Kıskanç Filmi Üzerine Öylesine Notlar

Kıskanç filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

KISKANÇ | JALOUSE | Yönetmen: David Foenkinos, Stéphane Foenkinos / Senarist: David Foenkinos, Stéphane Foenkinos / Oyuncular: Karin Viard (Nathalie), Dara Tombroff (Mathilde), Anne Dorval (Sophie), Thibaut de Montalembert (Jean-Pierre), Bruno Todeschini (Sébastien), Marie-Julie Baup (Isabelle), Corentin Fila (Felix), Anaïs Demoustier (Mélanie) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Kıskanç, orta yaş krizine giren ve çevresindeki herkesi kıskanmaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. Bir üniversite profesörü olan Nathalie eşinden boşanmış bir kadındır. Orta yaşlarına varan Nathalie çevresindekiler tarafından sevecen biri olarak görülür. Fakat orta yaş krizine yakalandığında bambaşka birine dönüşür. İyi kalpliliği ile tanınan kadın gitmiş onun yerine en iyi arkadaşı, yeni meslektaşı, eski kocası dahil herkesi kıskanan bir kadın gelmiştir. Bu durum öyle bir hal alır ki 18 yaşındaki kızı Mathilde’yi bile kıskanır hale gelir. Başlarda içine düştüğü durumun geçici bir süreç olduğunu düşünür. Fakat iş giderek daha sıkıntılı bir boyuta ulaşır. Nathalie artık çevresindeki kıskanmanın yanı sıra onların hayatına müdahale etmeye başlar. Nathalie, bu beklenmedik orta yaş krizi boyunca kendisini birbirinden absürt durumun içerisinde bulur.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı ve eğlenceli buldum.
  • Hikayeyi aktarma ve ilerletme anlamında senaryo başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin ikinci bölümü biraz daha tutuk ilerliyor.
  • Filmin “bedenle” ilgili kurduğu ilişki dikkat çekici. Pek çok sahnede durumların ya da davranışların beden ve ruh sağlığı ile ilgili olan ilişkisinden bahsediliyor. Başroldeki Nathalie karakterinin ruh sağlığı pek iyi durumda değil. Nathalie’nin olası menopoz öncesi transit bölgede olması onu kıskançlık ve öfke nöbetlerine yönlendiriyor.  Dansçı/Balerin adayı olan Mathilde’nin de alerjik bir bünyesi var. Mesela Isabelle, Mathilde’nin dansı/baleyi tercih etmesinin, bedenine söz geçirebilecek bir sanat olması şeklinde bir çıkarımda bulunuyor.  Filmin ikinci bölümünde Nathalie yüzme ile ilgileniyor. Yakın arkadaşı Sophie’nin eşi, üzmenin bir nevi hatalardan arınma olarak yorumlanabileceği çıkarımında bulunuyor.
  • Nathalie’nin etrafında oluşturduğu bir kıskançlık çemberi var. Bu çemberin üzerinde ise kimler yok ki: kızı Mathilde, yakın arkadaşı Sophie, eski eşinin sevgilisi Isabelle, yeni öğretmen meslektaşı Mélanie, yeni taşınan kapı komşusu…
  • Nathalie karakterini canlandıran Karin Viard usta oyuncu Hale Soygazi’yi anmsatıyor. Hale Soygazi ile ilgili etiketlenmiş yazılara ise buradan erişebilirsiniz.
    Kain Viard - Kıskanç filminden bir sahnede
    Kain Viard (Filmden bir sahne)
    Hale Soygazi
    Hale Soygazi

    Kıskanç Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Bir Yudum Öfke”
  • “Kıskanç Çember”

 

Eva

image

Filmin Künyesi:

EVA | Yönetmen: Benoît Jacquot / Senarist: Benoît Jacquot, Gilles Taurand, James Hadley Chase (Eserin Yazarı) / Oyuncular: Isabelle Huppert (Eva), Gaspard Ulliel (Bertrand Valade), Julia Roy (Caroline), Marc Barbé (Georges Martin),  Richard Berry (Régis Grant), Didier Flamand (Caroline’nin Babası) / Fransa / 2018 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Ölen müşterisinin yazdığı oyun metnini çalan genç ve yakışıklı jigolo Bertrand; bir yıl sonra başarılı, popüler ve merakla takip edilen bir oyun yazarı haline gelmiştir. Artık Paris’te lüks bir dairede yaşayan ünlü yazarın tek sorunu yazması gereken yeni oyunudur. Bu arayış içinde bir gün, gizemli ve çekici bir eskort olan Eva’yla tanışır. Aralarındaki ilişki, zamanla Bertrand’ın hayatını mahvedecek bir takıntıya dönüşecektir. İki başarılı oyuncu Isabelle Huppert ile Gaspard Ulliel’i bir araya getiren Eva, 68. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum. Daha iyi bir film olmasını beklerdim.
  • Tempo anlamında hızlı ilerleyen bir film. Bu açıdan başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin senaryosu da başroldeki yazar gibi yeni bir şeyler üretmede sıkıntı çekiyor sanki.
  • Isabelle Huppert, “Bir Yıldız Dönüyor” (Yönetmen: Bavo Defurne) filminde olduğu gibi yine vasat bir filmde yer almış.
  • Filmin gizemli bir kadına saplantıyı da içeren konusu benzer bir hikayesi olan ve gerçek bir yazarı takip eden “Gizemli Kadın” (Yönetmen:  Pawel Pawlikowski) filmini hatırlatıyor.
  • Bertrand karakterini canlandıran Gaspard Ulliel oyuncu Ushan Çakır’ı anmsatıyor.
    Gaspard Ulliel

    Ushan Çakır
  • “Aşk-ı Eva”

Deniz Kıyısındaki Ev

image

Filmin Künyesi:

DENİZ KIYISINDAKİ EV | LA VILLA | Yönetmen: Robert Guédiguian / Senarist: Robert Guédiguian, Serge Valletti / Oyuncular: Ariane Ascaride (Angèle Barberini), Jean-Pierre Darroussin (Joseph), Gérard Meylan (Armand), Jacques Boudet (Martin, Yvan’ın Babası), Anaïs Demoustier (Bérangère), Robinson Stévenin (Benjamin), Yann Trégouët (Yvan), Geneviève Mnich (Suzanne, Yvan’ın Annesi), Fred Ulysse (Maurice, Üç Kardeşin Babası), Esther Seignon (Blanche)  / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Deniz Kıyısındaki Ev, ölüm döşeğindeki babalarının yanında olabilmek için yıllar sonra bir araya gelen üç kardeşin hikayesini anlatıyor. Marsilya’da denize nazır bir villada yaşayan Maurice ölüm döşeğindedir. Üç kardeş hastalanan babalarının son zamanlarında yanında olabilmek için yıllar sonra yeniden bir araya gelir. Paris’te kendisine farklı bir dünya kuran Angèle, geçmişte yaşadıkları travma sonrası bir daha dönmemek üzere ayrıldığı eve yeniden gelmiş olmanın tedirginliği içerisindedir. Angele ile kendisinden genç bir kadına aşık olan Joseph ve ailenin butik restoranını işletmeye çalışan Armand aralarındaki bağın sarsılmasına neden olan olayla yüzleşmek zorunda kalır. Çocuklarını yıllar sonra etrafına toplayan Martin, onlara aşıladığı ideallerin ne kadarını koruyabildiklerini anlamak için onları test eder. Bu sırada ansızın hayatlarına giren davetsiz bir misafir evin tüm dengesinin değişmesine neden olur

