Geçmiş

image

Filmin Künyesi:

GEÇMİŞ | THE PAST | LE PASSÉ | Yönetmen: Asghar Farhadi / Oyuncular:  Bérénice Bejo, Tahar Rahim, Ali Mosaffa, Pauline Burlet, Elyes Aguis, Jeanne Jestin, Sabrina Ouazani, Babak Karimi, Valeria Cavalli / Fransa  / 2013 / DCP / Renkli / 130’

Sinopsis:
İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin Oscar’a layık görülen Bir Ayrılık filminin başarısını takip eden Geçmiş, Fransız eşi Marie’den boşanma işlemlerini tamamlamak üzere, dört yıllık bir ayrılığın ardından Tahran’dan Paris’e gelen Ahmet’i izliyor. Marie’nin niyeti, eski eşinin hayaline bile katlanamayan yeni sevgilisi Samir’le evlenmektir. Ahmet, Marie’nin önceki beraberliğinden olan kızı Lucie ile ilişkisinin sıkıntılı olduğunu fark edince aralarını bulmaya çalışır, fakat böylece geçmişten gelen sırlar açığa çıkmış olur. Asghar Farhadi’nin ülkesi dışında çektiği ilk film olan Geçmiş, duygusal gerilimi eksik olmayan, sürükleyici ve çetrefilli bir aile dramı.

Artılar

  • “Marie” rolünde Bérénice Bejo ve “Ahmad” rolünde Ali Mosaffa oyunculukları oldukça başarılı.
  • Marie’nin boşandığı eşi “Ahmad” ile yeni eş adayı “Samir” (Tahar Rahim) karakterlerinin beraber yer aldıkları sahneler çok başarılı çekilmiş.
  • Filmdeki çocuk oyunculara da ayrı bir parantez açmak lazım. Hepsi çok başarılı performans sergilemiş.

Eksiler

  • Samir’in komada olan eşi “Céline”in (Aleksandra Klebanska) intiharı ile ilgili Ahmad’ın önderliğindeki polisçilik/detektiflik bölümü sanki biraz uzun olmuş.

Keşif

  • Marie karakterinin yaşam serüveni bana yönetmen Ö. Lütfi Akad’ın ünlü üçlemesi “Gelin”, “Düğün”, “Diyet” film isimlerindeki temaları çağrıştırdı.
  • “Ahmad” ile “Samir”in mutfakta beraber yalnız kaldıkları sahne dikkat çekici. Işık Ahmad’ın yüzüne yansımış durumda. Ahmad’ı daha “canlı” bir durumda görürken; Samir’i “soluk” bir şekilde görüyoruz.
  • Marie’nin boşanma işlemleri devam ederken bir yandan da Ahmad’a nazire yapar gibi evin dekorasyonunu (boya, avizeler vb.) değiştirmesi.
  • Mahkemedeki boşanma ile ilgili duruşmada, kameranın Marie ve Ahmad konuşurken onları ayrı ayrı kadrajda tutması iyi bir tercih olmuş.

Öylesine

  • “Bir Geçmişin Peşinde”.

Pislikler

image

Filmin Künyesi:

PİSLİKLER| BASTARDS| LES SALAUDS| Yönetmen: Claire Denis/ Oyuncular:  Vincent Lindon, Chiara Mastroianni, Julie Bataille, Michel Subor, Christophe Miossec, Alex Descas, Lola Créton, Grégoire Colin / Fransa  / 2013 / DCP / Renkli / 100’

Sinopsis:
İnsanı hipnotize eden, derin, karanlık, kendi içinde dönüp duran bir intikam hikâyesi anlatıyor Claire Denis’nin son filmi. Hikâyenin kahramanı Marco, bir yük gemisinin kaptanıdır. Kız kardeşi Sandra, onu acilen Paris’e çağırır: Kocası intihar etmiş, işleri bozulmuş, kızı kötü durumdadır. Sandra, bütün olanlardan kudretli işadamı Edouard Laporte’u sorumlu tutmaktadır. Hızır gibi yetişen Marco, Laporte’un metresinin oturduğu binaya taşınır. Fakat kız kardeşinin kumpaslarından haberdar değildir. Akira Kurosawa’nın Warui yatsu hodo yoku nemuru / Kötüler Rahat Uyur filminden yola çıkan Pislikler, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. Filmin müzikleri yine, daha önce İstanbul Film Festivali’nde özel bir konser veren Tindersticks’e ait.

