Ayka

Ayka rolünde Samal Yeslyamova

Ayka filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

AYKA | Yönetmen: Sergei Dvortsevoy / Senarist: Sergei Dvortsevoy, Gennadiy Ostrovskiy / Oyuncular: Samal Yeslyamova (Ayka), Zhipara Abdilaeva (Chinara), Sergey Mazur (Veteriner) / Kazakistan / 2018 / Renkli / 100´ 

Sinopsis:

Bir önceki filmi Tulpan’la Cannes’da Belirli Bir Bakış ödülüne layık görülen Sergei Dvortsevoy, on yıllık bir aradan sonra 25 yaşındaki Ayka’nın hayata tutunma hikâyesini anlatıyor. Ayka, Moskova’da doğum yaptıktan hemen sonra hastaneden kaçar. Bir hafta boyunca bedenindeki tüm doğum sonrası etkileri görmezden gelerek ve yeni doğum yaptığını herkesten gizlemeye çalışarak iş aramaya başlar. Ancak çalışma izni olmayan bu kadına kimse iş vermek istemeyecektir. Ayka ilk sahneden itibaren izleyiciye kendi önyargılarını sorgulatan, hayata tutunma adına bireyin insanlığından nasıl ödün verebileceğini gözler önüne süren bir dram.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Başrolde yer alan Samal Yeslyamova çok iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • Yönetmenin bir önceki filmi Tulpan’a göre oldukça farklı bir çalışma olmuş.
  • Hem filmin temposu hem de hareketli kamera kullanımı zaman zaman izlemeyi zorlaştırabiliyor.
  • Yavru köpeklerin yaralı annelerini emdikleri sahne güzeldi.

Ayka Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Acı Süt”
  • “Taşı Toprağı Altın Şehir”

 

Pastacı

Pastacı filminde Tim Kalkhof (Thomas) ve Sarah Adler (Anat)

Pastacı filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

PASTACI | THE CAKEMAKER | Yönetmen: Ofir Raul Graizer / Senarist: Ofir Raul Graizer / Oyuncular: Tim Kalkhof (Thomas), Sarah Adler (Anat Nachmias), Roy Miller (Oren Nachmias), Zohar Shtrauss (Moti), Sandra Sade (Hanna), Tamir Ben Yehuda (Itai Nachmias), Stephanie Stremler (Sophia), Tagel Eliyahu (Dana), Eliezer Shimon (Avram) / İsrail / 2018 / Renkli / 104´ 

Sinopsis:

Oren iş için sıklıkla gittiği Berlin’de eşinin sevdiği kurabiyelerden almak için Thomas’ın kafesine uğrar. Bu ziyaretler zamanla tanışıklığa ve sonunda da beklenmedik bir aşka dönüşecektir. Oren’in aniden ölümü, Thomas’ın kendini Kudüs’te Oren’in ailesi ile birlikte yaşadığı şehirde bulmasıyla sonuçlanır. Genç adam ölen sevgilisinden geriye kalanlarla baş başa kalacaktır. Yönetmen Ofir Raul Graizer bu ilk filminde, aile bağları, aşk, yas ve din temalarını öne çıkaran dokunaklı bir drama imza atıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Müzik kullanımı başarılı. Özellikle piyano seslerinin sahnelere eşlik ettiği bölümler oldukça hoş olmuş.
  • Hikayedeki çatışma düzlemi iyi kurgulanmış.
  • Anat’ın kocasından kalan eşyalara daha önceden bakmamış olması biraz tuhaf/garip olmuş.
  • Sarah Adler ve Ülkü Duru birbirlerine benzemiyorlar mı sizce de?

