Güvercin Filmi Üzerine Öylesine Notlar

"Güvercin" filminden bir sahnede Yusuf ile güvercini Maverdi

Güvercin filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

GÜVERCİN | THE PIGEON | Yönetmen: Banu Sıvacı / Senarist: Banu Sıvacı / Oyuncular: Kemal Burak Alper (Yusuf), Ruhi Sarı (Halil), Demet Genç (Rumeysa), Michal Elia Kamal (Gülfem) / Türkiye / 2018 / Renkli / 78´

Sinopsis:

Yusuf, Adana’nın kenar mahallelerinden birinde, ağabeyi ve ablasıyla birlikte yaşayan bir gençtir. Oturdukları evin çatısında, ölen babasından kalan güvercinlerini tutkuyla besleyip eğitmektedir. Yusuf, Maverdi adını verdiği dişi güverciniyle özel bir bağ kurmuştur. Ağabeyi Yusuf’a, çalışması ve para kazanması konusunda baskı yapar. Kuşlarından başka bir dünyayı tanımayan Yusuf, çalışma hayatı ve mahallesinin gerçekleriyle yüzleşir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Bir ilk film olarak başarılı bir çalışma olmuş.
  • Yusuf karakterini canlandıran Kemal Burak Alper iyi bir performans ortaya çıkarmış.
  • Filmde yer alan güvercinler de gerçekten iyi oyunculuk sergilemiş.
  • Filmin zayıf yönü hikaye örgüsündeki konuların yavan ve kısır kalması olmuş.
  • Zayıf yapılı olan Yusuf’un kendisi de kuş kadar besleniyor.
  • Yusuf karakteri bana biraz Zeki Ökten ve Ömer Kavur filmlerindeki saf ve iyi yürekli insan temsillerini hatırlatıyor.
  • Yusuf’un içine kapanık olması, yalnızlık çekmesi, vefat etmiş anne-babasını özlemesi “Yumurta” (Yönetmen: Semih Kaplanoğlu) filminde başrolde yer alan Yusuf (Nejat İşler) karakterini anımsatıyor. Bu arada iki filmde de Yusuf karakterinin “yumurta” ile olan sahneleri yer almakta. “Yumurta” filmi ile ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki değerlendirme yazısına buradan erişebilirsiniz.

    Güvercin Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Yusuf ile Maverdi”
  • “Güvercinleri Seyreden İnsan”

 

İnsanları Seyreden Güvercin

image

Filmin Künyesi:

İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN | A PIGEON SAT ON A BRANCH REFLECTING ON EXISTENCE | EN DUVA SATT PA EN GREN OCH FUNDERADE PA TILLVARON | Yönetmen: Roy Andersson / Oyuncular: Holger Andersson (Jonathan), Nisse Vestblom (Sam) / İsveç / 2014 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlıyor. Film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki bezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Aynı anda absürt, gerçeküstü, öfke dolu, rahatsız edici, karanlık ve komik bu film, bir dalın uzerinden bizleri gözleyen bir güvercin gibi, bize yaşamın ihtişamını, insanoğlunun kırılganlığını ve yaklaşan kıyametini hatırlatıyor.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin görsel atmosferindeki sadeliği ve soluk renkliliği beğendim.
  • Kamera çekim açılarını çok başarılı buldum. Ne çok yakın ne de çok uzak. Güvercin perspektifinden 🙂

Eksiler

  • Filmdeki parçalı anlatımın anlaşılırlığı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.

Keşif

  • Filmin iyi olduğuna sevindim 🙂
  • Filmi kimi açılardan “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmine benzettim. İzlerken farkına tam varamadığımız rüya sahneleri, bir türlü satılamayan şaka oyuncakları. Yakın temalar “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” filminde de var mesela: rüya sahneleri, bir türlü gerçekleşemeyen yemek buluşması.
  • Filmdeki karakterlerin yüzlerinde “ölü insan” gibi bir renk tonu olması yaşamın geçici olmasına dair bir vurgu yapar gibiydi.
  • Filmin girişinde anlatılan 3 türlü ölüm vakası oldukça başarılıydı. Hele 2. vakada sedyedeki yaşlı kadının elinden çantayı alma uğraşı ve onun bir güvercin gibi çırpınışı.
  • Filmin başında 3 ölüm türü gösteren yönetmen insanları eğlendirme ile ilgili de şaka oyuncakları üzerinden 3 yöntem öneriyor.
  • Sahnelerdeki görsel atmosfer yer yer Manoel De Oliveira filmlerini hatırlattı.
  • “Bir Öpücük Bir İçki” kampanyası ile insanların dev bir kazanın içerisine tıkılıp ateşe verildikleri sahneler güzeldi.

Öylesine

  • İnsanların Gizli Güvercinliği”