Ayna

Ayna filminde Margarita Terekhova

7 out of 10 stars (7 / 10)
Ayna filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

AYNA | THE MIRROR | ZERKALO | Yönetmen: Andrei Tarkovsky / Senarist: Aleksandr Misharin , Andrei Tarkovsky / Oyuncular: Margarita Terekhova (Natalya / Maroussia – Anne), Filipp Yankovskiy (Aleksei – Beş Yaş), Ignat Daniltsev (Ignat / Aleksei – 12 Yaş), Alla Demidova (Lisa), Larisa Tarkovskaya (Nadezha), Tamara Ogorodnikova (Nanny) / Rusya / 1975 / Renkli / 107´ 

Sinopsis:

Tarkovsky’nin otobiyografisi olma niteliği taşıyan film, orman içinde bir kulübede, II. Dünya Savaşı’nın öncesinde, yönetmenin eski karısı, annesi, babası, kendi ve ebeveynlerinin kuşakları arasında gidip gelerek anlatılan bir rüya. Efsanevi yönetmenin anne ve babasının gerçekten iştirak ettiği film, ailenin evlerinin eskiden bulunduğu aynı yere inşa edilen bir kulübede çekildi. Baba Tarkovsky şiirlerini kendi sesiyle okudu. Anne ise kameranın karşısına geçti.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Ses ve görüntü geçişleri güzel olmuş.
  • Masanın üzerindeki bardak izinin yavaş yavaş kaybolması sahnesi oldukça güzeldi.
  • Atış talimi sırasında bir adamın kafasındaki derinin bomba patlayacak gibi ses çıkarması oldukça etkileyiciydi.

Ayna Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “Avlu”

Solaris

Solaris filminde Kris ve Khari

8.5 out of 10 stars (8,5 / 10)
Solaris filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

SOLARIS | Yönetmen: Andrei Tarkovsky / Senarist: Fridrikh Gorenshteyn , Andrei Tarkovsky, Stanislaw Lem (Kitabın Yazarı)/ Oyuncular: Natalya Bondarchuk (Khari), Donatas Banionis (Kris Kelvin, Psikolog), Jüri Järvet (Doktor Snaut), Vladislav Dvorzhetskiy (Anri Berton, Pilot), Nikolay Grinko (Nik Kelvin), Anatoliy Solonitsyn (Doktor Sartorius), Tamara Ogorodnikova (Anna) / Rusya / 1971/ Renkli / 167´ 

Sinopsis:

Belirgin bir bilince sahip Solaris gezegeninin en büyük gücü, oraya gelen insanların zihinleriyle oynayabilmesidir.

İnsanların bilinçaltına süzülüp oraya müdahale ederek, hafızalarındaki şeyleri maddeleştirir. Burada olanları araştırmakla görevli olarak ilgili üsse gönderilen kişi de gezegenin gücünden payını alacak ve böylesi bir gizemle büyülenirken kendi geçmişi ile burun buruna gelecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Müzikler güzel.
  • Final sahnesi başarılı.
  • Bir sahnede pencerede duran iki elma görülür. Bu elmalar filmdeki pek çok ikiliyi (Kris ile Khari, Kris ile babası vb. ) bize çağrıştırır.
  • Anna’nın ağladığı sahne güzeldi.
  • Kris’lerin evinden dönüşte Anri’nin araba ile geçtiği yollar ve dönemeçler insan beyni içinde çıkılmış bir yolculuğa benzer.
  • Yerçekimsiz ortamda geçen bir iki sahne sanki resim tablolarının canlanmış hali gibiydi.
  • Kris’i bir an için “Sevmek Zamanı” (Yönetmen: Metin Erksan) filmindeki Boyacı Halil’in (Müşfik Kenter) yerine koysak: “Ben senin imgene değil kendine aşığım Khari”
  • Filmden bir replik: “Yukarıdakiler kırılgan”
  • Filmden bir replik: “En basit şeyleri bile bir arada tutan şey gizemdir.”
  • Kris’i canlandıran Donatas Banionis’i sima olarak Metin Erksan’a benzettim.
  • Khari’yi canlandıran Natalya Bondarchuk’u sima olarak ünlü İtalyan aktris Monica Vitti’ye benzettim.

