Aquarius

image

Filmin Künyesi:

AQUARIUS | Yönetmen: KLEBER MENDONÇA FILHO / Senarist: KLEBER MENDONÇA FILHO / Oyuncular: SÔNIA BRAGA (Clara), MAEVE JINKINGS (Ana Paula), IRHANDIR SANTOS (Roberval), HUMBERTO CARRÃO (Diego) / Brezilya / 2016 / Renkli / 145´

Sinopsis:

İlk uzun metraj filmi Komşu Sesler ile !f 2013 Keş!f Yarışması’nı kazanan Kleber Mendonça Filho, !f’çiler için tanıdık bir isim. Filho’nun 2016’da Cannes Film Festivali’nin resmi yarışmasında prömiyerini yapan ikinci uzun metrajı Aquarius, yalnız yaşayan, 60’lı yaşlardaki emekli müzik eleştirmeni Clara’nın son derece etkileyici hikâyesini anlatırken bir yandan da günümüz Brezilya’sının toplumsal meselelerine ayna tutuyor. Yaşını dert etmeyen, geçmişi hatırlayan ancak geçmişe saplanıp kalmayan, evinin her yerine yayılan eski plakları da telefonuna indirdiği şarkıları da dinleyen, cinselliğini özgürce yaşayan Clara, kendisini canlandıran Sônia Braga’nın eşsiz performansının da etkisiyle, bu yıl sinemada yaratılmış en tastamam, en güçlü karakter olabilir. Sinema salonundan ayrıldıktan sonra, filmin müziklerini dinleyip Clara gibi bir arkadaşınız olduğunu hayal etmeye başlamanız çok mümkün.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmde kullanılan müzikler keyifliydi.
  • Filmin müzik ve plaklarla kurduğu ilişki Çağan Irmak (Issız Adam, Unutursam Fısılda) filmlerini hatırlattı.
  • Filmin özellikle son (3.) bölümü oldukça iyi.
  • Yönetmen için filmdeki ses tasarımı ve kullanımı oldukça önemli diye düşünüyorum. “Komşu Sesler” filminde de benzer bir çabası vardı.
  • Yaşlı ve enerjik bir kadını odağına alması açısından “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmini hatırlattı bu film bana.
  • Clara’yı evden çıkarmak inşaat firması yetkililerinin uyguladığı yöntemler “Kılıbık” (Yönetmen: Uğur İnan) filmini hatırlattı.

Karışık Kaset

image

Filmin Künyesi:

KARIŞIK KASET | Yönetmen: Tunç Şahin / Oyuncular: Sarp Apak (Ulaş), Özge Özpirinçci (İrem), Bülent Emin Yarar (Ali), Ulaşcan Kutlu (Ulaş’ın çocukluk hali), Aslıhan Kapanşahin (İrem’in çocukluk hali), Sevinç Erbulak (Feride), Sevinç Erbulak (Yusuf), Atilla Taş (Egemen) / Türkiye / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Ulaş ve İrem aynı apartmanda yaşayan komşu çocuklarıdır. Beraber oynarlar, beraber servis beklerler ve Ulaş, İrem’e sırılsıklam aşıktır. Ama çok utangaç olduğu için bir türlü açılamaz. Bir akşam babası duygularını bir kaset çekerek duygularını İrem’e anlatmasını tavsiye eder. Ulaş o günden sonra İrem’in doğum günü hediyesi olarak onlarca karışık kaset dolduracaktır…
1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlandı. Yönetmenliğini Tunç Şahin’in üstlendiği yapım, 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor.

Artılar

  • Çocuk oyuncular Ulaşcan Kutlu ve Aslıhan Kapanşahin oldukça başarılı. Sarp Apak ve Özge Özpirinçci’ye de oldukça benziyorlar bence.
  • Şarkılar güzeldi.

Eksiler

  • Hikaye içerisindeki 10 yıllık geçişler çok sert yapılmış gibi geldi bana.
  • Düğün sahnesi ve Atilla Taş’ın klibi yer yer gülümsetse de filmin geneli içerisinde ayrıksı bir yerde duruyorlar ve olumsuz bir etki yapıyorlar diye düşünüyorum.
  • İrem’in film çekimi yaptığı bölümdeki oyunculuklar iyi değildi. Bilmiyorum belki bilinçli olarak da bu şekilde oynanmış olabilir.
  • Ulaş’ın babasına ve özellikle de annesine ait profiller film içerisinde tam çözümlenemiyor gibi geldi bana.
  • Annenin ayrılmasından sonra Ulaş ile onu beraber gördüğümüz başka bir sahne olmaması garip geldi.
  • Ulaş’ın babasının ölümünden sonra hayalinin film içerisinde bir süre yer alması fikrini çok başarılı bulmadım.

