Derin Sular

image

Filmin Künyesi:

DERİN SULAR | SUBMERGENCE | Yönetmen: Wim Wenders / Senarist: Erin Dignam, J.M. Ledgard (Roman) / Oyuncular: Alicia Vikander (Danielle Flinders), James Mcavoy (James More), Celyn Jones (Thumbs), Audrey Quoturi, Alex Hafner (Bay Bellhop), Alexander Siddig (Doktor Shadid) / Almanya / 2017 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Büyük Alman sinemacı Wim Wenders’in merakla beklenen son filmi, Somali’de kum çöllerinden Normandiya kumsallarına, derin denizin nefes kesen görüntüleri ile müthiş kadrosundan aldığı güçle çarpıcı bir seyirlik sunuyor. San Sebastian Film Festivali’nin açılış filmi olan Derin Sular, Normandiya’da birbirine âşık olup tehlikeli görevler peşinde ülkeden ülkeye seyahat etmek zorunda kalan, ancak kader ve şartlar yüzünden bir türlü kavuşamayan bir hidrolik mühendisiyle bir biyo-matematikçinin romantik hikâyesini anlatıyor. Film, savaş muhabiri J.M. Ledgard’ın romanından beyazperdeye uyarlandı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum fakat Wim Wenders’in özel bir etkisini ya da farkını filmde görmek/hissetmek çok mümkün değil.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Denizin altında araştırmaların yapıldığı bir filmin daha güçlü bir atmosfer yaratmasını beklerdim.
  • “Suçekimi”

Yalnız Kalpler

image

Filmin Künyesi:

YALNIZ KALPLER | THE DESERT BRIDE | LA NOVIA DEL DESIERTO | Yönetmen: Cecilia Atán, Valeria Pivato / Senarist: Cecilia Atán, Valeria Pivato, Martín Salinas / Oyuncular: Paulina García (Teresa Godoy), Claudio Rissi (Julio Alfredo Corvalán – Yabancı) / Arjantin / 2017 / Renkli / 78´

Sinopsis:

Gloria filmiyle kalbimize kazınan Paulina García, Yalnız Kalpler’de yine kaderini kendi ellerine alan güçlü bir kadın portresi çiziyor. Yalnız Kalpler’, Buenos Aires’te, kendini ve hayatını adadığı ailenin yanındaki işini kaybedince hayatı alt üst olan ve iş uğruna çölü boydan boya geçmek zorunda kalan 54 yaşındaki Cecilia’nın hikâyesini anlatıyor. Saygın sinemacılar Pablo Trapero, Juan Campanella, Christopher Hampton’ın izini süren yönetmenler Cecilia Atán ve Valeria Pivato, ilk kurmaca filmleriyle Arjantin sinemasına yeni bir soluk getiriyorlar. Kadınlar için günümüz dünyasında ve belirli bir yaştan sonra kendini yeniden keşfetmenin zorluğunu ele alan Yalnız Kalpler, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmi hem konusu hem de sakin temposu açısından başka bir Arjantin filmi olan “Akasyalar” (Yönetmen: Pablo Giorgelli) filmine yakın buldum. “Akasyalar” filmi de sade ve başarılı bir yol filmi. Ayrıca bu filmde olduğu gibi “Akasyalar” da yönetmen Pablo Giorgelli’nin ilk uzun metraj kurmaca filmi.
  • Filmdeki hikayenin örgüsünü ve olayların sakin tonda ilerleyişini beğendim.

Lucky

image

Filmin Künyesi:

LUCKY | LUCKY | Yönetmen: John Carroll Lynch / Senarist: Logan Sparks, Drago Sumonja / Oyuncular: Harry Dean Stanton (Lucky), David Lynch (Howard), Ron Livingston (Bobby Lawrence), Ed Begley Jr (Dr. Christian Kneedler), Tom Skerritt (Fred), Beth Grant (Elaine), James Darren (Paulie), Barry Shabaka Henley (Joe) / ABD / 2017 / Renkli / 88´

Sinopsis:

Paris, Texas’tan Inland Empire’a 200’e yakın filmde rol alan ve bu yıl 90. yaşgününü kutlayan benzersiz karakter oyuncusu Harry Dean Stanton’ın başrolü üstlendiği bu bağımsız Amerikan filminin kahramanı çölde bir kasabada yaşayan Lucky. Sabahları güne yoga ve kahvaltıyla başlayan, ilerleyen yaşına rağmen ne sağlık ne de genel olarak hayata dair herhangi bir sorunla karşılaşmayan Lucky, bir ateisttir. Derken bir gün, bu “talihli günlerinin” de sona erebileceği aklına takılır ve Lucky’nin “aydınlanma” yolculuğu başlar. Dünya prömiyerini South by Southwest Film Festivali’nde yapan Lucky, David Lynch’in de dahil olduğu güçlü oyuncu kadrosu ile dikkat çekiyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Lucky karakterinin her gün tekrarladığı eylemler film içerisinde iyi bir uygulama olmuş.
  • Lucky karakterini filmde hep bir şeyler içerken görüyoruz. Neredeyse hiç yemek yemiyor. Güne süt ve kahve ile başlıyor. Öğlen de şekerli kahvesi ile devam ediyor. Akşam da bir kokteyl ile yeme içmeye son veriyor.
  • Markette çalışan komşunun evindeki partide Lucky’nin İspanyolca şarkı seslendirdiği sahne güzeldi.
  • Lucky de bir bakıma sırtında İkinci Dünya Savaşı’na dair anıları taşıyan bir kara kaplumbağası.
  • Hastanede Doktor ile Lucky arasında geçen diyaloglar güzel ve eğlenceliydi. Bu sahne bana “Korkusuz Korkak” (Yönetmen: Natuk Baytan) filminde Doktor ile yaşlı bir adam (Mülayim Ters) arasında geçen sahneyi anımsattı.
  • “Şanslı Bir Hayat”
  • “Hiçlik Üzerine Bir Film”

Timbuktu

image

Filmin Künyesi:

TIMBUKTU | Yönetmen: Abderrahmane Sissako / Oyuncular: İbrahim Ahmed Aka Pino (Kidane), Toulou Kiki (Satima), Abel Jafri (Abdelkrim), Hichem Yacoubi (Djihadiste), Kettly Noël (Zabou), Fatoumata Diawara (Fatou/ Moritanya / 2014 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Afrika sinemasının en büyük isimlerinden Abderrahman Sissako’nun sessiz bir direnişi anlatan son filmi Timbuktu, Mali’nin kuzeyinde şeriat yasalarının geçerliliği ilan edildikten sonra birçok ailenin yaşamının nasıl mahvolduğunu gözlemliyor. Filmin kahramanı, ailesiyle birlikte Timbuktu yakınlarında, çölde yaşayan Tuareg çoban Kidane. İneğini öldüren bir balıkçıyı kazara öldürünce Kidane, gülmeyi, sigara içmeyi, futbolu, hatta müziği bile yasaklayan, ölümcül kararlar veren mahkemeleriyle iktidara gelen aşırı dincilerin insafına kalıyor.

Artılar

  • Gerçekten çok başarılı bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Müzik kullanımı başarılı.

Eksiler

  • Abdelkrim’in Deli Kadın’ın evinde dans yaptığı sahneyi açıkçası pek anlamlandıramadım.
  • Kidane’den uzun süre haber alınamamasına rağmen eşi ve çocuğunun acil bir girişimde ya da tepkide bulunmaması bana garip geldi.

Keşif

  • Hem Kidane’yi hem de filmin görsel estetiğini “Cenneti Beklerken” (Yönetmen: Derviş Zaim) filmine ve o filmdeki Nakkaş Eflatun (Serhat Tutumluer) karakterine yakın buldum.
  • Hayali top ile futbol oynama sahnesi çarpıcıydı. Bu sahneyi görünce aklıma “Meraklı Köfteci” (Yönetmen: Ergin Orbey) filminde akıl hastanesindeki topsuz penaltı atışı geldi.
  • Filmin müzikle kurduğu özel ilişki çok güzel.
  • Deli Kadın rolündeki karakter bana “Kaşık Düşmanı” (Yönetmen: Bilge Olgaç) filminde yer alan Deli Elif (Perihan Savaş) karakterini hatırlattı.
  • Nehrin ortasında Kidane’nin, Balıkçı’yı öldürdükten sonra suyun içerisinde geriye dönüşü sırasında paralelde kuşların da yavaş yavaş geriye dönmesi.
  • Tutuklanan Kidane tek bir yüz görmek istiyorum diyor. Kızını ve karısını tek bir yüz olarak ifade ediyor.
  • Müzik nedeni ile cezalandırılan kadının kırbaç darbeleri karşısında şarkı söylemeye devam etmesi oldukça etkileyiciydi.
  • Sözde din savunucusu Abdelkrim’in araba kullanmayı öğrenme çalışmaları/çabaları bana “Şalvar Davası” (Yönetmen: Kartal Tibet) filminde Ömer Ağa’nın (Şener Şen) motosiklet kullanma denemelerini hatırlattı.
  • “Vecide” (Yönetmen: Haifaa Al-Mansour) filminde yasakçı zihniyetin odağında sadece kadınlar vardı. Bu filmde ise yasağın cinsiyet, ırk, din, dil gibi bir ayrımı yok.

