Sofra Sırları

image

Filmin Künyesi:

SOFRA SIRLARI | Yönetmen: Ümit Ünal / Senarist: Ümit Ünal / Oyuncular: Demet Evgar (Neslihan), Fatih Al (Ethem), Alican Yücesoy (Komiser), Fırat Altunmeşe (Ramo), Elit Çam (Meral), Ferit Aktuğ (Mehmet), Emrah Kolukısa (Ahmet), Burcu Halaçoğlu (Müjgan), Burcu Şeyben (Kadriye) / Türkiye / 2018 / Renkli / 103´

Sinopsis:

Hayatını kocası ve eşine adamış Neslihan, dışarıdan bakıldığında sevimli ve utangaç bir ev hanımıdır. Eşinin işi sebebiyle uzun yıllardır Anadolu kasabalarında yaşayan Neslihan, iyi de bir aşçıdır ve tüm çevresi onun yemeklerine bayılır. Gayet sıradan görünen bu aile hayatında, Neslihan’ın yakın çevresindekiler bir bir ölmeye başlayınca tüm gözler ona çevrilir. Mükemmel bir aşçı, evine ve eşine düşkün kısacası mükemmel bir ev hanımı olan Neslihan, aslında bir seri katildir. Şehre yeni atanmış, çok zeki, Amerika’da eğitim görmüş, hırslı ve genç bir komiser bu işin peşini bırakmamaya kararlıdır…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Demet Evgar oyunculuğu ile filme hükmediyor.
  • Diyaloglardaki absürd mizahı ve kelime oyunlarını eğlenceli buldum.
  • Filmde Neslihan’ın yemek programı sunucusu olarak anlatıcı şeklinde yer alması fikrini pek beğenemedim açıkçası. Filmi negatif yönde etkilediğini düşünüyorum.
  • Filmin absürd ve parodi özellikleri Onur Ünlü (“İtirazım Var”), Çağan Irmak (“Nadide Hayat”), Gani Müjde (“Kaygısızlar”), Levent Kırca (“Olacak O Kadar”) filmlerini/hikayelerini de akıllara getiriyor.
  • Çiçekçide çalışan çocuk Neslihan ile bir “Bonnie ve Clyde” (Yönetmen: Arthur Penn) hayali kurmuştu ama olamadı ne yazık ki.
  • “Neslihan Hayat”

Aquarius

image

Filmin Künyesi:

AQUARIUS | Yönetmen: KLEBER MENDONÇA FILHO / Senarist: KLEBER MENDONÇA FILHO / Oyuncular: SÔNIA BRAGA (Clara), MAEVE JINKINGS (Ana Paula), IRHANDIR SANTOS (Roberval), HUMBERTO CARRÃO (Diego) / Brezilya / 2016 / Renkli / 145´

Sinopsis:

İlk uzun metraj filmi Komşu Sesler ile !f 2013 Keş!f Yarışması’nı kazanan Kleber Mendonça Filho, !f’çiler için tanıdık bir isim. Filho’nun 2016’da Cannes Film Festivali’nin resmi yarışmasında prömiyerini yapan ikinci uzun metrajı Aquarius, yalnız yaşayan, 60’lı yaşlardaki emekli müzik eleştirmeni Clara’nın son derece etkileyici hikâyesini anlatırken bir yandan da günümüz Brezilya’sının toplumsal meselelerine ayna tutuyor. Yaşını dert etmeyen, geçmişi hatırlayan ancak geçmişe saplanıp kalmayan, evinin her yerine yayılan eski plakları da telefonuna indirdiği şarkıları da dinleyen, cinselliğini özgürce yaşayan Clara, kendisini canlandıran Sônia Braga’nın eşsiz performansının da etkisiyle, bu yıl sinemada yaratılmış en tastamam, en güçlü karakter olabilir. Sinema salonundan ayrıldıktan sonra, filmin müziklerini dinleyip Clara gibi bir arkadaşınız olduğunu hayal etmeye başlamanız çok mümkün.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmde kullanılan müzikler keyifliydi.
  • Filmin müzik ve plaklarla kurduğu ilişki Çağan Irmak (Issız Adam, Unutursam Fısılda) filmlerini hatırlattı.
  • Filmin özellikle son (3.) bölümü oldukça iyi.
  • Yönetmen için filmdeki ses tasarımı ve kullanımı oldukça önemli diye düşünüyorum. “Komşu Sesler” filminde de benzer bir çabası vardı.
  • Yaşlı ve enerjik bir kadını odağına alması açısından “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmini hatırlattı bu film bana.
  • Clara’yı evden çıkarmak inşaat firması yetkililerinin uyguladığı yöntemler “Kılıbık” (Yönetmen: Uğur İnan) filmini hatırlattı.