Keşif

  • Ulaş’ın babası Ali’de biraz “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki Aydın (Haluk Bilginer) karakterini gördüm. İkisinin de yazmak istedikleri tarih kitapları var ( Türk Tiyatro Tarihi ve Türk Pop Müzik Tarihi) ama bir türlü bitiremiyorlar.
  • Kasetten domino taşı etkisi uygulamaları gülümsetti.
  • Filmin ve büyük ihtimalle de kitabın ana temasını oluşturan “kaset” çok başarılı bir fikir olmuş.
  • Filmin büyüme öncesi kısmı bana daha başarılı olmuş gibi geldi.
  • Kaset, Ulaş ve İrem’in aşkında hep geriye sarıyor.
  • Çiftimizin 20 yılı aşkın süredir üç defa ilişki eşiğinde gezinmeleri bana yönetmen Richard Linklater’in üçlemesindeki (“Before Sunrise”, “Before Sunset”, “Before Midnight”) film isimlerine atıfta bulunmamı sağladı: “Before Cassette”, “Before CD” ve “Before USB”
  • Hem şarkıların filmde önemli bir yeri olması hem de Ulaş – İrem arasındaki ilişki bana “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Karışık Çocukluk”
  • “Issız Kaset” | “Karışık Adam”
  • “Kasetteki Yalnızlık”
  • Bir 10 yıl sonra Ulaş bu sefer elinde bir hap ile İrem’in karşısına çıkabilir: “Karışık Hap”. İrem de Tarkan’ın “Hüp” şarkısını dinleyerek hapı içine çekecektir herhalde 🙂

Hawaii

image

Filmin Künyesi:

HAWAİİ | | HAWAII | Yönetmen:  Marco Berger  / Oyuncular:  Manuel Vignau (Eugenio), Mateo Chiarino (Martín), Luz Palazon (Senora), Manuel Martinez Sobrado (Eugenio’nun kardeşi), Antonio De Michelis (Komşu)  / Arjantin / 2013 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Plan B ve Ausente ile uluslararası festivallerde ses getiren Marco Berger’in yeni filmi Hawaii’de cinsel tansiyon inanılmaz yüksek! Eugenio yazlık evinde yeni romanını yazmaya çalışmaktadır. Bir gün iş aramak için kapısına gelen genç, çocukluk arkadaşı Martín çıkar. Martín önce gündelik işlere yardım etmeye başlar, birkaç gün sonra da Eugenio’nun yanına taşınır. İki erkek bir yandan kaçamak şekilde diğerini gözler, diğer yandan gelecek tepkiyi kestiremediğinden aklından geçeni dile getiremez. Berger, ses ve görüntüleri ustalıkla kullanarak bu mütevazı öyküden son derece erotik ve tutku dolu bir film çıkartmış.

Artılar

  • Mateo Chiarino’nun oyunculuğu başarılıydı.

Eksiler

  • Filmi genel anlamda beğenmedim ve başarısız buldum.
  • Senaryo doğaldı ama heyecansız ve etkisizdi.
  • Yönetmen açısından belki kilit bir nokta olabilir ama Martin ve Eugenio arasındaki sürekli elektriklenmenin enerjiye dönüşememesi bence filmin zayıf halkası.

Keşif

  • “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filmindeki aşk nasıl hızlı ve tüm heyecanıyla ilerliyorsa; bu filmde tam tersi aşk yavaş ve heyecansız ilerliyor.
  • Filmi izlerken bir bölümde “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmindeki meşhur sahnelerden biri aklıma geldi. Bahsettiğim sahneyi bu filme şöyle uyarlarsak 🙂
    Martin: “Sen şehre gittikten sonra yatağına uzandım, kıyafetlerini kokladım. Kokun hala üzerindeydi.”
    Eugenio: “Aslında şehirde senin eski evini buldum. Oradaki eşyalarını alıp sana getirdim.”