Solaris Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “İmgelem Zamanı”

Stalker

image

Filmin Künyesi:

STALKER | İZ SÜRÜCÜ | Yönetmen: Andrei Tarkovsky / Senarist: Arkadiy Strugatskiy, Boris Strugatskiy (Özgün Yapıt: “Yol kenarında Piknik) / Oyuncular: Aleksandr Kaydanovskiy (İz Sürücü), Anatoliy Solonitsyn (Yazar), Nikolay Grinko (Profesör), Alisa Freyndlikh (Zhena Stalkera), Natalya Abramova (Marta) / Rusya / 1979 / Renkli / 162´

Sinopsis:

Efsane Rus yönetmen Andrey Tarkovski’nin başyapıtı kabul edilen Stalker, CGI’ın olmadığı bir dönemde yalnızca film dilinin gücünün nelere yetebileceğinin kanıtı sanki. İki yolcunun bir rehber eşliğinde yasak bir bölgeye yaptığı metafizik yolculuğu konu alan film, alışılagelmiş kalıpların çok dışında, yalın ama güçlü görüntüleriyle hem gerçek bir bilimkurgu hem de tam bir zihin egzersizi. İnsanın doğasına ve umutlarına odaklanan, aynayı izleyenin kendi yüreğine yönelten Stalker tekinsiz atmosferi, felsefi çağrışımları her sinemaseverin mutlaka görmesi gereken, günümüzde de etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen, benzersiz bir film.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Hem oyunculuklar hem de görsel atmosfer iyi.
  • Filmin uzun denilebilecek süresi izlenirken neredeyse hiç hissedilmiyor.
  • İnanç, mutluluk ve vicdan ile ilgili yer alan söylemler güzel.
  • “Önemli olan takip edilen iz değil, izi takip ettiren sürücüdür”

Dovlatov

image

Filmin Künyesi:

DOVLATOV | Yönetmen: Alexey German Jr. / Senarist: Aleksey German, Yulia Tupikina / Oyuncular: Milan Maric (Sergei Dovlatov), Danila Kozlovsky (David), Helena Sujecka (Elena Dovlatova), Artur Beschastny (Iosif Brodsky), Anton Shagin (Anton Kuznetsov), Piotr Gasowski (Semyon Aleksandrovich), Eva Gerr (Katya Dovlatova), Hanna Sleszynska (Editör) / Rusya / 2018 / Renkli / 126´

Sinopsis:

1971, Leningrad. Ölümünden sonra ünlenecek Rus yazar Sergei Dovlatov, günlerini yazılarının yayımlanmasının koşulu olan Yazarlar Sendikası’na üyeliğini kovalayıp ufak yazı işleriyle geçirir. Akşamları ise caz dinlenen partilerde kentteki sanatçı ve yazarlarla bir araya gelir. Under Electric Clouds’un yönetmeni Alexey German Jr., Berlin’de dünya prömiyerini yapan yeni filminde Dovlatov’un hayatından altı günü anlatıyor ve bu hikâye üzerinden dönemin entelektüel çevresi ve onların Brejnev zamanı Sovyetler Birliği’yle ilişkisinin de portresini sunuyor. Yönetmen, John Steinbeck’ten Vladimir Nabokov’a uzanan referanslarla dolu senaryosunu, koreografileriyle büyüleyen sahnelerle aktarıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Milan Maric başta olmak üzere tüm oyuncu performansları başarılı.
  • Senaryo ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Uzun süresine rağmen film hiç sıkmıyor/bunaltmıyor.
  • Yönetmenin filmde uyguladığı kamerayı kullanım biçimi yönetmen olan babası Aleksey German’ın “Tanrı Olmak Zor İş” filmini akıllara getiriyor.
  • Bir sanatçının üretim alanının kısıtlanması, özgürlüğünün engellenmesi, baskı görmesi, çile çekmesi vb. gibi açılardan “Ardıl Görüntü” (Yönetmen: Andrzej Wajda) filmi ile de benzerlik taşımakta.
  • Filmden bir replik: “Zamanın anahtar deliğinden bakmak istiyorum…”
  • “Yazar Olmak Zor İş”

Sevgisiz

image

Filmin Künyesi:

SEVGİSİZ | LOVELESS | Yönetmen: Andrey Zvyagintsev / Senarist: Oleg Negin, Andrey Zvyagintsev / Oyuncular: Mariana Spivak (Zhenya), Alexei Rozin (Boris), Matvei Novikov (Alyosha), Varvara Shmykova (Lena), Andris Keiss (Anton), Marina Vasileva (Masha), Aleksey Fateev (Ivan) / Rusya / 2017 / Renkli / 127´

