Aşkın Gözü

image

Filmin Künyesi:

AŞKIN GÖZÜ | HIKARI | Yönetmen: Naomi Kawase / Senarist: Naomi Kawase / Oyuncular: Masatoshi Nagase (Masaya Nakamori), Ayame Misaki (Misako Ozaki), Tatsuya Fuji (Kitabayashi / Juzo), Kazuko Shirakawa (Yasuko Ozaki), Misuzu Kanno (Tomoko / Tokie), Mantarô Koichi (Akitoshi)  / Japonya / 2017 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterilen ve Evrensel Jüri ödülüne layık görülen Aşkın Gözü, görme engelliler için film betimlemesi yapan Misaki ile hastalığı nedeniyle zamanla görme yetisini kaybetmekte olan ünlü fotoğrafçı Masaya’nın hikayesini anlatıyor. Misaki’nin filmde gördüklerini olabildiğinde kusursuz ve dengeli bir şekilde kelimelere dökme çabasını dinleyen test grubuna dahil olan Masaya’nın Misaki’nin betimlemelerini acımasızca eleştirmesiyle gergin başlayan ilişkileri zaman içinde empatik ve sevgi dolu bir yere doğru gidiyor. Naomi Kawase’nin kendine özgü tarzıyla akıcılık kazanan Aşkın Gözü, başkalarını daha iyi anlamak için bakış açımızı genişletmenin ve iletişim kurmanın yeni yollarını araştırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Diyaloglar iyi yazılmış.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin müziklerini çok beğendim.
  • Dingin ve şiirsel bir çalışma olmuş.
  • Filmdeki ışık kullanımı ve görüntü yönetimi iyi.
  • Misako ve Masaya ikilisinin aşkı, duyguları hissetme ve ifade etme biçimleri yer yer “Sevmek Zamanı” (Yönetmen: Metin Erksan) filmini hatırlatır. Filmin başlarında Masaya, Misako’nun filmi betimlemesi sırasında onun öznel duyguları fazlasıyla kattığını ifade eder. Masaya ondan izlenen film ile kendisinin ya da genel anlamda seyircinin arasına bu kadar girilmemesini ister. Tıpkı “Sevmek Zamanı” filminde Boyacı Halil’in (Müşfik Kenter) Meral’den (Sema Özcan) resmi ile kendisi arasına girmesini istememesi gibi.
  • Filmin içerisinde başka bir filmin betimlemesi gösterilir.  Sinemayı ve aşk temalarını bir arada bulundurması bakımından “Aşkın Çekimi” (Yönetmen: Lone Scherfig) filmini de az da olsa hatırlatır.
  • Yönetmenin bundan önceki son iki filmi olan “Umudun Tarifi” ve “Dingin Sular” isimli yapımları çok başarılı bulmamıştım açıkçası. Bu film ile tekrar çıtayı yükseltiyor kendisi adına.
  • Filmden bir replik: “Fotoğrafçı avcı gibidir. Onun avı zamandır”
  • Masaya Misako’ya şöyle bir şey sorsa “Bana mutluluğun betimlemesini yapabilir misin?”
  • “Betimlemek Zamanı”
  • “Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok”
  • “Götür Beni Güneşin Battığı Yere”

Son Cinayet

image

Filmin Künyesi:

SON CİNAYET | THE THIRD MURDER | SANDOME NO SATSUJIN | Yönetmen: Hirokazu Kore-Eda / Senarist: Hirokazu Kore-Eda / Oyuncular: Hirose Suzu (Sakie), Fukuyama Masaharu (Shigemori), Yakusho Koji (Misumi) / Japonya / 2017 / Renkli / 124´

Sinopsis:

İnsancıl dramlarıyla tanıdığımız yönetmen Kore-eda, bu kez bir cinayeti araştıran bir ceza avukatının peşinde adalet, gerçek ve yasa kavramlarını sorguluyor. Venedik’te Altın Aslan için yarışan Son Cinayet’ın başrolünde şarkıcı ve oyuncu Fukuyama Masaharu yer alıyor. Filmde Shigemori adında bir avukat, 30 yıl önce işlenen bir cinayet vakasının zanlısını savunmaktadır. İdam cezası istemiyle yargılanan adam suçu üstlenmiş olsa da Shigemori’nin araştırmaları, onu zanlının suçsuz olduğuna inandırır.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi vasat buldum.
  • Hirokazu Kore-Eda’nın son filmlerinde biraz düşüş söz konusu sanki.
  • Filmdeki hikayenin temelinde biraz inandırıcılık sıkıntısı bulunmakta.
  • “Benim Hakimim, Benim Avukatım”

