Mucizeler

image

Filmin Künyesi:

MUCİZELER | THE WONDERS | LE MERAVIGLIE | Yönetmen: Alice Rohrwacher / Oyuncular: Maria Alexandra Lungu (Gelsomina), Sam Louwyck (Wolfgang), Alba Rohrwacher (Angelica), Sabine Timoteo (Cocò), Agnese Graziani (Marinella), Monica Bellucci (Milly Catena), Luis Huilca Logrono / İtalya / 2014 / Renkli / 110´

Sinopsis:

Bu yaz sona ererken Gelsomina, üç kız kardeşi ve geleneklere sıkı sıkıya bağlı, arıcılık yapan babası için hiçbir şey aynı kalmayacaktır artık. Çünkü bu yaz, aileyi bir arada tutan kurallar çatırdamaya başlayacaktır: Önce gençlik rehabilitasyon programına dahil olan genç bir Alman kasabaya gelir. Kasabanın diğer ziyaretçileri ise dev ödüller dağıtan bir televizyon yarışması ile muhteşem güzellikteki gizemli sunucusu Milly olur; üstelik herkes bu yarışmaya katılmak için can atmaktadır. Mucizeler, yönetmeni Rohrwacher’a göre “İtalya’nın doğal görünümünü, mahvını ve bir tur lunaparka dönüşmesini anlatıyor.”

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Yönetmenlik performansı başarılı.
  • Filmin görüntü yönetimi güzel.
  • Filmdeki tüm oyunculuklar iyi bir seviyede.
  • Filmin final sahnesi güzeldi.
  • Şiirsel bir film olmuş.
  • 2014 Cannes Büyük Ödül’ünü sonuna kadar hak eden bir yapım olmuş.

Eksiler

  • Köy Yaşamı Mucizeleri yarışmasının adadaki gösteri kısmı filmin genel havasını sanki biraz bozuyor gibi geldi bana.
  • Coco ve Adrian karakterlerinin ailedeki varlıkları tam olarak resmedilemiyor gibi geldi bana.

Keşif

  • Filmde köy hayatına ait sade ve doğal görüntüler bana “Medealar” (Yönetmen: Andrea Pallaoro) filmini hatırlattı.
  • Filmin başlangıç sekansı bana “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlattı.
  • Bu filmde de “Medealar” filminde olduğu gibi o yazdan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
  • Filme ismini de veren “mucize” temasını birçok noktada görmemiz mümkün.
    1. Köy Yaşamı Mucizeleri Yarışması
    2. Konuş(a)mayan Martin’in ıslığı
    3. Gelsomina’nın yüzünde dans eden arılar
    4. Monica Belluci 🙂
  • Bir bakıma babasının sahip olamadığı “erkek çocuğu” görevini üstlenen Gelsomina, Martin’in gelmesi ile bu rolün biraz elinden alınmasına içten içe bozuluyor diye gözlemledim.
  • Ailemiz gerçekten de “arı” gibi çalışıyor.
  • Bal damıtma makinesindeki kovanın değiştirilmesinin unutulması sonrasında odanın bal ile dolması güzel bir sahneydi. Bu bana “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde tavan arasından evin içerisine dolan sabun tozu/köpüğü sahnesini hatırlattı.
  • Martin’i bir masal kahramanı olarak da hayal edebiliriz diye düşündüm: “Konuş(a)mayan Güzel”. Gelsomina konuşamayan Martin’i öpmeye çalıştığında büyü bozuluyor, masal sona eriyor.
  • Gelsomina ve kardeşi Marinella arasındaki çekişme filmde iyi bir şekilde işlenmiş/kullanılmış.
  • Mavi renk ayrı bir yakışıyor Gelsomina’ya.
  • Anne ve babanın evde olmadıkları bir gün Gelsomina ve kardeşleri yalnızdırlar (Coco da onlardan biri) ve belki de özgürdürler. Depoda bal ile uğraşırlarken Marinella teybin sesini sonuna kadar açarak özgürlüklerini bir şekilde ilan ederler. Çok hayatın içinden bulduğum bir sahneydi bu.