Öylesine

  • “İki çıplak bir kulübeye yakışır”
  • “Ya gaydiğin gibi görün, ya da göründüğün gibi gay”
  • “Bir kıvılcım yeter bazen”

Mavi En Sıcak Renktir

image

Filmin Künyesi:

MAVİ EN SICAK RENKTİR | BLUE IS THE WARMEST COLOUR | LA VIE D’ADÈLE CHAPITRE 1 ET 2 | Yönetmen: Abdellatif Kechiche / Oyuncular:  Léa Seydoux, Adèle Exarchopoulos, Salim Kechiouche, Mona Walravens, Jérémie Laheurte  / Fransa  / 2013 / DCP / Renkli / 179’

Sinopsis:
Mavi renge bambaşka bir anlam yükleyen Abdellatif Kechiche’in son filmi, ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivali’nde hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından büyük ilgi görerek festivalin büyük ödülünü kazandı. Başkanlığını Steven Spielberg’in üstlendiği jüri, yönetmen Kechiche’le birlikte başrol oyuncuları Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’yu da Altın Palmiye’ye layık gördü. Cinselliğe çekincesiz yaklaşımı ve gerçekçiliğiyle sansür ve sanat tartışmalarına yol açan Mavi En Sıcak Renktir, biri henüz lise öğrencisi diğeri ise mavi saçlı bir sanatçı olan iki genç kızın yıllara yayılan birliktelikleri üzerinden yaşamı ve aşkı sorguluyor.

Artılar

  • “Adèle” rolünde Adèle Exarchopoulos ve “Emma” rolünde Léa Seydoux olağanüstü bir performans sergilemişler.

Eksiler

  • Filmde Adèle’in liseden sonraki üniversite hayatının atlanıp birkaç yıl sonrası ile devam edilmesi tercihinden çok emin olamadım.
  • Filmin ikinci yarısı olarak niteleyebileceğimiz Adèle ile Emma’nın birlikte yaşamaya başladıkları evrede, ikilinin aileleri ile olan ilişkileri hakkında pek bilgi alamıyoruz.

Keşif

  • Kamera genellikle yakın plan çalışmış. Özellikle film süresince adeta Adèle ile birlikte dolaşıyoruz. Bu durum bana “Zerre” (Yön: Erdem Tepegöz) filmini hatırlattı. Bu filmin her zerresinde de Adèle var.
  • Adèle’in final bölümünde Emma’nın sergi açılışına giderken tercih ettiği elbisenin mavi renkli olması anlamlı. Mavi’nin sıcaklığı Emma ile başlamıştı artık Adèle ile devam ediyor.
  • Adèle’in  cinsel tercih döngüsü:
    • Heteroseksüel »1» Homoseksüel
    • Homoseksüel  »2» Heteroseksüel
    • Heteroseksüel »3» Homoseksüel
    • Homoseksüel  »4» Heteroseksüel (?)
  • Büyük kavga sonrası ayrılan Adèle ve Emma’nın kafede buluşma sahnesi bana “Issız Adam” (Yön: Çağan Irmak) filmindeki benzer bir sahneyi anımsattı. Acaba karakterlerimize “Issız Adam” filmindeki gibi bir kafa sesi uyarlaması yapsak nasıl olurdu?
    • Adèle: Sen beni kovduktan sonra annen ve üvey babanın evine gittim. Babandan istiridye tarifi öğrenip, şarap tavsiyesi aldım.
    • Emma: Aslında Lise ile hiç mutlu değiliz. Çocuğu beni hiç sevmiyor. Gizli gizli senin öğretmenlik yaptığın anaokuluna gidip oradaki çocukları sevdim.
  • Kamera birçok defa Adèle uyurken onun aralık halindeki dudaklarını bize ilk olarak yakın plan gösteriyor. Belki de Adèle’i en masum yerinden izlemeye başlıyoruz her defasında.
  • Yönetmen Adèle – Emma arasındaki ilişkiyi kadın – erkek ilişkisindeki tüm evrelerden geçirmeye çalışmış.

Öylesine

  • “Adèle Gibi Sevenler”
  • “Çığlıklar ve Ağlamalar”
  • Adèle, “Yasak Emma”yı mı yemiş oldu acaba?