Fırtınadan Sonra

image

Filmin Künyesi:

FIRTINADAN SONRA | AFTER THE STORM | UMI YORI MO MADA FUKAKU | Yönetmen: Hirokazu Kore-Eda / Senarist: Hirokazu Kore-Eda / Oyuncular: Abe Hiroshi (Shinoda Ryôta), Maki Yoko (Shiraishi Kyôko), Yoshizawa Taiyo (Shiraishi Shingo), Kiki Kilin (Shinoda Yoshiko) / Japonya / 2016 / Renkli / 117´

Sinopsis:

Japon auteur Hirokazu Kore-eda, son filminde boşanmanın ardından dağılan bir aileye odaklanıyor. Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen film, “kaybeden” baba, yeni bir hayat kurmaya niyetlenen sorumluluk sahibi anne ve arada kalmış küçük oğullarını, bir fırtınada, babaannenin evinde bir araya getiriyor. Kore-eda, hümanist bakışını ve gündelik detaylarda bulduğu hazineleri bir kez daha göz önüne sererken, mizahı da ihmal etmiyor. Fırtınadan Sonra’nın izleyiciyi yargılardan uzak tutan dengesi ve Kore-eda’nın her filmde yakaladığı sıcaklık, akılda kalıcı bir dramın anahtarı oluyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Hirokazu Kore-eda’nın mizahi dili en yoğun filmlerinden biri olmuş.
  • “Meyve vermeyen ağacı da taşlarlar”
  • “Benim Annem, Benim Oğlum”
  • Dedektiflik işi sonrası Ryôta belki de kendi hayatını da bir sorgulamış oldu.
  • “Teşekkür Ederim Büyükanne”
  • “Japonya Usulü Evlenip Boşanma”

Chasuke’nin Yolculuğu

image

Filmin Künyesi:

CHASUKE’NİN YOLCULUĞU | CHASUKE’S JOURNEY | TEN NO CHASUKE | Yönetmen: Sabu / Oyuncular: Ken’ichii Matsuyama (Chasuke), Ito Ohno (Yuri), Ren Ohsugi (Taneda), Yusuke Iseya (Hikomura), Hiromasa Taguchi, Tina Tamashiro (Chako), Susumu Terajima (Kuroki) / Japonya / 2015 / Renkli/ 106´

Sinopsis:

Öbür dünyada, yoğun senaryo yazarları insanlık için senaryolar yazarlar. Yazdıkları şeyler insanların kaderlerini belirler. Gökyüzü çaycısı Chasuke, sonu bitmek bilmeyen işlerini kolaylaştırmak için yazarlara durmadan çay koyar. İşi sırasında istemeden de olsa yazarlık süreciyle ilgili konuşulanlara kulak misafiri olur ve özellikle Yuri adında genç bir kadının hikâyesiyle ilgilenir. Böylece Chasuke yeni ilginç güçlerini keşfetmeye başlar, ama dikkatini toplamalıdır; zaman akıp gidiyordur ve Yuri’nin kaderi ellerinin arasındadır.

Not: Yukarıdaki paragraf Boğaziçi Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin fantastik yönü başarılı olmuş.

Eksiler

  • Filmde şiddet içeren sahneler hiç olmasa daha iyi olabilirmiş.