Sinopsis:

Zhenya ve Boris, bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Boşanma işlemlerini başlatmadan çok önce hayatlarına birileri giren ikili yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan 12 yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri yıkılınca ağlamayı bile unutmuş Rus toplumunun portresini çiziyor bu filminde. Sevgisiz, bu yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nün sahibi oldu ve Rusya’nın Oscar adayı seçildi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı. Oyuncular büyük bir sevgi ile “sevgisiz” karakterler yaratmışlar.
  • Alyosha’nın her şeyi tüm çıplaklığı ile yarı çıplakken banyoda öğrendiği sahne güzeldi.
  • Filmin görsel atmosferi bana “Beden ve Ruh” (Yönetmen: Ildikó Enyedi) filmini hatırlattı. Öte yandan Boris’in çalıştığı iş yeri ve iş yerindeki yemekhane sahneleri de “Beden ve Ruh” filmindeki benzer sahneleri çağrıştırıyor.
  • Boris karakteri “Velayet | Custody” (Yönetmen: Xavier Legrand) filmindeki başka bir “sevgisiz” ve sevimsiz baba karakteri Antoine Besson’u (Denis Ménochet) hatırlattı. Alexei Rozin ve Denis Ménochet fiziki olarak da biraz birbirlerine benziyorlar sanki.
  • “Sevgi anlaşmak değildir.
    Nedensiz de sevilmez.”

Hoşçakal Anne

image

Filmin Künyesi:

HOŞÇAKAL ANNE | DO SVIDANIYA MAMA | Yönetmen: Svetlana Proskurina / Oyuncular: Daumantas Ciunis (Aleksey), Aleksandra Rebenok (Anna), Mariya Leonova (Lida), Yana Tereshina (Seryozha), Diana Gancevskaite (Katya) / Rusya / 2014 / Renkli/ 98´

Sinopsis:

Başarılı ve mutlu bir aileyi bir anda mahveden tesadüfi bir karşılaşma üzerine bir hikâye. Bir kadın, birdenbire tutku ve arzuyu, sevgi dolu kocasına ve el üstünde tuttuğu çocuğuna tercih eder. Baba ve oğlu artık kendilerine ihtiyaç duyulmamasının acısını çekseler de, onu anlamaya ve affetmeye çalışırlar. Mutlu olduğu için başarısızlığa uğrayan kadının hayatı tamamen bir kargaşaya döner.

Artılar

  • Genel anlamda iyi bir film olmuş.
  • Film yönetimini ve senaryoyu başarılı buldum.
  • Oyunculuklar iyi düzeyde.

Eksiler

  • Filmin sonlarına doğru maneviyata geçiş biraz sert olmuş.

Keşif

  • Kilisede gerçekleşen buluşma sahnesi ve baba ağlarken oğlunun onu teselli ettiği sahne güzeldi.
  • Filmin karanlık atmosferi Andrey Zvyagintsev filmlerini (Elena, Leviathan vb.) anımsattı.

Öylesine

  • “Sadakatsiz”

Postacının Beyaz Geceleri

image

Filmin Künyesi:

POSTACININ BEYAZ GECELERİ | BELYE NOCHI POCHTALONA ALEKSEYA TRYAPITSYNA| THE POSTMAN´S WHITE NIGHTS | Yönetmen: Andrei Konchalovsky / Oyuncular: Aleksey Tryapitsyn (Lyokha), İrina Ermolova (Irina), Timur Bondarenko (Timur) / Rusya / 2014 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Usta Rus yönetmen Andrei Konchalovky’nin son filmi, yönetmenin Rus sinemasına muhteşem dönüşünü müjdeliyor. Filmde, bilfiil kendilerini oynayan köylüleri izliyoruz. Bu insanların yaşadığı köy resmen dünyanın öbür ucunda ve oraya ulaşmanın tek yolu da aradaki gölü tekneyle geçmek. Haliyle köyde yaşam neredeyse gerçeküstü. Bu kapalı toplumun dış dünyayla tek bağlantısı, diğer bir deyişle köyün can damarı ise, postacı. Gelgelelim postacının tutkun olduğu kadın kente taşınınca, üstüne üstlük postacının teknesinin motoru çalınınca, köyde alışılagelmiş yaşam alt üst olur

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Bazı görsel kareler filmin belki de tek olumlu yanı.

