Ahlat Ağacı

image

Filmin Künyesi:

AHLAT AĞACI | THE WILD PEAR TREE | Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan / Senarist: Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan, Akın Aksu / Oyuncular: Doğu Demirkol (Sinan Karasu), Murat Cemcir (İdris Karasu, Sinan’ın Babası), Bennu Yıldırımlar (Asuman Karasu, Sinan’ın Annesi), Akın Aksu (İmam Veysel), Ercüment Balakoğlu (Sinan’ın Dedesi Ramazan, Asuman’ın Babası), Hazar Ergüçlü (Hatice), Öner Erkan (İmam Nazmi), Özay Fecht (Sinan’ın Anneannesi Hayriye, Asuman’ın Annesi), Serkan Keskin (Yazar Süleyman), Asena Keskinci (Yasemin Karasu, Sinan’ın Kardeşi), Tamer Levent (Sinan’ın Dedesi Recep, İdris’in Babası), Ahmet Rıfat Şungar (Ali Rıza), Kubilay Tunçer (İlhami, Kumcu), Kadir Çermik (Belediye Başkanı Adnan)  / Türkiye / 2018 / Renkli / 188´

Sinopsis:

Bazıları için taşra, tüm umutların eninde sonunda yalnızlıkla kesiştiği bir sürgün yeridir. Tıpkı babaların ve oğulların kesişen kaderleri gibi, tüm umutların, hayallerin, çaresizlikle kesiştiği hudutsuz bir sürgün yeri… Prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde dakikalarca ayakta alkışlanan Ahlat Ağacı, Sinan’ın hikayesine odaklanıyor. Üniversiteyi bitiren Sinan yazdığı kitabı bastırmak için gereken parayı bulmak için memleketine dönecek ve burada hem ailesi hem de geçmişiyle yüzleşecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim. Nuri Bilge Ceylan yine güzel bir şahesere imza atmış.
  • Oyunculuklar başarılı. Özellikle de baş roldeki Sinan karakterine hayat veren Doğu Demirkol güzel bir performans sergilemiş.
  • Görüntü yönetimi başarılı. Tüm Nuri  Bilge Ceylan filmlerinde olduğu gibi yine muazzam kareler var.
  • Diyaloglar çok başarılı yazılmış. Diyaloglardaki mizahi ton yönetmenin diğer filmlerine nazaran burada daha yüksek.
  • Filmin finalini başarılı ve sarsıcı buldum.
  • Senaryo bir bütün olarak ele aldığında başarılı. Fakat bazı karakterlerin, olayların incelemesinde eksiklikler de söz konusu.
  • Film içerisinde Sinan’ı farklı karakterlerle uzun diyaloglu sahnelerde izliyoruz. Benim en beğendiğim iki sahne ise İmamlar ve Yazar Süleyman ile olan kısımlar.
  • Film hem bir baba oğul  hikayesi hem de bundan daha fazlası aslında. Sinan’ın ailesiyle, taşrayla ile olan çatışması da çokça anlatılmakta.
  • Sinan’ın Hatice ile karşılaşmasından sonra dudağına atılan çentik belki de onun sonraki karşılaşmalarında ağzından dökülen bilmişliğin yolunu açmıştır.
  • Filmde yazdığı kitabı bastırmaya çalışan Sinan karşılaştığı her kişi ile girdiği uzun diyaloglar ile yeni yeni kitaplar da yazmakta bir yandan.
  • İdris’in oğlu Sinan’ın kitabı ile ilgili bir gazete haberini saklaması “Kelebekler” (Yönetmen: Tolga Karaçelik) filmini hatırlatır. Öte yanan o filmde kelebekler bir metafor olarak kullanılmıştı. Bu filmde de karıncalar metaforlardan biri.
  • Çiftçilik ve baba oğul ilişkisi gibi temalar ekseninde İsveç yapımı “Kuzgunlar” (Yönetmen: Jens Assur) filmini hatırlatmakta.
  • Filmde kullanılan önemli ögelerden biri de “kuyu”. Kuyudan bahsetmişken usta yönetmen Metin Erksan’ın “Kuyu” filminin ismini de burada anmak gerekir. İki filmde de “kuyu” oldukça önemli.
  • Sinan film boyunca bir nevi kendi kuyusunu kazmakta.
  • Nuri Bilge Ceylan’ın bu yeni filmi “Kış Uykusu” filminden daha başarılı kanımca. Diğer yandan yönetmenin filmlerinin içinde en iyisi ise hala “Bir Zamanlar Anadolu’da”.
  • “Karıncalar”
  • “Çan Eğrisi”
  • “Çan Uykusu”
  • “Herkesin Bir Kuyusu Vardır”
  • “Kuyulu Gerçekçilik”