Keşif

  • Vasat bir film olmuş.
  • Gökyüzünde senaryo yazan kişiler “Nokta” (Yönetmen: Derviş Zaim) filmindeki gerçeğin peşindeki(ler) gibi.
  • Filmin senaryosundaki mizahi yönde Natuk Baytan’ın Kemal Sunal’lı (Üç Kağıtçı, Tokatçı, Tarzan Rıfkı vb. gibi) filmlerindeki komedi havası vardı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Küçük Kız Kardeşim

image

Filmin Künyesi:

KÜÇÜK KIZ KARDEŞİM | OUR LITTLE SISTER | UMIMACHI DIARY | Yönetmen: Hirokazu Kore-Eda / Oyuncular: Ayase Haruka (Sachi), Nagasawa Masami (Yoshino), Kaho (Chika), Hirose Suzu (Suzu Asano), Ryô Kase (Sakashita) / Japonya / 2015 / Renkli/ 128´

Sinopsis:

Çağdaş Japon sinemasının ustası Kore-eda’nın son filmi, Yoshida Akimi’nin aynı adlı çoksatar çizgi romanından uyarlanmış. Büyükannelerine ait bir evde oturan üç yetişkin kız kardeş: Fazlaca içen, bankacı Yoşi; bebek gibi davranan Çika ve en olgunları, hemşire Saçi. Yıllardır görmedikleri babalarının cenazesinde onlu yaşlarındaki utangaç üvey kız kardeşleri Suzu’yla tanışırlar. Kızla hemen kaynaşan üçlü, Suzu’yu yanlarına almayı teklif eder. Dört mevsim boyunca dört kız kardeş birbirlerine bağlanacak, aile olmayı yeniden öğrenecektir. Klasik Japon tarzını benimseyen bu sakin ve dokunaklı aile dramı, Cannes’da Altın Palmiye için yarışmıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel itibari ile güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Hirokazu Kore-Eda’dan daha güçlü bir senaryo beklerdim.

Keşif

  • Filmde bir sahnede geçen “Anılar renkleniyor” güzel bir betimleme olmuş.
  • Saçi, Suzu’da belki de kendi küçüklüğünü gördüğü için onu yakın bulup ilgilenmeye çalışıyor.
  • Deniz kenarında dört kız kardeşin sohbeti “Mavi Dalga” (Yöneten: Zeynep Dadak , Merve Kayan) filmindeki benzer bir kız arkadaş grubu sahnesini hatırlattı.
  • Filmin dış çekimlerinde yönetmenin “Benim Babam, Benim Oğlum” filmindekine benzer bir hava vardı.

Öylesine

  • “Küçük Kadınlar”
  • “Ana Suzusu”

Umudun Tarifi

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN TARİFİ | AN | Yönetmen: Naomi Kawase / Oyuncular: Nagase Masatoshi (Sentaro), Kiki Kirin (Tokue), Uchida Kyara (Wakana), Miyoko Asada / Japonya / 2015 / Renkli/ 110´

Sinopsis:

“Umudun Tarifi, hayatın zorluklarına karşı bir araya gelen iki kişinin buluşmasıdır. Cennete ulaşmadan önce daha kaç kez yıkılmamız gerekir?” diyor yönetmen Naomi Kawase. Filmin kahramanlarından Sentaro, içi “an”, yani tatlı fasulye ezmesi dolu börekler yapan bir fırının sahibidir. Tokue adında bir yaşlı kadın, dükkânın da ona yardımcı olmayı teklif edince Sentaro tereddütle kabul eder. Fakat Tokue’nin gizli bir tariften yaptığı “an” sihirli denecek kadar lezzetlidir ve bu sayede dükkânın satışları müthiş artar. Zamanla Tokue ile Sentaro birbirlerine de açılacak, dertlerini paylaşacaklardır. Umudun Tarifi, Cannes Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmiydi. Kawase’nin önceki filmi Dingin Sular geçen yıl Filmekimi’nde gösterilmişti.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel olarak filmi beğendim.
  • Sakinlik filmde dengeli bir şekilde kullanılmış.

Eksiler

  • Wakana karakteri filmin hikayesinde tam bir yere oturamıyor.

Keşif

  • Tokue’nin kafesteki kuşu özgür bırakması kendisinin de sonsuzluğa gidişinin bir habercisi gibi.
  • Sentaro’nun sonunda pazarda satış yapması aklıma “Züğürt Ağa” (Yönetmen: Nesli Çölgeçen) filmindeki Şener Şen’i getirdi.
  • Hikayenin fasulyelerle kurduğu ilişkiyi ve oradaki sabrı beğendim.
  • Toplumun dışladığı, soyutladığı insanların birbirlerine kucak açmaları güzel bir şey: Somutlama
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Dingin Sular”dan daha dingin ve ümitvar bir film olmuş.

