Victoire Du Bois (Chiara), Vanda Capriolo (Mafalda), Antonio Rimoldi (Anchiese), André Aciman (Mounir), Peter Spears (Isaac) / İtalya / 2017 / Renkli / 130´

Sinopsis:

1983 yazında, İtalya’nın kuzeyinde 17 yaşındaki Elio Perlman (Timothée Chalamet) günlerini, ailesinin 17. yüzyıldan kalma villasında geçirmektedir. Miskince notaların kopyasını çıkarıp, arkadaşı Marzia (Esther Garrel) ile flörtleşmektedir. Bir gün, doktora tezi üzerinde çalışan 24 yaşındaki Oliver (Armie Hammer) Greko-Roman kültür alanında çalışan Elio’nun babasına (Mark Stuhlbarg) yardım etmek için yanlarına gelir. Elio ve Oliver kısa bir süre içinde bu yazın, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini fark ederler.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin geçtiği mekanlar oldukça pastoral ve güzel.
  • Filmdeki müzikler güzel olmakla birlikte belki biraz fazla kullanılmış olabilir.
  • İkinci bölümde tempo bir ara düşer gibi olsa da sonlara doğru yine gücüne kavuşuyor film.
  • Elio’nun fizyonomisi antik dönem heykellerine benzemekte. Oliver’in aradığı ya da bulmaya çalıştığı heykeldir bu belki de.
  • Günümüz döneminde geçen “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filminde, aşkı yaşama şekli çağa uygun olarak daha hızlıyken; 1980’lerde geçen bu filmde ise yine çağına uygun olarak aşk daha sakin olarak yaşanmakta.
  • “Call Me By Later”
  • “83′ Yazı”