Utanç

image

Filmin Künyesi:

UTANÇ | SKAMMEN | SHAME | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Liv Ullmann (Eva Rosenberg), Max von Sydow (Jan Rosenberg), Sigge Fürst (Filip), Gunnar Björnstrand (Jacobi, Belediye Başkanı), Birgitta Valberg (Jacobi’nin Eşi), Hans Alfredson (Fredrik Lobelius), Ingvar Kjellson (Oswald) / İsveç / 1968 / Siyah-Beyaz / 103´

Sinopsis:

Savaşın ortasında kalmış bir çiftin birbirlerine tutunma hikâyesi üzerinden utanç, ahlaki çöküntü ve şiddet kavramlarını ele alan Utanç, Bergman’ın ender distopya filmlerinden biri. Apolitik, sanatçı çift Eva ve Jan, savaştan olabildiğince uzak kalabilmek için ıssız bir adaya yerleşmişlerdir. Ancak eninde sonunda onlara ulaşan savaşın çiftin üzerindeki etkisi son derece yıkıcı olacaktır. Vietnam Savaşı’nın en sıcak döneminde çekilen film, savaşın kendisinden çok, birey üzerindeki psikolojik etkilerine değiniyor. Bergman, kendi yaşadığı ıssız Farö adasında çektiği Utanç’ta asıl savaşın hemen çeperinde süregiden “küçük savaş” kavramına yoğunlaştığını söylüyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar ve yaratılan atmosfer başarılı.
  • Genelde Bergman filmlerinde pek rastlamam ama bu filmin ikinci yarısında senaryoda yer yer aksaklıklar yer alıyor.
  • Jacobi karakteri sima olarak Stalin’i andırıyor.
  • Jan karakterinin bir benzerini yakın dönem çalışmalarından “Turist” (Yönetmen: Ruben Östlund) filmindeki Tomas (Johannes Kuhnke) karakterinde görmek mümkün.
  • Bencil ve korkak olan Jan, Eva’nın elinden kayıp gitmemesi için bencilliğinden vazgeçmeden korkaklığını yenmeye çabalıyor.

Persona

image

Filmin Künyesi:

PERSONA | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Bibi Andersson (Alma), Liv Ullmann (Elisabet Vogler), Margareta Krook (Doktor), Gunnar Björnstrand (Elisabet ‘in Eşi), Jörgen Lindström (Elisabet ‘in oğlu) / İsveç / 1966 / Siyah-Beyaz / 81´

Sinopsis:

Ingmar Bergman’ın en gizemli, en rahatsız edici filmlerinden Persona, David Lynch’ten Claude Chabrol’e, hatta Abba’ya kadar etkisi yayılan, sarsıcı bir psikolojik dram, Bergman’ın tarifiyle “iki enstrüman için bir sonat”. Bibi Andersson’ın canlandırdığı genç hemşire Alma, Liv Ullman’ın canlandırdığı, konuşmayı reddeden aktris Elisabeth Vogler’in tedavi süreciyle ilgilenmektedir. İkili, birlikte, deniz kıyısındaki bir eve yerleşir. Ancak zamanla tedavi tersine işler; Elisabeth yerine Alma konuşup içini dökmeye başlar; ikilinin kişilikleri birbirine geçtikçe, gerçekle hayal de birbirine girer. Bergman’ın birçok kusursuz başyapıtından biri olan Persona, yönetmenin sözleriyle “yalnızca sinemanın keşfedebileceği sözsüz gizlere dokunuyor”.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Bibi Andersson’un oyunculuğu çok başarılı.
  • Bu filmi daha çok seveceğimi düşünmüştüm ama beklediğim gibi olmadı.
  • Bergman’ın film hakkında yapılan kısa bir röportajda dikkat çektiği üzere filmin ilk 4 dakikası biraz zorlayıcı ve sabır gerektiriyor.
  • Alma, Elisabet için bir ayna belki de. Hem ruhi hem de fiziki olarak Elisabet’in sesi oluyor Alma. Çoğu zaman giydikleri kıyafetlerin rengi bile aynı.
  • Bu filmde “sıkıntılı” anne rolünü oynayan Liv Ullmann yıllar sonra yine Bergman’ın yönettiği “Güz Sonatı” filminde bu sefer “sıkıntılı” annenin kızı rolünde karşımıza çıkıyor.