Öylesine

  • “Fasulyenin Tadı”

Marnie Oradayken

image

Filmin Künyesi:

MARNİE ORADAYKEN | OMOIDE NO MARNIE| WHEN MARNIE WAS THERE | Yönetmen: Yonebayashi Hiromasa / Seslendirme: Takatsuki Sara (Anna Sasaki), Arimura Kasumi (Marnie). Matsushima Nanako (Yoriko Sasaki), Terajima Susumu (Kiyomasa Oiwa), Negishi Toshie (Setsu Oiwa), Moriyama Ryoko (Yaşlı Kadın), Yoshiyuki Kazuko (Nanny), Ken Yasuda (Toichi) / Japonya / 2014 / Renkli / 103´

Sinopsis:

“Bu dünyada çıplak gözle görülemeyen sihirli bir daire var.” Studio Ghibli’nin son filmi olarak lanse edilen bu güzel canlandırma film, terk edilmiş bir ev ve penceresinde görünen gizemli bir kızın hikâyesini anlatıyor. Anna’nın hayatta hiç arkadaşı yoktur; ta ki kum tepelerinin orada Marnie’yle karşılaşana kadar. Ne var ki bataklıktaki eve yeni bir aile taşınınca Marnie ortadan kaybolur. Popüler bir çocuk romanından uyarlanan, arkadaşlık ve yalnızlık hakkındaki bu dokunaklı film, Prenses Mononoke’den Küçük Deniz Kızı Ponyo’ya birçok Ghibli filminde çalışmış olan yönetmen Hiromasa Yonebayashi’nin yönettiği ikinci film.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Canlandırmalar oldukça başarılı.

Eksiler

  • Genel anlamda film biraz vasat kalmış.
  • Senaryodaki Hayalet Ev ve Marnie’nin geçmişine uzanan hikaye örgüsünü zayıf buldum.
  • Toichi’nin konuş(a)maması ya da sessiz kalması filmde bir yere bağlanacak havası taşıyordu ama öyle olmadı.

Keşif

  • Karakterler biraz “Heidi” çizgi filmini getiriyor akıllara. Bir tek Peter’imiz eksikti.
    • Anna -> Heidi
    • Marnie -> Clara
    • Toichi -> Heidi’nin Dedesi
  • Kuşlar ayrı bir güzel resmedilmiş filmde.
  • Filmde yer alan resim yapma sahneleri yakın zamanlarda çekilen diğer bir Studio Ghibli filmi olan “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmini çağrıştırdı.

Öylesine

  • “Marnie Küçük Anna”

Prenses Kaguya Masalı

image

Filmin Künyesi:

PRENSES KAGUYA MASALI | THE TALE OF THE PRINCESS KAGUYA | Yönetmen: Isao Takahata / Seslendirenler: Chloë Grace Moretz, James Caan, Mary Steenburgen / Japonya / 2013 / Animasyon / 137´

Sinopsis:

Bir zamanlar, fakir bir orman köyünde yaşlı bir oduncu yaşarmış. Geçimini kestiği bambuları satarak kazanan oduncunun, yaşlı karısından başka kimsesi yokmuş. Yine bir gün ormanda bambu kesmekle uğraşırken yerden bir bambunun filizlendiğini ve çabucak büyüdüğünü görmüş. Merakla bambunun yanına gidince, bambunun tomurcuklanıp açıldığını ve içinden minik bir prenses çıktığını fark etmiş. Şaşkınlık içindeki oduncu bu minicik prensesi evine götürmüş. Avcunun içinde sakladığı prensesi karısına gösteren oduncu, prensesin birdenbire bir bebeğe dönüştüğünü görünce şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış! Diğer bebeklerden farklı olan bu bebek, hızla büyüyerek oduncunun bambu filizinin içinde görmüş olduğu prensese dönüşmüş – ama bu kez gerçek boyutlarda! Yıllar geçerken, küçük prensese öz çocukları gibi bağlanan oduncuyla karısının aklında tek bir soru varmış: Bu güzeller güzeli kız aslında kimdir ve nereden gelmiştir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda güzel bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Animasyona ait çizgi düzenlemeleri ve canlandırma çok başarılı özellikle de “çocuk aklı ve davranışlarını” resmetme anlamında.

