Yüzleşme

7.5 out of 10 stars (7,5 / 10)
Yüzleşme filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

YÜZLEŞME | BY THE GRACE OF GOD | GRÂCE À DIEU | Yönetmen: François Ozon / Senarist: François Ozon / Oyuncular: Melvil Poupaud (Alexandre Guérin), Denis Ménochet (François Debord), Swann Arlaud (Emmanuel Thomassin), Éric Caravaca (Gilles Perret), François Marthouret (Kardinal Barbarin), Bernard Verley (Bernard Preynat), Josiane Balasko (Irène), Martine Erhel (Régine Maire), Hélène Vincent (Odile Debord), François Chattot (Pierre Debord), Aurélia Petit (Marie Guérin), Julie Duclos (Aline Debord), Amélie Daure (Jennifer), Pierre Lottin (Didier) / Fransa / 2018 / Renkli / 137´ 

Sinopsis:

François Ozon’un Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada dünya prömiyerini yapan son filmi, Katolik ruhbanlarının pedofili vakalarına kurbanların açısından bakan şefkatli ve güçlü bir dram. Yüzleşme, günümüzde, üç yetişkin adamı izliyor: Alexandre, François ve Gilles. Çocukluklarında kendilerini taciz eden rahibin hâlâ çocuklarla çalıştığını ve kiliseden uyarı bile almadığını öğrenen bu üç yaralı ruh kendi anılarının da yüzeye çıkmasıyla “suskunluğun yükü”nden kurtulmaya karar veriyorlar. Gerçek bir vakadan esinlenen ve Ozon’un en iyi filmlerinden biri olarak övülen Yüzleşme, travma ve cesaret konularını titizlikle ve büyük bir hassasiyetle ele alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmden bir replik: “Sessizliğin yükü çok ağır”
  • Yönetmenin en usturuplu filmlerinden biri olmuş.
  • Geçmişe dair yapılan çekimler güzel olmuş.
  • Alexandre’nin cesurca davranıp ilk kıvılcımı ortaya attıktan sonra konu ile ilgili kurulan grupla iletişime geçmemesi, kendini saklı tutması filmde çok iyi anlatılamıyor.
  • Filmin akıcılığı iyi olmakla birlikte süre olarak biraz uzun tutulduğunu düşünüyorum.
  • Fatih Erkoç’un “Oynatmaya Az Kaldı” şarkısının sözleri bu film için şu şekilde uyarlanabilir:
    • “Yüzleşmeye az kaldı rahibim nerde
      Bir pedofili yüzünden çıldıracağım”
  • Burak Kut’un “Yaşandı Bitti” şarkısının sözleri bu film için şu şekilde uyarlanabilir:
    • “Yasandı bitti saygısızca
      Yüzleşmenin tadına varınca
      Doğru söylesen kimin umurunda

      Sözüme inanırım, haydi zıpla”

Yüzleşme Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • Bulunamadı

Onun Adı Petrunia

Onun Adı Petrunia filminde Zorica Nusheva (Petrunia)

6.5 out of 10 stars (6,5 / 10)
Onun Adı Petrunia filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

ONUN ADI PETRUNIA | GOSPOD POSTOI, IMETO I’ E PETRUNIJA | GOD EXISTS, HER NAME IS PETRUNYA | Yönetmen: Teona Strugar Mitevska / Senarist: Elma Tataragic, Teona Strugar Mitevska/ Oyuncular: Zorica Nusheva (Petrunija), Labina Mitevska (Gazeteci Slavica), Simeon Moni Damevski (Emniyet Amiri Milan), Suad Begovski (Rahip), Stefan Vujisic (Polis Memuru Darko), Violeta Shapkovska (Vaska) / Makedonya / 2018 / Renkli / 100´ 

Sinopsis:

