İkinci Bir Şans

image

Filmin Künyesi:

İKİNCİ BİR ŞANS | A SECOND CHANCE | EN CHANCE TIL | Yönetmen: Susanne Bier / Oyuncular: Nikolaj Coster-Waldau (Andreas), Nikolaj Lie Kaas (Tristan), Ulrich Thomsen (Simon), Thomas Bo Larsen (Klaus), Maria Bonnevie (Anna), May Andersen (Sanne) / Danimarka / 2014 / Renkli / 105´

Sinopsis:

Kıdemli polis memuru Andreas’ın (Nikolaj Coster- Waldau), ilk çocuklarını henüz dünyaya getirmiş güzel eşi Anne’la mutlu bir evliliği vardır. Bir aile içi şiddet vakası nedeniyle uyuşturucu bağımlısı, küfürbaz Tristan ve yeni doğum yapmış kız arkadaşıyla karşılaşan Andreas, kendi yaşamının ne kadar rahat olduğunu fark eder. Ancak, evinde gerçekleşen beklenmedik ve talihsiz bir olay, Andreas’ı sıkıntılı ve çelişkili bir seçim yapmaya zorlayacaktır

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmdeki gerilimi ve senaryodaki düğümlenmeleri başarılı buldum.
  • Maria Bonnevie’nin oyunculuğu iyiydi.

Eksiler

  • Tristan ve Sanne’nin, bebeği pislik içerisinde bırakmaları pek anlaşılamıyor. Uyuşturucu kullanmaları belki buna bir neden olarak gösterilmiş ama ben pek ikna olamadım.
  • Filmde müzik kullanımında biraz aşırıya kaçınılmış diye düşündüm.
  • Bebek ağlıyor diye sürekli gece gezdirmek de garip geldi biraz 🙂

Keşif

  • Bebeği kaybetme uğraşları, özellikle de park sahnesi Kemal Sunal’lı “Garip” (Yönetmen: Memduh Ün) filmini hatırlattı bana.
  • Filmde yönetmen gözlere ayrı bir önem vermiş gibi hissettim. Kimi zaman yapılan yakın çekimler ve gözlerdeki o derin bakışlar etkileyici bir şekilde kullanılmış.
  • Filmin sonunda Sanne ile Andreas’ın karşılaşmaları “Pislik” (Yönetmen: Jon S. Baird) filmindeki benzer bir karşılaşmayı hatırlattı bana. Andreas da o filmdeki gibi bir Polis ve pek de hakkaniyetli işler yapmıyor.
  • Filmin karanlık ve kasvetli havasında “Pislikler” (Yönetmen: Claire Denis) filmindeki tadı aldım.

Öylesine

  • “Bir Bebeğin Peşinde”
  • “Anna’nın Seçimi”

Deniz Seviyesi

image

Filmin Künyesi:

DENİZ SEVİYESİ | Yönetmen: Esra Saydam, Nisan Dağ / Oyuncular: Damla Sönmez (Damla), Ahmet Rıfat Şungar (Burak), Jacob Fishel (Kevin), Hakan Karsak (Sabri), Sanem Öge (Nayla) / Türkiye / 2014 / Renkli / 105´

Sinopsis:

Damla, senelerdir New York’ta yaşayan başarılı bir iş kadınıdır. Onu seven Amerikalı kocası ve karnındaki 6 aylık bebeğine rağmen Damla mutsuzdur, aklı hala geçmiştedir ve anne olmaya hazır değildir. Çocukluğunu geçirdiği yazlık evi kuzeninin satacağını öğrenince, Damla kocasıyla beraber Ayvalık’a gider. Damla’nın kendisi ve geçmişi ile barışabilmesi için, yıllar önce orada bıraktığı Burak’a ondan senelerce sakladığı sırrını anlatması gerekir.

Artılar

  • Ahmet Rıfat Şungar’ın oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Mira’yı canlandıran çocuk oyuncu çok sevimli ve sempatikti.
  • Bir ilk film olarak başarılı ve izlenmeyi hak ediyor.

Eksiler

  • İzlediğim salondaki kopyada mı öyleydi bilemedim ama İngilizce sahnelerde Türkçe altyazı olmaması iyi bir tercih olmamış.
  • Centilmenliğin ne olduğu ile ilgili Burak ve Damla arasında geçen bir sahne var filmde. Bu sahnedeki diyalogların kalitesi filmin geneline oranla çok ayrıksı ve zayıf kalmış.

Keşif

  • Denizde Mira’ya sarılan ahtapotu bir metafor olarak düşündüm. Damla’nın karnını saran ama onun istemediği bebeği olarak mesela.
  • Senaryo daha güçlü olabilirdi.
  • Mira ve Mehmet ikilisinde belki de Damla ve Burak’ın çocukluklarını görüyoruz. Mira’nın biraz tombiş bir kız olması da Damla’nın hamile görüntüsüne uyumlu olmuş 🙂
  • Damla’nın yazlığa geldiğinde arabanın içinden inmeden önceki o kararsızlığı ve korkusu çok iyi sahnelenmiş.
  • Nayla’nın (Damla’nın kuzeni) evinde kalabalık bir yemek sahnesindeyiz. Dışarıdan gelmekte olan Burak ve sevgilisi İpek de yemeğe davet edilirler. Burak’ın tenindeki su damlası arkasından geçtiği sırada Damla’nın sırtına damlar ve deniz seviyesine ineriz bir an.
  • Burak, Damla, Mira ve Mehmet bir sahnede diğer koya gitmişlerdir. Mira ve Mehmet kum seviyesinde Burak ve Damla’nın çocukluklarını temsil ederken, onlar deniz seviyesinde çocukluklarına dönmeyi arzulamaktadırlar belki de.

Öylesine

  • Biraz arabesk kaçacak olsa da Damla ve Burak’ın şarkısı olarak Ferdi Tayfur’un “Avareyim” geldi aklıma nedense.
    “Ben bir damlayım sen bir denizsin, ben gökte yıldız sen güneşimsin…”
  • “Damla’nın Yazı”
  • “Lost in Translation”