Atölye

image

Filmin Künyesi:

ATÖLYE | L’ATELIER | THE WORKSHOP | Yönetmen: Laurent Cantet / Senarist: Robin Campillo, Laurent Cantet / Oyuncular: Marina Foïs (Olivia Dejazet), Matthieu Lucci (Antoine), Florian Beaujean (Etienne), Mamadou Doumbia (Bouba), Mélissa Guilbert (Lola), Warda Rammach (Malika), Julien Souve (Benjamin), Julien Souve (Fadi), Olivier Thouret (Teddy Chauvin, Antoine’nin Kuzeni) / Fransa / 2017 / Renkli / 113´

Sinopsis:

Marsilya yakınlarındaki küçük La Ciotat kasabası, mevsim yaz… Bir grup genç yazar adayı, bir atölye çalışması için ünlü yazar Olivia Dejazet’in rehberliğinde bir araya gelir. Gençlerden kasabanın endüstriyel geçmişiyle de bağ kuracak bir suç romanı yazmaları istenir. Romanında yarattığı katil karakterle kendini rahatsız edici şekilde özdeşleştiren ve asabi tavırlarıyla sivrilen genç Antoine, atölyenin gidişatını tamamen değiştirecektir. Fransız sinemasının en önemli yönetmenlerinden Laurent Cantet, kurgu ve yaratıcısı arasındaki ilişkiyi masaya yatırdığı, Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen yeni filminin senaryosunu, Kalp Atışı Dakikada 120 ile dikkat çeken Robin Campillo ile birlikte yazdı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Hikayedeki çatışma ortamı iyi yaratılmış.
  • Bir başka Fransız yönetmen François Ozon’un çalışması “Evde” filmini hatırlatıyor zaman zaman.
  • “Atölyede”

Hiçbir Zaman Burada Değildin

image

Filmin Künyesi:

HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN | YOU WERE NEVER REALLY HERE | Yönetmen: Lynne Ramsay / Senarist: Lynne Ramsay (Senarist), Jonathan Ames (Yazar) / Oyuncular: Joaquin Phoenix (Joe), Judith Roberts (Joe’nin Annesi), Alex Manette (Senator Albert Votto), Ekaterina Samsonov (Nina Votto, Albert Votto’nun Kızı) / İngiltere / 2017 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Mesleğinde bir ömre yetecek kadar şiddete tanık olan Joe, geride kalan hayatını, seks ticareti için kaçırılan kızları kurtararak kazanmaya başlamıştır. New York senatörünün kızını kurtarması için kiralandığı zaman ise bir komplo ağının içine sürüklenir. Joe kısa sürede, kendisini ölü görmek isteyen düşmanlarıyla savaşmak zorunda olduğunu kavrayacaktır…

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi vasat buldum.
  • Joaquin Phoenix’in oyunculuğu başarılı.
  • Gerilim yaratmak için kullanılan müziklerin dışında tercih edilen şarkılar ve müzikler güzel.
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” daha iyi bir çalışmaydı.
  • Tuhaf bir şekilde filmin soğukkanlı atmosferi “Kutsal Geyiğin Ölümü” (Yönetmen: Yorgos Lantimos) filmini çağrıştırıyor. Öte yandan iki filmde de finalin geçtiği mekanın benzer olması da diğer bir ayrıntı.
  • Film ayrıca Cüneyt Arkın’ın 1970’lerin ortasından itibaren oynadığı ve zaman zaman da yönettiği suç, polisiye, intikam ve adalet filmlerini (“Hınç”, “Yarınsız Adam”, “Kavga”) de akıllara getiriyor.