    Sarah Adler (Pastacı filminden bir sahnede) ve Ülkü Duru
    Sarah Adler ve Ülkü Duru
  • “Bak Pastacı geliyor selam veriyor
    Herkes ona bakıyor merak ediyor
    Çok teşekkür ederim pastacı sana
    Çok güzel kurabiyeler getirdin bana”

Pastacı Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Pastacı Kurabiyeyi İki Kere Yapar”
  • “Beni Pastanla Çağır”
  • “Pastacının Beyaz Yalanları”
  • “Tarifi Bende Saklı”

 

Aşkın Gözü

image

Filmin Künyesi:

AŞKIN GÖZÜ | HIKARI | Yönetmen: Naomi Kawase / Senarist: Naomi Kawase / Oyuncular: Masatoshi Nagase (Masaya Nakamori), Ayame Misaki (Misako Ozaki), Tatsuya Fuji (Kitabayashi / Juzo), Kazuko Shirakawa (Yasuko Ozaki), Misuzu Kanno (Tomoko / Tokie), Mantarô Koichi (Akitoshi)  / Japonya / 2017 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterilen ve Evrensel Jüri ödülüne layık görülen Aşkın Gözü, görme engelliler için film betimlemesi yapan Misaki ile hastalığı nedeniyle zamanla görme yetisini kaybetmekte olan ünlü fotoğrafçı Masaya’nın hikayesini anlatıyor. Misaki’nin filmde gördüklerini olabildiğinde kusursuz ve dengeli bir şekilde kelimelere dökme çabasını dinleyen test grubuna dahil olan Masaya’nın Misaki’nin betimlemelerini acımasızca eleştirmesiyle gergin başlayan ilişkileri zaman içinde empatik ve sevgi dolu bir yere doğru gidiyor. Naomi Kawase’nin kendine özgü tarzıyla akıcılık kazanan Aşkın Gözü, başkalarını daha iyi anlamak için bakış açımızı genişletmenin ve iletişim kurmanın yeni yollarını araştırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Diyaloglar iyi yazılmış.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin müziklerini çok beğendim.
  • Dingin ve şiirsel bir çalışma olmuş.
  • Filmdeki ışık kullanımı ve görüntü yönetimi iyi.
  • Misako ve Masaya ikilisinin aşkı, duyguları hissetme ve ifade etme biçimleri yer yer “Sevmek Zamanı” (Yönetmen: Metin Erksan) filmini hatırlatır. Filmin başlarında Masaya, Misako’nun filmi betimlemesi sırasında onun öznel duyguları fazlasıyla kattığını ifade eder. Masaya ondan izlenen film ile kendisinin ya da genel anlamda seyircinin arasına bu kadar girilmemesini ister. Tıpkı “Sevmek Zamanı” filminde Boyacı Halil’in (Müşfik Kenter) Meral’den (Sema Özcan) resmi ile kendisi arasına girmesini istememesi gibi.
  • Filmin içerisinde başka bir filmin betimlemesi gösterilir.  Sinemayı ve aşk temalarını bir arada bulundurması bakımından “Aşkın Çekimi” (Yönetmen: Lone Scherfig) filmini de az da olsa hatırlatır.
  • Yönetmenin bundan önceki son iki filmi olan “Umudun Tarifi” ve “Dingin Sular” isimli yapımları çok başarılı bulmamıştım açıkçası. Bu film ile tekrar çıtayı yükseltiyor kendisi adına.
  • Filmden bir replik: “Fotoğrafçı avcı gibidir. Onun avı zamandır”
  • Masaya Misako’ya şöyle bir şey sorsa “Bana mutluluğun betimlemesini yapabilir misin?”
  • “Betimlemek Zamanı”
  • “Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok”
  • “Götür Beni Güneşin Battığı Yere”

Ava

image

Filmin Künyesi:

AVA | Yönetmen: Sadaf Foroughi / Senarist: Sadaf Foroughi / Oyuncular: Mahour Jabbari (Ava), Bahar Noohian (Bahar, Ava’nın Annesi), Vahid Aghapoor (Vahid, Ava’nın Babası), Parnian Akhtari (Anahita), Sarah Alimardani (Shirin),  Mona Ghiasi (Yasi), Houman Hoursan (Nima), Leili Rashidi (Bayan Dehkhoda), Shayesteh Sajadi (Melody)  / İran / 2017 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Ava, Tahran’da ailesiyle birlikte yaşayan, oldukça programlı bir hayatı olan bir lise öğrencisidir. En büyük tutkularından biri keman çalmak olan Ava da her genç gibi arkadaşlarıyla vakit geçirmekten keyif alır. Kendi yaşındaki bir oğlanla görüştüğünü öğrenen annesi duruma aşırı tepki göstererek Ava’yı jinekoloğa götürür. Olayın travmasını atlatamayan Ava, annesinin de kendi yaşındayken yaptığı “uygunsuz” davranışları öğrenince, keman derslerini atlatmaya ve okulda düzeni bozacak davranışlarda bulunmaya başlar. Annesinin koyduğu sınırlar daraldıkça, Ava’nın başkaldırısı ve özgürlüğüne olan özlemi de katlanarak artacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Annesinin Ava’yı jinekoloğa götürdüğü andan sonra evdeki çekimlerde Ava’yı daha çok karanlık ışıkta görürüz. Öncesinde ise Ava ile ilgili evdeki sahneler daha aydınlıktır.
  • Evet, Ava sanatla ilgili. Keman çalıyor, klasik müzik dinliyor, bir piyanosunun olmasını istiyor. Öte yandan ailenin geri kalanında sanatla ilgili bir bağ, alaka pek görülemiyor.
  • Genellikle beyaz eldivenleri ile görülen okul müdürü eğitimi tırnak içinde ameliyat eden ama bunda da başarısız olan bir cerrah gibi gözüküyor. Ava’nın annesi de bir doktor/cerrah. O da kızının eğitimi üzerinde başarısız bir ameliyat gerçekleştiriyor.
  • Yakın zaman önce 37. İstanbul Film Festivalinde yer alan başka bir İran yapımı “Tarihsiz, İmzasız” (Yönetmen: Vahid Jalilvand) filmindeki gibi bu filmde de hikayenin bazı noktalarına inandırıcılık sorunları var.
  • “Odamdaki Kemancı”

Thelma

image

Filmin Künyesi:

THELMA | Yönetmen: Joachim Trier / Senarist: Eskil Vogt, Joachim Trier / Oyuncular: Eili Harbo (Thelma), Kaya Wilkins (Anja), Henrik Rafaelsen (Trond), Ellen Dorrit Petersen (Unni) / Norveç / 2017 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Norveç’in son dönemlerde öne çıkan yönetmenlerinden Joachim Trier yeniden bir büyüme hikayesi ile karşımızda. Şehirde üniversiteye gitmek için köydeki evinden ve tutucu ailesinden ilk defa ayrılan çekingen Thelma’nın yaşadıklarını izliyoruz. Thelma, sınıflarından birindeki başka bir kıza aşık olmasıyla hem yaşadığı duygu yoğunluğuna hem de açığa çıkan doğa üstü güçlerine anlam vermeye çalışıyor. Yetiştiriliş tarzından içine işlemiş doğrular, ailesinin baskıcı tutumu ile iç dünyasında yaşadıklarının çatışması arasında kendini bulmaya çabalıyor. Açılış sahnesinden itibaren izleyiciyi kendine bağlayan bu etkileyici film dünya prömiyerini Toronto Film Festivalinde yapmıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Eili Harbo’nun oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Filmin görsel estetiğini başarılı buldum.
  • Filmdeki müzik kullanımı iyi tasarlanmış.
  • Kameranın kimi sahnelerde yukarıdan gerçekleştirdiği çekimler Thelma’nın Tanrısal varlığına dair bir gönderme olabilir.
  • Film kimi açılardan “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) kimi açılardan ise “Bahçe” (Yönetmen: Martin Šulík) filmini hatırlattı bana.
  • “Bu Nöbetler Neden Thelma”
  • “Köyden İndim Kente”

Fukushima Sevgilim

image

Filmin Künyesi:

FUKUSHIMA SEVGİLİM | GRÜSSE AUS FUKUSHIMA | Yönetmen: Doris Dörrie / Senarist: Doris Dörrie / Oyuncular: Rosalie Thomass (Marie), Kaori Momoi (Satomi), Nami Kamata (Nami) / Almanya / 2016 / Siyah-Beyaz/ 108´

Sinopsis:

Marie ve kocası daha evlendikleri gün ayrılırlar. Marie, mutsuzluğunu geride bırakabilmek amacıyla çok uzaklara kaçmaya karar verir ve “Clowns4Help” örgütü için Japonya’ya gider. Hedef, Fukushima felaketi sonrasında hayatta kalanlara yardım etmektir. Marie bu görevi yerine getiremeyeceğini kısa sürede anlamasına rağmen, bir kadının yardım çağırısı onu geri dönmekten alıkoyar. Yaşı ilerlemiş bir geyşa olan Satomi’ye eşlik eder; birlikte Satomi’nin radyoaktif kirlenme yüzünden 2011’den bu yana karantinaya alınan bölgedeki yıkılmış evine giderler. Burada geçirdikleri süre içinde, birbirine hiç benzemeyen bu iki kadın arasında beklenmedik bir dostluk gelişir. İlk gösterimi 2016 Berlin Film Festivali’nde yapılan Fukushima Sevgilim, usta yönetmen Doris Dörrie’nin en iyi filmleri ile kıyaslanmış ve son derece başarılı siyah-beyaz görüntü yönetimiyle övgü toplamıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Güzel ve başarılı bir film olmuş.
  • “Found in Translation”
  • Marie ile Satomi karakterleri arasındaki çatışma filmde çok iyi işlenmiş.

Yeminli Bakire

image

Filmin Künyesi:

YEMİNLİ BAKİRE | VERGINE GIURATA | Yönetmen: Laura Bispuri / Senarist: Laura Bispuri, Francesca Manieri / Oyuncular: Alba Rohrwacher (Hana / Mark), Emily Ferratello (Jonida), Lars Eidinger (Bernhard) / Arnavutluk / 2015 / Renkli / 84´

Sinopsis:

Yönetmen Laura Bispuri bu ilk uzun metrajlı filminde toplumsal cinsiyet rolleri meselesine Arnavutluk’un yeminli bakirelik geleneği üzerinden yaklaşıyor. Arnavutluk’un küçük bir dağ köyünde yaşayan Hana, parçası olduğu topluluğun kadınlara dayattığı ikinci sınıf rolü kabullenmeyerek yeminli bakire olarak yaşamaya karar verir. Bundan böyle, adı Mark olacaktır ve ömür boyu bakire kalmak şartıyla içki içmeye, silah kullanmaya, avlanmaya, kısacası bir erkek gibi yaşamaya hak kazanacaktır. Yıllarca bu şekilde yaşayan Mark daha fazla dayanamayarak İtalya’daki kızkardeşinin yanına gittiğinde, hem modern dünyaya ayak uydurma hem de yeniden Hana olma mücadelesi başlar. Diyaloglardan çok görsel anlatıma ağırlık veren, belgeseli andıran kamera hareketleri ve açılarıyla izleyiciyi içine alan bu etkileyici yapım dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapmıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Yürüyen merdivende sadece Hana’nın yer aldığı sahne güzeldi.
  • Arnavutluk’ta geçen bölümlerdeki görsel atmosfer güzeldi.
  • “Erkek Hana”

Tatlı Gece

image

Filmin Künyesi:

TATLI GECE | HONEY NIGHT | Yönetmen: Ivo Trajkov / Senarist: Ivo Trajkov / Oyuncular: Nikola Ristanovski (Nikola), Verica Nedeska (Anna), Igor Angelov (Andov) / Makedonya / 2015 / Renkli / 89´

Sinopsis:

Çek sinemasının başarılı senaristlerinden Jan Prochazka’nın Kulak adlı senaryosundan esinlenen Tatlı Gece, aynı güne rastlayan bir milli bayram ile bir politikacı ve eşinin 10. evlilik yıldönümlerinin gecesinde cereyan eden olayları konu alıyor. Yıldönümlerini bir türlü kutlamaya başlayamayan çiftin bayram nedeniyle katıldıkları resmi resepsiyonla eve döndükten sonra olanlar arasında oldukça başarılı bir paralel kurgu yoluyla anlatılan hikayeye yolsuzluk, hüsran, hayal kırıklıkları, korku ve bol miktarda paranoya eşlik ediyor. Üstelik bu yorucu gecede Nikola ve Ana çifti yalnız değiller, evlerinin her köşesine gizlenmiş dinleme böcekleri de olan bitene şahit oluyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Verica Nedeska’nın oyunculuğu başarılı.
  • “Makedonya Usulü Koltuk Sevdası/Belası”