Artılar

  • “Raphaëlle” rolünde Chiara Mastroianni ve “Marco” rolünde Vincent Lindon oyunculukları oldukça başarılı.
  • Müzikler filme olumlu katkı yapmış.

Eksiler

  • Eşi intihar eden Marco’nun kardeşi “Sandra”ya (Julie Bataille)  ait ayakkabı şirketi ile intihardan sorumlu tuttukları gizemli iş adamı “Edouard Laporte” (Michel Subor) arasındaki bağlantı tam olarak ifade edilemiyor gibi.
  • “Kötü” bir karakter olarak resmedilen “Edouard Laporte” ile ilgili final sahnesi dışında başka olumsuzluklara rastlayamıyoruz sanki.

Keşif

  • Genelde yakın plan çekimler olduğunu görmekteyiz. Yönetmen özellikle “Sandra” karakterine aşırı yakın plan çekimler yapmış.
  • Film içerisindeki çekimlerde karanlık bir atmosfer hakim. Bu da filmin izlenirliğine olumlu yönde bir katkı yapmış.
  • Marco ile Raphaëlle karakterleri arasındaki ilişki bana “Gizemli Kadın” (Yön: Pawel Pawlikowski) filmindeki “Tom” (Ethan Hawke) ile “Margit” (Kristin Scott Thomas) karakterleri arasındaki ilişkiyi çağrıştırdı.

Öylesine

  • “Justine’in Suçu Ne”.
  • “Pandora’nın(Justine) Kutusu”.

Günahın Dokunuşu

image

Filmin Künyesi:

GÜNAHIN DOKUNUŞU| A TOUCH OF SIN| TIAN ZHU DING| Yönetmen: Jia Zhang-ke / Oyuncular:  Zhao Tao, Jiang Wu, Wang Baoqiang, Luo Lanshan, Zhang Jiayi, Li Meng / Çin  / 2013 / DCP / Renkli / 133’

Sinopsis:
Çin’in en başarılı yeni nesil sinemacılarından Jia Zhang-ke son filminde Çin’in Twitter’ı sayılan Weibo’da denk geldiği dört gerçek olayı ele alıyor. Filmin dört çaresiz anti-kahramanı, hayata sıkışmışlıklarını hızla, acımasızca ve şiddetle çözme yoluna gidiyor. Öfkeli bir maden işçisi kasabasındaki yolsuzluklara karşı isyan ediyor. Yılbaşı için memleketine dönen bir işçi silahtan medet umuyor. Saunada resepsiyonist olarak çalışan genç kadın zengin bir müşteriden şiddet görünce çok sert bir tepki gösteriyor. Genç bir fabrika işçisi daha iyi yaşam şartları peşinde bir işten diğerine geçiyor. Günümüz Çin’inin çağdaş bir portresi: şiddet ile aşınan bir ekonomi devi…

Artılar

Eksiler

  • Film içindeki 1. bölümde “Dahai” (Wu Jiang) karakterinin tüfekle serbestçe dolaşıp cinayetlerini işlerken dışarıdan herhangi bir tepki/müdahale gelmemesi ilginç.
  • Benzer şekilde film içindeki 2. bölümde baş karakterin çok rahat bir şekilde bir kadını yol ortasında öldürüp çantasını çalması karşısında da bir tepki/müdahale göremiyoruz.

