Bahçe

image

Filmin Künyesi:

BAHÇE | THE GARDEN | ZAHRADA | Yönetmen: Martin Šulík / Senarist: Otec, Ondrej Sulaj, Martin Šulík / Oyuncular: Roman Luknár (Jakub), Zuzana Sulajová (Helena), Jana Svandová (Tereza), Marián Labuda (Otec) / Slovakya / 1995 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Genç Jakub hayatından memnun değil; işi onu tatmin etmiyor, evli bir kadınla olan ilişkisini de yürütemiyor, hiç geçinemediği babasıyla da bir apartman dairesi paylaşmak zorunda. Kendisini çevreleyen boz gerçeklikte kaçmak için Jakup kısa bir süreliğine büyükbabasının köydeki eski evine taşınmaya karar veriyor. Buradayken büyükbabasının günlüğünü buluyor, bu da yalın ve unutulmuş bir dünyanın büyüsünü keşfetmesini sağlıyor: erik likörü yapmayı, ekmek pişirmeyi, büyük bahçenin çimlerini biçmeyi öğreniyor; gizemli üç adam onu ziyaret ediyor, bilinmezliklerle dolu ve son derece ilginç bir kız olan Helen’la tanışıyor. Kısa tatili gittikçe uzuyor ve Jakup daha farkına bile varamadan hayatı köklü bir değişime uğruyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Enteresan bir film olmuş.
  • Filmde ara ara kullanılan müziği beğendim.
  • Luis Bunuel’in gerçeküstücülüğü ile Ingmar Bergman’ın ruhüstücülüğü birleşimi bir film olmuş.
  • Film bir ağaçtan kopup düşen bir dal ile başlıyor. Jakub’un hayatı da bu dal gibi bir “kopukluk” içinde. Babası ile olan ilişkisi, evli Tereza ile olan şehvet macerası, okuldaki öğretmenlik işi vb. Büyükbabanın köydeki evinde bile ilk başlarda Jakub’un el/adım attığı her yerde bir sıkıntı oluşuyor.
  • Büyükbabanın ters şekilde yazılmış günlüğü fikrini oldukça iyi buldum. Jakub yazılanları bir ayna yardımı ile okuyabiliyor. Bu ayna onun kendi iç dünyasını keşfetmesini sağlıyor bir bakıma.
  • Jakub’un babası filme oldukça renk katmış.
  • Jakub’un hayatındaki iki kadının (Tereza ve Helena) temsil ettiği karakterler “Arzunun Şu Karanlık Nesnesi” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmindeki iki farklı Conchita (Carole Bouquet, Ángela Molina) karakterini anımsatıyor.
  • “Arzunun Şu Karanlık Bahçesi”

Kendin ve Sen

image

Filmin Künyesi:

KENDİN VE SEN | DANGSINJASINGWA DANGSINUI GEOT | YOURSELF AND YOURS | Yönetmen: Hong Sang-Soo / Senarist: Hong Sang-Soo / Oyuncular: Kim Joo-Hyuk, Lee Yoo-Young, Kim Eui-Sung, Kwon Hae-Hyo, Yu Jun-Sang / Güney Kore / 2016 / Renkli / 88´

Sinopsis:

İlişkileri mercek altına aldığı zekâ dolu komedileriyle festival izleyicilerinin kalbinde özel bir yer edinen Koreli usta sinemacı Hong Sang-soo, bu kez kimliğin belirsizliğini kurcalıyor. Ressam Youngsoo ile kız arkadaşı Minjung, kavga edip ayrılırlar. Ardından Minjung’a çok benzeyen, ama o olmadığını söyleyen bir kadın, başka erkeklerle flört edip karmaşa yaratmaya başlar. Hong Sang-soo, Luis Buñuel’in Arzunun Şu Karanlık Nesnesi’nden yola çıkan filminde, karşımızdakini gerçekten tanımanın imkânsızlığını ve erkeklerin kadınlara biçtikleri rolleri eğlenceli ve yoruma açık bir mizah yaklaşımıyla aktarıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Başarısız bir film olmuş.
  • Teoride “Arzunun Şu Karanlık Nesnesi” (Yönetmen: Luis Bunuel) filminin havası var ama pratikte kalitesiz bir iş ortaya çıkmış.
  • Filmin kadın oyuncusu başarılı.
  • Diyaloglar çok yavan olmuş.

