Dua

image

Filmin Künyesi:

DUA | LA PRIÈRE | THE PRAYER | Yönetmen: Cédric Kahn / Senarist: Cédric Kahn / Oyuncular: Anthony Bajon (Thomas), Damien Chapelle (Pierre), Alex Brendemühl (Marco), Louise Grinberg (Sybille), Hanna Schygulla (Rahibe Myriam),  Antoine Amblard (Père Luc),  Maïté Maillé (Agnès), Magne-Håvard Brekke (Olivier) / Fransa / 2018 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan ve başrol oyuncusu Anthony Bajon’a Gümüş Ayı kazandıran Dua, Bajon’un canlandırdığı, dua yoluyla kurtuluşu arayan genç bir eroin müptelasını izliyor. Bağımlılığını sonlandırmak isteyen Thomas, Fransız Alplerinde herkesten izole bir tesiste, dua yoluyla terapi uygulayan bir topluluğa başvurur ve bu yolda disiplin, sadelik, çalışma, dostluk ve (inançlı olmasa da) duanın dönüştürücü gücünü keşfeder. Gayet insancıl ve dokunaklı son filminde Cédric Kahn inanç, din ve bağımlılık konularına çok farklı bir noktadan yaklaşıyor. Kahn’ın bir önceki filmi Vie sauvage / Vahşi Yaşam 2015’te festivalde Uluslararası Yarışma’da yer almıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Anthony Bajon gerçekten etkileyici bir oyunculuk sergilemiş. Bu performansı ile 2018 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü kazandığını da belirtelim.
  • Senaryoda Thomas’ın geçmişine dair biraz daha bilgi yer alsa iyi olabilirdi.
  • Film tema itibarı ile usta Romen yönetmen Cristian Mungiu’nun “Tepelerin Ardında” filmini akıllara getiriyor.
  • Yazı karşılama partisi ile ilgili sahnede tesisteki gençlerin aileleri gelir. Ayrıca bu partiye onur konuğu olarak Rahibe Myriam da katılıyor. Bu sahne “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde karne dağıtımı için Mahmut Hoca’nın (Münir Özkul) öğrencilerin velilerini çağırtması olayını aklıma getirdi.

Kış Işığı

image

Filmin Künyesi:

KIŞ IŞIĞI | NATTVARDSGÄSTERNA | WINTER LIGHT | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Ingrid Thulin (Märta Lundberg, Öğretmen), Gunnar Björnstrand (Tomas Ericsson, Rahip), Max von Sydow (Jonas Persson), Gunnel Lindblom (Karin Persson), Allan Edwall (Algot Frövik), Kolbjörn Knudsen (Knut Aronsson) / İsveç / 1963 / Siyah-Beyaz / 81´

Sinopsis:

Bergman’ın Tanrının Sessizliği üçlemesinin ikinci filmi olan Kış Işığı, üçlemenin diğer filmleri gibi, insanın Tanrı ve dinle ilişkisine yoğunlaşıyor ; Bergman’ın sözleriyle “nüfuz etmiş ”ten söz ediyor. Varoluşunu sorgulayan, inancını yitirmiş bir rahibin, ondan yardım isteyenler ve ona yardım etmek isteyenlerle olan ilişkilerini konu alan film , İsveç taşrasının karlı ve soğuk günlerini dingin ve şairane bir sinematografi eşliğinde sunuyor. 1960 ’ların nükleer savaş tehdidinin her anına sızdığı Kış Işığı Bergman’ın kendi yaşamından da izler taşıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • İnanmayı bırakmış bir rahibin inanmış görünmeyi de bırakmasına şahitlik edilir filmde.
  • Tomas’ın Märta ile arabada giderken, rahip olmasının anne ve babasının hayali olduğunu ifade ettiği sahnede hemzemin geçitte ilerleyen lokomotiften buharların çıkması güzel bir tesadüf olur.
  • Zangoç ile Rahip arasında ikinci kilisede geçen diyalog sahnesi güzel.
  • “Kırık Bir İnanç Hikayesi”

Buğday

image

Filmin Künyesi:

BUĞDAY | GRAIN | Yönetmen: Semih Kaplanoğlu / Senarist: Semih Kaplanoğlu, Leyla İpekçi / Oyuncular: Jean-Marc Barr (Prof. Erol Erin), Ermin Bravo (Cemil Akman), Grigory Dobrygin (Andrei), Cristina Flutur (Alice) / Türkiye / 2017 / Siyah-Beyaz / 128´

Sinopsis:

Yakın ve belirsiz bir gelecekte, ani bir iklim değişimi meydana gelmiş ve yeryüzündeki yaşamı yok oluşa doğru sürüklemiştir. Sınırların yeniden kurulduğu yeni dünyada, göçmen halklar manyetik kalkanlarla korunan şehirlere kabul edilmek için kamplarda bekletilmektedir. Bir diğer sorun ise genetiğiyle oynanmış tohumların sürdürülebilirliği konusunda yaşanan kaostur.

