Yaralı Kalpler

image

Filmin Künyesi:

YARALI KALPLER | INIMI CICATRIZATE | SCARRED HEARTS | Yönetmen: Radu Jude / Senarist: Radu Jude / Oyuncular: Lucian Teodor Rus (Emanuel), Ivana Mladenovic (Solange), Ilinca Harnut (Isa), Bogdan Cotlet (Victor) / Romanya / 2016 / Renkli / 141´

Sinopsis:

Aferim!’le Romen Yeni Dalgası’nın farklı bir sesine dönüşen Radu Jude, Yaralı Kalpler’le özgün, entelektüel ve sıcak bir filme imzasını atıyor. 1937’de kemik veremi hastalarının bulunduğu bir sanatoryumda geçen film, Romen yazar Max Blecher’ın otobiyografik romanından sinemaya uyarlanmış. Film, büyük acılar çeken hastaların sanatoryumdaki aile bağlarını, ilişkilerini, özellikle de yaşamın ne kadar güçlü olduğunu ana kahramanımız Emanuel’in rehberliğinde gösteriyor. 35mm ve ağırlıklı olarak statik kamerayla çalışan Jude, melankoliden yaşama sevincine uzanan duyguları yakalarken mizahtan da yararlanıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda beğendiğim bir film oldu.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Özellikle filmin ilk bölümündeki diyaloglar hem güzel hem de başarılı.
  • Sanatoryum sahneleri “Kelebeğin Rüyası” (Yönetmen: Yılmaz Erdoğan) filmini de hatırlattı biraz.
  • Filmde çok kullanılan bölümlendirmeleri başarılı bulmadım. İzlemeyi olumsuz etkiliyor.

Ana, Sevgilim

image

Filmin Künyesi:

ANA, SEVGİLİM | ANA, MON AMOUR | ANA, MON AMOUR | Yönetmen: Cãlin Peter Netzer / Senarist: Călin Peter Netzer, Cezar Paul Bădescu, Iulia Lumânare / Oyuncular: Mircea Postelnicu (Toma), Diana Cavallioti (Ana), Carmen Tănase (Toma’nın Annesi), Vasile Muraru (Toma’nın Babası), Tania Popa (Ana’nın Annesi), Igor Caras Romanov (Igor), Adrian Titieni (Psiklog) / Romanya / 2016 / Renkli / 127´

Sinopsis:

Ana, Sevgilim, festivalde de gösterilen Çocuk Pozu’yla 2013’te Altın Ayı kazanan Romen yönetmen Calin Peter Netzer’den bir kara sevda filmi. Üniversite yıllarında tanışan Ana ve Toma birbirlerine âşık olur. İlişkileri derinleştikçe, Ana’ya psikolojik sorunlarında destek olmaya çalışan Toma’nın Ana ile birlikteliği bir bağımlılığa dönüşür. Bu sorunlu ilişkiyi psikanalize geniş yer açan bir senaryo, dinamik el kamerası ve doğal oyunculuklarla aktaran Netzer, Romen sinemasının genç kuşağının parlak isimleri arasındaki yerini pekiştiriyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel olarak oldukça başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Senaryo iyi yazılmış.
  • İlk başlarda Ana hastalıklı, Toma sağlıklıyken; zaman geçtikçe Toma hastalıklı, Ana sağlıklı oluyor.
  • “Ana gibi yar, Bükreş gibi diyar olmaz”
  • “Toma (Tinsel Olaylara Müdahale Adamı)”

Sieranevada

image

Filmin Künyesi:

SIERANEVADA | SIERANEVADA | Yönetmen: Cristi Puiu / Senarist: Cristi Puiu / Oyuncular: Branescu Mimi (Lary), Dana Dogaru (Nusa), Marian Ralea (Bay Popescu), Marin Grigore (Sebi), Rolando Matsangos (Gabi), Tatiana Iekel (Evelina) / Romanya / 2016 / Renkli / 173´

Sinopsis:

Bay Lazarescu’nun Ölümü’yle tanınan Cristi Puiu’nun yönettiği Sieranevada, Romanya Yeni Dalgası’nın son dönemde en heyecan verici temsilcisi. Bu yılki Cannes yarışmasının favorilerinden biri olan film, izleyiciyi bir yas evinde toplanmış kalabalık bir aileyle baş başa bırakıyor. Komünist aile dostundan, komplo teorilerine inanan kuzene birçok aile ferdiyle geçirilen vakit, izleyiciye insanlık durumlarından Romanya’nın yakın dönem tarihine uzanan bir yolculuk hissi veriyor. Mizahın ihmal edilmediği bu dram, hemen hemen tek bir mekânda geçse bile sinemanın imkânlarının ne kadar geniş olduğunu hatırlatan modern bir başyapıt. Sieranevada, Romanya’nın Oscar adayı olarak açıklandı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Cristi Puiu filmlerinin kalitesi gittikçe yükselmekte.
  • Yönetmenlik, senaryo ve oyunculuklar oldukça iyi.
  • Annenin, çocuğuna kendisine hediye edilen egzersiz bisikletinin fiyatını sorma klasiği.
  • “Kapıları Tamamen Kapalı”
  • Bir türlü topluca yenemeyen yemek durumu “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmini anımsattı.
  • “Bizim Büyük Terbiyesizliğimiz”

Mezuniyet

image

Filmin Künyesi:

MEZUNİYET | GRADUATION | BACALAUREAT | Yönetmen: Cristian Mungiu / Senarist: Cristian Mungiu / Oyuncular: Adrian Titieni (Romeo), Maria Dragus (Eliza), Lia Bugnar (Magda), Malina Manovici (Sandra), Vlad Ivanov (Baş Müfettiş), Gelu Colceag (Sınav Komitesi Başkanı), Rares Andrici (Marius) / Romanya / 2016 / Renkli / 127´

Sinopsis:

Kızının yozlaşmış bir ülkeden kurtulabilmesi adına bir baba, kendisi de yozlaşır mı? Mezuniyet, Altın Palmiye’li 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’le dünya çapında tanınan Romen yönetmen Cristian Mungiu’nun imzasını taşıyor. Filmde doktor baba, kızının İngiltere’deki bursunu kaybetmemesi için lise bitirme sınavlarında hile yapmaya karar veriyor. Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü paylaşan bu etkileyici dram, ahlak ve yozlaşmayla ilgili tespitleriyle evrensel bir nitelik kazanıyor. Usta işi senaryosu, etkileyici performansları, aileden yola çıkıp toplumu gösterirken alttan alta işlediği paranoya hissi ve gerilimle Mezuniyet, yılın en çok takdir toplayan filmlerinden.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Oyunculuklar, senaryo ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin başındaki cama taş atılması olayı “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • Filmin ilerleyen sürecinde konu gereği işin içinde doktor, polis, savcı vb. karakterler olması “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • “Nasıl Geçti Torpilsiz,
    O Güzelim Yıllarım”
  • Matei karakteri “Sivas” (Yönetmen: Kaan Müjdeci) filmindeki Aslan’a (Doğan İzci) benziyor.

Hazine

image

Filmin Künyesi:

HAZİNE | THE TREASURE | COMOARA | Yönetmen: Corneliu Porumboiu / Oyuncular: Cuzin Toma (Costi), Adrian Purcarescu (Adrian), Corneliu Cozmei (Cornel), Cristina Toma (Raluca) / Romanya / 2015 / Renkli/ 89´

Sinopsis:

Corneliu Proumboiu’nun alaycı dramlarındaki sıradan kahramanlar, küçük bürokratlar ve Romanya’nın komünist geçmişinin uzun gölgelerini sevenler bu sevimli ve minimalist taşlamadan büyük keyif alacaklar. Hazine’nin ilham kaynağı, filmde Adrian’ı canlandıran Adrian Purcarescu’nun gerçek hazine arama hikâyesi. Filmde ise Adrian bir akşam, kendini bir kahraman, dürüstlerin savunucusu, mazlumların umudu olarak gören komşusu Costi’yi ziyaret eder. Bir sırrı vardır: Büyükbabasının bahçesinde gömülü bir define vardır. Duruma şüpheyle yaklaşan Costi sonunda defineyi Adrian’la birlikte aramayı kabul eder.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak oldukça beğendim.
  • Filmin mizahi tarafı başarılı.

Eksiler

  • Gömünün bulunmasından sonra filmde bir düşüş başlıyor.

Keşif

  • Diyaloglarda işlenen sistem eleştirileri güzeldi.
  • Filmin sonunda parkta oynayan çocuklar var. Onlar da hayatın bir hazinesi.
  • Hazineyi arama sırasındaki olaylar Nasrettin Hoca fıkrası gibi zaman zaman.
  • Hazineyi bulma serüveni “Salak Milyoner” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmini hatırlara getiriyor. “Yine senet çıktı”
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma”dan daha başarılı bir film olmuş.

