İçimdeki İnsan

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ İNSAN | Yönetmen: Aydın Sayman / Oyuncular: Suavi Eren (Nuri), Vedat Erincin (Sabri), Füsun Demirel (Şükran, Sabri’nin Eşi), Şebnem Bozoklu (Nejla), Menderes Samancılar (Yüksel), Rıza Sönmez (Hulusi), Melek Şahin (Sabahat, Sabri’nin Annesi), Macit Koper (Deli Naci) / Türkiye / 2014 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Gazeteci-yazar Nuri, uzun yıllar sonra doğup büyüdüğü taşra kentine gelir. Amacı, babadan kalan bir bahçeyi satıp İstanbul’a geri dönmektir.
Kentte eski arkadaşı Sabri, ile karşılaşır. Sabri yıllardır bir devlet dairesinde çalışan sıradan, küçük bir memurdur. Yazar’ı biraz soğuk ve tereddütlü karşılar. İki eski arkadaşın gençliklerinde pek te mutlu ayrılmadıkları hissedilir. Yazar ise onunla buluşup konuşmayı teklif eder.  Yazar kent yakınlarındaki köyde arsasının satışını gerçekleştirir. Sabri ise çalıştığı devlet dairesinde nedeni bilinmeyen bir psiko-travma geçirmektedir.
Ansızın eline geçirdiği ağır bir nesne ile şefinin kafasını parçalar. Dairedeki iş arkadaşları Nejla, Hulusi ve diğerleri dehşet içindedir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema’nın sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Dekor tasarımı sade ve başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Filmin derdini tam olarak anlatma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyorum.
  • Sabri’nin bürodaki çaycı ile beraber gizlice bahis oynaması sanki bir yere bağlamak için düşünülmüş ama açıkta kalmış gibi.
  • Nuri’nin Sabri hakkında yaptığı her röportajın sonunda “Fare ile ilgili bir şeyden bahsetti mi?” sorusu kulak tırmalıyor. Neden bu soruyu ilk başta sormuyor mesela : )
  • Sabri’nin babası olan karakterde biraz tutarsızlık sezdim. Öylesine baskıcı, otoriter, dominant birini  ev işi yaparken düşünmek zor mesela.

Keşif

  • Şebnem Bozoklu kısa rolünde filme güç katmış.
  • Nuri’nin Deli Naci ile de röportaj yapmasını beklerdim.
  • Sabri’nin günümüzde yaşadıklarının geçmişle, çocuklukta yaşananlarla ilişki kurulma biçimi Çağan Irmak filmlerini hatırlattı.
  • Filmden bir replik: “Sabri’de insan mayası vardı. Kopar kopar insan yap”

Öylesine

  • “Sabri Hakkında Her Şey”
  • “Maya tutmadı”

Deniz Seviyesi

image

Filmin Künyesi:

DENİZ SEVİYESİ | Yönetmen: Esra Saydam, Nisan Dağ / Oyuncular: Damla Sönmez (Damla), Ahmet Rıfat Şungar (Burak), Jacob Fishel (Kevin), Hakan Karsak (Sabri), Sanem Öge (Nayla) / Türkiye / 2014 / Renkli / 105´

Sinopsis:

Damla, senelerdir New York’ta yaşayan başarılı bir iş kadınıdır. Onu seven Amerikalı kocası ve karnındaki 6 aylık bebeğine rağmen Damla mutsuzdur, aklı hala geçmiştedir ve anne olmaya hazır değildir. Çocukluğunu geçirdiği yazlık evi kuzeninin satacağını öğrenince, Damla kocasıyla beraber Ayvalık’a gider. Damla’nın kendisi ve geçmişi ile barışabilmesi için, yıllar önce orada bıraktığı Burak’a ondan senelerce sakladığı sırrını anlatması gerekir.

Artılar

  • Ahmet Rıfat Şungar’ın oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Mira’yı canlandıran çocuk oyuncu çok sevimli ve sempatikti.
  • Bir ilk film olarak başarılı ve izlenmeyi hak ediyor.

Eksiler

  • İzlediğim salondaki kopyada mı öyleydi bilemedim ama İngilizce sahnelerde Türkçe altyazı olmaması iyi bir tercih olmamış.
  • Centilmenliğin ne olduğu ile ilgili Burak ve Damla arasında geçen bir sahne var filmde. Bu sahnedeki diyalogların kalitesi filmin geneline oranla çok ayrıksı ve zayıf kalmış.

Keşif

  • Denizde Mira’ya sarılan ahtapotu bir metafor olarak düşündüm. Damla’nın karnını saran ama onun istemediği bebeği olarak mesela.
  • Senaryo daha güçlü olabilirdi.
  • Mira ve Mehmet ikilisinde belki de Damla ve Burak’ın çocukluklarını görüyoruz. Mira’nın biraz tombiş bir kız olması da Damla’nın hamile görüntüsüne uyumlu olmuş 🙂
  • Damla’nın yazlığa geldiğinde arabanın içinden inmeden önceki o kararsızlığı ve korkusu çok iyi sahnelenmiş.
  • Nayla’nın (Damla’nın kuzeni) evinde kalabalık bir yemek sahnesindeyiz. Dışarıdan gelmekte olan Burak ve sevgilisi İpek de yemeğe davet edilirler. Burak’ın tenindeki su damlası arkasından geçtiği sırada Damla’nın sırtına damlar ve deniz seviyesine ineriz bir an.
  • Burak, Damla, Mira ve Mehmet bir sahnede diğer koya gitmişlerdir. Mira ve Mehmet kum seviyesinde Burak ve Damla’nın çocukluklarını temsil ederken, onlar deniz seviyesinde çocukluklarına dönmeyi arzulamaktadırlar belki de.

Öylesine

  • Biraz arabesk kaçacak olsa da Damla ve Burak’ın şarkısı olarak Ferdi Tayfur’un “Avareyim” geldi aklıma nedense.
    “Ben bir damlayım sen bir denizsin, ben gökte yıldız sen güneşimsin…”
  • “Damla’nın Yazı”
  • “Lost in Translation”