Zayıflığın Esareti

image

Filmin Künyesi:

ZAYIFLIĞIN ESARETİ | ABUSE OF WEAKNESS | ABUS DE FAIBLASSE | Yönetmen:  Catherine Breillat  / Oyuncular: Isabelle Huppert (Maud Schoenberg), Kool Shen (Vilko Piran), Laurence Ursino (Andy), Christophe Sermet (Ezzé), Ronald Leclercq (Gino), Tristan Schotte (Antoine), Daphné Baiwir (Hortense), Dimitri Tomsej (Louis), Jean-François Lepetit (Jean-Paul), Patrick Van Ackere (Kiné) / Fransa / 2013 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Bir sabah yönetmen Maud yarı normal, yarı uyuşuk bir şekilde uyanır. Yarı ölü vücudunu iyileştirmek için hastaneye yatması gerekmektedir. Yapımcısı ve asistanı bu süreçte onu yalnız bırakmaz. Maud bu esnada televizyon ekranında tesadüfen yeni filmi için aradığı erkek karakterini bulur. Vilko çekici, kibirli ve yaptığı dolandırıcılıklarla ünlenmiş bir kişiliğe sahiptir. Hastalığını önemsemeden Maud, Vilko ile tanışmak ister ve bir gün sonra tanışırlar. Bu oldukça zor bir ilişkinin başlangıcı olacaktır. Ancak Vilko, Maud’un bu saf ve zayıf halinden yararlanarak büyük miktardaki parasını da kendisine mal etmek istemektedir…

Artılar

  • Ne de olsa bir Catherine Breillat filmi.

Eksiler

  • Oyunculuklar vasattı.
  • Senaryo, özellikle de diyaloglar hiç Catherine Breillat filmi gibi durmuyor.
  • Maud’un hastane evresi sanki biraz yavan geçti.
  • Filmde tempoyu yavaş buldum.
  • Maud’un ara ara patlattığı zorlama kahkahalar maalesef biz izleyenleri aynı oranda gülümsetmedi.
  • Kimi sahnelerin ya da olayların kendini tekrar etmesini olumsuz buldum.

Keşif

  • Maud’un sürekli Vilko’ya çek imzalaması bana “İnek Şaban” (Yönetmen: Osman F. Seden) filminde Kara Mithat’ın (Dinçer Çekmez) Kulüp Başkanı’na (Osman F. Seden) sürekli çek karalatma sahnelerini anımsattı.
  • Maud’un evinin iç tarafı bir o kadar güzel ve modernken giriş tarafı yıkık dökük bir halde. Bunu aynı zamanda Maud’un durumu olarak da yorumladım. Maud’un kalbi bir o kadar saf ve güzelken (evin iç tarafı gibi) vücudunun bir tarafı felç geçirmiş durumda (evin giriş kısmı gibi).
  • Film boyunca Maud’un sürekli titreşimde olan cep telefonunu (hatırladığım kadarı ile sadece 2 yerde zil sesi gelmişti) önemli bir öğe olarak yorumladım. Buradaki titreşim durumunu Maud’un felçli olması ile ilişkilendirdim.
  • Maud’un felçli halde iken evin girişinde yere düşüp kıvrandığı ve sonunda yerde aldığı pozisyon bana evinin yatak odasındaki tabloyu hatırlattı.
  • Maud ve Vilko’nun aynanın karşısında iken  konuştukları bir sahne var. Buradaki çekim açısını beğendim.
  • Vilko’nun, Maud’u yavaş yavaş ağına düşürmesi sırasındaki tavırlarında ve soğukkanlılığında bir Nuri Alço + Eray Özbal karışımı gördüm.
  • Bir  Catherine Breillat filminde cinsel içerikli sahne olmaması şaşırtıcıydı.

Öylesine

  • “Bir Maud var Maud’da Maud’dan içeri”
  • İlk sahnede Maud’u beyazlar içerisindeyken yatak odasında görüyoruz. Fonda sanki Ümit Besen çalıyormuş “Beyazlar içinde Maud’u öylece…”

Violette

image

Filmin Künyesi:

VIOLETTE | VIOLETTE   | Yönetmen:  Martin Provost  / Oyuncular:  Emmanuelle Devos (Violette Leduc), Sandrine Kiberlain (Simone de Beauvoir), Olivier Gourmet (Jacques Guérin), Catherine Hiegel (Berthe Leduc), Jacques Bonaffe (Jean Genet), Olivier Py (Maurice Sachs), Nathalie Richard (Hermine), Erwan Creignou (Marcel), Jean-Paul Dubois (Ernest)  / Fransa / 2013 / Renkli / 139´