Keşif

  • Filmde “şiddet” temasını birçok formda görüyoruz:
    Zayıfa
    Kadına
    Hayvana
    Doğaya
  • Film içindeki 3. bölümde saunada resepsiyonist olarak çalışan kızın şiddete başvurduğu sahne “Kill Bill” (Yön: Quentin Tarantino) filmini çağrıştırdı.

Öylesine

  •  

Mavi Yasemin

image

Filmin Künyesi:

MAVİ YASEMİN| BLUE JASMINE | Yönetmen: Woody Allen / Oyuncular:  Alec Baldwin, Cate Blanchett, Sally Hawkins  / ABD  / 2013 / 35 mm / Renkli / 98’

Sinopsis:
New York’lu çekici ve göz alıcı bir ev kadını olan Jasmine, milyarder kocası Hal ile birlikte son derece gözterişli bir yaşam sürmektedir. Yatırımcı olarak çalışan Hal, son işlerinden birinde battığında, parasını bu denli cömertçe harcaması nedeniyle büyük bir mali krizin içine sürüklenir ve iflas etmenin eşiğine gelir. Jasmine evi terk eder ve bir süreliğine, San Francisco’nun taşrasında yaşayan üvey kız kardeşinin yanına gider. Tek çıkış yolu burada hayatını tekrar düzene sokup, zenginlik ve lüks içerisinde yaşamaktır. Bu süreçte modacı olarak kısa yoldan zengin olmayı ya da varlıklı birileriyle tanışmayı dener ancak içerisinde bulunduğu depresyona alkol ve antidepresan bağımlılığı da eklenince kendisini büyük bir karmaşanın tam ortasında bulur.

Artılar

  • ”Jasmine” rolünde Cate Blanchett ve “Ginger” rolünde Sally Hawkins oldukça başarılı.

Eksiler

  • Jasmine ile üvey oğlu Danny arasında kuvvetli bir ilişki olduğuna dair bir çıkarım yapamıyoruz filmde. Oysa son karşılaştıkları sahnede, böyle bir bağ olduğunu düşünmemiz gerekiyor sanki.

Keşif

  • Ginger rolünde izlediğimiz Sally Hawkins’i “Kadının Fendi” (Yönetmen: Nigel Cole) filminde de oldukça beğenmiştim.
  • Diyalogların bir Woody Allen filmine ait olduğu, filmin başında kendini hemen belli ediyor.
  • Filmin sonunda Jasmine’in kocası Hal’in (Alec Baldwin) tutuklanmasına, Jasmine’in neden olduğunu öğrenmemiz sürpriz oldu.

Öylesine

  • “Jasmine’in Tatlı Aşkı”.
  • Jasmine için Zeki Müren’den geliyor: “Bir Demet Yasemen”.
  • “Jasmine’in Penceresi”.
  • “Fikrimin İnce Yasemini”.

Büyülü Tarla

image

Filmin Künyesi:

BÜYÜLÜ TARLA| A FIELD IN ENGLAND | Yönetmen: Ben Wheatley / Oyuncular:  Ryan Pope, Peter Ferdinando, Michael Smiley, Richard Glover, Reece Shearsmith, Julian Barratt  / İngiltere  / 2013 / DCP / Siyah-Beyaz / 90’

Sinopsis:
Kill List / Ölüm Listesi’nin ardından Sightseers / Garip Turistler ile İstanbul Film Festivali’nde takipçilerini artıran yönetmen Ben Wheatley, bu kez 17. yüzyılda geçen alışılmadık bir psikedelik gerilim filmiyle beyazperdeye dönüyor. 1648 yılında, İngiltere’deki iç savaş sırasında, savaş meydanından kaçan birkaç kişi sonunda yakalanır. Bir simyacı, kaçakları gömülü bir hazineyi bulmaları için zorlar. Ne var ki hepsi önce öfke sonra da korku ve paranoyanın tutsağı olur. İngiltere’nin benzersiz kırsal kesiminde geçen bu “trip filmi”, halüsinasyonlar, kan, ince bir kara mizah, delilik ve mantarlarla dolu.

