Beden

image

Filmin Künyesi:

BEDEN | CIALO | BODY | Yönetmen: Malgorzata Szumowska / Oyuncular: Janusz Gajos (Attorney), Maja Ostaszewska (Anna), Justyna Suwala (Olga) / Polonya / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

İşi başından aşkın bir savcının son zamanlarda aklını en çok meşgul eden şey kızıdır. Annesinin ölümünün ardından kendini toparlayamayan Olga anoreksiye yakalanınca, savcı çareyi onu bir rehabilitasyon merkezine yatırmakta bulmuştur. Mantığa ve bilime sıkı sıkıya bağlı olan savcı birbirinden garip cinayet dosyalarıyla boğuşurken, Olga’nın kaldığı merkezde terapistlik yapan Anna, Olga’nın sıkıntısına sıra dışı bir çare önerir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar iyi bir seviyede olmuş.
  • Kamera ve ışık kullanımı başarılı.

Eksiler

  • Genel anlamda başarısız bir film olmuş.
  • Bilindik bir sonla biteceği tahmin edilen filmin hikayesi, merak uyandırma konusunda sıkıntılar yaşıyor.
  • Senaryoyu zayıf buldum.

Keşif

  • Filmin genel havası Ulrich Seidl filmlerini hatırlattı.

Öylesine

  • “Bedenle alay eder bedel ödememiş olan”

Ida

image

Filmin Künyesi:

IDA | Yönetmen: Pawel Pawlikowski / Oyuncular: Agata Kulesza (Wanda), Agata Trzebuchowska (Anna/Ida), David Ogrodnik (Lis) / Polonya / 2014 / Siyah-Beyaz / 80´

Sinopsis:

Yıl 1962, Polonya. Anna, rahibe olmaya hazırlanan yetim bir kızdır. Son yeminini etmeden halen yaşayan bir akrabası olduğunu öğrenince onu ziyarete gider ve aslında Yahudi olduğunu, gerçek isminin de Ida olduğunu öğrenir. Birlikte geçirecekleri süre içerisinde kökenleriyle ilgili birçok sırrı daha keşfedecek, gerçek kimliği ile Nazi işgali sırasında hayatını kurtaran dini arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır. 2014 yılının en büyük sürpriz başarı hikayelerinden biri olan Ida, anlatımı ve hissiyatıyla izleyicinin üzerinde iz bırakacak bir film.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin görsel atmosferi başarılı.
  • Oyuncu seçimi ve oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Kimi geçişleri pek keskin buldum. Anna ve Wanda’nın karşılaştıktan hemen sonra beraber geçmişi arayışa girişmesi; Wanda’nın ölümünden hemen sonra Anna’nın onun gibi olmaya çalışması.

Keşif

  • Bir sahnede, yolculuğa çıkan Wanda ve Anna gittikleri bir yerde birkaç saat beklemeleri gerektiklerini öğrenirler. Bu zamanı iki karakter de kendilerine uygun şekilde geçirirler. Wanda bir bara gidip içkisini yudumlarken; Anna bir kilisede dua etmektedir.
  • Anna ve Wanda mezarlıktaki sahnede geçmişte yaşadıkları kayıplardan (Anna’nın anne-babası ve Wanda’nın çocuğu) kalan bir torba ile acı bir şekilde karşılaşırlar. Tıpkı “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filminde Basri’nin (Ercan Kesal) oğlunun ardından kalan sandık ile karşılaşması gibi.
  • Wanda karakteri de “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmindeki Gloria (Paulina Garcia) gibi hayat dolu. En azından intihar edene kadar öyle gözüküyordu. Bu arada Wanda’nın intihar etme kararı da oldukça şaşırtıcıydı.
  • Ida, gerçekten kim/ne olmak istediğiyle ilgili çelişkiler yaşıyor. Önce Rahibe olmaktan vazgeçip teyzesi Wanda gibi olmayı seçiyor. Sonra ondan da vazgeçip Rahibe olmaya yeniden karar veriyor.
  • İki kadının hem içsel hem de dışsal mini bir yolculuk hikayesi.
  • Filmin içinde sahne gereği yer alan müzikler başarılıydı.
  • Rahibe adayı Anna (Ida) ruhunun gıdasını ilahilerden ziyade Alto çalan gencin müziğinden alıyor.
  • “Tabu” (Yönetmen: Miguel Gomes) gibi siyah-beyaz bir film, zaman zaman da şiirsel ve gülümsetici.