Sinopsis:

Martin Provost’un Toronto Film Festivali’nde prömiyerini yapan filmi Violette, adını Fransız kamuoyunda kadın cinselliği, kürtaj gibi meseleleri tartışmaya açan ilk yazarlardan Violette Leduc’ten alan bir dönem filmi. Evlilik dışı bir ilişkiden doğan Violette, yıllarca çaba gösterdikten sonra ancak 1964 yılında La Bâtarde / Piç adını verdiği anılarıyla şöhreti yakaladı. Violette’in ünlü kadın yazar Simone de Beauvoir ile ömür boyu süren dostluğu ve Jean Genet ile mesleki yakınlığını merceği altına yatıran film, feminizm, dostluk ve edebiyat kavramlarını da sorguluyor. “Violette hakkında bulduklarım ne kadar artarsa, içinde sakladıkları beni o kadar etkiliyordu; kırılganlığı, kırgınlığı, ki bunlar yanında herkesin bildiği skandallara karışan şatafatlı kişiliği (yani şöhrete kavuştuğu 1960’lardan sonra) beni pek ilgilendirmedi, bir maske sayılırdı bunlar. Hayat ona iyi davranmadı. İnsanlar onun zor olduğunu söylerdi. Ama bu bana yetmedi.” – Martin Provost

Artılar

  • Filmi oldukça etkileyici ve başarılı buldum.
  • Emmanuelle Devos’un ve Sandrine Kiberlain’in oyunculukları çok iyiydi.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Violette’in ürettiği kitaplar ile hayatındaki değişimler dikkatimi çekti. “Boğulmak” kitabını yazıyor sonrasında kurtuluyor boğulmaktan; “Açlık” kitabını yazıyor sonrasında eli para görmeye başlıyor; “Fırtınalar” kitabını yazıyor sonrasında hayatı durgunluk dönemine giriyor; Son olarak “Piç” kitabını yazıyor sonrasında herkes tarafından sahipleniliyor/tanınıyor.
  • Filmin son karesi muhteşem. Sanki bir Claude Monet tablosu gibi.
  • Violette’in hayal olarak gördüğü sahneler güzeldi. Özellikle de annesini gelinlikle karnını tekmelerken gördüğü sahne anlamlıydı.
  • Violette biraz uzaklaşmak için bir seyahate çıkıyor. Buradaki bir sahnede Violette’i mastürbasyon yaparken görüyoruz. Kameranın sonrasında bize gürüldeyen nehri göstermesini anlamlı buldum.
  • Bir sahnede Violette’i seyahat için gittiği yerde iki ağacın kökleri arasında dururken görüyoruz. Bunu Violette’in kadın-erkek kimliği arasındaki arada kalmışlığı şeklinde okuyabilir miyiz acaba?
  • Violette ile Simone’in ikili sahneleri çok güzel çekilmiş. Hele o tiyatrodaki sahnede, kamera bize onları seyirci koltuklarında yüzleri sahneye dönük arka arkaya otururlarken gösteriyor ya, muhteşem.
  • Filmden aklımda kalan bir replik: “Sokakta, kadınlar güzeldir dönüp güzelliklerine bakarlar; çirkindir dönüp çirkinliklerine bakarlar.”
  • Filmden bir replik: “Koleksiyoncuları sevmem ölü şeyleri toplarlar. Oysa kelimeler canlıdır.”
  • Simone belki de Violette’te kendisinde olmayan kırılgan tarafı gördüğü için ona daha çok yaklaştı.
  • “Kelebeğin Rüyası” (Yönetmen: Yılmaz Erdoğan) filminde nasıl şiire övgü ve saygı duruşu varsa; bu filmde de romana/yazmaya övgü ve saygı duruşu var.

Öylesine

  • “Violet Violette”
  • “Çığlıklar ve Fırtınalar”
  • “Simone ve Violette”
  • “Violette’in Simonu”
  • “Violette Leduc, 1950”
  • Violette Leduc’un sinemadaki temsilcisi Catherine Breillat olabilir.

