Gemide

image

Filmin Künyesi:

GEMİDE | ON BOARD | Yönetmen:  Serdar Akar / Oyuncular: Erkan Can (Kaptan İdris), Ella Manea (Bakire Güzel), Haldun Boysan (Kamil), Naci Taşdöğen (Boksör), Yıldıray Şahinler (Ali), İştar Gökseven (Makor) / Türkiye / 1998 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Film, bir hayat kadınını (Ella Manea) kaçırıp gemilerine getiren dört denizcinin hikayesidir. Tekinsiz Laleli gecesini saymazsak tüm film boğaz açıklarında demirlemiş bir gemide geçer. Serdar Akar’ın gemisi, suçu kadında değil birbirine çelme takmaya çalışan erkek çetesinde arayışıyla Akad’ın rıhtımına yakın durur. Gemiye zorla getirilen kadının dilimizi bilmeyen bir yabancı oluşu, sadece Güner’in hikayesine değil, konuşturmadığımız, dinlemediğimiz, anlamadığımız bütün kadınların hikâyesine dokunur. Kötülerle iyiler birbirine karışır, savaş içimizde sürer gider. Ne İstanbul’a bahar gelme ihtimali ne de bizim düşmüş kadını kurtarma umudumuz kalmıştır; karanlığa küfrederiz. Bu iki filmi birlikte izlemek, özellikle mekan kurgularındaki özene ve karakterlerdeki değişime rağmen ortak olan dertlerine bakmak açısından kaçırılmaz bir fırsat.

Artılar

  • Oyunculuklar çok iyi.
  • Diyaloglardaki argo ve küfürlü konuşmalar yerindeydi.

Eksiler

  • Laleli’deki dış mekanlarda yapılan çekimlerde müziğin sesi keşke biraz daha alçak olsaydı.
  • Boksör lakabı açıklığa kavuşsaydı da merakımızı giderseydik.

Keşif

  • Tamamen erkek egemenliğinin hakim olduğu bir film. Filmde tek kadın karakter var onun da sesini ilk defa kendisine bıçak saplanmadan hemen önce duyuyoruz. Tabii tecavüz edildiği sıralarda istemsiz çıkardığı sesleri saymazsak.
  • Boksör’ün olayın aslını anlattığı sahnede ibne kelimesini telaffuz ettiği sırada Kamil’in kaleminin kırılmasını manidar buldum.
  • “Açım Kamil, Aç !”, filmden bir replik.
  • Kaptan İdris’in kıza elini sürmeyi aklından bile geçirmemesi insanlık/erkeklik ölmedi dedirtiyor.
  • Erkeklerin beyinleri yerine malum yerleri ile düşünmeleri sonucunda ortaya neler çıkabileceğine ilişkin deneysel bir çalışma izledik.
  • Kaptan İdris diyor ki bu dünya iki şeyden yıkılacak: Bina ve Zina. Binayı, kendilerinin denizden kum çekmelerinde görürken; zinayı da kaçırdıkları kadınla olan ilişkilerinde görüyoruz.

Öylesine

  • “Gemide olan gemide kalır.”
  • “Kadın gemide durduğu gibi durmuyor.” 
  • Kaptan İdris’in betimlemesiyle kendisi geminin Başbakanı. Keşke gemide Cumhurbaşkanı da olaymış bir tane.
  • “Biz kadınsız kaldık.”

Patron Mutlu Son İstiyor

image

Filmin Künyesi:

PATRON MUTLU SON İSTİYOR | Yönetmen: Kıvanç Baruönü / Oyuncular: Tolga Çevik, Ezgi Mola, Murat Başoğlu, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz, Saba Tümer, Ayşenur Yazıcı / Türkiye / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:
Yapımcı İsfendiyar, senaristlik yapan Sinan’ı romantik komedi filmi senaryosu yazması için Kapadokya’ya gönderir. Burada bir butik otele yerleşen Sinan zor durumdadır. Çünkü ne yazacağı konusunda hiçbir fikri yoktur. Üstelik düşünmek için yeterli zamana sahip değildir. Patronu, işini bir an önce bitirmesi için ona baskı yapmaktadır. Sinan, butik otelin sahibi olan İzzet Bey’in kızı Eylül’le tanışır ve ondan çok etkilenir. Hatta ondan ilham alarak yazacağı senaryoyu onun üzerine kurmaya karar verir. Ancak bir sorun vardır: Eylül, ünlü bir oyuncu olan Faruk’la nişanlıdır. Faruk ile Sinan birbirlerini uzun zamandır tanımaktadırlar ve bu tanışıklık pek hoş anılarla dolu değildir. Çünkü Sinan, zamanında yakın arkadaş olduğu Faruk’un sevgilisini çalmıştır; bu yüzden de Faruk, Sinan’ı düşman ilan etmiştir

Artılar

  • “Sinan” ve “İsfendiyar” rollerinde Tolga Çevik iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • “Eylül” rolünde Ezgi Mola’nın oyunculuğu genel anlamda başarılı.
  • Senaryodaki diyaloglar genellikle başarılı, Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıktığı fark ediliyor.

Eksiler

  • Filmde birkaç noktanın final havası taşıması patronun mutlu son istemesinin sonucu olmuş sanki. Seyirci de aslında sadece bir son istiyor mutlu ya da mutsuz.
  • Senaryonun mizahi tarafı biraz daha kuvvetli olabilirdi.
  • Sinan’ın patronu İsfendiyar’ın  bir ara uzunca bir süre ortalarda olmaması karakterin devamlılığı açısından sıkıntılı olmuş.
  • Eylül ve sevgilisi Faruk’un (Murat Başoğlu) tanışma hikayesine ya da birlikteliklerinin başlangıcına dair biraz daha bilgi sahibi olabilsek iyi olurdu.

Keşif

  • Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakterinde bir yerli Mr. Bean havası sezdim. 
  • Metafor kullanmayı seven senarist Sinan’ın film süresince uçup giden hayallerini balon metaforu ile belki açıklayabiliriz.
  • “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde “Vecihi” (Şener Şen) karakteri yüksekten uçarak (evin üstünde pilotluk denemeleri) sevdiği kız Fikret’e (Ayşen Gruda) ulaşmaya çalışıyordu.  Bu filmde de Sinan alçaktan uçarak (balonu yerden yakalamaya/durdurmaya çalışması) sevdiği kız Eylül’e ulaşmaya çalışıyor.
  • Bu filmde Ezgi Mola oyunculuğu ve duruşu ile bana Türkan Şoray’ı anımsattı.
  • Eylül’ün filmde söylediği şuna benzer bir replik oldukça güzeldi.
    “Aslında  ne güzel olur, böyle yaşadıklarımızı yazsak ya da görebilsek. Kendimizin hayatta hangi rolde olduğunu görürdük.”
  • Sinan ve Eylül’ün balon gezisinde kaybolup bir süre yalnız başlarına mağarada kaldıkları bölümler bana “Salako” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmini hatırlattı. Kemal Sunal’ın canlandırdığı “Salako” karakteri ile bu filmde Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakteri arasında kimi açılardan benzerlik kurmak mümkün. Bizim karakterimiz de bir nevi “Sinano” ya da “Şapşalo” (olumlu anlamda) olabilir. Salako filmin sonuna kadar muradına erememişti aynı bizim Şapşalo (Sinano) gibi.

Öylesine

  • “Sinano” | “Şapşalo”.