37. İstanbul Film Festivalinin Ardından

image

Bu festival süresince ( 6 Nisan – 17 Nisan 2018 ) toplam 23 tane film seyretmiş oldum. Festivalde izlediğim filmlerle ilgili beğeni sıralamam aşağıdaki gibi oldu. Bu listeye sadece 2017 ve 2018 yıllarında çekilmiş filmleri dahil etmenin daha uygun olacağını düşündüm. O nedenle “Bergman 100 Yaşında”, “Gömülü Hazineler”, “Cinemania” ve “Mimari Ütopyalar – Sinematik Distopyalar” bölümlerinde izlemiş olduğum filmleri bu sıralamaya dahil etmedim.

  1. DOVLATOV – Yönetmen: Alexey German Jr. – Ülke: Rusya
  2. ONA İYİ BAK | HJERTESTART | HANDLE WITH CARE – Yönetmen: Arild Andresen – Ülke: Norveç
  3. KUZGUNLAR | KORPARNA | RAVENS – Yönetmen: Jens Assur – Ülke: İsveç
  4. YÜZ | TWARZ | MUG – Yönetmen: Malgorzata Szumowska – Ülke: Polonya
  5. SERGIO & SERGEI – Yönetmen: Ernesto Daranas – Ülke: Küba
  6. DUA | LA PRIÈRE | THE PRAYER – Yönetmen: Cédric Kahn – Ülke: Fransa
  7. FRANSA’DA BİR MEVSİM | UNE SAISON EN FRANCE | A SEASON IN FRANCE – Yönetmen: Mahamat-Saleh Haroun – Ülke: Fransa
  8. EKSİ BİR | MINUS ONE – Yönetmen: Orhan Oğuz – Ülke: Türkiye
  9. BİR ZAMANLAR KASIM’DA | PEWNEGO GO RAZU W LISTOPADZIE… | ONCE UPON A TIME IN NOVEMBER – Yönetmen: Andrzej Jakimowski – Ülke: Polonya
  10. TARİHSİZ, İMZASIZ | BEDOUNE TARIKH, BEDOUNE EMZA | NO DATE, NO SIGNATURE – Yönetmen: Vahid Jalilvand – Ülke: İran
  11. EV | THE HOME – Yönetmen: Asghar Yousefinejad – Ülke: İran
  12. MAVİLİ | IN BLUE – Yönetmen: Jaap van Heusden – Ülke: Hollanda
  13. 24 KARE | 24 FRAMES – Yönetmen: Abbas Kiarostami – Ülke: İran
  14. HESAPLAŞMA | UNA QUESTIONE PRIVATA | RAINBOW (A PRIVATE AFFAIR) – Yönetmen: Paolo Taviani, Vittorio Taviani – Ülke: İtalya
  15. BIKINI MOON – Yönetmen: Milcho Manchevski | Ülke: ABD
  16. HANNAH – Yönetmen: Andrea Pallaoro – Ülke: İtalya

Utanç

image

Filmin Künyesi:

UTANÇ | SKAMMEN | SHAME | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Liv Ullmann (Eva Rosenberg), Max von Sydow (Jan Rosenberg), Sigge Fürst (Filip), Gunnar Björnstrand (Jacobi, Belediye Başkanı), Birgitta Valberg (Jacobi’nin Eşi), Hans Alfredson (Fredrik Lobelius), Ingvar Kjellson (Oswald) / İsveç / 1968 / Siyah-Beyaz / 103´

Sinopsis:

Savaşın ortasında kalmış bir çiftin birbirlerine tutunma hikâyesi üzerinden utanç, ahlaki çöküntü ve şiddet kavramlarını ele alan Utanç, Bergman’ın ender distopya filmlerinden biri. Apolitik, sanatçı çift Eva ve Jan, savaştan olabildiğince uzak kalabilmek için ıssız bir adaya yerleşmişlerdir. Ancak eninde sonunda onlara ulaşan savaşın çiftin üzerindeki etkisi son derece yıkıcı olacaktır. Vietnam Savaşı’nın en sıcak döneminde çekilen film, savaşın kendisinden çok, birey üzerindeki psikolojik etkilerine değiniyor. Bergman, kendi yaşadığı ıssız Farö adasında çektiği Utanç’ta asıl savaşın hemen çeperinde süregiden “küçük savaş” kavramına yoğunlaştığını söylüyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar ve yaratılan atmosfer başarılı.
  • Genelde Bergman filmlerinde pek rastlamam ama bu filmin ikinci yarısında senaryoda yer yer aksaklıklar yer alıyor.
  • Jacobi karakteri sima olarak Stalin’i andırıyor.
  • Jan karakterinin bir benzerini yakın dönem çalışmalarından “Turist” (Yönetmen: Ruben Östlund) filmindeki Tomas (Johannes Kuhnke) karakterinde görmek mümkün.
  • Bencil ve korkak olan Jan, Eva’nın elinden kayıp gitmemesi için bencilliğinden vazgeçmeden korkaklığını yenmeye çabalıyor.

