Sessizlik

image

Filmin Künyesi:

SESSİZLİK | TYSTNADEN | THE SILENCE | Yönetmen: Ingmar Bergman / Senarist: Ingmar Bergman / Oyuncular: Ingrid Thulin (Ester), Gunnel Lindblom (Anna), Birger Malmsten (Barmen), Håkan Jahnberg (Garson), Jörgen Lindström (Johan) / İsveç / 1963 / Siyah-Beyaz / 96´

Sinopsis:

Tanrının Sessizliği üçlemesinin son filmi olan Sessizlik, iki kız kardeş arasındaki çatışma üzerinden modern dünyada iletişimsizliği konu alıyor. Ester, kız kardeşi Anna ve oğlu, Avrupa’daki yolculukları sırasında, Ester’in hastalığının iyice kötüleşmesiyle, dillerini bile bilmedikleri, isli ve sevimsiz bir şehirde konaklamak zorunda kalırlar. Yerleştikleri otelde zaman geçtikçe, kız kardeşler arasındaki mesafe ve gerginlik iyice artar. Gösterime girdiğinde ahlaksızlık suçlamalarıyla İsveç parlamentosundan kiliseye kadar birçok kurumdan çok ağır tepkiler alan film, bu sayede müthiş bir gişe başarısına ulaştı.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar, senaryo ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Film boyunca kardeşlerden Anna sıcaktan bunalırken Ester soğuktan üşüyor biraz da hastalıktan kaynaklı. Bu durum biraz karakterlerin mizacını da yansıtıyor. Küçük kardeş Anna daha sıcakkanlı, kadınsı bir karakterken; abla Ester daha soğukkanlı, erkeksi bir karakter.
  • Bergman’ın pek çok filminde karakterler arasındaki problemin temel kaynağı olarak yorumlanabilecek “kibir” duygusu bu filmde de var.
  • Bu filmi de izledikten sonra Bergman’ın “Tanrının Sessizliği” ya da diğer bir ismiyle “Oda” üçlemesinin (“Aynanın İçinden”, “Kış Işığı”, “Sessizlik”) en iyi filminin “Aynanın İçinden (Through a Glass Darkly)” olduğuna kanaat getirdim.
  • “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmindeki iki kız kardeş arasındaki iletişimsizlik problemi de bu filmdekine benziyor. O filmde abla Yasemin (Esra Bezen Bilgin) sıcakkanlı bir karakterken kardeş Lale (İpek Türktan Kaynak) soğukkanlı bir karakterdi.

May’ın Yazı

image

Filmin Künyesi:

MAY´IN YAZI | MAY IN THE SUMMER | Yönetmen:  Cherien Dabis  / Oyuncular:  Hiam Abbass (Nadine), Cherien Dabis (May), Nadine Malouf (Yasmine), Elie Mitri (Karim), Ritu Singh Pande (Anu), Bill Pullman (Edward), Nasri Sayegh (Tamer), Alia Shawkat (Dalia), Alexander Siddig (Ziad)  / Ürdün / 2013 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Neresinden bakarsanız bakın, May mükemmel bir kadın: Zeki, çok güzel, yeni çıkan kitabı ortalığı kasıp kavuruyor ve kısa süre sonra, New York’lu seçkin bir akademisyen olan nişanlısıyla dünyaevine girecek. Ancak, May düğün için memleketi Ürdün’ün başkenti Amman’a adım attığında, küçük kız kardeşleri ve neredeyse tarih öncesinde boşanmış olan annesiyle babasının arasındaki, saymakla bitmez ailevi ve kültürel çatışmalarla burun buruna geliyor ve derhal, bu evlilik kararının doğru bir karar olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. Ödüllü yönetmen Cherien Dabis’in (Amreeka) bu yeni çalışması, Sundance Film Festivali’nin dramatik bölümünün açılış filmiydi.

Artılar

  • Filmdeki oyunculuklar genel anlamda başarılı. Hiam Abbas ve Cherien Dabis birer adım öne çıkıyorlar.

Eksiler

  • May ve Karim’i birden tenis maçı yaparken buluyoruz filmin bir sahnesinde. Bana zamanlaması biraz yanlış gibi geldi.

Keşif

  • May’ın film içerisindeki kararsız ve tedirgin hali ismi ile de uyum olmuş 🙂
  • Hiam Abbas’ın başrolde olduğu “Limon Ağacı” (Yönetmen: Eran Riklis) filmini de beğenmiştim. Tavsiye ederim.
  • Amman şehrinden görüntüler film içerisinde güzel bir şekilde kullanılmış.
  • May, Amman sokaklarında spor kıyafetlerle koşu yaparken etrafın (özellikle de erkeklerin) ona garip bir şekilde baktığını ve taciz ettiğini görüyoruz. May en sonunda dayanamayıp tepkisini de koyuyor. Bu bölümler bana, “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filminde Yasemin’in (Esra Bezen Bilgin) benzer koşu sahnelerini hatırlattı.
  • Üç kız kardeş arasında sevgi ve nefret ekseninde gidip gelen duygular oldukça iyi bir şekilde işlenmiş. Bu kardeşler bana “Gelinlik Kızlar” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki üç kız kardeşi hatırlattı.
  • Nadine’nin kendini dine adaması bana “Cennet: İnanç” (Yönetmen: Ulrich Seidl) filmindeki Anna Maria (Maria Hofstätter) karakterini hatırlattı.
  • Babalarını ziyaret eden ve orada yemek yiyen kız kardeşlerin, annelerinin evine döndükten sonra tekrar yemek yemek zorunda kalmaları bana “Neşeli Günler” (Yönetmen: Orhan Aksoy) filmindeki benzer bir sahneyi anımsattı.
  • Kız kardeşlerin odalarında dertleşmeleri, sigara yakıp hayıflanmaları bana “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki kız kardeşlerin benzer bir sahnesini hatırlattı.
  • Filmde yapılan Ölüdeniz seyahati güzeldi.
  • Annesinin düzenlediği bir ayine giden May’ın vaaz sırasında geçen “İsa sizinle olsun” cümlesinden sonra salondan ayrılırken İsa maketinin peşine takılması hoş bir detaydı.

Öylesine

  • “May’ın Yazgısı”
  • “Çölde May”
  • “May may marry”
  • May için Bülent Ortaçgil’den geliyor “Olmalı mı Olmamalı mı”