Cehennemin Anatomisi

image

Filmin Künyesi:

CEHENNEMİN ANATOMİSİ | ANATOMY OF HELL | Yönetmen:  Catherine Breillat / Oyuncular: Amira Casar (Kadın), Rocco Siffredi (Erkek) / Fransa / 2004 / Renkli / 77´

Sinopsis:

Bir “gey bar”da bir kadın intihara teşebbüs eder, bir adam kadını son anda kurtarır. Kadın intihar girişiminin nedenini soran adama: “Çünkü ben bir kadınım” der… Bu karşılaşmanın ardından adamın para karşılığında “kadını izlemesi ve ona anlatması” için yapılan anlaşma ve anlaşma gereği uçurum kenarına inşa edilmiş evde birlikte geçirilen dört gece…Breillat’nın keskin ve özgün bakış açısıyla bir kadının arzularına odaklandığı Cehennemin Anatomisi başlar…

Artılar

  • Amira Casar oldukça başarılı.
  • “Kadın” ve “Erkek” tanımlamalarına ilişkin hem dış ses hem de konuşmalardaki sözler oldukça ufuk açıcıydı.

Eksiler

  • Hazmedilmesi kolay olmayan bazı sahneler vardı.

Keşif

  • Yönetmenin burada “cehennem” olarak işaret ettiği kadının kendisi mi, bedeni mi yoksa bacak arası mı?
  • Dekor ve renk tercihlerinde sadelik ve açıklık öne çıkıyor.
  • 2. gecenin sonunda erkek kadına bir işaret koyuyor “Borç kadının kamçısıdır” kabilinden. İşaretteki 3lü yapıyı da 3. geceye geçiş olarak yorumladım.
  • Düşmanın kanını içelim diyerek bedenin dışarıya attığı kanı yudumlamaları etkileyici ve zor bir sahneydi.
  • Erkek, intihar etmek üzereyken kurtardığı kadını bu sefer hayalinde kendi öldürmek istedi.

Öylesine

  • “Gözetleme Kulesi”

Romans

image

Filmin Künyesi:

ROMANS | ROMANCE  | Yönetmen:  Catherine Breillat / Oyuncular: Caroline Ducey (Marie), Sagamore Stévenin (Paul), François Berléand (Robert), Rocco Siffredi (Paulo) / Fransa / 1999 / Renkli / 95´

Sinopsis:

Marie ve Paul yıllardır birlikte yaşamaktadır. Paul, Marie’nin sevgi ve arzularına karşılık vermedikçe Marie cinsellik ile sevgi, aşk ile arzuları arasında sıkışıp kalır… Bu sıkışmanın, aşk ilişkisini bir iktidar savaşına döndürmesi kuvvetle muhtemeldir… Marie Paul ile ilişkisini sürdürürken arzularının ardından gider; cinsellikle ilgili tüm ezberleri alt üst ederek…

Artılar

  • Kostüm ve dekorlarda açık renk; özellikle de beyaz ve krem kullanımı oldukça başarılı.
  • Dış ses olarak Marie’nin aklından geçenlerin verilmesi iyi bir uygulama olmuş.
  • Doğum sahnesindeki çekim oldukça güzel.
  • Marie rolünde Caroline Ducey oldukça başarılı.

Eksiler

  • Marie’nin çocuğunu doğurduğu sahnede yönetmenin “anne olmak kadın olmayı öğrendiğin andır” mottosu ile bizleri karşılamasını filmlerindeki genel kadına bakış temsiline biraz ters buldum açıkçası.
  • Senaryoda tekil konuşmalardaki dil kuvvetli iken karşılıklı konuşmalarda bu etkiyi göremiyoruz.

Keşif

  • Marie karakterinde “Gündüz Güzeli” (Yönetmen: Luis Buñuel) filmindeki “Séverine Serizy” (Catherine Deneuve) karakterinin cinsel heyecanı ile “Gece” (Yönetmen: Michelangelo Antonioni) filmindeki “Lidia” (Jeanne Moreau) karakterinin aşk masumiyetinin bir bileşkesini görüyoruz sanki.
  • Yönetmenin erkek temsillerinin ortak noktasında, onların kendilerini kadınlardan üstün görmeleri ve her zaman kadınları elde edebilmeleri var. Robert bunu 10000 kadın üzerinden ölçümlerken Paul için bu sayı 1 olsa da değişen bir şey olmuyor.

Öylesine

  • “Marie Hanım’ın Gündüz Düşleri”
  • Marie karakterini canlandıran Caroline Ducey’i sima olarak Belçim Bilgin’e benzettim.
  • “Bir dirhem çiğ et, bin hazzı örter.”