Marnie Oradayken

image

Filmin Künyesi:

MARNİE ORADAYKEN | OMOIDE NO MARNIE| WHEN MARNIE WAS THERE | Yönetmen: Yonebayashi Hiromasa / Seslendirme: Takatsuki Sara (Anna Sasaki), Arimura Kasumi (Marnie). Matsushima Nanako (Yoriko Sasaki), Terajima Susumu (Kiyomasa Oiwa), Negishi Toshie (Setsu Oiwa), Moriyama Ryoko (Yaşlı Kadın), Yoshiyuki Kazuko (Nanny), Ken Yasuda (Toichi) / Japonya / 2014 / Renkli / 103´

Sinopsis:

“Bu dünyada çıplak gözle görülemeyen sihirli bir daire var.” Studio Ghibli’nin son filmi olarak lanse edilen bu güzel canlandırma film, terk edilmiş bir ev ve penceresinde görünen gizemli bir kızın hikâyesini anlatıyor. Anna’nın hayatta hiç arkadaşı yoktur; ta ki kum tepelerinin orada Marnie’yle karşılaşana kadar. Ne var ki bataklıktaki eve yeni bir aile taşınınca Marnie ortadan kaybolur. Popüler bir çocuk romanından uyarlanan, arkadaşlık ve yalnızlık hakkındaki bu dokunaklı film, Prenses Mononoke’den Küçük Deniz Kızı Ponyo’ya birçok Ghibli filminde çalışmış olan yönetmen Hiromasa Yonebayashi’nin yönettiği ikinci film.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Canlandırmalar oldukça başarılı.

Eksiler

  • Genel anlamda film biraz vasat kalmış.
  • Senaryodaki Hayalet Ev ve Marnie’nin geçmişine uzanan hikaye örgüsünü zayıf buldum.
  • Toichi’nin konuş(a)maması ya da sessiz kalması filmde bir yere bağlanacak havası taşıyordu ama öyle olmadı.

Keşif

  • Karakterler biraz “Heidi” çizgi filmini getiriyor akıllara. Bir tek Peter’imiz eksikti.
    • Anna -> Heidi
    • Marnie -> Clara
    • Toichi -> Heidi’nin Dedesi
  • Kuşlar ayrı bir güzel resmedilmiş filmde.
  • Filmde yer alan resim yapma sahneleri yakın zamanlarda çekilen diğer bir Studio Ghibli filmi olan “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmini çağrıştırdı.

Öylesine

  • “Marnie Küçük Anna”

Prenses Kaguya Masalı

image

Filmin Künyesi:

PRENSES KAGUYA MASALI | THE TALE OF THE PRINCESS KAGUYA | Yönetmen: Isao Takahata / Seslendirenler: Chloë Grace Moretz, James Caan, Mary Steenburgen / Japonya / 2013 / Animasyon / 137´

Sinopsis:

Bir zamanlar, fakir bir orman köyünde yaşlı bir oduncu yaşarmış. Geçimini kestiği bambuları satarak kazanan oduncunun, yaşlı karısından başka kimsesi yokmuş. Yine bir gün ormanda bambu kesmekle uğraşırken yerden bir bambunun filizlendiğini ve çabucak büyüdüğünü görmüş. Merakla bambunun yanına gidince, bambunun tomurcuklanıp açıldığını ve içinden minik bir prenses çıktığını fark etmiş. Şaşkınlık içindeki oduncu bu minicik prensesi evine götürmüş. Avcunun içinde sakladığı prensesi karısına gösteren oduncu, prensesin birdenbire bir bebeğe dönüştüğünü görünce şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış! Diğer bebeklerden farklı olan bu bebek, hızla büyüyerek oduncunun bambu filizinin içinde görmüş olduğu prensese dönüşmüş – ama bu kez gerçek boyutlarda! Yıllar geçerken, küçük prensese öz çocukları gibi bağlanan oduncuyla karısının aklında tek bir soru varmış: Bu güzeller güzeli kız aslında kimdir ve nereden gelmiştir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda güzel bir film olmuş.
  • Senaryoyu başarılı buldum.
  • Animasyona ait çizgi düzenlemeleri ve canlandırma çok başarılı özellikle de “çocuk aklı ve davranışlarını” resmetme anlamında.

Eksiler

  • Babanın birden paragöz olması filmde tam işlenemiyor. Oysa bir zamanlar tek amacı kızı Kaguya’nın mutlu olmasıydı.
  • Annenin çok pasif kalmasını biraz yadırgadım.
  • Kaguya’nın prenses olması ve bunun halk tarafından kabul görme süreci pekiyi anlatılamamış.

Keşif

  • Prenses olmanın Kaguya dışında herkesi mutlu etmesi klasik bir yara gibi. Kaguya’nın dile getirdiği gibi: “Gülmek yok, ağlamak yok, terlemek yok. O zaman bu prenses insan değil”
  • Kaguya ile sevdiği çocuk arasındaki aşkın sınıfsal boyutu “Rüzgar Yükseliyor” (Yönetmen: Hayao Miyazaki) filmindeki yakın bir durumu anımsatıyor.
  • Ay’dan Kaguya’yı almaya gelen kafilenin yolculuğu sırasında çalan müzik pek güzeldi.
  • Japon filmlerinde görmeye alıştığımız kiraz ağaçları ve çiçekleri her zamanki gibi heyecan vericiydi.
  • Filmin hayvanlarla kurduğu ilişkiyi beğendim.

Öylesine

  • “Bambu Gönlüm”
  • “Bir başka bambu ağacını 
    Kesemem kesemem kesemem 
    Giysilerin ne güzel 
    Diyemem diyemem diyemem 
    Şu sihri başkasına 
    Veremem veremem veremem 
    Bir başka prensesi 
    Sevemem sevemem sevemem”