Petrunia, Teofanya bayramında suya atılan tahta haçı kapıp çıkarır. Haçın hem iyi şans hem de bereket getireceğine inanılır. Kuzey Makedonya’daki küçük Stip kasabasında yüzlerce erkeği kızdırmıştır Petrunia: Bir kadın ne hakla bu geleneğe karışıp bir de tüm erkeklerin önüne geçer? İş görüşmelerinde bile hakkı yenen eğitimli, aklı başında Petrunia, hakkını sonuna kadar koruyacaktır. Makedon toplumundaki dönüşümün kilise, medya ve yargıdaki yansımalarına göndermeleriyle, bu öfkeli olduğu kadar hüzünlü film, kemikleşmiş adetlerin hüküm sürdüğü bu ülkede kadınların dik durmalarının önemini vurguluyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar, özellikle de Petrunia rolünde Zorica Nusheva oldukça başarılı.
  • Filmin ikinci yarısında hikaye biraz tıkanıyor.
  • Medyanın olaya dahil olmaya başlaması fakat dişe dokunur bir sonun getirilmemesi film adına eksik bir nokta olmuş.
  • Kilise, birey – din ilişkisi, medya gibi noktalar açısından “Yüz | Twarz | Mug” (Yönetmen: Malgorzata Szumowska) filmini hatırlatır. O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki inceleme yazısına buradan erişebilirsiniz.
  • Karakolda Petrunia ile Polis Memuru Darko arasındaki yakınlaşma/arkadaşlık “Hemşire” (Yönetmen: Dilek Çolak) filminde hastanede Leyla (Evren Duyal) ile Kerem (Sermet Yeşil) arasındaki yakınlaşmayı hatırlatır. O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki inceleme yazısına buradan erişebilirsiniz.
  • Petrunia ile annesi arasındaki problemli ilişki/iletişim şekli “Ana Yurdu” (Yönetmen: Senem Tüzen) filminde Nesrin (Esra Bezen Bilgin) ile annesi Halise (Nihal Koldaş) arasındaki benzer ilişkiyi hatırlatır. O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki inceleme yazısına buradan erişebilirsiniz.

Onun Adı Petrunia Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “Yüz Numaralı Petrunia”

 

Pastacı

Pastacı filminde Tim Kalkhof (Thomas) ve Sarah Adler (Anat)

Pastacı filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

PASTACI | THE CAKEMAKER | Yönetmen: Ofir Raul Graizer / Senarist: Ofir Raul Graizer / Oyuncular: Tim Kalkhof (Thomas), Sarah Adler (Anat Nachmias), Roy Miller (Oren Nachmias), Zohar Shtrauss (Moti), Sandra Sade (Hanna), Tamir Ben Yehuda (Itai Nachmias), Stephanie Stremler (Sophia), Tagel Eliyahu (Dana), Eliezer Shimon (Avram) / İsrail / 2018 / Renkli / 104´ 

Sinopsis:

Oren iş için sıklıkla gittiği Berlin’de eşinin sevdiği kurabiyelerden almak için Thomas’ın kafesine uğrar. Bu ziyaretler zamanla tanışıklığa ve sonunda da beklenmedik bir aşka dönüşecektir. Oren’in aniden ölümü, Thomas’ın kendini Kudüs’te Oren’in ailesi ile birlikte yaşadığı şehirde bulmasıyla sonuçlanır. Genç adam ölen sevgilisinden geriye kalanlarla baş başa kalacaktır. Yönetmen Ofir Raul Graizer bu ilk filminde, aile bağları, aşk, yas ve din temalarını öne çıkaran dokunaklı bir drama imza atıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Müzik kullanımı başarılı. Özellikle piyano seslerinin sahnelere eşlik ettiği bölümler oldukça hoş olmuş.
  • Hikayedeki çatışma düzlemi iyi kurgulanmış.
  • Anat’ın kocasından kalan eşyalara daha önceden bakmamış olması biraz tuhaf/garip olmuş.
  • Sarah Adler ve Ülkü Duru birbirlerine benzemiyorlar mı sizce de?