Öylesine

  • “Üç Detektörler”

Son Durak Cennet

image

Filmin Künyesi:

SON DURAK CENNET | TERMINUS PARADIS| NEXT STOP PARADISE | Yönetmen:  Lucian Pintilie / Oyuncular:  Costel Cascaval (Mitu), Dorina Chiriac (Norica), Gheorghe Visu (Vatasescu), Victor Rebengiuc (Grigore Cafanu), Razvan Vasilescu (Capt. Burcea), Gabriel Spahiu (Nelu) / Romanya / 1998 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Rumen yönetmen Lucian Pintilie’nin çektiği bu dram, Budapeşte’nin dışında başlıyor. Domuz çobanı Mitou bir gün sonra, iki yıllığına askere gidecek. Garson kız Norica votka içme yarışında ona katılıyor ve haliyle, ikisi Mitou’nun evinde soluğu alıyor. Halbuki Norica aslında başka biriyle nişanlı. O günlerde zaten ailesine de dargın olan Mitou’nun karşısına çıkan ilk yetkiliyle dalaşması çok da şaşırtıcı değil. Evrensel bir trajediye ayna tutan bu filmde, Çavuşesku’nun baskısı altında inleyen Romanya’da halkın nasıl boş şatafat ve iler tutar yanı olmayan hayaller peşinde koştuğunu göreceksiniz.

Artılar

  • Norica rolünde Dorina Chiriac çok sağlam bir oyunculuk tasviri çizmiş.
  • Mitu rolünde Costel Cascaval de oldukça başarılı.
  • Senaryo oldukça incelikli yazılmış.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Kimi olay ve durumlar karşısındaki karakterlerin tepkileri bana Luis Bunuel filmlerini hatırlattı.
  • Sarı tenli o pastoral bozkır görüntüsü oldukça anlamlı. Bunu ilk olarak Mitu’nun evinde bir tablo olarak görüyoruz. Sonra bu resimdeki yerin aslında gerçek olduğunu anlıyoruz. Filmin sonunda Norica, Mitu’dan yadigar kalan bebeği ile oradan geçiyor.
  • Birbirlerine delicesine aşık olan Mitu ve Norica çiftini yönetmen bizlere hiç sevişirken göstermiyor. Yönetmen belki de buradaki aşkın cinsel değil de daha çok tinsel tarafı ile ilgileniyor.
  • Babası ve annesi ile arabada beraber giderlerken Mitu’nun öfke nöbeti geçirerek arabayı zorla fren yaptırarak durdurduğu ve peşi sıra orada yaşananlara ilişkin sahneler oldukça güzeldi.

Öylesine

  • “İnek Şaban” (Yönetmen: Osman F. Seden) filmine ithaf ederek: “Hasta masta değil bu domuz gibi…”
  • “Tatava yapma Mitu. #BasGeç”

Bükreş’e Gece Çöktüğünde Ya Da Metabolizma

image

Filmin Künyesi:

BÜKREŞ’E GECE ÇÖKTÜĞÜNDE YA DA METABOLİZMA | WHEN EVENING FALLS ON BUCHAREST OR METABOLISM | CÂND SE LASA SEARA PESTE BUCUREŞTI SAU METABOLISM | Yönetmen: Corneliu Porumboiu / Oyuncular:  Diana Avramut, Bogdan Dumitrache, Mihaela Sirbu, Alexandru Papadopol, Alexandru Jitea, Gabriela Cretan  / Romanya  / 2013 / DCP / Renkli / 89’

Sinopsis:
Romanya’nın önde gelen “Yeni Dalga” yönetmenlerinden Corneliu Porumboiu, dünyanın halini absürt bir nüktedanlıkla ele aldığı Bükreş’in Doğusu ve Polis, (s.) filmlerinin ardından üçüncü uzun metrajında bu kez sinema dünyasına dalıyor. Bu film içindeki filmin yönetmeni Paul, çekimlerin son gününde, ilişki yaşadığı oyuncusu Alina’yla çıplak bir sahne çekmeye karar verir. Ama ertesi gün fikrini değiştirir ve yapımcısını arayıp ülseri olduğunu söyler. İlk uluslararası gösterimini Locarno Film Festivali’nde yapan ve yönetmenin alametifarikası plan sekanslardan oluşan filmin çıkış noktası Romanya’da sinemaya verilen devlet desteği için getirilen yeni şartlar olmuş.