Hayata Rövaşeta Çeken Adam

image

Filmin Künyesi:

HAYATA RÖVAŞETA ÇEKEN ADAM| EN MAN SOM HETER OVE | Yönetmen: HANNES HOLM / Senarist: HANNES HOLM / Oyuncular: ROLF LASSGÅRD (Ove), FILIP BERG (Genç Ove), IDA ENGVOLL (Sonja), BAHAR PARS (Parvaneh), TOBIAS ALMBORG (Patrick), KLAS WILJERGARD (Jimmy), CHATARINA LARSSON (Anita), BORJE LUNDBERG (Rune) / İsveç / 2015 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Ove’u tanıyorsunuz; onun gibi sinirli ve yaşlı bir adam komşunuz olmuştur mutlaka. Birkaç yıl önce apartman yöneticiliğinden bir darbeyle indirilmesine rağmen hâlâ yönetici gibi davranmaya devam etmekte ve komşularına kök söktürmektedir. Bir gün, karşısındaki daireye yeni taşınan İranlı Parvaneh arabasıyla geri geri giderken yanlışlıkla Ove’un posta kutusuna çarpınca, hiç beklenmedik bir arkadaşlığın kapıları aralanır. Hannes Holm’ün yazar Frederick Backman’le birlikte, Backman’ın İsveç’te çok satan romanından uyarladığı Hayata Röveşata Çeken Adam’ın samimi ve insancıl bir kalple anlatılan sade ve mizahî hikâyesini izlediğinizde, sinema salonundan yüzünüzde uzun süre kalacak bir gülümsemeyle ayrılacaksınız. Bu ilginç ve dokunaklı film, Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar adayları arasında!

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Diyaloglar başarılı hazırlanmış.
  • Müzikler güzeldi.
  • Ove ile Parvaneh arasındaki ilişki ve süreç “Ben, Daniel Blake” (Yönetmen: Ken Loach) filminde Daniel ile Katie arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • “Ben, Ove Blake”
  • Ove’nin milliyetçi duyguları hem araba seçimine (Saab, Volvo – İsveç Otomobil Markaları) hem de kıyafetlerine (mavi ve sarı renkli – İsveç Bayrağı renkleri) yansıyor.
  • Ove’nin filmin başında ve sonunda Sonja ile karşılaşma sahneleri güzel olmuş. Hatta biraz Bunuelvari.

Sieranevada

image

Filmin Künyesi:

SIERANEVADA | SIERANEVADA | Yönetmen: Cristi Puiu / Senarist: Cristi Puiu / Oyuncular: Branescu Mimi (Lary), Dana Dogaru (Nusa), Marian Ralea (Bay Popescu), Marin Grigore (Sebi), Rolando Matsangos (Gabi), Tatiana Iekel (Evelina) / Romanya / 2016 / Renkli / 173´

Sinopsis:

Bay Lazarescu’nun Ölümü’yle tanınan Cristi Puiu’nun yönettiği Sieranevada, Romanya Yeni Dalgası’nın son dönemde en heyecan verici temsilcisi. Bu yılki Cannes yarışmasının favorilerinden biri olan film, izleyiciyi bir yas evinde toplanmış kalabalık bir aileyle baş başa bırakıyor. Komünist aile dostundan, komplo teorilerine inanan kuzene birçok aile ferdiyle geçirilen vakit, izleyiciye insanlık durumlarından Romanya’nın yakın dönem tarihine uzanan bir yolculuk hissi veriyor. Mizahın ihmal edilmediği bu dram, hemen hemen tek bir mekânda geçse bile sinemanın imkânlarının ne kadar geniş olduğunu hatırlatan modern bir başyapıt. Sieranevada, Romanya’nın Oscar adayı olarak açıklandı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Cristi Puiu filmlerinin kalitesi gittikçe yükselmekte.
  • Yönetmenlik, senaryo ve oyunculuklar oldukça iyi.
  • Annenin, çocuğuna kendisine hediye edilen egzersiz bisikletinin fiyatını sorma klasiği.
  • “Kapıları Tamamen Kapalı”
  • Bir türlü topluca yenemeyen yemek durumu “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmini anımsattı.
  • “Bizim Büyük Terbiyesizliğimiz”