Kırmızı Kaplumbağa

image

Filmin Künyesi:

KIRMIZI KAĞLUMBAĞA | LA TORTUE ROUGE | Yönetmen: MICHAËL DUDOK DE WIT / Senarist: PASCALE FERRAN, MICHAËL DUDOK DE WIT / Seslendirenler: Yok / Fransa / 2016 / Animasyon / 80´

Sinopsis:

Oscar ödüllü Hollandalı animasyon film yönetmeni Midhaël Dudok de Wit ve Studio Ghibli güçlerini bu diyalogsuz, sade, ama hipnotize edici animasyon için birleştiriyor! Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden Jüri Özel Ödülü’yle dönen Kırmızı Kablumbağa, bir animasyon filmde aradığınız her şeye sahip neredeyse: Büyüleyici mizansenler, aksiyon dolu bir hikâye ve her detayı düşünülmüş gözünüzü alamayacağınız çizgiler. Film, kaplumbağalar, yengeçler ve kuşlarla dolu bir ıssız adaya düşen bir adamın Robinson Cruose gibi hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Midhaël Dudok de Wit’in insanın içini ısıtan neşeli bir öykünün içinde felsefi sorular soran filmi, Ghibli filmlerinin yalınlığının ve içtenliğinin büyüsüne sahip.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Görsel tasarımı oldukça başarılı buldum.
  • Yan roldeki yengeçlerin filme katkısı oldukça iyiydi.
  • Su Kaplumbağasının varlığı “Nadide Hayat” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini hatırlattı.
  • Ormanın kenarlarındaki çalılıklar da kaplumbağa şeklini andırıyordu.
  • “Uyuyan Kaplumbağa”

Prensim

image

Filmin Künyesi:

PRENSİM | MON ROI| Yönetmen: Maïwenn / Senarist: Etienne Comar, Maïwenn / Oyuncular: Vincent Cassel (Georgio Milevski), Emmanuelle Bercot (Marie-Antoinette Jézéquel), Louis Garrel (Solal), Isild Le Besco (Babeth), Chrystèle Saint Louis Augustin (Agnès) / Fransa / 2015 / Renkli / 124´

Sinopsis:

Her aşk, zaman içerisinde bir enkaza dönüşmez mi? Ödüllü yönetmen Maïwenn’in son filmi, bildiğiniz aşk filmlerine pek benzemiyor. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan film; acı ve özlem, tutku ve ihanet arasında gidip gelen fırtınalı ve sıra dışı bir ilişkiye odaklanıyor. Bir tarafta düzenli hayatıyla istikrarlı bir avukat olan Marie-Antoinette, diğer tarafta ise karizmatik, özgür ruhlu, kadın avcısı Georgio. İdealize edilmiş bir aşk mefhumunu ve beyaz atlı prens kavramını sorgulayan film, klişelerden uzak durarak bir ilişkinin duygusal türbülanslarını son derece cesur bir şekilde perdeye taşıyor. Variety’nin “Jules ve Jim” kadar ultra-romantik olarak nitelediği filmin başrollerini Emmanuelle Bercot, Vincent Cassel ve Louis Garrel paylaşıyor

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar iyi düzeyde.

Eksiler

  • Georgio’nun terapiye gitmesi hikayede çok inandırıcı durmuyor.

Keşif

  • Georgio karakterinde biraz “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmindeki Alper’in (Cemal Hünal) havası vardı.
  • Bebek, ailedeki bağı daha da güçlendirmek için dünyaya geliyor belki, ama tam tersi bir şekilde Georgio  ile Marie-Antoinette arasındaki ilişki göbek bağına dolanıyor.
  • Filmin kurgusunda gelecekle geçmişin harmanlanması iyi bir yöntem olmuş.