Eksiler

  • Babanın birden paragöz olması filmde tam işlenemiyor. Oysa bir zamanlar tek amacı kızı Kaguya’nın mutlu olmasıydı.
  • Annenin çok pasif kalmasını biraz yadırgadım.
  • Kaguya’nın prenses olması ve bunun halk tarafından kabul görme süreci pekiyi anlatılamamış.

Keşif

  • Prenses olmanın Kaguya dışında herkesi mutlu etmesi klasik bir yara gibi. Kaguya’nın dile getirdiği gibi: “Gülmek yok, ağlamak yok, terlemek yok. O zaman bu prenses insan değil”
  • Kaguya ile sevdiği çocuk arasındaki aşkın sınıfsal boyutu “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmindeki yakın bir durumu anımsatıyor.
  • Ay’dan Kaguya’yı almaya gelen kafilenin yolculuğu sırasında çalan müzik pek güzeldi.
  • Japon filmlerinde görmeye alıştığımız kiraz ağaçları ve çiçekleri her zamanki gibi heyecan vericiydi.
  • Filmin hayvanlarla kurduğu ilişkiyi beğendim.

Öylesine

  • “Bambu Gönlüm”
  • “Bir başka bambu ağacını 
    Kesemem kesemem kesemem 
    Giysilerin ne güzel 
    Diyemem diyemem diyemem 
    Şu sihri başkasına 
    Veremem veremem veremem 
    Bir başka prensesi 
    Sevemem sevemem sevemem”

Tomurcuklar Açarken

image

Filmin Künyesi:

TOMURCUKLAR AÇARKEN | BLOSSOMS BLOOM | SAKURA SAKU | Yönetmen: Mitsutoshi Tanaka / Oyuncular: Naoto Ogata (Shunsuke Osaki), Kaho Minami (Akiko), Tatsuya Fuji (Shunsuke’nin Babası), Masato Yano, Karen Miyama  / Japonya / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Büyük bir şirkette çalışan Shunsuke, eşi, iki çocuğu ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kendini fazlasıyla işine verdiğinden, farkında olmadan evle ilgili konular karısı Akiko’nun üzerine kalır. Oğlu Daisuke ve kızı Sakiko’nun da ne düşündüklerinin farkında değildir. Aile ilişkileri pek sıkı değilken, baba Shuntaro’ya demans teşhisi konur. Shunsuke bu gerçeği anlamak istemez ve ailesiyle duygu çatışması yaşar. Sonunda gerçekleri anlayan Shunsuke, önemli bir iş toplantısına katılmayarak babasının anılarının izini takip etmek üzere bir aile gezisine çıkma kararı alır. Shunsuke’nin bu davranışı karşısında şaşıran aile, ilkbaharın ilk günlerini geçirmek üzere Shuntaro’nun memleketine gittiğinde değişim başlar. Bu film, Masashi Sada tarafından yazılan aynı adlı kitaptan esinlenerek yapılmıştır.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda izlemeye değer.
  • Filmin çiçeklerle donatılmış sahnelerindeki görsel atmosfer başarılı.

Eksiler

  • Oyuncu seçimleri ve de oyunculuklar pek başarılı değil.
  • Filmde müzik kullanımında yer yer aşırıya kaçılmış.
  • Annenin/kız torunun büyükbabanın tuvalet ihtiyacını giderememesi sırasında hiçbir şey yapamayıp toplantıda olan babanın her şeyi bırakıp eve kadar gelmesi biraz abartılı oluvermiş.

Keşif

  • Aile, yaşlılara saygı, gelenek, ritüel, tapınak, çiçekler gibi temalar/öğeler ile bir Japonya filmi olduğu oldukça hissediliyor.
  • Filmin ilk yarısında görsel tonlar daha koyu ve kapalı iken ikinci yarıda aydınlık hakim. Tomurcuklar açıyor gerçekten de.
  • “Birini övebilmen için onun yaptığı işleri yakından takip etmen gerekir”, filmden bir replik.
  • Yönetmenin kadınlara biraz mesafeli ve ön yargılı yaklaştığını düşünüyorum.
  • Büyükbabanın ağzından dökülen tapınağın şifreli adresi ,“Cingöz Recai” (Yönetmen: Safa Önal) filmindeki gibi meşakkatli bir şekilde çözülüyor.
  • Tapınağın bulunması sonrasında aile bireylerinin orta noktaya doğru koşup sevinmeleri “Salak Milyoner” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde define yerinin bulunma sahneleri gibi şendi/saftı.