Mavili

image

Filmin Künyesi:

MAVİLİ | IN BLUE | Yönetmen: Jaap van Heusden / Senarist: Jan-Willem den Bok, Jaap van Heusden / Oyuncular: Maria Kraakman (Lin), Bogdan Iancu (Nicu), Ellis van den Brink (Lin’in Annesi) / Hollanda / 2017 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Maviler içindeki Hollandalı hostes Lin ile Bükreş sokaklarında yaşayan 15 yaşındaki Nuci’nin yolları, Lin’in içinde bulunduğu taksinin Nuci’ye çarpması ile kesişir. Bir kaza ile birbirlerinin hayatına dahil olan ikili, giderek daha da karmaşıklaşan beklenmedik, tanımsız bir ilişkiye doğru sürüklenir. Gerçekçi sinematografisi ile Bükreş sokaklarını keşfe çıkan Mavili, tekinsiz atmosferiyle izleyicinin merakını her an canlı tutuyor. Hollandalı yönetmen Jaap van Heusden’in üçüncü uzun metrajlı filmi Mavili, yönetmenin sözleriyle “ilk kez kabuklarını kırarak biraz annelik, güven ve sevgi için kendilerine yer ayıran”, hiç durmadan hareket eden iki insanın filmi.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin başlangıcı güzel olmuş.
  • Bulutların üstündeki Lin ile yerkabuğunun üstündeki Nicu arasındaki tuhaf ilişkiye tanıklık ediliyor filmde.
  • Bir sahnede Nicu’nun içine çekmek için aldığı boyanın rengi de maviydi.
  • Nilüfer’in seslendirdiği “Mavilim” şarkısı filmin müziklerine eşlik edebilir.
  • “Bulutları Boyarken”

Annemle Geçen Yaz

image

Filmin Künyesi:

ANNEMLE GEÇEN YAZ | THE SECOND MOTHER | QUE HORAS ELA VOLTA | Yönetmen: Anna Muylaert / Senarist: Anna Muylaert / Oyuncular: Regina Casé (Val), Camila Márdila (Jéssica), Karine Teles (Bárbara), Michel Joelsas (Fabinho), Lourenço Mutarelli (Carlos) / Brezilya / 2015 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Val, işini ciddiye alan, yıllardır aynı aile için çalışan yatılı bir hizmetçidir. Mütevazi tavırlarıyla, bebekliğinden beri çocuklarına bakıcılık yaptığı Sao Paulo’lu zengin işverenlerine her gün tüm çalışkanlığı ve sadakati ile hizmet eder.

Bu şık evde her şeyin yeri, yolu, yordamı bellidir; ta ki Val’in hırslı ve akıllı kızı Jessica, üniversite giriş sınavına girmek için Sao Paulo’ya gelene dek… Jessica’nın genç oluşu, kendinden aşırı emin halleri, ev sakinlerinin huzurunu kaçıracak ve evdeki hassas dengeleri alt-üst edecektir. Val ise sadakatinin sınırlarına ve feda edebileceklerinin neler olduğuna karar vermelidir. Brezilya’nın Oscar adayı olan Annemle Geçen Yaz, aile ve sınıf meselelerini yeni, çağdaş ve tempolu bir tarzda ele alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar dengeli.

Eksiler

  • Evde çalışan diğer hizmetçi karakteri biraz havada kalmış.

Keşif

  • Evin hanımı Barbara bir sahnede hizmetçileri Val’in kızı Jessica’nın havuza girmemesi için su seviyesini azaltıyor. Belki de kendi düşüncesinde suyu onları seviyesine indirgemiş oluyor.
  • Karakterler arasında hissedilen ama tam adı konulmayan gerginlikler bana “Geçmiş” (Yönetmen: Asghar Farhadi) filmini hatırlattı.
  • Val karakterinin genel yapısında Yıldız Kenter’in “Kızım Ayşe” (Yönetmen: Yücel Çakmaklı) ve “Fatma Bacı” (Yönetmen: Halit Refiğ) filmlerindeki karakterlerinin yapısı vardı.