Hemşire

image

Filmin Künyesi:

HEMŞİRE | Yönetmen: Dilek Çolak / Senarist: Dilek Çolak / Oyuncular: Evren Duyal (Leyla), Sermet Yeşil (Kerem), Aytaç Öztuna (Kerem’in Annesi), Serhat Özcan (Leyla’nın Eşi), Ayşe Tunaboylu (Leyla’nın Annesi) / Türkiye / 2018 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Hemşire Leyla, kocasından şiddet gören, bunu da kimseyle paylaşamayan mutsuz bir kadındır. Hayatının rutinliği içinde sürekli rejim ve spor yaparak yaşadıklarını görmezden gelmeye çalışmaktadır. Bu esnada cezaevlerine operasyon düzenlenmiş, siyasi tutuklular hücre tipi cezaevlerine karşı açlık grevlerine başlamıştır. Leyla’nın çalıştığı hastaneye bu eylemcilerden biri getirilir. Bu genç adamın adı Kerem’dir. Leyla’nın aksine Kerem onu hayata bağlayacak her şeye sıkı sıkıya bağlı bir adamdır. Bu iki zıt insan zaman ilerledikçe birbirlerinin yaşamlarını ve seçimlerini sorgulamaya başlarlar. Biri inandığı bir siyasi görüş için hayatını ortaya koyarken diğeri çocuğu ve eşi için kendi yaşamından feragat etmektedir. Kerem’in hapsedildiği, içinden fiziksel olarak çıkamadığı oda bir süre sonra Leyla’nın mutsuzluğundan kurtulmak için seçtiği bir kaçış alanı olur.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Senaryo iyi yazılmış. Diyaloglardaki yer yer şiirsel ve masalsı üslup oldukça güzel.
  • Filmin hikayesindeki çatışma düzlemi iyi bir şekilde planlanmış. Bir tarafta kilolarından vazgeçmek için yememeye çalışan Leyla diğer tarafta ise ideallerinden vazgeçmemek için yememeye çalışan Kerem karakteri.
  • Görüntü yönetimini başarılı bulmadım. Daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.
  • Serhat Özcan’ın hayat verdiği Leyla’nın eşi karakteri “Saklı” (Yönetmen: Selim Evci) filminde tipik orta sınıf tırnak içinde “muhafazakar” baba karakterine rol veren Settar Tanrıöğen’i hatırlattı.
  • Filmin ağırlıklı olarak hastane içerisinde geçmesi atmosfer olarak Romanya yapımı “Yaralı Kalpler” (Yönetmen: Radu Jude) filmini çağrıştırdı.

Monika’yla Bir Yaz

image

Filmin Künyesi:

MONİKA’YLA BİR YAZ | SOMMAREN MED MONIKA | SUMMER WITH MONIKA | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Anders Fogelström / Oyuncular: Harriet Andersson (Monika Eriksson), Lars Ekborg (Harry Lund), Dagmar Ebbesen (Bayan Lindström), Åke Fridell (Monika’nın Babası), Georg Skarstedt (Harry’nin Babası) / İsveç / 1953 / Siyah-Beyaz / 96´

Sinopsis:

19 yaşındaki genç Harry Lund bir gün, 17 yaşındaki romantik, tasasız ve asi Monika’yla tanışır ve ikili birbirlerine aşık olur. Yaşadıkları küçük kasabadan kaçıp ailelerini ve işlerini geride bırakırlar ve Harry’nin babasının botunu alarak ıssız bir adaya giderler. Bütün bir yazı beraber geçirirlerken Monika hamile kalır. Harry Monika’yla evlenmeye karar verir, sonra da bir işe girer, okula devam eder ve kızları June’u yetiştirirken bir yandan da daha iyi bir hayata sahip olmaları için uğraşır. Ancak Monika’nın tek isteği eğlenmeye devam etmektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Senaryoda biraz sıkıntılar var. Bu sıkıntılar özellikle de Monika ve Harry çiftinin adaya kaçmalarından sonra başlıyor. Öte yandan filmin senaryosunun şaşırtıcı olarak Bergman’a ait olmadığını belirtelim. Senaryo İsveçli yazar Anders Fogelström’e ait.
  • Film, aile ilişkilerini ele alma, aile yaşamını gösterme açısından zaman zaman 1950’lerin İtalyan ve İspanyol filmlerini hatırlatıyor.