Artılar

  • “Alina” rolünde Diana Avramut çok başarılı bir performans sergilemiş.
  • Uzun planlar halinde çekilen 2 yemek sahnesi  de çok iyi.
  • Filmde müzik kullanılmaması iyi bir tercih olmuş.

Eksiler

  • Yok.

Keşif

  • Filmin bir kısmındaki diyaloglarda Michelangelo Antonioni ve Monica Vitti  isimlerinin geçmesi güzel bir sürpriz oldu.
  • Paul’un (Bogdan Dumitrache) endoskopi videosunu (kendisine ait olup olmadığından emin değiliz) izliyoruz. Yönetmenin burada ilginç bir tercihi var. Video seyirciye izletilirken gösterilenlerle ilgili teknik bilgi verilmiyor. Daha sonra senaryo gereği videonun tekrar seyredilmesi gerekiyor. Bu sefer de video seyirciye gösterilmiyor ama verilen teknik bilgileri seyirci duyuyor.
  • Paul ve Alina’nın araba içerisinde yolculuk ettikleri sahneleri kamera bize hep arkadan çekerek gösteriyor.
  • Paul ve Alina karakterleri arasındaki ilişkide bir “uzaklık” sezinledim (özellikle de sinema sanatına bakışları açısından). Bu uzaklık bana “Uzak” (Yön: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki  Mahmut ile Yusuf karakterleri arasındaki ilişkiyi anımsattı.
  • Yemek kültürüne ilişkin Paul – Alina arasındaki sohbette, Paul yemek içeriği anlamında Çin/Asya mutfağını daha zengin bulurken; Avrupa mutfağının daha sade olduğunu ifade ediyor. Bu yargıyı acaba şu şekilde de okuyabilir miyiz diye düşündüm: Avrupa sineması  daha bireyci bir film diline sahipken; Asya sineması daha çoğulcu bir film diline sahip.

Öylesine

  • “Ah Güzel Bükreş”.

Çocuk Pozu

image

Filmin Künyesi:

ÇOCUK POZU | POZITIA COPILULUI | CHILD´S POSE | Yönetmen: Calin Peter Netzer / Oyuncular: Luminita Gheorghiu, Bogdan Dumitrache, Natasa Raab, İlinca Goia, Florin Zamfirescu, Vlad İvanov / Romanya / 2012 / DCP / Renkli / 112´

Ağlarsa Anam Ağlar

Filmin başında varlıklı bir aile ile karşılaşıyoruz. Orta yaşın üzerindeki Cornelia’nın doğum günü partisi var. Oğlu Barbu’nun partiye gelmemesi Cornelia’nın moralini oldukça bozmuş ve bu durumdan gelini Carmen’i suçluyor. Doğum günü partisindeki katılımcılara şöyle bir baktığımızda varlıklı aileler, bakanlar vb. gibi kişiler olduğunu gözlemliyoruz.

Cornelia’yı şimdi de keyifli bir şekilde opera izlerken görüyoruz. Derken kız kardeşi telaşlı bir şekilde Cornelia’yı dışarıya çağırıyor. Asıl hikâyemiz tam da bu noktadan sonra başlıyor.  Kız kardeşinin anlattığına göre Barbu bir kazaya karışmıştır. Kendisinde bir şey yoktur ama arabasıyla çarptığı genç çocuk maalesef hayatını kaybetmiştir. Cornelia ve kardeşi apar topar Barbu’nun götürüldüğü karakola gitmek için yola çıkarlar. Bir yandan da hatırlı kişileri devreye sokmak adına kulis çalışmaları da pek tabii ki başlamıştır. Cornelia’nın kazada ölen çocukla ilgili en ufak bir düşünce ya da duygusunun olmadığını gözlemleriz. Varsa yoksa biricik oğlu Barbu hapse girmekten nasıl kurtulur onun peşindedir.

Barbu karakolda olayın da şoku ile dut yemiş bülbül rolünü üstlenirken annesi tüm detaylarla ve prosedürle yakından ilgilenir. Oğlunu bir an olsun yalnız bırakmaz. Karakoldaki ifade ve doktor kontrolleri sonrasında Cornelia’nın evine dönerler. Cornelia oğlunun eve dönmesinden dolayı neredeyse kazaya sevinecektir. Ailede tüm kontrolü elinde tutan Cornelia eline geçen bu fırsatı sonuna kadar kullanır. Barbu ise aslında bu durumdan hiç hoşnut değildir ama bir yandan çaresizdir de. Tam da eşi Carmen’in onu tanımladığı gibi: “Bir şeyi istiyor ama sonra istememiş gibi davranıyor”. Buradaki süreçte de benzer bir tablo geçerli. Kaza soruşturması ile ilgili tüm pis işleri Cornelia neredeyse tek başına yürütüyor. Barbu ne kadar kızsa da elinden başka bir şey gelmiyor.