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum. Sade ve kaliteli bir çalışma olmuş.
  • Hem başrol oyunculukları hem de yan rollerdeki oyunculuklar başarılı.
  • Filmin dokunduğu, üzerinde bir şeyler söylemeye çalıştığı pek çok tema/başlık var. Bunlardan bazılarını sayacak olursak: Aile, Vicdan, Mültecilik, Göçmen Politikası, Savaş, Kapitalizm, Rant ve bunun gibi.
  • Filmde müzik pek kullanılmamış. Geçmişte geçen sahneler gösterilirken tercih edilen şarkılar ise güzel ve keyifli olmuş.
  • Filmin ilk repliği birazdan hastalanacak/felç geçirecek olan Maurice’nin telaffuz ettiği “Çok kötü…” sözlerini içermekte. Buradaki sözcükler pek çok şeye yorumlanabilir. Hastalanmak üzere olduğu için Maurice’ninsağlığı kötüye gitmekte, insanların verdiği ekonomik savaş, ülkelerin verdiği siyasi savaş, mültecilik ve göçmen sorunu, çocukların geleceği.
  • Filmden siyasi bir replik: “Akıl sağda, kalp solda”.
  • Filmde pek çok güzel sahne yer almakta. Bunlardan ikisi ise toplu halde sigara içilmeye başlandığı kısım ile final bölümündeki yankı sahnesi.
  • Birbirlerinden uzakta hayat süren üç Fransız kardeş filmin sonlarına doğru karşılaşacakları sürpriz ile kardeş olmanın önemini ve değerini bir kez daha anlıyor olacaklar belki de.
  • Filmin genelinde “iyi/kusursuz” biri olarak resmedilen Yvan’ın kimi bölümlerdeki bazı davranışları ve tavırları kafa karıştırıcı.
  • Maurice işlettiği restorandan etrafta yaşayan herkesin faydalanabilmesi için yıllardır düşük fiyat politikası uygulamıştır.  Bu durum bana “Mavi Boncuk” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmini hatırlatır.  O filmde de Baba Yaşar (Münir Özkul) ve dostları, fakir fukaranın da gönlünce doyması ve eğlenebilmesi için fiyat politikası ucuz olan,rahatlıkla fikis menü seçilebilen bir gazino açmayı hayal ederler. Sonunda gerçekleştirirler de bu filmde olduğu gibi.
  • Balıkçılık yapan Benjamin ile tiyatro oyuncusu Angèle’nin duygusal yakınlaşması “Kara Gözlüm” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki Balıkçı Azize (Türkan Şoray) ile Şopen (Chopin) Kenan (Kadir İnanır) ikilisini hatırlatır.
  • “Kelebekler” (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filminin de benzer bir konusu vardır. Orada da iki erkek bir kızdan oluşan ve uzun yıllardır birbirleri ile görüşmeyen üç kardeş, babalarının hastalığı dolayısı ile yıllar sonra köye dönerler.
  • Kardeşlerin babası Maurice karakterini canlandıran Fred Ulysse 2012 yılında kaybettiğimiz usta sanatçımız Müşfik Kenter’i anımsatıyor.
    Fred Ulysse (Soldaki, Filmden bir kare)

    Müşfik Kenter
  • Benjamin karakterini canlandıran Robinson Stévenin dizi ve sinema çalışmalarından tanıdığımız oyuncu Emin Gürsoy’u anmsatıyor.
    Robinson Stévenin (Filmden bir kare)

    Emin Gürsoy
  • Martin karakterine hayat veren Jacques Boudet yakın zaman önce kaybettiğimiz Türk basketbol adamı Doğan Hakyemez’i anımsatıyor.
    Jacques Boudet (En soldaki, Filmden bir kare)

    Doğan Hakyemez
  • “Şapkadan Geçmiş Çıktı”
  • “Villadan Babam Çıktı”
  • “Fikis Menü”

Atölye

image

Filmin Künyesi:

ATÖLYE | L’ATELIER | THE WORKSHOP | Yönetmen: Laurent Cantet / Senarist: Robin Campillo, Laurent Cantet / Oyuncular: Marina Foïs (Olivia Dejazet), Matthieu Lucci (Antoine), Florian Beaujean (Etienne), Mamadou Doumbia (Bouba), Mélissa Guilbert (Lola), Warda Rammach (Malika), Julien Souve (Benjamin), Julien Souve (Fadi), Olivier Thouret (Teddy Chauvin, Antoine’nin Kuzeni) / Fransa / 2017 / Renkli / 113´

Sinopsis:

Marsilya yakınlarındaki küçük La Ciotat kasabası, mevsim yaz… Bir grup genç yazar adayı, bir atölye çalışması için ünlü yazar Olivia Dejazet’in rehberliğinde bir araya gelir. Gençlerden kasabanın endüstriyel geçmişiyle de bağ kuracak bir suç romanı yazmaları istenir. Romanında yarattığı katil karakterle kendini rahatsız edici şekilde özdeşleştiren ve asabi tavırlarıyla sivrilen genç Antoine, atölyenin gidişatını tamamen değiştirecektir. Fransız sinemasının en önemli yönetmenlerinden Laurent Cantet, kurgu ve yaratıcısı arasındaki ilişkiyi masaya yatırdığı, Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen yeni filminin senaryosunu, Kalp Atışı Dakikada 120 ile dikkat çeken Robin Campillo ile birlikte yazdı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Hikayedeki çatışma ortamı iyi yaratılmış.
  • Bir başka Fransız yönetmen François Ozon’un çalışması “Evde” filmini hatırlatıyor zaman zaman.
  • “Atölyede”

Dua

image

Filmin Künyesi:

DUA | LA PRIÈRE | THE PRAYER | Yönetmen: Cédric Kahn / Senarist: Cédric Kahn / Oyuncular: Anthony Bajon (Thomas), Damien Chapelle (Pierre), Alex Brendemühl (Marco), Louise Grinberg (Sybille), Hanna Schygulla (Rahibe Myriam),  Antoine Amblard (Père Luc),  Maïté Maillé (Agnès), Magne-Håvard Brekke (Olivier) / Fransa / 2018 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan ve başrol oyuncusu Anthony Bajon’a Gümüş Ayı kazandıran Dua, Bajon’un canlandırdığı, dua yoluyla kurtuluşu arayan genç bir eroin müptelasını izliyor. Bağımlılığını sonlandırmak isteyen Thomas, Fransız Alplerinde herkesten izole bir tesiste, dua yoluyla terapi uygulayan bir topluluğa başvurur ve bu yolda disiplin, sadelik, çalışma, dostluk ve (inançlı olmasa da) duanın dönüştürücü gücünü keşfeder. Gayet insancıl ve dokunaklı son filminde Cédric Kahn inanç, din ve bağımlılık konularına çok farklı bir noktadan yaklaşıyor. Kahn’ın bir önceki filmi Vie sauvage / Vahşi Yaşam 2015’te festivalde Uluslararası Yarışma’da yer almıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Anthony Bajon gerçekten etkileyici bir oyunculuk sergilemiş. Bu performansı ile 2018 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü kazandığını da belirtelim.
  • Senaryoda Thomas’ın geçmişine dair biraz daha bilgi yer alsa iyi olabilirdi.
  • Film tema itibarı ile usta Romen yönetmen Cristian Mungiu’nun “Tepelerin Ardında” filmini akıllara getiriyor.
  • Yazı karşılama partisi ile ilgili sahnede tesisteki gençlerin aileleri gelir. Ayrıca bu partiye onur konuğu olarak Rahibe Myriam da katılıyor. Bu sahne “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde karne dağıtımı için Mahmut Hoca’nın (Münir Özkul) öğrencilerin velilerini çağırtması olayını aklıma getirdi.

Siyah Gelinlik

image

Filmin Künyesi:

SİYAH GELİNLİK | LA MARIÉE ETAIT EN NOIR | THE BRIDE WORE BLACK | Yönetmen: François Truffaut / Senarist: François Truffaut (Senaryo), Jean-Louis Richard (Senaryo), Cornell Woolrich (Özgün Yapıt, William Irish adıyla) / Oyuncular: Jeanne Moreau (Julie Kohler), Jean-Claude Brialy (Corey), Michael Londsdale (Rene Morane), Claude Rich (Bliss), Michel Bouquet (Coral), Charles Denner (Fergus), Luce Fabiole (Julie’nin Annesi), Serge Rousseau (David) / Fransa / 1968 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Fransız Yeni Dalgası’nın alametifarika yönetmenlerinden François Truffaut’nun altıncı uzun metrajlı filmi Siyah Gelinlik, yönetmenin bu akımdan uzaklaştığı, yeni ve özgün bir tarza yöneldiği döneme denk gelir. Truffaut’nun Hitchcock’a saygı duruşu niyetiyle çektiği film, düğün günü kocasını öldüren beş katilin izini süren ve yalnızca siyah ya da beyaz giyinen bir kadının hikâyesini anlatıyor. Bu sıra dışı intikam filminin başrolünde, yine Truffaut’nun çektiği Jules ve Jim ile yıldızı parlayan Jeanne Moreau son derece gizemli, çarpıcı ve alabildiğine karizmatik. Siyah Gelinlik, 2006’da İstanbul Film Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan efsane oyuncu Jeanne Moreau anısına gösteriliyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Jeanne Moreau iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • Filmin akıcılığı oldukça iyi ve gerilim/gizem düzeyi de dengeli.
  • Hitchcockvari bir hikâyeyi kendisine konu edinir film.
  • Filmi izlerken kendinizi Yeşilçamvari bir hikâyenin içinde hissedebilirsiniz.