Amcam

image

Filmin Künyesi:

AMCAM | MON ONCLE| Yönetmen: Jacques Tati / Senarist: Jacques Lagrange, Jean L’Hôte, Jacques Tati / Oyuncular: Jacques Tati (Monsieur Hulot), Jean-Pierre Zola (Charles Arpel), Adrienne Servantie (Madame Arpel), Alain Bécourt (Gerard Arpel) / Fransa / 1958 / Renkli / 117´

Sinopsis:

Jacques Tati’nin hem yönettiği hem başrolünü oynadığı, senaryosunu yazıp yapımcılığını da üstlendiği bu film, geleneksel ahlâk değerlerinin oluşturduğu yaşam tarzı ile tüketim toplumunun ortaya çıkardığı kargaşa ve koşuşturma arasındaki çelişkiyi vurguluyor. 2. Dünya Savaşı sonrasında Fransa’da başlayan Amerikan tarzı tüketim sevdasını, geleneksel mimarinin yok edilip yerini soğuk modern yapıların almasını ve otomobil çılgınlığını eleştiriyor. Film, betimlenen absürt modern mimarinin vurgulanabilmesi için Henri Schmitt’in tasarımı olan bir dekorda çekilmişti.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim. Filmin mizahi dili ise özellikle başarılı.
  • Oyunculuklar iyi bir seviyede.
  • Filmin müziği pek güzel.

Eksiler

  • Kimi sahnelerde yakın kamera çekimi tercih edilebilirdi diye düşündüm.
  • Amcanın yeğenine aynı ölçüde ve karşılıkta bir sevgi beslediğini pek hissedemiyoruz.

Keşif

  • Amcanın yaşadığı daireye çıkması sırasında kameranın tam karşı açıdan bize tüm süreci gösterdiği sahneyi başarılı buldum.
  • Amcanın, kardeşi ve yengesinin evde verdiği partiye katıldığı sahne oldukça keyifliydi.
  • Çağdaş ev ile geleneksel ev arasındaki zıtlıklar iyi bir şekilde aktarılmış.
  • Konusunun bir amca/dayı ve yeğen arasındaki dostuluğu, bağlılığı da içermesinden dolayı bu film aklıma “Sevgili Dayım” (Yönetmen: Zeki Ökten) filmini getirdi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Gökdelen

image

Filmin Künyesi:

GÖKDELEN | HIGH-RISE | Yönetmen: Ben Wheatley / Senarist: Amy Jump, J.G. Ballard (Roman) / Oyuncular: Tom Hiddleston (Laing), Jeremy Irons (Royal), Sienna Miller (Charlotte), Luke Evans (Wilder), Elisabeth Moss (Helen) / İngiltere / 2015 / Renkli / 119´

Sinopsis:

J.G. Ballard’ın romanından uyarlanan film, kainatın bir türlü efendisi olmayı başaramayan insanın şaşkınlığını, gururunu, yoldan çıkmışlığını özetliyor. Doktor Robert Laing aslında biraz kendi içine çekilmek, ortalarda fazla gözükmemek için lüks, fütüristik bir apartmana yerleşir. Betondan yapılmış bu kulenin birbirinden ilginç sakinleri vardır. Aşağı katlarda bitmek bilmeyen uyuşturucu ve toplu seks partileriyle hedonizm tavan yaparken, gökdelenin mimarı Mr. Royal binanın en üstteki teras katında alt katlarda yaşayanlardan kopuk, saraylarla yarışır bahçesiyle üstün bir hayat sürmekteyken, üst, orta ve alt kattakiler arasındaki ilişki giderek vahşileşir ve akıl almaz derecede şiddetli bir savaşa dönüşür.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Senaryo daha güçlü olabilirdi.
  • Bir bütün olarak değerlendirildiğinde filmin içerisine tam girilemiyor.

Keşif

  • İzlenmeyi hak eden ilginç bir çalışma olmuş film.
  • Mekan tasarımı başarılı. Gökdelenin kendine has klostrofobisi izleyiciye hissettiriliyor.

Öylesine

  • Bulunamadı.