Öylesine

  • “Aşk Gidiyorum Demez 

Bir Kadın + Bir Erkek

image

Filmin Künyesi:

BİR KADIN + BİR ERKEK | UN + UNE | Yönetmen: Claude Lelouch / Senarist: Claude Lelouch, Valérie Perrin / Oyuncular: Jean Dujardin (Antoine Abeilard), Elsa Zylberstein (Anna Hamon), Christophe Lambert (Samuel Hamon) / Fransa / 2015 / Renkli / 113´

Sinopsis:

Antoine karizmatik ve başarılı film müziği bestecisidir. İş için Hindistan seyahatine çıkar. Anna ise çocuk sahibi olmak isteyen ama hamile kalmakta birtakım sıkıntılar yaşayan bir kadındır. Antoine’ye neredeyse tamamen zıt karakterde olan Anna, Fransa Büyükelçisi’nin eşidir. Bu iki farklı insanın kaderi Hindistan yolunda keişecek ve ikili, karmaşık bir ilişkinin içerisine girecektir. Yönetmenliğini Claude Lelouch’un üstlendiği romantik filmin başrollerinde Oscarlı Fransız oyuncu Jean Dujardin ve Elsa Zylberstein yer alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculukları başarılı buldum.

Eksiler

  • Antoine’nin merak ettiği absürd soruları yönelttiği bölüm, Amma Ana sayesinde iyileşme gibi noktalar senaryodaki açıklıklar gibi gözüküyor.
  • Filmin başında etkili bir figür olarak yer alan yönetmen Rahul birden çıkıveriyor filmin içinden.

Keşif

  • Filmin sonundaki sahneler ve atmosfer bana biraz “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini anımsatıyor.
  • Filmin komedi tarafı da başarılı.

Öylesine

  • “Amma Velakin”
  • “Bereketli Nehirler Üzerinde”

Brooklyn

image

Filmin Künyesi:

BROOKLYN | Yönetmen: John Crowley / Senarist: Nick Hornby, Colm Tóibín / Oyuncular: Saoirse Ronan (Eilis), Domhnall Gleeson (Jim Farrell), Emory Cohen (Tony), Jim Broadbent, Julie Walters (Bayan Kehoe), Fiona Glascott (Rose Lacey), Jessica Paré (Fortini)  / İngiltere / 2015 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Sundance´te yaptığı prömiyerin ardından yılın en çok ses getiren filmlerinden biri olacağının sinyallerini veren, Toronto ve New York´taki gösterimlerinin ardından ise “hit”e dönüşen ve üç dalda Oscar ´a aday olan Brooklyn, 1950´lerde dünyanın cazibe merkezi New York´a gelen İrlanda göçmeni genç Ellis´in hikâyesini anlatıyor. Ellis, Brooklyn´de yaşamı için beyaz bir sayfa açarken, hayatını değiştirecek yeni bir aşka tutuluyor. Gelgelelim, birlikte göç ettiği geçmişi onu iki ülke ve iki hayat arasında bir tür seçim yapmaya zorluyor. Filmin övgüye mazhar senaryosu, ünlü romancı Nick Hornby imzalı.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Dekor tasarımı ve kostümler eğlenceli.

Eksiler

  • Eilis’in, İrlanda’ya dönüş sonrasında Brooklyn’deki aşkı Tony’yi unutması ani işlenmiş.

Keşif

  • Tony’nin en küçük kardeşi filme renk katmış.
  • “Özgürlük Dansı” (Yönetmen: Ken Loach) filmindeki tadı verdi bu film.
  • Filmin romantik tarafında bir Çağan Irmak filmi havası vardı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Carol

image

Filmin Künyesi:

CAROL | Yönetmen: Todd Haynes / Oyuncular: Cate Blanchett (Carol Aird), Rooney Mara (Therese Belivet), Kyle Chandler (Harge Aird), Sarah Paulson (Abby Gerhard) / ABD / 2015 / Renkli/ 118´

Sinopsis:

1950’lerin New York’unda geçen filmde bir mağazada tezgahtarlık yapan ve daha güzel bir hayat düşleyen Therese (Rooney Mara), yürümeyen evliliğinden bunalmış çekici Carol (Cate Blanchett) ile tanışır. Birbirlerine bağlanan iki kadın için eski hayatlarını bir çırpıda geride bırakıp her şeyden uzaklaşmak kolay olmayacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oldukça başarılı bir film olmuş.
  • Oyuncu performansları oldukça iyi seviyede.
  • Filmin görüntü yönetimi iyi yapılmış.