Fransa’da Bir Mevsim

image

Filmin Künyesi:

FRANSA’DA BİR MEVSİM | UNE SAISON EN FRANCE | A SEASON IN FRANCE | Yönetmen: Mahamat-Saleh Haroun / Senarist: Mahamat-Saleh Haroun / Oyuncular: Sandrine Bonnaire (Carole Blaszak), Eriq Ebouaney (Abbas Mahadjir), Bibi Tanga (Etienne Bamingui), Ibrahim Burama Darboe (Yacine Mahadjir), Aalayna Lys (Asma Mahadjir) / Fransa / 2017 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Çad asıllı yönetmen Mahamat-Saleh Haroun’dan Paris’in alt tabakasında ayakta kalma mücadelesi veren kaçak göçmenlerin hayatına gerçekçi ve dokunaklı bir bakış… Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki savaştan kaçarak Paris’e gelen iki kardeşten öğretmen olan Abbas manavlık, felsefe profesörü olan Etienne ise gece bekçiliği yapmaktadır. Her an polis tarafından ele geçirilerek sınır dışı edilme endişesiyle yaşayan kardeşler korku ve belirsizlik üzerine yeni bir hayat inşa etmeye çalışırken ellerinden gelebilecek en iyi şeyin onurlarını korumak olduğunu öğreneceklerdir. Haroun’un “Avrupa’ya sığınmış, yüzleri görülmeyen insanların hikâyesini” anlattığını söylediği Fransa’da Bir Mevsim, dünyanın en çok ziyaret edilen (ışıklar) şehri Paris’in hiç bilmediğimiz yönüyle bizi yüzleştiriyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar ve müzik tercihleri başarılı.
  • Film aslında hikaye anlamında çok yavaş ilerlemese de izlenirken yavaş ilerliyor hissi yaratıyor.
  • Amca Etienne karakteri ile ilgili tam bir bağ kurulamıyor. Amcanın çocuklarla bir arada olduğu bir sahne olmaması da ilginç geldi bana.
  • Senaryoda kimi eksiklikler olsa da sıcak ve keyifli bir film olmuş.
  • Film kullandığı samimi dil açısından göçmen konusuna değinen ve Fransa’da geçen “Umut Limanı” (Yönetmen: Aki Kaurismaki) filmini akıllara getiriyor.
  • 2015 yılında Altın Palmiye kazanan ve benzer bir konuya değinen “Dheepan” (Yönetmen: Jacques Audiard) filminden daha sıcak buldum bu filmi.
  • “Saint-Étienne “
  • “Yacine Saint-Germain”
  • “Haydi Abbas, vakit tamam;
    30 gün diyordun işte doldu zaman.”

Mutlu Son

image

Filmin Künyesi:

MUTLU SON | HAPPY END | Yönetmen: Michael Haneke / Senarist: Michael Haneke / Oyuncular: Isabelle Huppert (Anne Laurent), Jean-Louis Trintignant (Georges Laurent), Mathieu Kassovitz (Thomas Laurent), Fantine Harduin (Eve Laurent), Franz Rogowski (Pierre Laurent), Laura Verlinden (Anaïs), Toby Jones (Lawrence Bradshaw) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Günümüz sinemasının en önemli yönetmenlerinden Michael Haneke, Amour / Aşk’tan bu yana büyük bir heyecanla beklenen yeni filmiyle geri döndü. Usta yönetmen, Mutlu Son’da işlevsiz aile, burjuva gerilimi, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi her zamanki ilgi alanlarının yanına yenilerini de ekliyor. Odakta yine burjuva konformizmini her yönüyle yaşamaya çabalayan, dünyada olan bitene duyarsız bir aile var. Gelgelelim Avrupa eski Avrupa değil, şehirler onların soyut duvarlarla uzak tutmaya çalıştıkları “işgalci” göçmenlerle dolu. Haneke, Avusturya’nın Oscar adayı olan yeni filminde karanlık, rahatsız edici, öte yandan tuhaf bir mizah anlayışına da sahip bir sinema dili tutturuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi pek başarılı bulduğumu söyleyemem.
  • Oyunculukları başarılı buldum.
  • Yönetmenin 2012 yılında çektiği “Aşk” filminden sonra gelen bu film beklentileri karşılayamadı diye düşünüyorum.