    Sarah Adler (Pastacı filminden bir sahnede) ve Ülkü Duru
    Sarah Adler ve Ülkü Duru
  • “Bak Pastacı geliyor selam veriyor
    Herkes ona bakıyor merak ediyor
    Çok teşekkür ederim pastacı sana
    Çok güzel kurabiyeler getirdin bana”

Pastacı Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Pastacı Kurabiyeyi İki Kere Yapar”
  • “Beni Pastanla Çağır”
  • “Pastacının Beyaz Yalanları”
  • “Tarifi Bende Saklı”

 

Hakaret

image

Filmin Künyesi:

HAKARET | THE INSULT | L’INSULTE | Yönetmen: Ziad Doueiri / Senarist: Ziad Doueiri, Joelle Touma / Oyuncular: Adel Karam (Tony Hanna), Kamel El Basha (Yasser Abdallah Salameh), Rita Hayek (Shirine Hanna), Camille Salameh (Wajdi Wehbe), Diamand Bou Abboud (Nadine Wehbe) / Lübnan / 2017 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Sıradan bir hakaret milli bir krize nasıl dönüşür? İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan ve burada başrolündeki Kamel El Basha’ya En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandıran Hakaret, Lübnan’da siyasetten yargı sistemine uzanan ve derin bir toplumsal eleştiri getiren bir dram. Filmde Lübnanlı Hıristiyan Tony ile Filistinli inşaat ustası Yaser (El Basha) bir tamirat yüzünden kavgaya tutuşuyor. Tony, Yaser’e hakaret edince Yaser bir yumrukla karşılık veriyor; mesele mahkemeye düşünce bütün ülke ayağa kalkıyor. Hakaret, Lübnan’ın Oscar adayı olarak seçildi.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Davalı ve davacı tarafın avukatları ile ilgili sürpriz güzel uygulanmış.
  • Filmde küçük bir olayın mahkemeye taşınması ve ülke genelinde gündem olması bana benzer bir temaya sahip olan Hindistan yapımı “Court” (Yönetmen: Chaitanya Tamhane) filmini hatırlattı.
  • Mahkeme süreci ve mahkeme salonunda geçen sahneler baş rolünde Viola Davis’in olduğu “How to Get Away with Murder” (ABC Dizisi) dizisini anımsattı.

Allah İzin Verirse

image

Filmin Künyesi:

ALLAH İZİN VERİRSE | SE DIO VUOLE| GOD WILLING | Yönetmen: Edoardo Falcone / Senarist: Edoardo Falcone, Marco Martani / Oyuncular: Marco Giallini (Tommaso), Alessandro Gassmann (Don Pietro), Laura Morante (Carla), Ilaria Spada (Bianca), Edoardo Pesce (Gianni), Enrico Oetiker (Andrea), Carlo De Ruggieri (Pizzuti), Giuseppina Cervizzi (Rosa) / İtalya / 2015 / Renkli / 87´

Sinopsis:

Senarist Edoardo Falcone´nin ilk yönetmenlik denemesi Allah İzin Verirse, geçen yılın en başarılı İtalyan filmlerinden. Hem izleyicilerin hem de eleştirmenlerin beğenisi toplayan bu komedinin başkarakteri, çok başarılı ancak bir o kadar da kibirli kalp cerrahı Tomasso. Tomasso, kendi işinde ne kadar başarılı olursa olsun aile ilişkilerinde pek iyi değildir. Karısıyla arası son zamanlarda bozuktur ve kızı Bianca´nın da hayatta hiçbir amacının olmamasına katlanamaz. Bunlar yetmezmiş gibi, bütün umudunu bağladığı ve kendisi gibi bir cerrah olmasını beklediği oğlu Andrea tüm hayatını değiştirecek bir karar verdiğini söyler. Tomasso bu haberin şokunu atlatır atlatmaz, oğlunun aklına kimin girdiğini bulmaya koyulur.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar, senaryo ve diyaloglar başarılı.

Eksiler

  • Bianca karakteri biraz fazla karikatürize edilmiş gibi geldi bana.
  • Yer yer biraz skeç havası hakim.