Beni Adınla Çağır

image

Filmin Künyesi:

BENİ ADINLA ÇAĞIR | CALL ME BY YOUR NAME | Yönetmen: Luca Guadagnino / Senarist: James Ivory (Senaryo), André Aciman (Roman’ın Yazarı) / Oyuncular: Armie Hammer (Oliver), Timothée Chalamet (Elio), Michael Stuhlbarg (Elio’nun Babası), Amira Casar (Annella), Esther Garrel (Marzia), Victoire Du Bois (Chiara), Vanda Capriolo (Mafalda), Antonio Rimoldi (Anchiese), André Aciman (Mounir), Peter Spears (Isaac) / İtalya / 2017 / Renkli / 130´

Sinopsis:

1983 yazında, İtalya’nın kuzeyinde 17 yaşındaki Elio Perlman (Timothée Chalamet) günlerini, ailesinin 17. yüzyıldan kalma villasında geçirmektedir. Miskince notaların kopyasını çıkarıp, arkadaşı Marzia (Esther Garrel) ile flörtleşmektedir. Bir gün, doktora tezi üzerinde çalışan 24 yaşındaki Oliver (Armie Hammer) Greko-Roman kültür alanında çalışan Elio’nun babasına (Mark Stuhlbarg) yardım etmek için yanlarına gelir. Elio ve Oliver kısa bir süre içinde bu yazın, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini fark ederler.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin geçtiği mekanlar oldukça pastoral ve güzel.
  • Filmdeki müzikler güzel olmakla birlikte belki biraz fazla kullanılmış olabilir.
  • İkinci bölümde tempo bir ara düşer gibi olsa da sonlara doğru yine gücüne kavuşuyor film.
  • Elio’nun fizyonomisi antik dönem heykellerine benzemekte. Oliver’in aradığı ya da bulmaya çalıştığı heykeldir bu belki de.
  • Günümüz döneminde geçen “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filminde, aşkı yaşama şekli çağa uygun olarak daha hızlıyken; 1980’lerde geçen bu filmde ise yine çağına uygun olarak aşk daha sakin olarak yaşanmakta.
  • “Call Me By Later”
  • “83′ Yazı”

Sevgisiz

image

Filmin Künyesi:

SEVGİSİZ | LOVELESS | Yönetmen: Andrey Zvyagintsev / Senarist: Oleg Negin, Andrey Zvyagintsev / Oyuncular: Mariana Spivak (Zhenya), Alexei Rozin (Boris), Matvei Novikov (Alyosha), Varvara Shmykova (Lena), Andris Keiss (Anton), Marina Vasileva (Masha), Aleksey Fateev (Ivan) / Rusya / 2017 / Renkli / 127´

Sinopsis:

Zhenya ve Boris, bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Boşanma işlemlerini başlatmadan çok önce hayatlarına birileri giren ikili yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan 12 yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri yıkılınca ağlamayı bile unutmuş Rus toplumunun portresini çiziyor bu filminde. Sevgisiz, bu yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nün sahibi oldu ve Rusya’nın Oscar adayı seçildi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı. Oyuncular büyük bir sevgi ile “sevgisiz” karakterler yaratmışlar.
  • Alyosha’nın her şeyi tüm çıplaklığı ile yarı çıplakken banyoda öğrendiği sahne güzeldi.
  • Filmin görsel atmosferi bana “Beden ve Ruh” (Yönetmen: Ildikó Enyedi) filmini hatırlattı. Öte yandan Boris’in çalıştığı iş yeri ve iş yerindeki yemekhane sahneleri de “Beden ve Ruh” filmindeki benzer sahneleri çağrıştırıyor.
  • Boris karakteri “Velayet | Custody” (Yönetmen: Xavier Legrand) filmindeki başka bir “sevgisiz” ve sevimsiz baba karakteri Antoine Besson’u (Denis Ménochet) hatırlattı. Alexei Rozin ve Denis Ménochet fiziki olarak da biraz birbirlerine benziyorlar sanki.
  • “Sevgi anlaşmak değildir.
    Nedensiz de sevilmez.”