Kum Saati Sanatoryumu

image

Filmin Künyesi:

KUM SAATİ SANATORYUMU | SANATORIUM POD KLEPSYDRA| THE HOURGLASS SANATORIUM | Yönetmen: Wojciech Has / Oyuncular: Jan Nowicki (Józef), Tadeusz Kondrat (Jakub – Józef’in Babası), Gustav Holoubek (Dr. Gotard), Halina Kowalska (Adela), Irena Orska (Józef’in Annesi), Mieczyslaw Voit (Kör Kondüktör) / Polonya / 1973 / Renkli / 124´

Sinopsis:

Hayranları arasında David Lynch, Francis Ford Coppola ve Quay kardeşler gibi isimler bulunan Polonyalı yönetmen Wojciech Has, hâlâ şiddetle keşfedilmeyi bekleyen usta bir yönetmen. 1965 tarihli kült klasiği Zaragoza´da Bulunmuş Elyazması dışındaki filmleri izleyici karşısına nadiren çıkabilmişti. Zamanında Polonya tarafından yurtdışına çıkarılması yasaklanan Kum Saati Sanatoryumu, gizlice gönderilen kopyasıyla Cannes´da gösterilmiş ve Jüri Özel Ödülü kazanmıştı. 2000´lerde, kopyası Martin Scorsese sayesinde restore edilen film, hikâyeden çok biçim ve atmosferle ilgilenen, görüntü yönetimiyle büyüleyen fantastik, sürreel bir düş. Ya da Derek Elley´nin deyişiyle “Akıllara durgunluk veren bir çalışma, Mahler´in bütün senfonilerinin bir araya toplanmasının sinematografik muadili.”

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmin girişi etkileyici olmuş.
  • Yönetim, mekan tasarımı, kamera kullanımı gibi ögeler başarılı olmuş.
  • Jan Nowicki başarılı bir oyunculuk sergilemiş.

Eksiler

  • Filmin fazlaca hayal sahnelerine yer vermesi odaklanmayı zorlaştırıyor.

Keşif

  • Zaman kavramına atfedilen benzetmeler/ifadeler güzeldi. Zamanda oynamakla ilgili kum saati benzetmesi ilginçti.
  • Filmin zamanla olan ilişkisi bana yönetmen Ömer Kavur’u çokça düşündürttü.
  • Filmi izlerken hatırıma Luis Bunuel, Alejandro Jodorowsky, Peter Greenaway, Aleksei German, Ingmar Bergman, Ömer Kavur gibi yönetmenler geldi.
  • Józef’in filmin sonunda yeni kondüktör olması güzel bir final olmuş.

Öylesine

  • “Saatleri Ayarlama Sanatoryumu”

Yeni Ahit

image

Filmin Künyesi:

YENİ AHİT | THE BRAND NEW TESTAMENT | LE TOUT NOUVEAU TESTAMENT| Yönetmen: Jaco Van Dormael / Oyuncular: Pili Groyne (Ea), Benoît Poelvoorde (Ea’nın Babası), Catherine Deneuve (Martine), François Damiens (François), Yolande Moreau (Ea’nın Annesi) / Belçika / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Tanrı yaşıyor, hem de Brüksel’de bir apartmanda! Ama pek huysuz bir adam; karısıyla kızına pek kötü davranıyor. Masum kızı hakkında pek az şey biliyoruz aslında: Kendisi 10 yaşında, adı da Ea… Bir gün tahammülü tükenince, Ea babasının en büyük sırrını, yani dünyadaki herkesin öleceği tarihi SMS’ler yollayarak ifşa eder. Ardından da evden kaçıp altı yeni havari bulmaya karar verir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Filmin kurgusunu ve müziklerini beğendim.
  • Filmdeki oyunculuklar ve epizot şeklinde bölümleme güzeldi.