Keşif

  • Dengede bir mizah kullanılmış filmde.
  • Tommaso’nun Rahip ile evdeki tanışma sahnesi oldukça eğlenceliydi.
  • Allah izin verirse Rahip Pietro yaşamaya devam edecek.
  • Marco Giallini Cüneyt Gökçer’e ne de çok benziyor.

Öylesine

  • “The Rahip”

The Club

image

Filmin Künyesi:

THE CLUB | Yönetmen: Pablo Larraín / Oyuncular: Roberto Farías (Sandokan), Antonia Zegers (Hermana Mónica), Alfredo Castro (Padre Vidal), Alejandro Goic (Padre Ortega), Alejandro Sieveking (Padre Ramírez), Jaime Vadell (Padre Silva), Marcelo Alonso (Padre García), José Soza (Padre Lazcano), Francisco Reyes (Padre Alfonso) / Şili / 2015 / Renkli/ 97´

Sinopsis:

Pablo Larraín’in Oscar’lı No’nun ardından yönettiği The Club, aşılmaz duvarların ardındaki sırlarla dolu Katolik Kilisesi’ne sert bir eleştiri yönelten, mizahi bir bakışı da ihmal etmeyen, karanlık bir film. Küçük bir sahil kasabasında, gözlerden uzakta bir evde dört eski rahip kalıyor. Bu ıssız yere, ağza alınmayacak günahlarından kurtulmaları için yollanmışlar. Başlarında katı düzenlerini takip eden sert bir kadın kâhya var. Fakat henüz gözden düşmüş bir beşinci rahibin evlerine gelmesiyle bu hassas düzen bozulacak, geride kaldığını sandıkları geçmişleri yüzlerine vurulacak, Araf’taki bu günahkârların karanlık sırları açığa çıkacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Oyuncu seçimlerini ve müziği başarılı buldum.

Eksiler

  • Sahil kasabasının rahipler dışındaki yerel yaşayanları çok iyi aktarılamamış.
  • Rahiplerin sorgulanmasının birkaç güne yayılması biraz tuhaf olmuş.

Keşif

  • Atmosfer ve görüntü yönetimi anlamında Carlos Reygadas ve Raul Ruiz filmlerini anımsattı.

Öylesine

  • “Tazıların Ardında”

Narın Rengi

image

Filmin Künyesi:

NARIN RENGİ | SAYAT NOVA, NRAN GUYNE | Yönetmen: SERGEI PARAJANOV / Oyuncular: SOFIKO CHIAURELI, MELKON ALEKIAN, VILEN GALUSTIAN, GEORGI GEGECHKORI, HOVHANNES (ONIK) MINSASIAN, SPARTAK BAGASHVILI , MEDEA JAPARIDZE, GRIGORI MARGARIAN / Ermenistan / 1968 / Renkli / 77´

Sinopsis:

Sembolik bir şiir tiyatroda sahnelenseydi, nasıl bir şey çıkardı ortaya? Böyle bir şey olurdu herhalde. Kafkas dağlarında yaşamış en büyük ozan olarak kabul edilen Ermeni Artin Sayadyan’ın, nam-ı diğer Sayat Nova’nın (Şarkıların Efendisi) şiirlerinden esinlenen Narın Rengi, ozanın hayatındaki kırılma noktalarını son derece imgesel bir dille perdeye aktararak sinemayla ilgili alışkanlıklarımızı tokatlıyor. Restore edilmiş versiyonuyla izleyicilerle buluşan bu kült film, çekildiği zaman ve coğrafya için konu itibariyle oldukça cesur. Yönetmeninin tutuklanmasında ve hapis yatmasında da epey bir rol oynamış. 1968’de çekilen, son derece deneysel ve gerçeküstücü olan bu eser, şairin iç dünyasının yönetmenin hayal gücüyle harmanlanarak üç boyutlu minyatüre dönüşmüş hâli adeta. Peş peşe sıraladığı dinî ve kültürel sembollerle dolu zengin görsel tablolarıyla aşkı, acıyı, hayal kırıklığını ve hüznü anlatan film gizemli, bazen ürkütücü, fakat tam anlamıyla düşsel bir ziyafet.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda izlemeye değer.
  • Kostüm, dekor ve sahne tasarımı çok başarılı.