Stalker

image

Filmin Künyesi:

STALKER | İZ SÜRÜCÜ | Yönetmen: Andrei Tarkovsky / Senarist: Arkadiy Strugatskiy, Boris Strugatskiy (Özgün Yapıt: “Yol kenarında Piknik) / Oyuncular: Aleksandr Kaydanovskiy (İz Sürücü), Anatoliy Solonitsyn (Yazar), Nikolay Grinko (Profesör), Alisa Freyndlikh (Zhena Stalkera), Natalya Abramova (Marta) / Rusya / 1979 / Renkli / 162´

Sinopsis:

Efsane Rus yönetmen Andrey Tarkovski’nin başyapıtı kabul edilen Stalker, CGI’ın olmadığı bir dönemde yalnızca film dilinin gücünün nelere yetebileceğinin kanıtı sanki. İki yolcunun bir rehber eşliğinde yasak bir bölgeye yaptığı metafizik yolculuğu konu alan film, alışılagelmiş kalıpların çok dışında, yalın ama güçlü görüntüleriyle hem gerçek bir bilimkurgu hem de tam bir zihin egzersizi. İnsanın doğasına ve umutlarına odaklanan, aynayı izleyenin kendi yüreğine yönelten Stalker tekinsiz atmosferi, felsefi çağrışımları her sinemaseverin mutlaka görmesi gereken, günümüzde de etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen, benzersiz bir film.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Hem oyunculuklar hem de görsel atmosfer iyi.
  • Filmin uzun denilebilecek süresi izlenirken neredeyse hiç hissedilmiyor.
  • İnanç, mutluluk ve vicdan ile ilgili yer alan söylemler güzel.
  • “Önemli olan takip edilen iz değil, izi takip ettiren sürücüdür”

Sessizlik

image

Filmin Künyesi:

SESSİZLİK | TYSTNADEN | THE SILENCE | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Ingrid Thulin (Ester), Gunnel Lindblom (Anna), Birger Malmsten (Barmen), Håkan Jahnberg (Garson), Jörgen Lindström (Johan) / İsveç / 1963 / Siyah-Beyaz / 96´

Sinopsis:

Tanrının Sessizliği üçlemesinin son filmi olan Sessizlik, iki kız kardeş arasındaki çatışma üzerinden modern dünyada iletişimsizliği konu alıyor. Ester, kız kardeşi Anna ve oğlu, Avrupa’daki yolculukları sırasında, Ester’in hastalığının iyice kötüleşmesiyle, dillerini bile bilmedikleri, isli ve sevimsiz bir şehirde konaklamak zorunda kalırlar. Yerleştikleri otelde zaman geçtikçe, kız kardeşler arasındaki mesafe ve gerginlik iyice artar. Gösterime girdiğinde ahlaksızlık suçlamalarıyla İsveç parlamentosundan kiliseye kadar birçok kurumdan çok ağır tepkiler alan film, bu sayede müthiş bir gişe başarısına ulaştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar, senaryo ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Film boyunca kardeşlerden Anna sıcaktan bunalırken Ester soğuktan üşüyor biraz da hastalıktan kaynaklı. Bu durum biraz karakterlerin mizacını da yansıtıyor. Küçük kardeş Anna daha sıcakkanlı, kadınsı bir karakterken; abla Ester daha soğukkanlı, erkeksi bir karakter.
  • Bergman’ın pek çok filminde karakterler arasındaki problemin temel kaynağı olarak yorumlanabilecek “kibir” duygusu bu filmde de var.
  • Bu filmi de izledikten sonra Bergman’ın “Tanrının Sessizliği” ya da diğer bir ismiyle “Oda” üçlemesinin (“Aynanın İçinden”, “Kış Işığı”, “Sessizlik”) en iyi filminin “Aynanın İçinden (Through a Glass Darkly)” olduğuna kanaat getirdim.
  • “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmindeki iki kız kardeş arasındaki iletişimsizlik problemi de bu filmdekine benziyor. O filmde abla Yasemin (Esra Bezen Bilgin) sıcakkanlı bir karakterken kardeş Lale (İpek Türktan Kaynak) soğukkanlı bir karakterdi.

Ona İyi Bak

image

Filmin Künyesi:

ONA İYİ BAK | HJERTESTART | HANDLE WITH CARE | Yönetmen: Arild Andresen / Senarist: Hilde Susan Jægtnes, Jorge Camacho, Arild Andresen / Oyuncular: Kristoffer Joner (Kjetil), Marlon Moreno (Tavo), Kristoffer Bech (Daniel), Patricia Castañeda (Victoria), Amalia Santamaria (Chelsea),  Ellen Dorrit Petersen (Camilla),  Marcela Carvajal (Pilar), Mary Herrera (Olga), Vegar Hoel (Tom),  Kristina Lilley (Barbara Clarke), Uma Feed (Linda) / Norveç / 2017 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Bir deniz platformunda petrol işçisi olarak çalışan Kjetil, karısının ölümünden sonra evlat edindiği oğlu Daniel ile ilişki kurmakta zorlanmaya başlar. Büyük bir çaresizlik içinde, oğlunu doğduğu Kolombiya’ya getiren adam, çocuğun biyolojik annesini aramaya koyulur. Norveçli yönetmen Arild Andresen, travmayla zedelenmiş bir baba-oğul ilişkisini odağına alırken, meselesini yalnızlık üzerine kuruyor. Kristoffer Joner’ın başroldeki kusursuz performansından gücünü alan film, baba-oğlun birbirlerinden ve ülkelerinden “uzakta” oluşlarını da ele alan oldukça çarpıcı bir dram.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Hem Kjetil rolünü oynayan Kristoffer Joner hem de Daniel rolünde çocuk oyuncu Kristoffer Bech oldukça iyi bir performans sergilemişler.
  • Klasik Kuzey Ülkeleri filmlerinin aksine oldukça sıcak ve dramatik yönü ağır basan bir Latin Amerika filmi olmuş.
  • Daniel’in Kolombiyalı olması gibi film de Kolombiya yapımı Norveç tarafından evlat edinilmiş gibi durmakta (olumlu anlamda).
  • Filmin Norveç’te geçen bölümleri daha ciddiyken Kolombiya’da geçen bölümleri daha eğlenceli.
  • Tavo’nun bir sahnede Kjetil’e onun yetimhanedeki çocuklar ile ilgili verdiği örnekten yola çıkarak vermiş olduğu cevap güzeldi.