Parlak kariyerini ve şehri terk edip modern hayata sırtını dönen Cemil’le, tohum genetiği uzmanı Profesör Erol Erin’in yolları Ölü Topraklar bölgesinde kesişir. Yeşertecekleri tohumları aramak için çıktıkları yolculuk, Erol’un bugüne kadar öğrendiği her şeyi değiştirecektir…

Not: Yukarıdaki paragraf Kaplan Film sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Yönetmenlik açısından iyi bir iş kotarılmış.
  • Filmin finalini başarılı buldum.
  • Senaryoda bazı zaaflar yer almakta.
  • Derviş Zaim’in “Rüya” filminde yapmak isteyip de yapamadığını Semih Kaplanoğlu bu filmde yapmış sanki.
  • Filmin kurguladığı gelecek biçimi ve ayrılmış bölge uygulaması “Son Şans” (Yönetmen: Ari Folman) filmini hatırlattı bana.
  • “Erol Rublev”
  • “Buğday Mirror”
  • “Bu Kaoslar Neden Cemil?”

Yalnız Kalpler

image

Filmin Künyesi:

YALNIZ KALPLER | THE DESERT BRIDE | LA NOVIA DEL DESIERTO | Yönetmen: Cecilia Atán, Valeria Pivato / Senarist: Cecilia Atán, Valeria Pivato, Martín Salinas / Oyuncular: Paulina García (Teresa Godoy), Claudio Rissi (Julio Alfredo Corvalán – Yabancı) / Arjantin / 2017 / Renkli / 78´

Sinopsis:

Gloria filmiyle kalbimize kazınan Paulina García, Yalnız Kalpler’de yine kaderini kendi ellerine alan güçlü bir kadın portresi çiziyor. Yalnız Kalpler’, Buenos Aires’te, kendini ve hayatını adadığı ailenin yanındaki işini kaybedince hayatı alt üst olan ve iş uğruna çölü boydan boya geçmek zorunda kalan 54 yaşındaki Cecilia’nın hikâyesini anlatıyor. Saygın sinemacılar Pablo Trapero, Juan Campanella, Christopher Hampton’ın izini süren yönetmenler Cecilia Atán ve Valeria Pivato, ilk kurmaca filmleriyle Arjantin sinemasına yeni bir soluk getiriyorlar. Kadınlar için günümüz dünyasında ve belirli bir yaştan sonra kendini yeniden keşfetmenin zorluğunu ele alan Yalnız Kalpler, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmi hem konusu hem de sakin temposu açısından başka bir Arjantin filmi olan “Akasyalar” (Yönetmen: Pablo Giorgelli) filmine yakın buldum. “Akasyalar” filmi de sade ve başarılı bir yol filmi. Ayrıca bu filmde olduğu gibi “Akasyalar” da yönetmen Pablo Giorgelli’nin ilk uzun metraj kurmaca filmi.
  • Filmdeki hikayenin örgüsünü ve olayların sakin tonda ilerleyişini beğendim.

Taş

image

Filmin Künyesi:

TAŞ | THE STONE | Yönetmen: Orhan Eskiköy / Senarist: Orhan Eskiköy / Oyuncular: Muhammet Uzuner (Ekber), Jale Arıkan (Emete), Ahmet Varlı (Selim), Beste Kökdemir (Suna), Saygın Soysal (Memur) / Türkiye / 2017 / Siyah-Beyaz / 90´

Sinopsis:

Çocukken geçirdiği bir kaza sonucu bazı zihinsel yetilerini kaybetmiş olan Selim, onu kaldığı devlet yurduna götürmek isteyen Memur adında birinden kaçarken bir evin kapısının önünde yorgunluktan bayılır. Emete, kapıda yatan kişinin, yıllar önce kaybolan oğlu Hasan olduğunu düşünür. Bundan öyle emindir ki, kocasıyla kızını da buna inandırır. Selim’in ansızın kapılarında belirmesi, evin içindeki buzları çözmüş, aileyi yeniden hayatın içine çekmiştir. Selim, uyandığında kendisini Selim olarak tanıtır, ama Emete, oğlunun sırtındaki yarayı ve konuşma bozukluğunu sebep göstererek, bu kişinin Hasan olduğunda ısrar eder. Selim köyden ayrılmak ister fakat Memur hâlâ onun peşindedir, üstelik köylüleri ona karşı kışkırtmaya çalışmaktadır.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Senaryo güçsüz kalmış ve zaaflar var.
  • Memur ile Ekber arasındaki ilişki “Yedinci Mühür” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmindeki Ölüm (Bengt Ekerot) ile Şövalye Antonius Block (Max von Sydow) karakterlerini hatırlattı. Memur karakterini oynayan Saygın Soysal sima olarak Bengt Ekerot’a benzemekte de.
  • “Hasan Taşoldu”