Öylesine

  • “Ana Kurdu”

Bakıp Gülümserim

image

Filmin Künyesi:

BAKIP GÜLÜMSERİM | I SMILE BACK | Yönetmen: ADAM SALKY / Oyuncular: SARAH SILVERMAN (Laney Brooks), JOSH CHARLES (Bruce Brooks), THOMAS SADOSKI (Donny) / ABD / 2015 / Renkli/ 85´

Sinopsis:

Laney Kuzey Amerikalı ideal banliyö annesi ve ev kadını klişesinin bir temsilcisi. Sigorta uzmanı kocasıyla birlikte lüks bir evde yaşıyor, günlerini küçük kızı Janey ve on yaşlarındaki oğlu Eli için sandviçler yaparak, onları okula götürerek, zaman zaman kocasıyla iş seyahatlerine ve yemeklere giderek geçiriyor. Fakat diğer yandan, çocukları ve kocası dışarıda basketbol oynarken tuvalette kokain çekiyor, oğlunun okul arkadaşlarından birinin babasıyla yatıyor, uyuşturucu ve içkinin dozunu ayarlayamadığı bir gece kızının yanında yatarken, oyuncak ayısıyla mastürbasyon yapıyor. Laney’nin giderek artan kötü alışkanlıkları, buz dağının sadece görünen kısmı. Depresyon ve mutsuzluk onu mahvediyor. Çevresindeki herkes dışarıdan şahane gözüken hayatlarına devam etmek için gerçeklere kulak tıkarken Laney iyi bir anne, iyi bir eş ve gerçek bir insan olmak için çabalıyor. Ünlü komedyen Sarah Silverman, depresyonla ve kendine zarar verme dürtüsüyle boğuşan Laney’yi kusursuz bir performansla canlandırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Vasat bir film olmuş.
  • Film içerisindeki geçişlerde müziğe fazlaca başvurulmuş.

Keşif

  • “İncil” ile ilgili kitaba dair yapılan benzetme güzeldi.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Lolo

image

Filmin Künyesi:

LOLO | Yönetmen: Julie Delpy / Oyuncular: Julie Delpy (Violette), Dany Boon (Jean-René Graves), Vincent Lacoste (Violette’nin Oğlu, Lolo), Karin Viard (Ariane) / Fransa / 2015 / Renkli/ 99´

Sinopsis:

Violette, 40 yaşında, hayatını moda sektörüne adamış başarılı bir kadındır. Yıllar boyunca farklı farklı sebeplerden dolayı uzun soluklu bir ilişkisi olamayan Violette, tatil için gittiği spa tesisinde şans eseri, bir bilgisayar dahisi olan Jean-René ile tanıştığında en sonunda aradığını bulur. Jean-René moda dünyasından ve Violette’in alışık olduğundan çok daha farklı biri olmasına rağmen, ikilinin arasında inkar edilemez bir kimya vardır. Ancak ilişkilerinin ciddiye binmesiyle Jean-René’nin aşması gereken bir engel daha vardır; Violette’in bir tanecik oğlu Lolo… Dışarıdan çok tatlı ve ilgili gözükmesine rağmen Lolo, Jean-René’yi bir türlü sevemez ve annesine layık bulmadığı bu adamı uzaklaştırmak için gizli bir harekat başlatır! Romantik filmlerin unutulmaz aktrisi Julie Delpy bu sefer hem yönetmen, hem senarist, hem de başrol olarak büyülüyor!

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda vasat bir film olmasına karşın keyifliydi. Karakteristik Fransız komedisi yanı var filmin.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Senaryo/hikaye tasarımı daha iyi yapılabilirmiş.

Keşif

  • Filmin jeneriği eğlenceliydi.
  • Filmin komedi tarzı ve Lolo karakterinin filmdeki yer alma biçimi François Ozon filmlerindeki karakterleri anımsattı.
  • Lolo’nun, annesi Violette’nin müstakbel eş adaylarıyla aralarını bozma oyunları “Gelinlik Kızlar” (Yönetmen: Atıf Yılmaz Batıbeki) ve “Gülşah Küçük Anne” (Yönetmen: Orhan Elmas) filmlerini hatırlattı.