Öylesine

  • Bal dök izle 🙂
  • “Getir Götür Gelsomina”
  • “Islıklar ve Vızıltılar”

May’ın Yazı

image

Filmin Künyesi:

MAY´IN YAZI | MAY IN THE SUMMER | Yönetmen:  Cherien Dabis  / Oyuncular:  Hiam Abbass (Nadine), Cherien Dabis (May), Nadine Malouf (Yasmine), Elie Mitri (Karim), Ritu Singh Pande (Anu), Bill Pullman (Edward), Nasri Sayegh (Tamer), Alia Shawkat (Dalia), Alexander Siddig (Ziad)  / Ürdün / 2013 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Neresinden bakarsanız bakın, May mükemmel bir kadın: Zeki, çok güzel, yeni çıkan kitabı ortalığı kasıp kavuruyor ve kısa süre sonra, New York’lu seçkin bir akademisyen olan nişanlısıyla dünyaevine girecek. Ancak, May düğün için memleketi Ürdün’ün başkenti Amman’a adım attığında, küçük kız kardeşleri ve neredeyse tarih öncesinde boşanmış olan annesiyle babasının arasındaki, saymakla bitmez ailevi ve kültürel çatışmalarla burun buruna geliyor ve derhal, bu evlilik kararının doğru bir karar olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. Ödüllü yönetmen Cherien Dabis’in (Amreeka) bu yeni çalışması, Sundance Film Festivali’nin dramatik bölümünün açılış filmiydi.

Artılar

  • Filmdeki oyunculuklar genel anlamda başarılı. Hiam Abbas ve Cherien Dabis birer adım öne çıkıyorlar.

Eksiler

  • May ve Karim’i birden tenis maçı yaparken buluyoruz filmin bir sahnesinde. Bana zamanlaması biraz yanlış gibi geldi.

Keşif

  • May’ın film içerisindeki kararsız ve tedirgin hali ismi ile de uyum olmuş 🙂
  • Hiam Abbas’ın başrolde olduğu “Limon Ağacı” (Yönetmen: Eran Riklis) filmini de beğenmiştim. Tavsiye ederim.
  • Amman şehrinden görüntüler film içerisinde güzel bir şekilde kullanılmış.
  • May, Amman sokaklarında spor kıyafetlerle koşu yaparken etrafın (özellikle de erkeklerin) ona garip bir şekilde baktığını ve taciz ettiğini görüyoruz. May en sonunda dayanamayıp tepkisini de koyuyor. Bu bölümler bana, “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filminde Yasemin’in (Esra Bezen Bilgin) benzer koşu sahnelerini hatırlattı.
  • Üç kız kardeş arasında sevgi ve nefret ekseninde gidip gelen duygular oldukça iyi bir şekilde işlenmiş. Bu kardeşler bana “Gelinlik Kızlar” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki üç kız kardeşi hatırlattı.
  • Nadine’nin kendini dine adaması bana “Cennet: İnanç” (Yönetmen: Ulrich Seidl) filmindeki Anna Maria (Maria Hofstätter) karakterini hatırlattı.
  • Babalarını ziyaret eden ve orada yemek yiyen kız kardeşlerin, annelerinin evine döndükten sonra tekrar yemek yemek zorunda kalmaları bana “Neşeli Günler” (Yönetmen: Orhan Aksoy) filmindeki benzer bir sahneyi anımsattı.
  • Kız kardeşlerin odalarında dertleşmeleri, sigara yakıp hayıflanmaları bana “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki kız kardeşlerin benzer bir sahnesini hatırlattı.
  • Filmde yapılan Ölüdeniz seyahati güzeldi.
  • Annesinin düzenlediği bir ayine giden May’ın vaaz sırasında geçen “İsa sizinle olsun” cümlesinden sonra salondan ayrılırken İsa maketinin peşine takılması hoş bir detaydı.