Mezuniyet

image

Filmin Künyesi:

MEZUNİYET | GRADUATION | BACALAUREAT | Yönetmen: Cristian Mungiu / Senarist: Cristian Mungiu / Oyuncular: Adrian Titieni (Romeo), Maria Dragus (Eliza), Lia Bugnar (Magda), Malina Manovici (Sandra), Vlad Ivanov (Baş Müfettiş), Gelu Colceag (Sınav Komitesi Başkanı), Rares Andrici (Marius) / Romanya / 2016 / Renkli / 127´

Sinopsis:

Kızının yozlaşmış bir ülkeden kurtulabilmesi adına bir baba, kendisi de yozlaşır mı? Mezuniyet, Altın Palmiye’li 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’le dünya çapında tanınan Romen yönetmen Cristian Mungiu’nun imzasını taşıyor. Filmde doktor baba, kızının İngiltere’deki bursunu kaybetmemesi için lise bitirme sınavlarında hile yapmaya karar veriyor. Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü paylaşan bu etkileyici dram, ahlak ve yozlaşmayla ilgili tespitleriyle evrensel bir nitelik kazanıyor. Usta işi senaryosu, etkileyici performansları, aileden yola çıkıp toplumu gösterirken alttan alta işlediği paranoya hissi ve gerilimle Mezuniyet, yılın en çok takdir toplayan filmlerinden.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Oyunculuklar, senaryo ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin başındaki cama taş atılması olayı “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • Filmin ilerleyen sürecinde konu gereği işin içinde doktor, polis, savcı vb. karakterler olması “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • “Nasıl Geçti Torpilsiz,
    O Güzelim Yıllarım”
  • Matei karakteri “Sivas” (Yönetmen: Kaan Müjdeci) filmindeki Aslan’a (Doğan İzci) benziyor.

İnsan Sermayesi

image

Filmin Künyesi:

İNSAN SERMAYESİ | HUMAN CAPITAL | IL CAPITALE UMANO | Yönetmen: Paolo Virzi / Oyuncular: Fabrizio Bentivoglio (Fabrizio Bentivoglio), Matilde Gioli (Serena Ossola), Valeria Bruni Tedeschi (Carla Bernaschi), Guglielmo Pinelli (Massimiliano Bernaschi), Fabrizio Gifuni (Giovanni Bernaschi), Gigio Alberti (Giampi), Valeria Golino (Roberta), Silvia Cohen (Adriana Crosetti), Giovanni Anzaldo (Luca Ambrosini) / İtalya / 2013 / Renkli / 109´

Sinopsis:

İflasın eşiğindeki Rovelli ailesi ile zengin Bernaschi ailesinin kaderleri, bir trafik kazası ile kesişir. Bu trajik kazanın aileler üzerindeki etkilerini üç farklı farklı bakış açısından anlatan yönetmen kapitalist bir düzende arzunun, para hırsının ve toplumsal statülerin insani değerleri nasıl hiçe sayabileceğine değiniyor. Sınıf eleştirisiyle cinayet esrarını stil bir dramda buluşturan film, katıldığı her festivalden bir ödülle döndü.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda vasatın üstünde.
  • Oyunculuklar genel olarak başarılı.

Eksiler

  • Filmin sonlarında Massimiliano, Serena ve Luca arasında geçen sahnelerin, diyalogsuz müzik eşliğinde uzunca bir süre devam ettirilmesi pek başarılı bir tercih olmamış.
  • Filmin sonunda Dino’nun akıbeti ne oldu o da gösterilse iyi olabilirmiş.