Eksiler

  • İlk izleyişte filme tamamıyla vakıf olmak pek mümkün değil.
  • Filmin çok fazla alegori ve alt metin içermesi odakta kalmayı zorlaştırıyor.

Keşif

  • Kitapların açık alanda durduğu ve rüzgarın sayfalarını açtığı sahne çok güzeldi.
  • Halının bir saatin sarkacı gibi hareket ettiği sahne güzeldi. Zamanı dokuyor gibiydi.
  • Filmi izlerken o kadar çok sembol ile karşılaşıyoruz ki hafızada tutmak pek mümkün değil. Bazı ilginç sahneler: Kurban edilen koçların başları, Manastırın içinin koyunlarla dolu olması, erkeklerin ayaklarını yıkayıp üzüm ezmesi, ekranın 3 kareye bölündüğü yerler.
  • Filmden bir replik: “Penceredir bu dünya”
  • Filmdeki çoğu sahne bir tablo gibiydi.
  • Film ne tam bir kurmaca ne de tam bir belgesel.
  • Filmin halı ile kurduğu yoğun ilişki “Buta” (Yönetmen: Ilgar Najaf) filmini anımsattı.

Öylesine

  • “Semboller ve Alt Metinler” 
  • “Denizde kum filmde sembol”

Leviathan

image

Filmin Künyesi:

LEVIATHAN | Yönetmen: Andrey Zvyagintsev / Oyuncular: Alexey Serebryakov (Kolya), Elena Lyadova (Lilya), Vladimir Vdovitchenkov (Dmitriy), Roman Madyanov (Vadim Shelevyat) / Rusya / 2014 / Renkli / 141´

Sinopsis:

Rusya’nın kuzeyinde Barents Denizi kıyısındaki bir kasabada yaşayan Kolya, otomobil tamirciliği yapmaktadır. Günün birinde belediye başkanı, Kolya’nın tüm mal varlığı olan dükkanını, evini ve arazisini satın almak ister. Her şeyini bırakıp anavatanından kopmak istemeyen Kolya, yozlaşmış düzenle zorlu bir mücadeleye girecektir. Eyüp Peygamber’in öyküsünden esinlenen ve otoriter rejime karşı bir başkaldırı öyküsü anlatan film, Cannes Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Senaryo da genel anlamda iyi yazılmış.
  • Oyunculukları dengeli buldum.
  • Filmin görüntü yönetimi de başarılı.

Eksiler

  • İhanetten sonra, Kolya gibi gururlu, güçlü, biraz da maço birinin Lilya ile beraber yaşamaya devam etmek istemesine dair filmde daha güçlü argümanlar yer alsa iyi olabilirmiş.
  • Filmin dinle olan ilişkisinde fazlaca mesaj kaygısı güdülmüş.

Keşif

  • Filmdeki uzun planlı ve diyaloglu iki duruşma sahnenin bir benzerine “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filminin girişinde de rastlanabilir.
  • Denizdeki azgın dalgalar karakterlerin hayatında da bir operasyon dalgası olarak mevcut: Belediyenin arazi operasyonu, Lilya’nın aldatma operasyonu, Kolya’nın arkadaşlarının doğum günü operasyonu vb.
  • Ülkedeki dünyevi ve uhrevi liderlerin bir kraliyet sofrasında yaptıkları maneviyat eksenli sohbet oldukça manidar.
  • Kolya’nın evinin yıkılması sırasında, kameranın çektiği açıda biz seyirciler evin içerisinde oturuyormuşuz gibi hissediyoruz. Aslında o evde yaşamın normal şekilde devam etmesi gerektiğine dair bir yorum olarak algıladım bu tercihi.
  • Politik göndermeler oldukça başarılıydı ve buradaki taşlamalara hiç de yabancı olmadığımızı düşünüyorum.
  • Filmdeki mekanların geniş ve büyük olması yabancılaşma etkisini artırmış.
  • Eski liderlerin resimlerinin atış hedefi şeklinde kullanılması ilginç bir fikirdi.
  • “Erkekler kadınlara güzel derler ama sonra da öldürürler”, filmden bir replik.