Filmde beğendiğim 3 karşılıklı sahneden ilkine geliyoruz şimdi.  Cornelia ile kaza soruşturmasında tanık olarak yer alan diğer arabanın şoförü. Tam bir hayali tavla oyunu şeklinde bir sahne gözlemliyoruz. İki taraf da sıra ile hayali bir zar atıp birbirlerini ikna etmeye çalışıyorlar. Sonunda bir şekilde anlaşmaya da varıyorlar. Hemen bir sonraki sahneye geçiyoruz.  Beğendiğim 2. karşılıklı sahne. Sahnede yine Cornelia var. Bu sefer gelini Carmen ile konuşuyor. Yine çok güzel diyaloglar yazılmış. Bu sefer de sanki hayali bir satranç oyunu izliyoruz. İki taraf da sıra ile hamlelerini yapıp içlerinde biriktirdiklerini en gerçekçi haliyle ortaya döküyorlar.  Konuşmalardan Carmen ile Barbu’nun ayrılık kararı verdiklerini öğreniyoruz. Tam da Cornelia’nın istediği şey.  Sadece zamanlamasının bu kazaya denk gelmesi iyi olmamış diye düşünüyor Cornelia. Yine öğrendiğimiz diğer önemli bir detay da Barbu’nun aşırı hassas derecedeki mikrop takıntısı. Carmen ile aralarındaki cinsel uyuma da oldukça negatif etkisi olmuş. Bu mikrop takıntısı ile ilgili daha önceki sahnelerde rastladığımız bazı kareler şimdi yerlerine oturuyor ( Barbu’nun doktor kontrolü sırasında şırınganın ısrarla gözü önünde değiştirilmesini istemesi vb.)

Çok güçlü ailemizin önünde şimdi bir eşik daha var. O da kazada çocukları ölen aileye başsağlığı ziyaretinde bulunmak.  Çocuğun ailesinin evine varmışlardır. Barbu arabada kalmayı seçer. Bu yüzleşmeye iki eski düşman yeni dost Cornelia ve Carmen göğüs gereceklerdir.  Acılı aile perişan durumdadır.  Babanın suratından acının neredeyse tüm türevleri okunabilmektedir.  Zavallı anne ise bir köşede acı acı ağlamaktadır.  Ev içindeki bir görüntü oldukça dikkatimi çekti ve çok beğendim.  Kameraya doğru yüzü dönük acılı baba kanepede oturmaktadır. Babanın karşısında da Cornelia ve Carmen sandalyede kameraya sırtı dönük oturmaktadırlar. Sanki hayali bir mahkeme salonu görürüz burada. Savcı baba sanıklara iddianameyi okumaktadır. Ve gelelim beğendiğim 3. karşılıklı sahneye. Başrollerden birinde yine Cornelia var. Bu sefer karşısında ölen çocuğun acılı annesi. Cornelia şuursuz bir şekilde oğlunun ceza almadan kurtulabilmesi için gerekli gereksiz ne kadar detay varsa söyler. Barbu aslında çok iyi biridir, İngilizce ve Fransızca biliyordur, artistik buz pateni yapıyordur, kimya doktorasını tamamlayacaktır vb. gibi bilgiler. Cornelia bir yandan da gözyaşlarını tutamaz. Ortada hayali bir domino oyunu oynanmaktadır bu sefer de. Cornelia elindeki tüm taşları ortaya koyar ama dominoyu yapan elindeki tek acı gerçeği tüm sadeliğiyle ortaya koyan ölen çocuğun annesidir. O da yine ağlamaya devam eder.

Filmin finalinde Barbu da dayanamayıp arabadan çıkar ve acılı baba ile yüzleşir. Göstermelik bir tokalaşma olur ikili arasında. Cornelia ailenin evinden ayrılmak için arabayı hazırlarken filmimiz de son bulur.  Filmi çok beğendim. Filmin senaryosu oldukça güçlü ve etkileyici. Filmde tek eleştirebileceğim nokta birçok sahnede kameranın hareketli kullanımı oldu. İzlerken beni zaman zaman rahatsız etti. Her şeye rağmen bence güzel ve izlenmesi gereken bir film.