Öylesine

  • “May’ın Yazgısı”
  • “Çölde May”
  • “May may marry”
  • May için Bülent Ortaçgil’den geliyor “Olmalı mı Olmamalı mı”

Patron Mutlu Son İstiyor

image

Filmin Künyesi:

PATRON MUTLU SON İSTİYOR | Yönetmen: Kıvanç Baruönü / Oyuncular: Tolga Çevik, Ezgi Mola, Murat Başoğlu, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz, Saba Tümer, Ayşenur Yazıcı / Türkiye / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:
Yapımcı İsfendiyar, senaristlik yapan Sinan’ı romantik komedi filmi senaryosu yazması için Kapadokya’ya gönderir. Burada bir butik otele yerleşen Sinan zor durumdadır. Çünkü ne yazacağı konusunda hiçbir fikri yoktur. Üstelik düşünmek için yeterli zamana sahip değildir. Patronu, işini bir an önce bitirmesi için ona baskı yapmaktadır. Sinan, butik otelin sahibi olan İzzet Bey’in kızı Eylül’le tanışır ve ondan çok etkilenir. Hatta ondan ilham alarak yazacağı senaryoyu onun üzerine kurmaya karar verir. Ancak bir sorun vardır: Eylül, ünlü bir oyuncu olan Faruk’la nişanlıdır. Faruk ile Sinan birbirlerini uzun zamandır tanımaktadırlar ve bu tanışıklık pek hoş anılarla dolu değildir. Çünkü Sinan, zamanında yakın arkadaş olduğu Faruk’un sevgilisini çalmıştır; bu yüzden de Faruk, Sinan’ı düşman ilan etmiştir

Artılar

  • “Sinan” ve “İsfendiyar” rollerinde Tolga Çevik iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • “Eylül” rolünde Ezgi Mola’nın oyunculuğu genel anlamda başarılı.
  • Senaryodaki diyaloglar genellikle başarılı, Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıktığı fark ediliyor.

Eksiler

  • Filmde birkaç noktanın final havası taşıması patronun mutlu son istemesinin sonucu olmuş sanki. Seyirci de aslında sadece bir son istiyor mutlu ya da mutsuz.
  • Senaryonun mizahi tarafı biraz daha kuvvetli olabilirdi.
  • Sinan’ın patronu İsfendiyar’ın  bir ara uzunca bir süre ortalarda olmaması karakterin devamlılığı açısından sıkıntılı olmuş.
  • Eylül ve sevgilisi Faruk’un (Murat Başoğlu) tanışma hikayesine ya da birlikteliklerinin başlangıcına dair biraz daha bilgi sahibi olabilsek iyi olurdu.

Keşif

  • Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakterinde bir yerli Mr. Bean havası sezdim. 
  • Metafor kullanmayı seven senarist Sinan’ın film süresince uçup giden hayallerini balon metaforu ile belki açıklayabiliriz.
  • “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde “Vecihi” (Şener Şen) karakteri yüksekten uçarak (evin üstünde pilotluk denemeleri) sevdiği kız Fikret’e (Ayşen Gruda) ulaşmaya çalışıyordu.  Bu filmde de Sinan alçaktan uçarak (balonu yerden yakalamaya/durdurmaya çalışması) sevdiği kız Eylül’e ulaşmaya çalışıyor.
  • Bu filmde Ezgi Mola oyunculuğu ve duruşu ile bana Türkan Şoray’ı anımsattı.
  • Eylül’ün filmde söylediği şuna benzer bir replik oldukça güzeldi.
    “Aslında  ne güzel olur, böyle yaşadıklarımızı yazsak ya da görebilsek. Kendimizin hayatta hangi rolde olduğunu görürdük.”
  • Sinan ve Eylül’ün balon gezisinde kaybolup bir süre yalnız başlarına mağarada kaldıkları bölümler bana “Salako” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmini hatırlattı. Kemal Sunal’ın canlandırdığı “Salako” karakteri ile bu filmde Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakteri arasında kimi açılardan benzerlik kurmak mümkün. Bizim karakterimiz de bir nevi “Sinano” ya da “Şapşalo” (olumlu anlamda) olabilir. Salako filmin sonuna kadar muradına erememişti aynı bizim Şapşalo (Sinano) gibi.

Öylesine

  • “Sinano” | “Şapşalo”.