Öylesine

  • “Lolo Hakkında Konuşmalıyız”

Misafir

image

Filmin Künyesi:

MİSAFİR | Yönetmen: Mehmet Eryılmaz / Oyuncular: Zümrüt Erkin (Nur), Tamer Levent (Baba), Ayten Uncuoğlu (Anne), Ersin Umut Güler (Nur’un Kardeşi) / Türkiye / 2015 / Renkli/ 127´

Sinopsis:

Yıllar önce işlerin bir türlü yolunda gitmediği babaevinden kovulan Nur, aradan on yıl geçtikten sonra annesinin hastalandığının ve ölüm döşeğinde olduğunun haberini alır. küçücük kızını da yanına alarak acilen baba evine geri döben genç kadının tek amacı ise dünya gözüyle annesini son bir defa daha görmek ve helalleşmektir. Yönetmenliğini Mehmet Eryılmaz’ın üstlendiği film evrensel bir tema olan anne kız ilişkisini ölüm teması çevresinde merkezine alırken; ülkemizde de oldukça yaygın bir sorunsal olan aile içi cinsel taciz meselesini de alt hikaye bağlamında gündemine alıyor. Öyküde aradan geçen zamana rağmen birbirleriyle dirsek teması tam olarak kesilmemiş olan aile fertleri üzerinden bütün olumsuzluklara rağmen diri tutulan umutlar ve bu umutlara sımsıkı sarılmaktan vazgeçmeyen tutunamayanların hikayesi anlatılmaktadır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar belirli bir seviyenin üstünde.

Eksiler

  • Film biraz uzun tutulmuş gibi geldi bana. Diğer yandan rüya sahneleri filme daha iyi eklemlenebilirmiş.
  • Aile içi cinsel taciz çok yüzeysel geçilmiş.

Keşif

  • Vasat bir film olmuş.
  • Filmin girişindeki sözler ve müzik güzeldi.

Öylesine

  • “Ailenin Nuru”

Hayat Altmışından Sonra

image

Filmin Künyesi:

HAYAT ALTMIŞINDAN SONRA | MISS SIXTY| MISS SIXTY | Yönetmen: Sigrid Hoerner / Oyuncular: İris Berben (Luise Jansen), Edgar Selge (Frans Winther), Carmen Maja Antoni (Doris Jansen), Björn Von Der Wellen (Max Winther), Jördis Richter (Romy von Cramm) / Almanya / 2014 / Renkli / 98´

Sinopsis:

Yapımcı kimliğiyle tanınan Sigrid Hoerner’in ilk yönetmenlik denemesi olan bu film, yaşına meydan okuyan iki kişiyi anlatıyor. Yaşlı sayıldıkları için dışlandıkları topluma yeniden uyum sağlamaya karar veren bu ikiliden Louise, 60 yaşında hamile kalıp bir bebek sahibi olmak ister. Frans ise modern sanatın yükselen yıldızı olmayı kafaya koymuştur. Yaşlanmanın aslında psikolojik olduğunu iki sıradışı insan üzerinden müjdeleyen Hayat Altmışından Sonra, oldukça keyif verici bir komedi.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi vasatın az üstü olarak değerlendirdim.
  • İris Berben ve Maja Antoni’nin oyunculukları başarılı.

Eksiler

  • Filmin mizahi yönü daha başarılı olabilirdi.
  • Frans ve Luise karakterlerinin geçmişleri hakkında biraz daha bilgi verilse fena olmazdı.

Keşif

  • Luise bir süre annelik aşerdikten sonra bu sevdadan vazgeçiyor.
  • Filmdeki modern sanat açmazları “Evde” (Yönetmen: François Ozon) filmini hatırlattı.
  • Luise karakterinde biraz “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmindeki hava hakimdi özellikle minik çılgınlıklar anlamında.

Öylesine

  • “Altmışından sonra azanı moleküler biyoloji paklar”