Artılar

  • Filmin görüntü yönetimi başarılı.

Eksiler

  • Filmin sonlarına doğru yönetmenin görüntüyü manipüle ettiği sahneler pek iyi bir tercih olmamış gibi.
  • Filmde kadın karakter olmaması.

Keşif

  • Filmin sonunda “Akbaş” (Reece Shearsmith) karakterinin üzerindeki silahlardan arındıktan sonra diğer iki yoldaşının hayaletleri ile karşılaşması manidar.
  • Filmin bir sahnesinde tarladaki otların rüzgar eşliğinde adeta dans ettiği bölüm güzel olmuş.
  • Akbaş belki de yakalandığı akıl tutulmalarından “güneş tutulması” izlenimi veren sahnelerde kurtuldu.
  • Filmin birkaç yerinde, tiyatro sahnesinde olan oyuncular izlenimi veren sahneler filme renk katmış..
  • Filmdeki 5 karakter farklı açılardan bana “Köyden İndim Şehire” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki 5 ana karakteri çağrıştırdı:
    O’Neil – Ali Rıza (Tekin Akmansoy)
    Cutler – Himmet (Zeki Alasya)
    Whitehead/Akbaş – Hayret (Metin Akpınar)
    Friend – Saffet (Kemal Sunal)
    Jacob – Gayret (Halit Akçatepe)

Öylesine

  • “Mantarlı Tarlanın Kavalcısı”.
  • “Tarlalar Üstünde 20.000 Mantar”.
  • “Tarlanın Ardı”.

Ana Kuzusu

image

Filmin Künyesi:

ANA KUZUSU| MAMAROSH| Yönetmen: Momcilo Mrdakovic / Oyuncular:  Bogdan Diklic, Mira Banjac, Sergej Trifunovic, Bane Vidakovich  / Sırbistan  / 2013 / DCP / Renkli / 105

Sinopsis:
Ortak yapımcılığını Fatih Akın’ın üstlendiği Ana Kuzusu, bir AVM inşaatı protestosuyla açılıyor. Sinema tutkunu projeksiyoncu Pera, 1999’da NATO bombardımanı Belgrad’ı dövmeye başladığında kendini bir anda annesiyle (yani en iyi arkadaşıyla) mülteci olarak bulur. Hayat onları New York’a savurduğunda sinemada dijital çağ henüz başlamıştır. Sonra Pera bir gün eski bir sinema salonunda atılmak üzere olan projeksiyon makineleri bulur. Amacını belirlemiştir: İnsanlara 35 mm gerçek filmi tanıtıp sevdirecektir. Bir savaş filmi, bir yol filmi, hatta bir aşk filmi olan bu hem tatlı hem korkutucu komedi, ilk kez Moskova Film Festivali’nde gösterildi.

Artılar

  • “Pera” rolünde Bogdan Diklic ve annesi “Mara” rolünde Mirjana Banjac oldukça başarılı.

Eksiler

  • Genel olarak diyaloglarda mesaj verme kaygısı yapıtı didaktik bir boyuta taşırken izlenirliği biraz olumsuz etkilemiş.

Keşif

  • Filmde kurmacadan belgesele evrilen bazı bölümler görüyoruz.
  • Pera’nın çocukluğuna ilişkin geçmişe ait olayların farklı bir şekilde gösterildiği sahneler filme renk katmış.
  • Filmin sonunda Pera’nın 35mm formattaki filmi perde olarak New York semalarına, köprülerine yansıtması, onun dijitale karşı savaşını simgeler gibiydi.
  • “Çocuk Pozu” (Yönetmen: Calin Peter Netzer) filmindeki Anne -> Çocuk düşkünlüğünü bu filmde ters yönde Çocuk -> Anne şeklinde görüyoruz.