Sarı Sıcak

image

Filmin Künyesi:

SARI SICAK | Yönetmen: Fikret Reyhan / Senarist: Fikret Reyhan / Oyuncular: Aytaç Uşun (İbrahim), Mehmet Özgür (Necip),  Gökhan Şimşek (İzzet), Cem Zeynel Kılıç, Seher Çuhadar / Türkiye / 2017 / Renkli / 85´

Sinopsis:

Artan endüstrileşmeyle birlikte fabrikaların arasında sıkışıp kalmış bir sebze tarlası ve büyük maddi sorunlarına rağmen geleneksel tarım yöntemlerinde direnip hayata tutunmaya çalışan göçmen bir aile… Ailenin içinde bulunduğu bu duruma rağmen küçük oğul İbrahim, kendisi için farklı bir geleceğin hayallerini kurmaktadır. Oysa bir hayali gerçeğe dönüştürmek ve kaderini kendi ellerine alabilmek o kadar da kolay olmayacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum. Bir “ilk film” olarak değerlendirildiğinde ise başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Tarla ile ilgili çekilen sahneleri (işçilerin sabah traktörle tarlaya getirilmesi, sebze ile dolan torbanın büyük sepete boşaltılması, dolan sepetlerin arabaya yüklenmesi, susayan işçilere tas ile su ikram edilmesi vb. ) oldukça gerçekçi buldum.
  • İbrahim’in filmin hikayesindeki konumunu “Araf” (Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu) filmindeki Zehra’nın (Neslihan Atagül) durumuna yakın buldum. Zehra’nın hayatı gönlünü kaptırdığı bir tır şoförü ile değişikliğe uğramıştı. Bu filmde de İbrahim tır şoförü olmaya gönlünü kaptırır ve hayatı değişir.
  • Evin reisi ve tarlanın sahibi Necip’i canlandıran Mehmet Özgür, “Tepenin Ardı” (Yönetmen: Emin Alper) filminde İbrahim’in oynadığı karaktere benzer bir role sahipti.
  • “Tarlanın Ardı”
  • “İpotekli Topraklar Üzerinde”

Körfez

image

Filmin Künyesi:

KÖRFEZ | Yönetmen: Emre Yeksan / Senarist: Emre Yeksan , Ahmet Büke / Oyuncular: Ulaş Tuna Astepe (Selim), Ahmet Melih Yılmaz (Cihan), Serpil Gül (Nihal),  Müfit Kayacan (Bülent), Merve Dizdar (Pınar),  Cem Zeynel Kılıç (Necati) / Türkiye / 2017 / Renkli / 110´

Sinopsis:

30’lu yaşlarında, yeni boşanmış Selim, ailesinin yanına İzmir’e döner. Selim, eski hayatının izleriyle karşılaşırken, körfezde gerçekleşen bir kaza şehirdeki hayatı derinden sarsar. Selim, yıllar sonra geri döndüğü İzmir’de yeni bir dünyayı keşfe dalar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı. Özellikle Ahmet Melih Yılmaz’ın karakter temsili iyi.
  • Kimi sahnelerde diyalog devam ederken, kamera  bizim olayın dışındaki pasif durumdaki karakteri/karakterleri izlememizi sağlıyor. Bu tercihi değişik ve başarılı buldum.
  • Filmin temel olarak tempo ve ritim anlamında sıkıntıları var.
  • Polis arabasında geçen sahne “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • “Bir Zamanlar Körfez’de”
  • “Körfez’in Ardı”

Kutsal Geyiğin Ölümü

image

Filmin Künyesi:

KUTSAL GEYİĞİN ÖLÜMÜ | THE KILLING OF A SACRED DEER | Yönetmen: Yorgos Lanthimos / Senarist: Yorgos Lanthimos, Efthymis Filippou / Oyuncular: Alicia Silverstone (Martin’in Annesi), Nicole Kidman (Anna Murphy), Colin Farrell (Steven Murphy), Raffey Cassidy (Kim Murphy), Barry Keoghan (Martin), Sunny Suljic (Bob Murphy), Bill Camp (Matthew) / İngiltere / 2017 / Renkli / 121´