Eksiler

  • Genel anlamda başarısız bir film olmuş.
  • Postacının bölgedeki önemine dair pek bir şey çıkarılamıyor hikayedeki anlatımdan.
  • Irina’nın filmdeki konumu tam olarak şekillendirilemiyor.

Keşif

  • Kurmacadan ziyade belgesel havası var filmde.
  • Yaşamın sıradanlığını resmeden kimi sahneler var: Postacının her sabah uyandığında yatağının kenarında terliklerini bulması, açılan TV’de popüler kültür programlarının boy göstermesi vb.
  • Postacının ara ara gördüğü kedi ve Irina’nın çocuğunun da bir kedili oyuncağı olması.

Öylesine

  • “Bir Postacının Hayatı”

Leviathan

image

Filmin Künyesi:

LEVIATHAN | Yönetmen: Andrey Zvyagintsev / Oyuncular: Alexey Serebryakov (Kolya), Elena Lyadova (Lilya), Vladimir Vdovitchenkov (Dmitriy), Roman Madyanov (Vadim Shelevyat) / Rusya / 2014 / Renkli / 141´

Sinopsis:

Rusya’nın kuzeyinde Barents Denizi kıyısındaki bir kasabada yaşayan Kolya, otomobil tamirciliği yapmaktadır. Günün birinde belediye başkanı, Kolya’nın tüm mal varlığı olan dükkanını, evini ve arazisini satın almak ister. Her şeyini bırakıp anavatanından kopmak istemeyen Kolya, yozlaşmış düzenle zorlu bir mücadeleye girecektir. Eyüp Peygamber’in öyküsünden esinlenen ve otoriter rejime karşı bir başkaldırı öyküsü anlatan film, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Senaryo da genel anlamda iyi yazılmış.
  • Oyunculukları dengeli buldum.
  • Filmin görüntü yönetimi de başarılı.

Eksiler

  • İhanetten sonra, Kolya gibi gururlu, güçlü, biraz da maço birinin Lilya ile beraber yaşamaya devam etmek istemesine dair filmde daha güçlü argümanlar yer alsa iyi olabilirmiş.
  • Filmin dinle olan ilişkisinde fazlaca mesaj kaygısı güdülmüş.

Keşif

  • Filmdeki uzun planlı ve diyaloglu iki duruşma sahnenin bir benzerine “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filminin girişinde de rastlanabilir.
  • Denizdeki azgın dalgalar karakterlerin hayatında da bir operasyon dalgası olarak mevcut: Belediyenin arazi operasyonu, Lilya’nın aldatma operasyonu, Kolya’nın arkadaşlarının doğum günü operasyonu vb.
  • Ülkedeki dünyevi ve uhrevi liderlerin bir kraliyet sofrasında yaptıkları maneviyat eksenli sohbet oldukça manidar.
  • Kolya’nın evinin yıkılması sırasında, kameranın çektiği açıda biz seyirciler evin içerisinde oturuyormuşuz gibi hissediyoruz. Aslında o evde yaşamın normal şekilde devam etmesi gerektiğine dair bir yorum olarak algıladım bu tercihi.
  • Politik göndermeler oldukça başarılıydı ve buradaki taşlamalara hiç de yabancı olmadığımızı düşünüyorum.
  • Filmdeki mekanların geniş ve büyük olması yabancılaşma etkisini artırmış.
  • Eski liderlerin resimlerinin atış hedefi şeklinde kullanılması ilginç bir fikirdi.
  • “Erkekler kadınlara güzel derler ama sonra da öldürürler”, filmden bir replik.