Öylesine

  • “Saklı Saçlar”
  • “Uzak İhtimal”

Hayat Çok Güzel

image

Filmin Künyesi:

HAYAT ÇOK GÜZEL | LIFE FEELS GOOD | CHCE SIE ZYC | Yönetmen: Maciej Pieprzyca / Oyuncular: Dawid Ogrodnik (Mateusz), Dorota Kolak (Mateusz’un Annesi), Arkadiusz Jakubik (Mateusz’un Babası), Helena Sujecka (Matylda), Mikolaj Roznerski (Tomek), Katarzyna Zawadzka (Magda), Anna Karczmarczyk (Anka)  / Polonya / 2013 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Hayat Çok Güzel gerçek bir hikayeden yola çıkıyor. Film, çocukluğunun ilk yıllarında zeka geriliği teşhisi konulan ve dış dünyayla bağlantı kurmadan büyüyen serebral palsi hastası Mateusz’un hikayesine odaklanıyor. Yirmi beş yıl sonra Mateusz’un gayet normal ve akıllı bir insan olduğu ortaya çıkar. bu yapım, pek çok kişiye engellilik meselelerine yönelik oldukça eski kafalı bir yaklaşım içinde gibi görünebilecek olsa da, daha şimdiden oldukça etkileyicidir. Üstelik, Polonya açısından çığır açıcı nitelikte ve hatta ana akım Polonya sineması düşünüldüğünde cesur bile sayılabilecek bir yapımdır. Fiziksel ve zihinsel engellilere yönelik tutum, filmin de bizi bilgilendirdiği üzere, seksenler, doksanlar ve 2000’li yılların başında çok daha bilinçsizdi. Bu dönemler çocukluğunu Kamil Tcakz’in oynadığı, yetişkinlik halini ise Dawid Ogrodnik’in canlandırdığı Mateusz’un büyüdüğü zamanlara denk geliyor.

Artılar

  • Genel anlamda iyi bir film diyebilirim.
  • Dawid Ogrodnik oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemiş.
  • Filmdeki müzik kullanımı başarılı.
  • Görüntü yönetimini başarılı buldum.

Eksiler

  • Filmde “meme” sorunsalı biraz fazla yer işgal etmiş gibi geldi bana.
  • Mateusz’u çok seven annesinin evdeki kazadan sonra onu tekrar yanına almaması iyi yansıtılamamış gibi geldi bana.
  • Mateusz’un, başarısından dolayı gazeteye haber olup sonrasında başka yere nakledilmesi ile ilgili süreç çok iyi aktarılamamış gibi geldi bana.

Keşif

  • Aşırı salgılanan testosteron hormonunun Mateusz üzerindeki etkisi “Özür Dilerim” (Yönetmen: Cemil Ağacıkoğlu) filminde benzer kaderi paylaşan Selim (Güven Kıraç) karakterini bana hatırlattı.
  • Mateusz’un ailesi ile beraber yaşadığı evin içindeki sahne çekimleri başarılıydı.
  • Dış ses kullanımı başarılı bir şekilde uygulanmış.
  • Film içerisindeki bölümlemelerde simgeler kullanılması hoş olmuş.
  • Mateusz’un babası filme oldukça renk katmış.
  • Mateusz’un iletişim kurma becerisindeki iyileşme sonrasında hemen herkesin olduğu bir sahnede “Ben bitki değilim” demeye çalıştığı sahne oldukça duygusaldı.
  • Mateusz’un konuşurken zaman zaman “memelemesi” “Hanzo” (Yönetmen: Zeki Ökten) filmindeki Kemal Sunal’ı hatırlattı.
  • Mateusz’un babasının, oğlunun yerdeki zoraki sürünüşünü bir oyuna çevirdiği sahne çok anlamlı ve güzeldi.

Öylesine

  • “İnsanları Seyreden Mateusz”