Sinopsis:

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un The Lobster’dan sonra İngilizce çektiği ikinci filmi, izleyicisini her zamanki gibi tekinsiz, oyunbaz ve özenle tasarlanmış yeni bir lanetli Lanthimos evrenine davet ediyor. Kutsal Geyiğin Ölümü başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. Tuhaf ikili, aileleriyle tanıştığında işler daha da tuhaflaşıyor ve muzip bir tür Alacakaranlık Kuşağı hikâyesi ortaya çıkıyor. Lanthimos bedensel şiddetten doğan mizahı da her daim olduğu gibi filmine tatminkar miktarda eklemeye devam ediyor. Aileye, suçluluk duygusuna ve sınıfa dair, etkisinden kurtulması çok zor bir soğuk duş bu film.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak beğendim ama yarattığı beklentinin altında kaldı film.
  • Filmdeki kamera kullanımını beğendim.
  • Filmdeki hastane sahneleri bir labirenti andırıyor sanki. Pek çok yerde “EXIT” yazıları görüyoruz sanki bir an önce oradan çıkılması isteniyor gibi.
  • Sonlara doğru Steven’in aldığı kararı uygulama biçimi bu film için oldukça amatör geldi bana.
  • Bu filmin 2017 Cannes Film Festivalinde En İyi Senaryo ödülü almış olmasını garipsedim açıkçası.
  • Yolunda giden aile düzenine müdahale ve tekinsizlik noktaları açısından filmi “Ölümcül Oyunlar” (Yönetmen: Michael Haneke) filmine yakın buldum.
  • Yönetmenin bir önceki filmi “The Lobster” daha başarılı.
  • “Martin Hakkında Konuşma(ma)lıyız”

Umudun Öteki Yüzü

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN ÖTEKİ YÜZÜ | THE OTHER SIDE OF HOPE | TOIVON TUOLLA PUOLEN | Yönetmen: Aki Kaurismäki / Senarist: Aki Kaurismäki / Oyuncular: Sherwan Haji (Khaled), Sakari Kuosmanen (Wikström), Janne Hyytiäinen (Nyrhinen), Ilkka Koivula (Calamnius), Niroz Haji (Miriam), Taneli Mäkelä (Myyjä), Simon Al-Bazoon (Mazdak) / Finlandiya / 2017 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Bir tarafta Helsinki’de yaşayan suratsız ve soğuk bir adam olan restoran sahibi Wickström, diğer tarafta ise bombalarla sarsılan Halep’ten kaçarak kız kardeşi ile yollara düşen Suriyeli bir göçmen, Khaled. Bu uzun yolculukta kız kardeşi kaybolur ve Khaled bir geminin kazan dairesinde Helsinki’ye varır. Adeta bir uzaylı gibi gezdiği Finlandiya’da göçmenlik başvurusu yapan Khaled’i bürokratik saçmalıklar rahat bırakmaz ve göçmenlik bürosu, Halep’te bir sorun olmadığını, o yüzden ülkesine geri dönmesi gerektiğini söyler. Bir yandan da kız kardeşini bulmaya çalışan Khaled, Wickström’ün restoranında yaşamaya başlar. Bu birbirinden tamamen farklı iki insan hem iş arkadaşı hem de dost olurken dünya da her zamanki gibi dönmeye devam edecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmdeki müzikler/şarkılar oldukça güzel.
  • Filmin hikaye/senaryo itibarı ile bir bütünlük oluşturduğu pek söylenemez. Dağınık bir film ortaya çıkmış diye düşünüyorum.
  • Bu filmin 2017 Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü almış olmasını garip buldum.
  • Film Kuzey mizahından ögeler barındırmakta.
  • Göçmen bürosundaki görevli kadın ile Khaled’in birlikte yer aldığı görüşme sahneleri güzel.
  • Benzer bir konuya değinen yönetmenin bir önceki uzun metraj kurmaca filmi “Umut Limanı” ayakları yere daha sağlam basan bir çalışmaydı.
  • “Halep’in Tezenesi”