Eksiler

  • Filmin girişi odak noktasını toplamada biraz bocalama yaşıyor.
  • Havari adaylarının Ea ile ilk karşılaşmalarında onun isteğini hiç sorgulamadan kabul etmeleri biraz bulanık olmuş.

Keşif

  • Catherine Deneuve ile Goril’in eş olması Neo-Luis Bunuelvari bakış açısı olmuş.
  • “Hz. İsa ve Havariler” tablosunun film içerisinde sürekli güncellenmesi güzel bir fikir olmuş.
  • Bir kadın eliyle dünyanın yeniden başlatılması, Ea’nın kalp sesinden kişilik müziğini bulması vb. sahneler filme renk katmış.

Öylesine

  • “Tanrı’nın İnsanları”

Son Durak Cennet

image

Filmin Künyesi:

SON DURAK CENNET | TERMINUS PARADIS| NEXT STOP PARADISE | Yönetmen:  Lucian Pintilie / Oyuncular:  Costel Cascaval (Mitu), Dorina Chiriac (Norica), Gheorghe Visu (Vatasescu), Victor Rebengiuc (Grigore Cafanu), Razvan Vasilescu (Capt. Burcea), Gabriel Spahiu (Nelu) / Romanya / 1998 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Rumen yönetmen Lucian Pintilie’nin çektiği bu dram, Budapeşte’nin dışında başlıyor. Domuz çobanı Mitou bir gün sonra, iki yıllığına askere gidecek. Garson kız Norica votka içme yarışında ona katılıyor ve haliyle, ikisi Mitou’nun evinde soluğu alıyor. Halbuki Norica aslında başka biriyle nişanlı. O günlerde zaten ailesine de dargın olan Mitou’nun karşısına çıkan ilk yetkiliyle dalaşması çok da şaşırtıcı değil. Evrensel bir trajediye ayna tutan bu filmde, Çavuşesku’nun baskısı altında inleyen Romanya’da halkın nasıl boş şatafat ve iler tutar yanı olmayan hayaller peşinde koştuğunu göreceksiniz.

Artılar

  • Norica rolünde Dorina Chiriac çok sağlam bir oyunculuk tasviri çizmiş.
  • Mitu rolünde Costel Cascaval de oldukça başarılı.
  • Senaryo oldukça incelikli yazılmış.

Eksiler

  • Bulunamadı.

Keşif

  • Kimi olay ve durumlar karşısındaki karakterlerin tepkileri bana Luis Bunuel filmlerini hatırlattı.
  • Sarı tenli o pastoral bozkır görüntüsü oldukça anlamlı. Bunu ilk olarak Mitu’nun evinde bir tablo olarak görüyoruz. Sonra bu resimdeki yerin aslında gerçek olduğunu anlıyoruz. Filmin sonunda Norica, Mitu’dan yadigar kalan bebeği ile oradan geçiyor.
  • Birbirlerine delicesine aşık olan Mitu ve Norica çiftini yönetmen bizlere hiç sevişirken göstermiyor. Yönetmen belki de buradaki aşkın cinsel değil de daha çok tinsel tarafı ile ilgileniyor.
  • Babası ve annesi ile arabada beraber giderlerken Mitu’nun öfke nöbeti geçirerek arabayı zorla fren yaptırarak durdurduğu ve peşi sıra orada yaşananlara ilişkin sahneler oldukça güzeldi.

Öylesine

  • “İnek Şaban” (Yönetmen: Osman F. Seden) filmine ithaf ederek: “Hasta masta değil bu domuz gibi…”
  • “Tatava yapma Mitu. #BasGeç”