Eksiler

  • Harge’nin, eşi Carol’un Abby ile olan arkadaşlığına karşı çıkması pek iyi anlatılamıyor.

Keşif

  • Carol ile Therese’nin birlikte yer aldıkları sahneler çok güzel.
  • Temaslar ve dokunuşlar çok iyi kullanılmış filmde.
  • Filmdeki müzik kullanımını beğendim. Çağan Irmak filmlerinin müzikle kurduğu ilişkiyi hatırlattı bu film.

Öylesine

  • “Sen Fotoğraflarını Çek | Inside Therese Belivet”

İçimdeki İnsan

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ İNSAN | Yönetmen: Aydın Sayman / Oyuncular: Suavi Eren (Nuri), Vedat Erincin (Sabri), Füsun Demirel (Şükran, Sabri’nin Eşi), Şebnem Bozoklu (Nejla), Menderes Samancılar (Yüksel), Rıza Sönmez (Hulusi), Melek Şahin (Sabahat, Sabri’nin Annesi), Macit Koper (Deli Naci) / Türkiye / 2014 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Gazeteci-yazar Nuri, uzun yıllar sonra doğup büyüdüğü taşra kentine gelir. Amacı, babadan kalan bir bahçeyi satıp İstanbul’a geri dönmektir.
Kentte eski arkadaşı Sabri, ile karşılaşır. Sabri yıllardır bir devlet dairesinde çalışan sıradan, küçük bir memurdur. Yazar’ı biraz soğuk ve tereddütlü karşılar. İki eski arkadaşın gençliklerinde pek te mutlu ayrılmadıkları hissedilir. Yazar ise onunla buluşup konuşmayı teklif eder.  Yazar kent yakınlarındaki köyde arsasının satışını gerçekleştirir. Sabri ise çalıştığı devlet dairesinde nedeni bilinmeyen bir psiko-travma geçirmektedir.
Ansızın eline geçirdiği ağır bir nesne ile şefinin kafasını parçalar. Dairedeki iş arkadaşları Nejla, Hulusi ve diğerleri dehşet içindedir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema’nın sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Dekor tasarımı sade ve başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin derdini tam olarak anlatma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyorum.
  • Sabri’nin bürodaki çaycı ile beraber gizlice bahis oynaması sanki bir yere bağlamak için düşünülmüş ama açıkta kalmış gibi.
  • Nuri’nin Sabri hakkında yaptığı her röportajın sonunda “Fare ile ilgili bir şeyden bahsetti mi?” sorusu kulak tırmalıyor. Neden bu soruyu ilk başta sormuyor mesela : )
  • Sabri’nin babası olan karakterde biraz tutarsızlık sezdim. Öylesine baskıcı, otoriter, dominant birini  ev işi yaparken düşünmek zor mesela.

Keşif

  • Şebnem Bozoklu kısa rolünde filme güç katmış.
  • Nuri’nin Deli Naci ile de röportaj yapmasını beklerdim.
  • Sabri’nin günümüzde yaşadıklarının geçmişle, çocuklukta yaşananlarla ilişki kurulma biçimi Çağan Irmak filmlerini hatırlattı.
  • Filmden bir replik: “Sabri’de insan mayası vardı. Kopar kopar insan yap”

Öylesine

  • “Sabri Hakkında Her Şey”
  • “Maya tutmadı”

Pislik

image

Filmin Künyesi:

PİSLİK | FILTH | Yönetmen:  Jon S. Baird  / Oyuncular:  Imogen Poots (Drummond), James McAvoy (Bruce), Jamie Bell (Lennox), Jim Broadbent (Dr. Rossi), Eddie Marsan (Bladesey), Joanne Froggatt (Mary), Shirley Henderson (Bunty), Brian McCardie (Gillman), Emun Elliott (Inglis), Gary Lewis (Gus), John Sessions (Toal), Shauna Macdonald (Carole), Kate Dickie (Chrissie), Martin Compston (Gorman), Iain De Caestecker (Ocky), Joy McAvoy (Estelle), Jordan Young (Lexo), Pollyanna McIntosh (Size Queen), Bobby Rainsbury (Stephanie), Michael Moreland (Tramp), Therese Bradley (Madam Maisie),  Ron Donachie (Hector), Tracy Ann Oberman (Diana), Mitchell Mullen (Bobby), Luke McDonald (Euan), Colin Healy (Colin), Natasha O’Keeffe (Anna), Chidi Chickwe (Steven), Sanjeev Kohli (Sunil), Neil D’Souza (Anil), Trudie Styler (Madame R Zen Ficken), Megan Finn (Stacey) / İngiltere / 2013 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Entrikacı, geri kafalı ve yoz polis memuru Bruce Robertson terfi beklemektedir ve istediğini elde etmekten onu hiçbir şey alıkoyamayacaktır. Vahşi bir cinayeti çözmek için görevlendirilen ve meslektaşlarıyla da uğraşmak zorunda kalan Bruce, burnunun dibindeki olaylardan bihaber polis şefi Toal’un gözleri önünde diğer polislerin sonunu getirecek bir olay tezgahlar.

 Arkadaşlarının eşleriyle birlikte olup hepsinin sırlarını ortaya çıkartan ve onları birbirine düşüren Bruce, kontrolünden çıkan hile ağında kaybolmaya başlar. Çevirdiği oyundan şüphelenen meslektaşları, geçmişi, kayıp eşi ve felce uğratan uyuşturucu alışkanlığı içinde yitip giden Bruce’a bir oyun oynarlar.

Artılar

  • James McAvoy, Shauna Macdonald ve  Joanne Froggatt başarılı bir oyunculuk sergilemişler.
  • Genellikle geniş mekanların tercih edildiği filmin görsel atmosferini beğendim.

Eksiler

  • Genel anlamda orta seviyede bir film olmuş.
  • Filmin sonunda Carole’nin aslında onun varlığına bürünen Bruce olduğunu görmek bence beklenildiği kadar şaşırtıcı bir etki yaratmadı.
  • Filmin bir bölümünde geçen Bruce ve Bladesey’in Almanya tatili genel hikaye akışı içerisinde çok absürd ve gereksiz durmuş.
  • Bladesey’in filmin hikayesine dahil olma biçimi ve filmdeki sürekliliği pek başarılı değil gibi geldi bana.

Keşif

  • Fotokopi makinesini Recep İvedik tarzında kullanma deneyimi ilginçti.
  • Bladesey karakterinde yer yer Mr. Bean (Rowan Atkinson) tarzı davranışlar mevcut. Bu arada Bladesey filmde İngiliz bir karakteri canlandırıyor tıpkı Mr. Bean gibi.
  • Bruce’un intihar girişiminde kendini asma aracı olarak Mary’nin onun için ördüğü atkıyı kullanması ilginç bir detaydı.
  • Mary’nin çocuğunun erkek olması ile Bruce’un aynı yaşlarda ölen erkek kardeşi arasında bir bağlantı kurulabilir diye düşündüm.
  • Bruce, kardeşinin ölümüne neden olduğuna dair çektiği vicdan azabından dolayı yer yer sanrılar görmekte ve sesler duymaktadır. Hikayedeki bu uygulama bana “Mustafa Hakkında Her Şey” (Yönetmen: Çağan Irmak) filminde Mustafa (Fikret Kuşkan) ve onun gizemli geçmişi ile olan ilişkisini hatırlattı.
  • Bruce karakterinin film içerisindeki genel kişilik özellikleri ve davranışlarını “Dom Hemingway” (Yönetmen: Richard Shepard) filminin Dom Hemingway’ine (Jude Law) benzettim.
  • Eddie Marsan ve Joanne Froggatt ikilisi “Durgun Hayat” (Yönetmen: Uberto Pasolini) filminde de beraber yer almışlardı.
  • Bir sahnede Bruce, eşi Carole ve kızı Stacey’in yer aldığı bir videoyu izlemektedir. Derken Bruce Carole’nin ekranda olduğu bir anda videoyu durdurur. Sonra Bunty’yi arayıp telefon seksi yapar. Bruce’un duygusal patlaması bir anda biyolojik patlamaya kendini bırakıvermiştir. Tam bir erkek kafası hali yani 🙂