Keşif

  • Dino’nun kalem bulma sahnesinde üzerinden çıkardığı nesneler mi daha çok yoksa “İyi Aile Çocuğu” (Yönetmen: Osman F. Seden) filminde Kemal’in (Kemal Sunal) adres bulma sahnesinde üzerinden çıkardığı nesneler mi? : )
  • Dino’nun kanıt karşılığında Carla’dan paranın yanında bir de öpücük istemesi ilginçti : )
  • Kazayı gerçekten kimin yaptığı konusu filmin büyük bölümünde iyi bir şekilde gizli tutuluyor.
  • Filmin kurgulanması dikkat çekici. Yönetmen aynı olayları 3 farklı karakteri merkeze alıp 3 farklı açıdan gösteriyor.
  • Filmin para ile kurduğu ilişki teması “Kapital” (Yönetmen: Costa-Gavras) filminde de görülebilir.
  • Carla’yı canlandıran kadın Lady Diana’ya oldukça benziyor.
  • Carla’da biraz, “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde Nihal (Melisa Sözen) karakterindeki hal var. Zengin koca, bir şeyler başarma isteği, sosyal sorumluluk projesi girişimi vb. açılardan.
  • Giovanni ile Carla arasında biraz “Mavi Yasemin” (Yönetmen: Woody Allen) filmindeki zengin çift durumu var.
  • Dino -> GiovanniGiovanni -> CarlaCarla -> Dino için bir insan sermayesi.

Öylesine

  • Bulunamadı

Karışık Kaset

image

Filmin Künyesi:

KARIŞIK KASET | Yönetmen: Tunç Şahin / Oyuncular: Sarp Apak (Ulaş), Özge Özpirinçci (İrem), Bülent Emin Yarar (Ali), Ulaşcan Kutlu (Ulaş’ın çocukluk hali), Aslıhan Kapanşahin (İrem’in çocukluk hali), Sevinç Erbulak (Feride), Sevinç Erbulak (Yusuf), Atilla Taş (Egemen) / Türkiye / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Ulaş ve İrem aynı apartmanda yaşayan komşu çocuklarıdır. Beraber oynarlar, beraber servis beklerler ve Ulaş, İrem’e sırılsıklam aşıktır. Ama çok utangaç olduğu için bir türlü açılamaz. Bir akşam babası duygularını bir kaset çekerek duygularını İrem’e anlatmasını tavsiye eder. Ulaş o günden sonra İrem’in doğum günü hediyesi olarak onlarca karışık kaset dolduracaktır…
1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlandı. Yönetmenliğini Tunç Şahin’in üstlendiği yapım, 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor.

Artılar

  • Çocuk oyuncular Ulaşcan Kutlu ve Aslıhan Kapanşahin oldukça başarılı. Sarp Apak ve Özge Özpirinçci’ye de oldukça benziyorlar bence.
  • Şarkılar güzeldi.

Eksiler

  • Hikaye içerisindeki 10 yıllık geçişler çok sert yapılmış gibi geldi bana.
  • Düğün sahnesi ve Atilla Taş’ın klibi yer yer gülümsetse de filmin geneli içerisinde ayrıksı bir yerde duruyorlar ve olumsuz bir etki yapıyorlar diye düşünüyorum.
  • İrem’in film çekimi yaptığı bölümdeki oyunculuklar iyi değildi. Bilmiyorum belki bilinçli olarak da bu şekilde oynanmış olabilir.
  • Ulaş’ın babasına ve özellikle de annesine ait profiller film içerisinde tam çözümlenemiyor gibi geldi bana.
  • Annenin ayrılmasından sonra Ulaş ile onu beraber gördüğümüz başka bir sahne olmaması garip geldi.
  • Ulaş’ın babasının ölümünden sonra hayalinin film içerisinde bir süre yer alması fikrini çok başarılı bulmadım.