Öylesine

  • Bulunamadı

Dingin Sular

image

Filmin Künyesi:

DİNGİN SULAR | STILL THE WATER | FUTATSUME NO MADO | Yönetmen: Naomi Kawase / Oyuncular: Nijiro Murakami (Kaito), Jun Yoshinaga (Kyoko), Tetta Sugimoto (Toru), Miyuki Matsuda (Isa), Makiko Watanabe (Misaki), Jun Murakami (Atsushi), Fujio Tokita / Japonya / 2014 / Renkli / 118´

Sinopsis:

İlk kez izleyici karşısına çıktığı Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Dingin Sular’ı, yönetmeni Naomi Kawase “başyapıtı” olarak tanımlıyor. Film, doğa bağlantılı kadim gelenekleri sürdüren, ne ruhlar alemiyle bağları ne de kültürel töreleri henüz körelmemiş olan, Amami adlı tropik altı bir Japon adasında geçiyor. Ağustos ayında yapılan geleneksel dolunay dansları sırasında 16 yaşındaki Kaito, denizde sırtı dövmeli bir adamın cesedini bulur. Kaito, kız arkadaşı Kyoko ile birlikte, bu cesedin gizlerini çözmeye çalışırken yaşam, ölüm ve aşk döngülerini keşfedecek ve iki genç birlikte yetişkinliğe ilk adımlarını atacaklardır.

Artılar

  • Filmi hem sevdim hem sevmedim.
  • Filmin görsel atmosferini beğendim.

Eksiler

  • Dedeyi, Kyoko’nun annesinin yanında hiç göremiyoruz.
  • O kadar olaylar oluyor/gelişiyor ne anne ne de baba Kaito ile ilgilenmiyor.

Keşif

  • Filmin mistik yönü bana “Güneşsiz” (Yönetmen: Chris Marker) filmini hatırlattı.
  • Filmde geçen bir diyalogda seks denizde sörf yapmaya benzetiliyor.
  • Kyoko’nun Kaito ile sevişmek için acele etmesinde annesinin tükenen enerjisinin onda birikmesinin etkisi olabilir mi diye düşündüm.
  • Kyoko’nun “bilge” dedesi bana “Hayat Bayram Olsa” (Yönetmen: Orhan Aksoy) filminde Ceylan Ateşoğlu’nun (Hülya Koçyiğit) akıl danıştığı Kutsi Dede (Yüksel Gözen) karakterini çağrıştırdı.
  • Filmin sonunda çıplak ağaçlar içerisinde çıplak Kaito ve Kyoko finali çıplak suda yaparlar.
  • Japonya’da da “Öz Deniz …” ile başlayan bir restoran ismi olabiliyormuş demek eğer bir çeviri azizliğine uğramadıysak.
  • Kyoko’ların evlerinin bahçesindeki Banyan Ağacı’nın bir önemi var filmde. Hindistan’da kutsal sayılan bu ağaç Kyoko’nun Budist annesi tarafından da oldukça önemseniyor. Kimi zaman ağacın kendisine bakılıp meditasyon yapılıyor kimi zaman ise ağacın gölgesi ile huzur bulunuyor.
  • Japon filmlerinde genellikle rastladığımız gelenekler ve ritüeller film içerisinde naif bir şekilde kullanılmış.
  • Bir keçinin kurban edildiği sahnede Kyoko ruhun çıkışını gözlemliyor. Belki de bu sahnede yakın zaman sonra kaybedeceği annesini duyumsuyor.

Öylesine

  • Dingin Sular, Bilgin İnsanlar”
  • Kaito genelde “Bugün olmaz başım ağrıyor” modunda.
  • “Dinginim dostlarım, dinginim dingin”