Öylesine

  • “Bir Zamanlar Soğuk Deniz’de”
  • “Vadim O Kadar Rezildi Ki”

Çile

image

Filmin Künyesi:

ÇİLE | STATIONS OF THE CROSS | KREUZWEG | Yönetmen: Dietrich Brüggemann / Oyuncular: Lea Van Acken (Maria), Franziska Weisz (Maria’nın Annesi), Florian Stetter (Maria’nın Babası), Lucie Aron (Bernadette), Moritz Knapp (Christian), Ramin Yazdani (Doktor), Hanns Zischler (Cenazeci), Michael Kamp (Peder) / Almanya / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Çile, köktendincilik üzerine bir taşlama, bir azizenin öyküsü… 14 yaşındaki Maria, koyu Katolik bir mezhebe bağlı olan ailesinden öğrendiklerini gündelik yaşama bir türlü uyarlayamaz. Bu nedenle sürekli bir ikilem içinde kalan genç kız, giderek daha da radikal bir noktaya kayar ve dilsiz erkek kardeşinin iyileşmesi için kendini kurban etmeye karar verir. İsa’yı aklından çıkarmadan, onun çile çektiği on dört duraktan geçerek bir azize olacaktır. Dietrich Bruggemann’ın filmi bu öyküyü sabit acılı 14 plan sekans aracılığıyla anlatıyor. Filmin alışılmadık biçimsel tercihi, metnin dini fanatizm ve hoşgörü üzerine sorduğu soruları daha da çıplak hale getiriyor.

Artılar

  • Oldukça başarılı bir film olmuş.
  • Lea Van Acken ve Franziska Weisz çok başarılı bir oyunculuk sergilemişler.
  • Plan sekans yöntemi çok iyi bir şekilde uygulanmış.
  • En beğendiğim plan sekans Maria ve ailesinin evdeki yemek sahnesiydi.
  • Film kuvvetli bir senaryoya sahip.

Eksiler

  • Maria’nın babasının oldukça etkisiz olmasını biraz garipsedim.

Keşif

  • Filmi, işlediği konu ve ona yaklaşımı açısından “Tepelerin Ardında” (Yönetmen: Cristian Mungiu) filmine yakın buldum.
  • Bu filmdeki Maria ve Bernadette ikilisi bana “Tepelerin Ardında” filmindeki Voichita (Cosmina Stratan) ve Alina (Cristina Flutur) ikilisini hatırlattı.
  • Maria ile ona aşık olan delikanlı arasında “Uzak İhtimal” (Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun) filminde Clara (Görkem Yeltan) ile Musa (Nadir Sarıbacak) arasındaki gibi bir iletişim var diye yorumladım. Hele Maria’nın fotoğraf çekilirken görünmemeye çalışması, yüzündeki solgun ve yorgun ruh hali sanki Clara’nın bir nevi gençliği gibi.
  • 14 plan sekans arasında yer alan Maria’nın 3 düşüş sahnesi fikri ve finalde Maria’nın gerçekten de “düşmesi” güzel bir uygulamaydı.
  • Maria ruhen kilo alıp kuvvetlenirken bedenen ters orantıda zayıf düşüyor.
  • Son sahnede kamera bize Maria’nın mezarını yukarıdan gösterip daha sonra bizi bulutlara çıkarıyor. Kim bilir belki de burada bir selam gönderiyoruzdur Maria’ya.
  • Maria’nın ailesinin de pek dış dünya, yakın çevre ile bir ilişkisi yok. Ailenin dışındaki tek yabancı, hizmetçi/bakıcı olarak çalışan Bernadette. Maria zaten bir bakıma evde de Manastır hayatı yaşıyor.

Öylesine

  • Bulunamadı.