Keşif

  • Ulaş’ın babası Ali’de biraz “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki Aydın (Haluk Bilginer) karakterini gördüm. İkisinin de yazmak istedikleri tarih kitapları var ( Türk Tiyatro Tarihi ve Türk Pop Müzik Tarihi) ama bir türlü bitiremiyorlar.
  • Kasetten domino taşı etkisi uygulamaları gülümsetti.
  • Filmin ve büyük ihtimalle de kitabın ana temasını oluşturan “kaset” çok başarılı bir fikir olmuş.
  • Filmin büyüme öncesi kısmı bana daha başarılı olmuş gibi geldi.
  • Kaset, Ulaş ve İrem’in aşkında hep geriye sarıyor.
  • Çiftimizin 20 yılı aşkın süredir üç defa ilişki eşiğinde gezinmeleri bana yönetmen Richard Linklater’in üçlemesindeki (“Before Sunrise”, “Before Sunset”, “Before Midnight”) film isimlerine atıfta bulunmamı sağladı: “Before Cassette”, “Before CD” ve “Before USB”
  • Hem şarkıların filmde önemli bir yeri olması hem de Ulaş – İrem arasındaki ilişki bana “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Karışık Çocukluk”
  • “Issız Kaset” | “Karışık Adam”
  • “Kasetteki Yalnızlık”
  • Bir 10 yıl sonra Ulaş bu sefer elinde bir hap ile İrem’in karşısına çıkabilir: “Karışık Hap”. İrem de Tarkan’ın “Hüp” şarkısını dinleyerek hapı içine çekecektir herhalde 🙂

Miss Julie

image

Filmin Künyesi:

MISS JULIE | Yönetmen: Liv Ullmann / Oyuncular: Jessica Chastain (Miss Julie), Colin Farrell (John), Samantha Morton (Kathleen), Nora Mcmenamy (Çocuk Miss Julie) / Norveç / 2014 / Renkli / 130´

Sinopsis:

Ingmar Bergman’ın “esin perisi”, efsane oyuncu Liv Ullmann’ın 2000 tarihli Sadakatsiz’den bu yana çektiği bu ilk film, dünya prömiyerini Eylül’de Toronto Film Festivali’nde yaptı. Miss Julie, aristokrat bir kadınla kahyası arasındaki “aşağıdakiler-yukarıdakiler” cinsinden tek gecelik bir aşk hikayesini anlatan, yıldızlarla dolu bir dönem filmi. 1890’larda bir yaz gecesi… İrlanda asıllı İngiliz aristokratlarından Bayan Julie, babasının kahyasını kendisini baştan çıkarmaya ikna eder. Sabaha kadar dans edip içki içer, birbirlerinin kanına girip birbirlerini etkilemeye; karşılıklı tiksinme ve arzuyla, birbirlerini ezip hükmetmeye çalışırlar. Sabahın umut mu, umutsuzluk mu getireceğinden emin olamadan, tek çıkışlarını bir Yunan trajedisinin feci sonunda bulurlar.

Artılar

  • Jessica Chastain ve Samantha Morton oldukça başarılı bir oyunculuk sergilemişler.
  • Filmdeki müzik kullanımı başarılı.
  • Film vasat ya da vasatın az altı olsa da Liv Ullmann’ın hatırına izlemeye değer.

Eksiler

  • Maalesef miss Liv Ullmann filmleri 🙁
  • Filmin ilk yarısı iyi ama daha sonra film başka bir hale bürünüyor.
  • Söz konusu olan kişi Liv Ullmann olmasından dolayı üzülerek yazıyorum ama maalesef diyaloglar başarılı değil. Diyalog uzunlukları Ingmar Bergman filmlerini hatırlatsa da kalite aynı derecede değil.
  • Colin Farrell’in oyunculuğu çok teatral kalmış.
  • John karakterindeki sert dönüşüm oldukça yapı bozucu olmuş.
  • Bir sahnede Miss Julie ve John dışarıdan gelenlerden saklanmak için Julie’nin kendi odası yerine neden John’un odasına girerler anlamak pek mümkün değil.

Keşif

  • Filmde müziğin kullanılış biçimi ve müzikler bana “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlattı.
  • Kathleen karakterini hem hizmetçi hem de inançlı biri olması nedeniyle “Çığlıklar ve Fısıltılar”  (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmindeki Anna (Kari Sylwan) karakterine benzettim.

Öylesine

  • Yaz Dönümü Sonatı”