Öylesine

  • “Cehennemi Beklerken”
  • “Bir Zamanlar Timbuktu’da”
  • Dün gitar tutan eller bugün silah mı tutacaktı?
  • “Tuareg’in Evsizliği”
  • “Çölde Acı Çay”
  • GPS öldü, ortaklık bozuldu
  • Yassak hemşerim yassak. Yoksa Şeyh’in abdesti kaçar.

Çöldeki İzler

image

Filmin Künyesi:

ÇÖLDEKİ İZLER | TRACKS | Yönetmen:  John Curran  / Oyuncular:  Mia Wasikowska (Robyn Davidson), Adam Driver (Rick Smolan), Emma Booth (Marg), Melanie Zanetti (Annie), Jessica Tovey (Jenny), Rainer Bock (Kurt Posel), Carol Burns (Bayan Ward), Robert Coleby (Pop), Tim Rogers (Glendle), Bryan Probets (Geoff), Roly Mintuma (Eddie), John Flaus (Sallay), Felicity Steel (Gladdy), Darcy Crouch (Tolly), Daisy Walkabout (Ada)  / İngiltere, Avustralya / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:

John Curran’ın yeni filmi Tracks, Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından bir uyarlama. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

Artılar

  • Mia Wasikowska’nın oyunculuğunu oldukça başarılı buldum.
  • Gökyüzünden yapılan görüntü çekimlerini başarılı buldum.
  • Genel anlamda film için vasatın biraz üstü diyebilirim.

Eksiler

  • Müzik kullanılmayıp sadece doğanın kendi sesini dinlesek daha mı iyi olurdu diye düşündüm.
  • Robyn’in babası ve ablasının filmdeki varlığı/etkisi çok zayıf geldi bana.
  • Yolculuk öncesinde Robyn’in yanına uğrayan arkadaşlarının kısa süreli rock müzik etkinliği tüm o melankolik havayı bozuverdi 🙁

Keşif

  • Robyn’in bu yolculuğu belki de onun annesini ya da ilk köpeğini arama hikayesi bir açıdan da.
  • Yolculuk sırasında Robyn’in karşılaştığı Eddie karakteri dikkatimi çekti. Oranın bir yerlisi olan Eddie genellikle kendi dilince bir şeyler konuşur ve Robyn onunla bir şekilde anlaşır. Bu durum bana “Yoksul” (Yönetmen: Zeki Ökten) filminde Yoksul (Kemal Sunal) ile sürekli tesbih çeken, dua eden ama normal şekilde konuşamayan (büyük ihtimalle dilsiz) Hacı (Mustafa Suphi Baltacı) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Dayanamıyorum diye çıldıran Robyn yangınını Rick ile yaptığı bir sevişme ile söndürüp yolculuğuna kaldığı yerden devam ediyor.
  • Çölün ortasındaki arayış teması bana “Nokta” (Yönetmen: Derviş Zaim) filminde Tuz Gölü’ndeki arayışı hatırlattı.
  • Robyn’in çöl yolculuğu sırasınca karşılaştığı ve ona yardımcı olan karakterleri onun hayatındaki diğer kişilerle aşağıdaki gibi ilişkilendirebiliriz.
    Eddie – Deve bakıcılığını öğreten Afganlı adam
    Yaşlı çift – Anne ve Babası
    Yerli kadınlar – Yakın arkadaşları
  • Bu film bana benzer şekilde gerçek bir olaya dayanan bir yolculuk hikayesi anlatan “Kon-Tiki” (Yönetmen: Joachim Roenning , Espen Sandberg) filmini hatırlattı. Kon-Tiki filminde Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın Pasifik Okyanusu’nu 1947’de 5 kişilik bir ekip ile geçme hikayesi anlatılmıştı. Kon-Tiki filmini bu filme göre daha başarılı buldum.
  • Develerin bir ara kaybolması durumu bana “Tosun Paşa” (Yönetmen: Kartal Tibet) filmini hatırlattı. O filmde gerçekten develer Şaban’ın (Kemal Sunal) eşeğine uyup ortalıktan kaybolmuşlardı. İyi ki bu filmde Robyn’in köpeği Diggity’ye uyup da kaybolmadı develer 🙂

Öylesine

  • “Çöller Kızı Robyn”
  • “Çöl dedi gözlerim”
  • “İzler çölün aynasıdır”
  • Çöl yolculuğu için kararlı olan “Develi Kadın” Robyn için “Kibar Feyzo” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filminde bir sahnede geçen şu şekildeki bir sesleniş nasıl olurdu acaba : “Hele sen ne diysen Sekine Kadın” 🙂