Öylesine

  • “Bir Zamanlar Soğuk Deniz’de”
  • “Vadim O Kadar Rezildi Ki”

Hrustalyov, Arabamı Getir!

image

Filmin Künyesi:

HRUSTALYOV, ARABAMI GETİR! | KHRUSTALYOV, MASHINU!| KHRUSTALYOV, MY CAR!  | Yönetmen:  Aleksey German / Oyuncular: Yuriy Tsurilo (General Klensky, Yu. Tsurilo), Nina Ruslanova (N. Ruslanova), Mikhail Dementyev (Çocuk, M. Dementyev), Aleksandr Bashirov (Idiot, A. Bashirov) / Rusya / 1998 / Siyah-Beyaz / 137´

Sinopsis:

Görsel anlamda çarpıcı ve son derece kışkırtıcı bir karabasan bu. Stalin rejiminin akıl tutulmasına uğramış son günlerini dehşet içinde anan bir film. Utanç verici “Doktorlar Davası”ndan yola çıkan German, Yahudileri tasfiye etmek amacıyla yapılan operasyonda Gulag’a sürülen, Kızıl Ordu generallerinden ve aynı zamanda ünlü bir beyin cerrahı olan Yuri Glinşi’nin öyküsünü anlatıyor. Yönetmen German, insanı kahreden, hiçbir kanaatin asla değişmediği o acı günlerin gergin havasını yaratmak için, oldukça keskin görsel ve duysal etkiler yaratmış.

Artılar

  • Kalabalık bir oyuncu topluluğu ve bununla birlikte mekan yönetimi oldukça başarılı.

Eksiler

  • Yok, olmuyor. Aleksey German filmleri benim harcım değil sanırım.
  • Belki benden ötürü ama filmde senaryoya ya da hikaye akışına tam olarak vakıf olmak pek mümkün değil.

Keşif

  • Gazetecinin şemsiyesinin iki kez kendiliğinden açılıp üçüncüde açılmamasını ilginç bir uygulama olarak buldum.
  • General Klensky sima olarak bana “Üç Arkadaş” (Yönetmen: Memduh Ün) filmindeki “Osman Büyükbulut” karakterini canlandıran Altan Günbay’ı hatırlattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Arkadaşım İvan Lapşin

image

Filmin Künyesi:

ARKADAŞIM İVAN LAPŞİN | MOY DRUG IVAN LAPSHIN| MY FRIEND IVAN LAPSHIN  | Yönetmen:  Aleksey German / Oyuncular: Andrei Boltnev (Ivan Lapshin), Nina Ruslanova (Natasha Adasova), Andrey Mironov (Khanin), Aleksei Zharkov (Okoshkin), Zinaida Adamovich (Patrikeyevna) / Rusya / 1984 / Siyah-Beyaz / 100´

Sinopsis:

Aleksey German’ın babası Yuri German’ın yazdığı çok sevilen kısa öykülerden sinemaya aktarılan bu komedi, 1937 yılında Rusya’da gözlerden ırak, yoksul bir köyde geçiyor. Öyküyü anlatan çocuk, beş adamla birlikte bir komünde yaşıyor. Bu adamlardan biri de ünlü polis müfettişi Lapşin. Müfettiş, suçluların korkulu rüyası ancak, mesele aşka gelince, şans yüzüne hiç gülmüyor. 1989 yılında Sovyet eleştirmenler tarafından tüm zamanların en iyi Sovyet filmi seçilen German’ın bu üçüncü filmi, yönetmene “Tarkovski’den bu yana Sovyet sinemasının gördüğü en radikal güç” gibi övgüler getirdi.

Artılar

  • Ivan Lapşin rolünde Andrei Boltnev ve Natasha Adasova rolünde Nina Ruslanova birer adım öne çıkıyorlar.
  • Filmdeki oyunculuklar ortalamanın üzerindeydi.

Eksiler

  • Bu izlediğim 2. Aleksey German filmi. Maalesef yine beğenmedim.
  • Acaba hikayenin anlatıcısı olan çocuk filmin içerisinde daha çok yer alsa iyi olmaz mıydı diye düşünmeden edemedim.
  • Bir iki tanıtım yazısında filmin komedi yönünün de güçlü olduğu belirtilmişti ama ben izlerken pek rastlayamadım açıkçası.
  • Komün alanında yaşayan diğer insanların hayatları ile ilgili biraz daha fazla bilgi alsak fena olmazdı.

Keşif

  • Ivan Lapşin’in mesleğinin verdiği etkiyle çamaşır leğenine elindeki tahta çubuğu delil arar gibi sokup sonrasında elini yaktığı sahne güzeldi.
  • Komünde hizmetçi olarak çalışan kadın karakter filme tempo kazandırmış. Bu karakter bana nedense “Yaban Çilekleri” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmindeki Dr. Isak Borg’un hizmetçisini hatırlattı.

Öylesine

  • “Lapşin Diye Biri”.