Öylesine

  • “Sanrılar ve Pislikler”
  • “Bruce Hakkında Her Şey”
  • “Terfin varsa gelir Yemenden; terfin yoksa ne gelir elden”
  • “Pislikler de Sever”
  • Bruce’in mottosu “Pislik at izi kalsın” olur herhalde 🙂

Tamam Mıyız

image

Filmin Künyesi:

TAMAM MIYIZ | Yönetmen: Çağan Irmak / Oyuncular: Deniz Celiloğlu , Aras Bulut İynemli, Sumru Yavrucuk, Zuhal Gencer Erkaya, Aslı Enver, Gürkan Uygun / Türkiye / 2013 / Renkli / 92´

Sinopsis:
İhsan bedensel engeli nedeniyle annesine bağımlı olarak yaşamak zorunda olan ve içerisinde kısılıp kaldığı bu hayata günbegün daha fazla küsen genç bir adamdır. Hayalleri vardır; asla gerçekleşmeyeceğini düşündüğü bu hayallerin uktesi ve annesine yük olduğu fikrinin ağırlığıyla yaşamdan kopmaktadır. Temmuz ise idealleri doğrultusunda baba evinden ayrılan ve bu süreçte ayaklarının üzerinde durmak için çabalayan bir heykeltıraştır. Geçinebilmek amacıyla çocuk romanlarında çizerlik yapar ve mutlu bir ilişkisi de vardır. Her şey böylesine yolunda giderken kız arkadaşı tarafından terk edilmesi ve üstüne işten çıkarılması hayatını altüst eder. Temmuz ve İhsan’ın yolları hayatlarının böylesine karanlık bir döneminde kesişir ve bu tesadüf ikisinin de yeniden doğmasını sağlar.

Artılar

  • “Feride” rolünde Zuhal Gencer Erkaya belki de filmin en olumlu tarafı.

Eksiler

  • “İhsan” rolünde Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğunu maalesef beğenmedim. Karaktere olan inandırıcılıkta anlamlandıramadığım bir problem vardı film boyunca. Karakterdeki o duygunun seyirciye yeterince verilemediğini düşünüyorum.
  • “Temmuz” (Deniz Celiloğlu) ve “İhsan” karakterlerinin sözlerle ifade ettikleri duyguları, değişimleri maalesef hareketlerde, yüz ifadelerinde aynı paralelde göremiyoruz. Bu durumun seyircinin filmin içerisine girmesine ve o duygudaşlığı kurmasına engel olduğunu düşünüyorum.
  • Diyaloglarda zaman zaman kullanılan kaba dil pek hoş olmamış.

Keşif

  • İhsan’ın cefakar/vefakar/hizmetkar annesi Feride’den, Temmuz’a evin adresini tarif ettiği sahnede çok güzel bir replik gelir: “Bizim buralar çicek kokar.”
  • “İsmail” rolünde izlediğimiz Gürkan Uygun bana Yeşilçam filmlerinde daha çok gaddar/kötü adam rollerde izlediğimiz Erol Taş ve Hüseyin Baradan’ı anımsattı.
  • İsmail ve arkadaşının İETT otobüsü ile Temmuz’un evine baskın yapmaya (toplu taşıma ile toplu baskın) giderlerken İsmail’in beni benden alan repliği:
    “Ya bu trafik de gıdım gıdım ilerliyor.”

Öylesine

  • Temmuz’un içki ile olan sorunu ve çevresinin ona içki konusundaki uyarıları bana “Gerzek Şaban” (Yönetmen: Natuk Baytan) filminde “Osman/Seyfi” (Kemal Sunal) karakterinin “Arap” (Celal Yonat) karakterine bir içki masaında söylediği şu cümleyi hatırlattı: “Arap, sen içme … çıkarıyorsun”.