Velayet

image

Filmin Künyesi:

VELAYET | CUSTODY | JUSQU’À LA GARDE | Yönetmen: Xavier Legrand / Senarist: Xavier Legrand / Oyuncular: Denis Ménochet (Antoine Besson), Léa Drucker (Miriam Besson), Thomas Gioria (Julien Besson), Mathilde Auneveux (Joséphine Besson), Mathieu Saikaly (Samuel), Florence Janas (Sylvia) / Fransa / 2017 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Venedik ve Toronto film festivallerinde yarışan, Xavier Legrand’ın ilk uzun metrajlı filmi Velayet, annesiyle babası henüz boşanmış olan bir çocuğu gözlemliyor. Ortak vesayet altındaki Julien, annesinin şiddete meyilli olarak yansıttığı babasıyla aşırı korumacı annesi arasında kalınca durumu kontrol altına almaya karar verir. Gerçekçilik, toplumsal dram, gerilim ve aile dramı gibi farklı türlere göndermelerle izleyicinin ilgisini hep yüksek tutan Velayet, ilk gösterimini henüz tamamlanan Venedik Film Festivali’nde yaptı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi başarılı buldum. Bir ilk film olmasına karşın güzel bir iş kotarılmış.
  • Oyunculuklar ve oyuncu seçimi başarılı.
  • Aile içi şiddet durumu duygu sömürüsüne çok başvurulmadan iyi bir şekilde anlatılmış.
  • Filmin ülkemizde altyazısız gösterilse de anlaşılacağını düşünüyorum.
  • Filmin son bölümü oldukça dokunaklı ve etkileyici.
  • “Meryem”

Uysal Bir Ruh

image

Filmin Künyesi:

UYSAL BİR RUH | A GENTLE CREATURE | KROTKAYA | Yönetmen: Sergei Loznitsa / Senarist: Sergei Loznitsa / Oyuncular: Vasilina Makovtseva (Uysal Bir Ruh), Marina Kleshcheva, Lia Akhedzhakova, Valeriu Andriuta / Fransa / 2017 / Renkli / 143´

Sinopsis:

Adını bile bilmediğimiz bir kadın… Tek amacı hapisteki kocasına bir koli ulaştırmak… Paket iade edilince teslimatı bizzat yapabilmek için yollara düşer ancak vardığı hapishanede de kocasının izini bulamaz. Sanki bütün yollar birileri tarafından kapatılmış gibidir. Bu eziyetin bir sonu var mıdır? Dostoyevski’den esinlenen Sergei Loznitsa, yeni filminde oldukça sert, tavizsiz, rahatsız edici bir Doğu Avrupa portresi çiziyor. Müthiş sanat yönetimiyle büyük Rus sinema geleneğini izleyen Uysal Bir Ruh, elbirliği etmişçesine, insanlığını yitirmiş bir Doğu Avrupa ülkesinin yarattığı kâbusun içinde geziniyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Filmin ilk bölümü başarılı fakat ortasından itibaren film zayıflıyor.
  • Başroldeki kadın karakterin yer yer gerçeküstücü yolculuğu “Kum Saati Sanatoryumu” (Yönetmen: Wojciech Has) filmini anımsattı.
  • Karakterin uysallığı ve/veya mecburi kayıtsızlığı “Yazgı” (Yönetmen: Zeki Demirkubuz) filmindeki Musa (Serdar Orçin) karakterini hatırlatır.
  • “Memleketimden İnsan Manzaraları”