Derya Gülü

6 out of 10 stars (6 / 10)

Derya Gülü filmi ile ilgili künye, özet ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

Derya Gülü | Yönetmen: Süreyya Duru / Senarist: Suphi Tekniker (Senaryo), Necati Cumalı (Eser) / Oyuncular: Meral Orhonsay (Meryem, Haşim Kaptan’ın Eşi), Bulut Aras (Sinan), İhsan Yüce (Haşim Kaptan), Gülsen Tuncer, Esin Karakaya, Reşit Çıldam / Türkiye / 1979 / Renkli / 73´ 

Özet:

Filmde, üç kişi arasında yaşanan gerilimli ilişki anlatılır. Haşim Kaptan yaşlı bir denizcidir. Sinan, Haşim’in tayfasına yeni katılmıştır. Meryem ise, Haşim’in karısıdır. Haşim sürekli sarhoş dolaşır. Meryem ise evdeki işlerine ek olarak hizmetçilik yapar. Meryem yaşadığı hayattan bıkmıştır. Haşim’i öldürüp kaçmak ister. Sinan ile Meryem birbirlerine âşık olurlar. Meryem, Sinan’ın aşkını bir çıkış yolu olarak kullanacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf TSA sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda orta seviyede buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Film süresi biraz daha fazla olabilirdi.
  • Haşim Kaptan’ın teknesine verdiği “Derya Gülü” ismi Derya -> Deniz ve Gül -> Meryem şeklinde yorumlanabilir.
  • Haşim Kaptan ve Sinan’ın da olduğu bir gecede Meryem’in yaptığı dans figürleri ve gözlerindeki şuh bakış Kartal Tibet’in hayat verdiği “Tarkan” film serilerindeki Büyücü Gosha (Eva Bender) karakterinin dansını hatırlatır.
  • Meryem’in temizliğe gittiği evin hanımı ve kardeşinin dahil olduğu bölümler ve oradaki diyaloglar biraz yapay kalmış.

Derya Gülü Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • Bulunamadı.

Stromboli

image

Filmin Künyesi:

STROMBOLI | Yönetmen:  Roberto Rossellini  / Oyuncular: Ingrid Bergman (Karen), Mario Vitale (Antonio), Renzo Cesana  / İtalya / 1950 / Siyah-Beyaz / 81´

Sinopsis:

Roberto Rossellini’yle İngrid Bergman arasındaki ilk işbirliği, volkanik bir adanın fon olarak kullanıldığı, bir kadının varoluşsal krizinin anlatıldığı son derece etkileyici bir portre. II. Dünya Savaşı’nın ardından Litvanyalı bir göçmen (Bergman), savaş esiri kampında tanıştığı basit bir İtalyan balıkçısıyla (Mario Vitale) evleniyor ve birlikte kocasının Sicilya açıklarında ıssız bir adadaki köyüne gidiyorlar. Dünyadan kopunca duygusal olarak çökmeye başladığını hissediyor, ama dramatik bir uyanış onu bekliyor. Yönetmenin alameti farikası olan yeni-gerçekçiliği (balıkçıların yaşamı ve işlerinin anlatımı) derinden hissedilmiş bir melodramla dengeleyen Stromboli, tam bir aydınlanma.

Artılar

  • Ingrid Bergman’ın oyunculuğu oldukça başarılı.

Eksiler

  • Karen’in daha adım atar atmaz köyü beğenmemesi ve hemen geri dönmek istemesi bana biraz garip geldi. Keşke biraz zaman geçtikten sonra bu tepki bize gösterilseydi.
  • Karen’in köyden ve Antonio’dan kaçabilmek adına fener bekçisi ile yakınlaşmasını yadırgadım 🙂
  • Karen ve Antonio’nun köye ilk vardıkları andan itibaren filme bir süre eşlik eden müziği olumsuz buldum.
  • Büyük aşıklar olarak tanıştırıldığımız Karen ve Antonio çiftini bir öpüşürken göremedik 🙂

Keşif

  • Karen’in Peder ile daha iyi anlaşması ve onunla kısa süreli yakınlaşması bana “Aşkın İzleri” (Yönetmen: Terrence Malick) filmindeki Marina (Olga Kurylenko) ile Peder Quintana (Javier Bardem) arasındaki yakınlaşmayı hatırlattı.
  • Karen’in Peder ile kayalıkların orda konuştukları sahne güzeldi.
  • Yönetmenin balıkçıların gündelik yaşantılarına ilişkin detayları bizlerle paylaşmasını başarılı buldum.
  • Büyük balıkların avlanmasına ilişkin sürecin gösterildiği sahne güzel ve anlamlıydı. Bu süreci Karen de izliyor bu arada. Karen’in yüzüne doğru ara ara suların fışkırması onun daha da korkmasına ve bunalmasına yol açıyor.
  • Karen’lerin evine tadilat için gelen Amerikalı yaşlı amcalar hoştu.
  • Birdenbire yanardağın aktif hale gelmesi ve kül yığınlarının köyün üstüne salınması belki de bir anlamda doğanın Karen-Antonio çiftinin ilişkisinin bitimine ve/veya avlanan onca balığın diyetine dair bir mesaj olarak da okunabilir.
  • Tanrı ile arasının pekiyi olmadığı Karen’in finalde yanardağın orta yerinde Tanrı’ya yalvarması manidar.
  • Karen’in yanardağın eteklerinde, kayalıklarda dolaştığı bölümler “Serüven” (Yönetmen: Michelangelo Antonioni) filminde Anna’nın (Lea Massari) kayboluşa giden yolunu hatırlattı.
  • Köylünün Karen’e muamelesi biraz bana “Yatık Emine” (Yönetmen: Ömer Kavur) filminde köylünün Emine’ye (Necla Nazır) olan davranışlarını hatırlattı. Yatık Karen

Öylesine

  • “Stromboliyi kül aldı,
    Bir yar sevdim lav aldı.”
  • “Bir Balıkçıya Gönül Verdim”
  • Antonio der ki: “İlkelim ama Karen bende”
  • “Neden geldim Stromboliye,
    Tutuldum kaldım avare.”
  • “Yanardağlar Kızı Karen”
  • “Yanardağda Var Bir Kadın”