Gerçek Aşk

Gerçek Aşk filminde Mario (Bouli Lanners) ve kızları

5.5 out of 10 stars (5,5 / 10)
Gerçek Aşk filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

GERÇEK AŞK | C’EST ÇA L’AMOUR | REAL LOVE | Yönetmen: Claire Burger / Senarist: Claire Burger/ Oyuncular: Bouli Lanners (Mario Messina), Justine Lacroix (Frida Messina), Sarah Henochsberg (Niki), Cécile Remy-Boutang (Armelle), Antonia Buresi (Antonia), Célia Mayer (Alex) / Fransa / 2019 / Renkli / 98´ 

Sinopsis:

Gücünü kırılgan aile dinamiklerinin duygusal dengesini çok iyi yansıtan incelikli performanslarından alan Gerçek Aşk, aile krizinin ortasındaki sevgi bağımlısı bir adamı merkezine alıyor. Eşi evi terk ettikten sonra Mario iki ergen kızıyla bir başına kalır. 14 yaşındaki Frida, annesinin gidişi için babasını suçlar. Ablası Niki ise yakında evden ayrılma planları kurmaktadır. Sevdiği herkesi bir bir kaybettiğini hisseden Mario, bir yandan da kendilerini bulmaları için onların gitmesine göz yumması gerektiğinin farkındadır. Bu sıcak film, alışılageldik düzenlerinin bozulmasıyla bocalayan bir aileyi duygusal ve tarafsız bir bakışla gözlemliyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Filmin müzikleri güzel.
  • Filmin sonlarında yer alan yangın tatbikatı sahnesi fena değildi. Film içerisinde verilen referans da kullanılmış oldu böylelikle.
  • Ayrılık süreci, çocukların velayeti/çocuklarla birlikte yaşama gibi noktalar açısından başka bir Fransız filmi olan “Velayet” (Yönetmen: Xavier Legrand) filmi akıllara gelebilir. O filme kıyasla bu yapım erkeğin bakış açısından ele alınan sakin tonda bir çalışma olmuş. Öte yandan “Velayet | Custody” filmi 2017 sıralamamda ki ilk on içerisinde yer alan bir çalışmaydı. Bu filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki değerlendirme yazısına buradan erişebilirsiniz.

Gerçek Aşk Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “İşe Yarar Bir Şey”.

 

Faize Hücum

image

Filmin Künyesi:

FAİZE HÜCUM | Yönetmen: Zeki Ökten / Senarist: Fehmi Yaşar / Oyuncular: Genco Erkal (Kamil), Asuman Arsan (Saniye), Ayşe Selen (Nesrin), Ahmet Sezerel (Murat), Barış Altay (Yılmaz), Hikmet Karagöz (Kapıcı Cemal) / Türkiye / 1982 / Renkli / 101´

Sinopsis:

Yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Faize Hücum (1982), kendisini devrin modası banker furyasına kaptıran bir devlet memurunun hikâyesini anlatır. Kamil Bey, otuz yıl devlet hizmetinin ardından emekliye ayrılır. Gündemi meşgul eden banker söylentileri onun da dikkatini çeker. İnsanlar refah içerisinde yaşama hayaliyle bankerlere koşmaktadır. Kamil de emekli ikramiyesi, üç aylık maaşı ve evini satarak bütün parasını bankerlere teslim eder. Ailesiyle birlikte bir apartman dairesine taşınır. Bankerlerin kaçtığı haberini alana kadar refah içinde yaşayacaklardır.

Not: Yukarıdaki paragraf TSA sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Bir Zeki Ökten filmi olduğunu birçok yerde hissettiriyor film.
  • Hem başrol hem de yardımcı rol oyuncuları iyi bir şekilde seçilmiş.
  • Senaryoda yer alan ufak hikayeler, halk ağzında konuşmalar oldukça gerçekçi bir portre çizmiş. Bu bağlamda senaryoyu başarılı buldum.
  • Banker krizi ile ilgili toplum psikolojisinin filmde iyi yansıtıldığını düşünüyorum.
  • Kamil Bey’in eşi Saniye Hanım’a yaptığı “Çamaşır Makinesi” sürprizi aklıma “Güler misin Ağlar mısın” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filminde Rasim Usta’nın (Kadir Savun) eşine (Neriman Köksal) yaptığı benzer sürprizi hatırlattı. Ne yazık ki iki filmde de bu sürprizlerin sonrasında talih pek yaver gitmedi.
  • Bir sabah Kamil Bey’in erkenden kahveye geldiği sahnede radyoda çalan türkünün ismi : “Başına Döndüğüm Kurban Olduğum”. Aynı türkü yönetmenin “Yoksul” filminde Yoksul (Kemal Sunal) karakterinin bir sabah kahvaltısına yine radyodan eşlik etmektedir. Türkünün bir seslendirmesine buradan erişilebilir.
  • Kamil Bey, Banker krizi ile ilgili haberlerin asılsız olduğunu düşünüp eve döndüğünde gazeteyi yırtar. Ama bilmiyordur ki aslında bu yırtılan onun yatırdığı paralardır.
  • Final görüntüsünü ilginç buldum.  Yaşanan darbeler, krizler ve bunun gibi olumsuzlukların toplumu sakat bırakması yönünde yorumladım bu sahneyi.