Öylesine

  •  

Metro Manila

image

Filmin Künyesi:

METRO MANILA| Yönetmen: Sean Ellis / Oyuncular:  Jake Macapagal, John Arcilla, Althea Vega, Erin Panlilio, Jm Rodriguez, Ana Abad Santos, Mailes Kanapi, Moises Mag Isa  / Filipinler-İngiltere  / 2012 / DCP / Renkli / 115

Sinopsis:
Bol ödüllü Cashback / Zamana Güzellik Kat ile dikkatleri üzerine toplayan genç İngiliz yönetmen Sean Ellis’in yönetmenliğini, senaristliğini, yapımcılığını ve kameramanlığını üstlendiği son filmi, şiirsel olduğu kadar gerçekçi bir polisiye dram. Daha iyi bir yaşam peşinde ailesiyle birlikte dağlık kuzeyden büyük şehir Manila’ya gelen Oscar, kısa sürede zırhlı araç şoförü olarak iş bulur. Müdürü Ong, ona iyi niyet ve sıcaklıkla yaklaşsa da niyeti hemen belli olur. Oscar’ın dürüstlüğü ve saflığından faydalanan Ong, şantaj yaparak onu çalıştıkları şirketi soymaya ikna edecektir.

image

Başka Söze Gerek Yok

image

Filmin Künyesi:

BAŞKA SÖZE GEREK YOK | ENOUGH SAID| Yönetmen: Nicole Holofcener / Oyuncular:  James Gandolfini, Julia Louis-Dreyfus, Toni Collette, Catherine Keener, Ben Falcone  / ABD  / 2013 / 35 mm / Renkli / 93’

Sinopsis:
Amerikan bağımsız sinemasının tanınmış yönetmenlerinden Nicole Holofcener’in yönetmenliğini üstlendiği, ilk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yapan Başka Söze Gerek Yok, Haziran ayında kaybettiğimiz, The Sopranos dizisinin yıldızı James Gandolfini’nin rol aldığı son film. Başrolde Gandolfini’ye Seinfeld dizisinde Elaine rolüyle tanıdığımız Julia Louis-Dreyfus eşlik ediyor. Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva’nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi alt-üst edecektir: Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert’ın eski eşidir.

image

Gölgeler ve Suretler

image

Filmin Künyesi:

GÖLGELER VE SURETLER | SHADOWS AND FACES | Yönetmen: Derviş Zaim / Oyuncular:  Osman Alkaş, Hazar Ergüçlü, Popi Avraam / Türkiye / 2010 / 35 mm / Renkli / 116’

Sinopsis:
Derviş Zaim minyatür sanatını anlattığı Cenneti Beklerken ve hat sanatını anlattığı Nokta’dan sonra üçlemenin son filmi olan ve gölge oyununu işlediği Gölgeler ve Suretler’in yapımcılığını da üstlendi. Yönetmenin memleketi Kıbrıs’ta, 1963’te Türkler ile Rumlar arasında başlayan olaylar sırasında Karagöz kuklacısı olan babasından ayrı düşmüş genç bir kızın geçirdiği olgunlaşma sürecini anlatan film, bugüne kadar sinemaya konu olmayan ama tarihi şekillendiren olayları işleyerek 1974 harekâtına giden süreçte Ada’da olanları inceliyor. Filmde Türk ve Rum oyuncular birlikte rol alıyor.

image

Kalbim Durmadan Önce

image

Filmin Künyesi:

KALBİM DURMADAN ÖNCE | Before My Heart Falls | Avant que mon coeur bascule | Yönetmen: Sébastien Rose / Oyuncular: Clémence Dufresne-Deslières, Étienne Laforge / Kanada / 2012 / DCP / Renkli / 96’

Sinopsis:
16 yaşındaki Sarah, otoban kenarında rahatsızlanma numarası yaparak insanların kendisini arabalarına almalarını sağlamakta ve bu kişilere karşı hırsızlık yapmaktadır. Bir gün, hatası nedeniyle, arabasına bindiği adam ölür. Bu olay sonrasında Sarah ile adamın dul kalan eşi arasında bir arkadaşlık yavaş yavaş gelişmeye başlar
.

image