Günübirlik Sevgili

image

Filmin Künyesi:

GÜNÜBİRLİK SEVGİLİ | LOVER FOR A DAY | L’AMANT D’UN JOUR | Yönetmen: Philippe Garrel / Senarist: Jean-Claude Carrière, Caroline Deruas-Garrel, Philippe Garrel, Arlette Langmann / Oyuncular: Eric Caravaca (Gilles), Esther Garrel (Jeanne), Louise Chevillotte (Ariane), Paul Toucang (Matéo) / Fransa / 2017 / Siyah-Beyaz / 76´

Sinopsis:

Fransız sinemasının en saygın isimlerinden Philippe Garrel yine aşkın ve âşıkların gizemli girdabına dalarak karmaşık ilişkileri ele alıyor; siyah-beyaz romantik filmin odak noktasında Garrel’in kızı Esther’in canlandırdığı, sevgilisinden ayrılan genç öğrenci Jeanne yer alıyor. Aşk acısı çeken Jeanne, üniversitede felsefe hocası olan babasının yanına taşınır. Evde ilk karşılaştığı, babasının yeni kız arkadaşı Ariane’dır. Ariane, Jeanne’la yaşıt, üstelik babasının öğrencisidir. Aynı evde farklı aile dinamikleriyle aşk ilişkisi çakışınca ortaya yönetmen Garrel’in alametifarikası, bir yanıyla komik bir yanıyla trajik insani durumlar ortaya çıkar.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuk performansları başarılı.
  • Siyah-Beyaz renk kullanılması güzel bir tercih olmuş.
  • Sade bir hikayeye sahip film sade bir senaryo ile harmanlanmış.
  • Ariane karakterini bir başka Fransız filmi “Genç ve Güzel” (Yönetmen: François Ozon) deki Isabelle (Marine Vacth) karakterine yakın buldum.
  • Louise Chevillotte’nin simasını ve tavırlarını Hale Soygazi’ye yakın buldum.

İçimdeki Güneş

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ GÜNEŞ | LET THE SUNSHINE IN | UN BEAU SOLEIL INTÉRIEUR | Yönetmen: Claire Denis / Senarist: Christine Angot, Claire Denis / Oyuncular: Juliette Binoche (Isabelle), Xavier Beauvois (Vincent), Philippe Katerine (Mathieu), Valeria Bruni-Tedeschi, Gérard Depardieu  (Falcı) / Fransa / 2017 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren Claire Denis’nin son filmi, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşk arayışını ironik bir dille anlatıyor. Binoche’un canlandırdığı Isabelle, 50’li yaşlarını süren, duygularının hayatını yönlendirmesine izin veren, mutsuz ve kararsız bir sanatçıdır. Tanıştığı birkaç erkekle ilişki kurmayı dener, ancak bu adamların uyumsuzlukları, iletişim kazaları, tuhaf ve hatta komik durumlar onu yıldırır. Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünden büyük ödülle döndü.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarısız buldum.
  • Claire Denis ve Juliette Binoche birlikteliğinden daha güzel ve kaliteli bir iş çıkmasını beklerdim.
  • Isabelle’nin içindeki güneş her sabah doğup her akşam batıyor.
  • “Yedi Kocalı Isabelle”

İsmail’in Hayaletleri

image

Filmin Künyesi:

İSMAİL’İN HAYALETLERİ | ISMAEL’S GHOSTS | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Senarist: Arnaud Desplechin, Léa Mysius, Julie Peyr / Oyuncular: Mathieu Amalric (Ismaël Vuillard), Marion Cotillard (Carlotta Bloom), Charlotte Gainsbourg (Sylvia), Louis Garrel (Ivan Dedalus), Alba Rohrwacher (Arielle / Faunia), László Szabó (Henri Bloom),  Hippolyte Girardot (Zwy) / Fransa / 2017 / Renkli / 114´

Sinopsis:

Yeni filminin hazırlıklarıyla meşgul olan İsmail (Mathieu Amalric), hayatına kısa zaman önce giren Sylvia (Charlotte Gainsbourg) ile şehirden uzakta sakin bir hayat yaşamaktadır. Ancak çok vakit geçmeden sorunlar baş gösterir. Yazılarında tıkanmaya başlayan İsmail, daha sonra 20 yıl öncesinde bıraktığı bir hayaletin çıkagelmesiyle sarsılır. Yıllar önce habersizce çekip giden karısı Carlotta (Marion Cotillard), geri dönmüştür. İsmail iki kadının arasında gelgitler yaşarken, filmi de tamamlamanın yollarını aramaya başlar. Fransa’nın yıldızlarından oluşan kadrosu ile dikkat çeken yapım aynı zamanda bu seneki Cannes Film Festivali’nin açılış filmiydi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Oyunculuklar ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin görsel tonlaması ve renk kullanımı iyi bir seviyede.
  • Film güçlü bir giriş yapıyor fakat Carlotta’nın dönüşü sonrasında bu gücü devam ettiremiyor. İsmail’in kendi filmini tamamlamaya dair yaşadığı tıkanıklık filmin kendisinde de baş gösteriyor.
  • İsmail (Damat) ile kayınpederi (Baba)  Henri Bloom arasındaki ilişki ve Carlotta Bloom’un (Kız) buradaki konumu “Aynanın İçinden” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filminde benzer rollerde yer alan Martin (Max Von Sydow, Damat), David (Gunnar Björnstrand, Baba), Karin (Harriet Andersson, Kız) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Filmde farklı karakterlerden zaman zaman duyduğumuz bir replik var “Ben yaşlı biriyim”. Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçince herkes bir nebze yaşlanmış oluyor haliyle.
  • Sylvia’nın filmin sonlarına doğru engelli kardeşi ile ilgili yaşadığı duruma dair paylaştığı duygular/cümleler güzeldi.
  • “İsmail’in Kadınları”
  • “Hayaletlerim, Aşkım ve Sen”

Anahtar Ev Ayna

image

Filmin Künyesi:

ANAHTAR EV AYNA | KEY HOUSE MIRROR | NØGLE HUS SPEJL | Yönetmen: Michael Noer / Senarist: Anders Frithiof August, Michael Noer / Oyuncular: Ghita Nørby (Lily), Sven Wollter (Piloten), Trine Pallesen (Katrine) / Danimarka / 2015 / Renkli / 92´

Sinopsis:

Lily ve Max 50 yıldan beri evlidirler. Max’in inme geçirmesinden bu yana profesyonel bakıma bağımlı olduğu bir huzurevinde birlikte yaşamaktadırlar. “Pilot” isimli bir adam yan odaya yerleştiğinde, onun hayata olan bağlılığı Lily’i cezbeder. Bununla birlikte, hem ailesi hem de huzurevinin diğer sakinleri, bu yeni konuktan hoşlanmazlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Lily karakterini canlandıran oyuncunun simasını ve genel duruşunu Füsun Erbulak’a benzettim.
  • Sattığını unuttuğu yazlığa giden Lily kendini rüzgara bırakır. Geçmiş hatıralar, anımsayamadığı zamanlar uçup gitsin diye belki de.
  • “Hareketli Bir Hayat”

Belalı Düğün

image

Filmin Künyesi:

BELALI DÜĞÜN | BRÚÐGUMINN | Yönetmen: Baltasar Kormákur / Senarist: Baltasar Kormákur, Ólafur Egilsson / Oyuncular: Hilmir Snaer Gudnason (Jón), Margrét Vilhjálmsdóttir (Anna), Ólafur Darri Ólafsson (Sjonni), Laufey Elíasdóttir (Þóra) / İzlanda / 2008 / Renkli / 96´

Sinopsis:

Jon, sizi düğününe davet ediyor! Fakat tüm kültürlerde insanları buluşturan, mutlu eden ve eğlendiren o çok özel gece, düğün gecesi, bu filmde biraz farklı. Nedeni ne somurtkan ve şikayetçi akrabalar ne sarhoş olup geceyi renklendiren yakın arkadaşlar ne de gelinle damat arasındaki dikkat çekici yaş farkı… Evet, bunlar da var ama Belalı Düğün’ün alametifarikası şu ki, düğünümüz İzlanda’da güneşin hiç batmadığı o aydınlık gecede, 21 Haziran’da gerçekleşiyor. En sevilen İzlandalı yönetmenlerden Baltasar Kormákur’un imzasını taşıyan film, gücünü kuzey mizahından alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Eğlenceli bir film olmuş.
  • Oyunculukları başarılı buldum.
  • Geçmiş görüntülerin şimdiki zamanla birlikte harmanlanması güzel yapılmış.
  • Papazın Anna’ya yardımcı olmaya çalışması ya da belki de onunla yakınlaşmaya çalışma çabaları “Aşkın İzleri” (Yönetmen: Terrence Malick) filminde Rahip Quintana (Javier Bardem) ile Marina (Olga Kurylenko) arasındaki durumu hatırlatıyor.
  • “Sumrular Alçaktan Uçar”

Beden ve Ruh

image

Filmin Künyesi:

BEDEN VE RUH | ON BODY AND SOUL | Yönetmen: Ildikó Enyedi / Senarist: Ildikó Enyedi / Oyuncular: Géza Morcsányi (Endre), Alexandra Borbély (Mária), Zoltán Schneider (Jenö) / Macaristan / 2017 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Bir mezbahada yöneticilik yapan ve pek de konuşkan sayılmayan Endre’nin hayatı, mezbahayı denetlemek için gelen Maria’nın ortaya çıkması ile tamamen değişir. Endre, görür görmez etkilendiği Maria’ya karşı olan duygularını kendine bile söyleyemez. Maria’nın kılı kırk yaran tavrı da bu durumu kolaylaştırmamaktadır. Fabrikada gerçekleşen hırsızlık olayının soruşturması devam ederken bu iki insan aslında her gece kimsenin bilmediği bir alemde buluşmaktadır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Gerçekten güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin hikaye ve kurgusu da oldukça iyi.
  • Görsel atmosfer ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Psikolog, Endre’nin ve Mária’nın kendisi ile geyik yaptıklarını düşündü ama gerçekten de geyiklerdi.
  • Yemekhane sahnelerindeki insan yaşamına ve gündelik hayata dair döngüsellik “Paterson” (Yönetmen: Jim Jarmusch) filmini hatırlatıyor.
  • “Duyuların Sessizliği”
  • “Rüyalar Gerçek Olsa”
  • “Dokununca Var Olan Hikayeler”
  • “Dokunmayın Mariama”

Koca Dünya

image

Filmin Künyesi:

KOCA DÜNYA | Yönetmen: REHA ERDEM / Senarist: REHA ERDEM / Oyuncular: ECEM UZUN (Zuhal), BERKE KARAER (Ali), HAKAN ÇİMENSER (Baba), MELİSA AKMAN (Falcı), SAYGIN SOYSAL (Taksici), AYTA SÖZERİ (Hayat Kadını) / Türkiye / 2016 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Ali ve Zuhal, kardeş olduklarına inanarak birlikte büyüdükleri yetimhaneden kısa zaman önce çıkarılmış, koca dünyaya karışmışlardır. Ali şimdi motosiklet tamircisi olarak çalışmakta, bir yandan da arada sırada Zuhal’i görmek için onu evlatlık edinen ailenin kapısına gitmektedir. Her seferinde kapıdan çevrilen Ali, evin babasının Zuhal’i ikinci eşi olarak almayı düşündüğünü duyduğu gün kapıya dayanır, tüm aileyi bıçaklar ve Zuhal’i alıp kaçar. Ali’nin motosikletine atlarlar ve bir ormana sığınıp orada saklanmaya başlarlar. Medeniyetin dünyasından dışarı atılmışlardır artık, geri dönemezler, sıfırdan başlamak durumundadırlar. Reha Erdem bizleri bir kez daha, içinde yaşadığımız acımasız dünyaya ayak uyduramayan güzel canlılarla tanıştırıyor. Ormanın sesleri, sezileri ve ruhlarıyla dolu bir başka dünya hayal etmemizi sağlıyor ve bu koca dünyada geçirdiğimiz her gün başka bir şeye duyduğumuz o ilkel özlemin büyüsünü hatırlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğenmekle birlikte eski Reha Erdem filmlerinin tadını bulamadım.
  • Oyunculuklar ve ses kullanımı başarılı.
  • “Kırmızı Etekli Kız”
  • Panayırda yer alan çocuk şarkıcı sahnelerini pek başarılı ve kullanışlı bulmadım.

Aşkın Çekimi

image

Filmin Künyesi:

AŞKIN ÇEKİMİ | THEIR FINEST | Yönetmen: LONE SCHERFIG / Senarist: GABY CHIAPPE / Oyuncular: GEMMA ARTERTON (Catrin Cole), SAM CLAFLIN (Tom Buckley), BILL NIGHY (Ambrose Hilliard), JACK HUSTON (Ellis Cole), HELEN MCCRORY (Sophie Smith), EDDIE MARSAN (Sammy Smith), JAKE LACY (Carl Lundbeck), RACHEL STIRLING (Phyl Moore), RICHARD E. GRANT (Roger Swain) / İngiltere / 2016 / Renkli / 110´

Sinopsis:

40’ların Londra’sındayız; her gece Alman uçaklarından bombalar düşüyor, insanlar kendilerini korumak için koşturuyor, herkes çok karamsar. Catrin, akıllı ama özgüveni zayıf genç bir kadın. İstihbarat Bakanlığı’nın savaşa dair söylemlerini ileten ‘iyimserlik aşılayıcı’ ve ‘ikna edici’ savaş propagandası filmlerinde çalışmak üzere işe alınıyor. Asıl görevi, bu filmlerdeki kadın karakterler için o zamanlar ‘lapa’ olarak adlandırılan türden diyaloglar yazmak. İlk işi ise, Dunkirk açıklarında batmakta olan bir donanma gemisindeki askerleri alkolik babalarının teknesiyle kurtarmayı başarmış iki kız kardeşin öyküsünü araştırmak. Yönetmen Lone Scherfig bir kez daha, temkinli ama kararlı bir şekilde kendi yolunda yürüyen bir kadın karakterle karşımızda; savaş günlerinde etrafı onun gücünden habersiz bir sürü erkekle çevrili bir kadın. Aşkın Çekimi, Catrin ve ona ilgi duyan iki erkek arasında geçen bir romantik komedi olarak görülebilir bir yandan. Ama daha önemlisi, sinemaya yazılmış bir aşk mektubu bu. Kadınların bakış açısı işin içine girdiği, girebildiği zaman, filmlerde anlatılan öykülerin ve o öyküleri dinleyenlerin nasıl dönüşebildiğini gösteren bir aşk mektubu.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Bir diğer İngiliz yönetmen Terence Davies filmlerini bana çağrıştırdı.
  • “Yetenekli Bay Buckley”
  • Filmin konusu içerisinde sinemaya dair ögelerin yer alması çok hoş olmuş.
  • Fikir ve senaryo önerileri ile Bakanlığın takdirini toplayan Catrin  karakteri “Yüz Numaralı Adam” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filminde reklam veren holding patronlarının takdirini kazanan Ayşe (Oya Erdoğan) karakterini hatırlattı.
  • Catrin’in Ellis’ten ayrılırken dile getirdiği onun resimlerinde hep küçük olarak yer alması, perspektif olarak ona uzak olması söylemi güzeldi.

Kalp Zamanı: Ingeborg Bachmann – Paul Celan Mektuplar

image

Filmin Künyesi:

KALP ZAMANI: INGEBORG BACHMANN – PAUL CELAN MEKTUPLAR | DİE GETRÄUMTEN | Yönetmen: RUTH BECKERMANN / Senarist: INA HARTWIG, RUTH BECKERMANN / Oyuncular: ANJA PLASCHG (Ingeborg Bachmann), LAURENCE RUPP (Paul Celan) / Avusturya / 2016 / Renkli / 89´

Sinopsis:

Yıl 1948. Holokost’tan sağ kurtulabilmiş şair Paul Celan, yazar Ingeborg Bachmann’la tanışır. Bachmann’ın babası bir Nazi’dir. 1971’e gelindiğinde Celan intihar etmiş, âşıklar yalnızca bir sefer daha buluşabilmiştir. Ancak yirmi yıla yakın bir süre boyunca mektuplaşmışlardır. Samimi, romantik; hasret, kıskançlık, kırılganlık ve keşkelerle dolu mektuplar siyasi ve tarihi karmaşıklığın gölgesinde mümkün olamayan bir aşkı anlatıyor. Yönetmen Ruth Beckermann’ın basit gibi görünen bir yaklaşımı var: İki oyuncu (Plaschg ve Rupp) kayıt stüdyosunda mektupları okurlar. Ancak mektuplardan taşan duyguların yoğunluğu onları etkiler. Bir yandan da birbirlerinden hoşlanırlar, tartışırlar, sigara içip sevdikleri müziklerden ve dövmelerinden bahsederler. Tüm bunlar olurken kamera geri planda hep kayıttadır. Dünün aşkı bugünün ve yarının ihtimallerine dönüşür ve filmin yumuşak kalbi tam da burada gizlidir.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Oyunculuklar/seslendirmeler başarılı.

Aşk ve Savaş

image

Filmin Künyesi:

AŞK VE SAVAŞ | ON THE MILKY ROAD | Yönetmen: Emir Kusturica / Senarist: Emir Kusturica / Oyuncular: Monica Bellucci (Nevesta), Emir Kusturica (Kosta), Sloboda Micalovic (Milena) / Sırbistan / 2016 / Renkli / 125´

Sinopsis:

Cannes’da iki kez Altın Palmiye kazanan Emir Kusturica’nın yönettiği ve başrolünü paylaştığı yeni filmi, mizah ile dramın, acı ile sevincin birbirine karıştığı, savaş ve aşk hakkında bir macera. Kusturica’nın 2007’den beri çektiği bu ilk uzun metrajlı kurmaca film, bir adamın hayatının üç dönemine odaklanıyor: Bosna Savaşı sırasında sütçü olarak cepheye süt taşıdığı günler, gizemli İtalyan bir kadına âşık olduğu zaman ve keşiş olarak inzivaya çekilip hayatını düşündüğü dönem. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan film, yönetmenin kızı Dunja ile kaleme aldığı kısa film Our Love’dan yola çıkıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Film müzikleri oldukça başarılı.
  • Filmin başında beyaz kazlar (Aşk) kan dolu (Savaş) suların içine atlıyorlardı.
  • Evdeki tuhaf saat ve beraberindeki sahneler eğlenceliydi.
  • “Yılanı Öldürseler”
  • Filmdeki fantastik ögeler çocukken izledğimiz çizgi filmleri hatırlattı bana (“Coyote ve Road Runner”, “ACME ürünleri”)
  • “İki Kadın Bir Savaş”
  • “Mayına düşen yılana sarılır”