İnatçı Bir Adam

image

Filmin Künyesi:

İNATÇI BİR ADAM | LERD | Yönetmen: Mohammad Rasoulof / Senarist: Mohammad Rasoulof / Oyuncular: Reza Akhlaghirad (Reza), Soudabeh Beizaee (Hadis), Nasim Adab,  Zeinab Shabani, Missagh Zareh, Zhila Shahi, Majid Potki, Mehdi Mehraban, Sepehr Ebadi, Bagher Yekta / İran / 2017 / Renkli / 118´

Sinopsis:

Reza kendini şehir bataklığından uzaklaştırmış, eşi ve tek çocuğuyla, Kuzey İran’ın uzak bir köyünde basit bir yaşam sürüyordur. Günlerini, japon balığı çiftliğinde çalışarak geçirir. Devletle ve yerel yönetimle yakın ilişkileri olan özel bir şirket, yerel yaşamı tamamen kontrol altına almıştır. Ortaklar, şirketin varlığını ve kazancını arttırmak için, yerel çiftçileri ve küçük iş sahiplerini zorlayarak varlıklarını ele geçirmeye çalışır. Yaşadıkları baskı sonucu birçok çiftçi kendiliğinden bu yozlaşmanın bir parçası olur. Reza tekelleşmeye karşı verdiği mücadelede yolunu ve kendi değerlerini kaybetmemek için çabalarken, olduğu kişi üzerine de pek çok sorgulamaya girişecektir…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi beğenmekle beğenmemek arasında kaldım.
  • Filmin başrol oyunculuklarını çok başarılı bulamadım.
  • Alışılageldik İran filmlerinden farklı bir çalışma olmuş. O açıdan izlenmeyi hak ediyor olarak değerlendirilebilir.
  • Gerçekçi üslup kullanımı açısından Romanya’dan Cristian Mungiu’nun; Rusya’dan  Andrey Zvyagintsev’in filmlerini hatırlatıyor.
  • Filmde genel anlamda “mülkiyet” ya da “mülkiyetsizlik” temasından söz edilebilir. Çeşitli konuların mülkiyeti açısından da şu filmlerle bir bağ kurulabilir. Suyun mülkiyeti açısından “Susuz Yaz” (Yönetmen: Metin Erksan); bürokrasinin mülkiyeti açısından “Leviathan” (Yönetmen: Andrey Zvyagintsev); doğanın mülkiyeti açısından “Balık” (Yönetmen: Derviş Zaim); iradenin mülkiyeti açısından “Takva” (Yönetmen: Özer Kızıltan)
  • “Hiçbir şeyde rızam yok,
    Sen yanımda ol yeter.”

Fransa’da Bir Mevsim

image

Filmin Künyesi:

FRANSA’DA BİR MEVSİM | UNE SAISON EN FRANCE | A SEASON IN FRANCE | Yönetmen: Mahamat-Saleh Haroun / Senarist: Mahamat-Saleh Haroun / Oyuncular: Sandrine Bonnaire (Carole Blaszak), Eriq Ebouaney (Abbas Mahadjir), Bibi Tanga (Etienne Bamingui), Ibrahim Burama Darboe (Yacine Mahadjir), Aalayna Lys (Asma Mahadjir) / Fransa / 2017 / Renkli / 97´

Sinopsis:

Çad asıllı yönetmen Mahamat-Saleh Haroun’dan Paris’in alt tabakasında ayakta kalma mücadelesi veren kaçak göçmenlerin hayatına gerçekçi ve dokunaklı bir bakış… Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki savaştan kaçarak Paris’e gelen iki kardeşten öğretmen olan Abbas manavlık, felsefe profesörü olan Etienne ise gece bekçiliği yapmaktadır. Her an polis tarafından ele geçirilerek sınır dışı edilme endişesiyle yaşayan kardeşler korku ve belirsizlik üzerine yeni bir hayat inşa etmeye çalışırken ellerinden gelebilecek en iyi şeyin onurlarını korumak olduğunu öğreneceklerdir. Haroun’un “Avrupa’ya sığınmış, yüzleri görülmeyen insanların hikâyesini” anlattığını söylediği Fransa’da Bir Mevsim, dünyanın en çok ziyaret edilen (ışıklar) şehri Paris’in hiç bilmediğimiz yönüyle bizi yüzleştiriyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar ve müzik tercihleri başarılı.
  • Film aslında hikaye anlamında çok yavaş ilerlemese de izlenirken yavaş ilerliyor hissi yaratıyor.
  • Amca Etienne karakteri ile ilgili tam bir bağ kurulamıyor. Amcanın çocuklarla bir arada olduğu bir sahne olmaması da ilginç geldi bana.
  • Senaryoda kimi eksiklikler olsa da sıcak ve keyifli bir film olmuş.
  • Film kullandığı samimi dil açısından göçmen konusuna değinen ve Fransa’da geçen “Umut Limanı” (Yönetmen: Aki Kaurismaki) filmini akıllara getiriyor.
  • 2015 yılında Altın Palmiye kazanan ve benzer bir konuya değinen “Dheepan” (Yönetmen: Jacques Audiard) filminden daha sıcak buldum bu filmi.
  • “Saint-Étienne “
  • “Yacine Saint-Germain”
  • “Haydi Abbas, vakit tamam;
    30 gün diyordun işte doldu zaman.”

Bahçe

image

Filmin Künyesi:

BAHÇE | THE GARDEN | ZAHRADA | Yönetmen: Martin Šulík / Senarist: Otec, Ondrej Sulaj, Martin Šulík / Oyuncular: Roman Luknár (Jakub), Zuzana Sulajová (Helena), Jana Svandová (Tereza), Marián Labuda (Otec) / Slovakya / 1995 / Renkli / 99´

Sinopsis:

Genç Jakub hayatından memnun değil; işi onu tatmin etmiyor, evli bir kadınla olan ilişkisini de yürütemiyor, hiç geçinemediği babasıyla da bir apartman dairesi paylaşmak zorunda. Kendisini çevreleyen boz gerçeklikte kaçmak için Jakup kısa bir süreliğine büyükbabasının köydeki eski evine taşınmaya karar veriyor. Buradayken büyükbabasının günlüğünü buluyor, bu da yalın ve unutulmuş bir dünyanın büyüsünü keşfetmesini sağlıyor: erik likörü yapmayı, ekmek pişirmeyi, büyük bahçenin çimlerini biçmeyi öğreniyor; gizemli üç adam onu ziyaret ediyor, bilinmezliklerle dolu ve son derece ilginç bir kız olan Helen’la tanışıyor. Kısa tatili gittikçe uzuyor ve Jakup daha farkına bile varamadan hayatı köklü bir değişime uğruyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Enteresan bir film olmuş.
  • Filmde ara ara kullanılan müziği beğendim.
  • Luis Bunuel’in gerçeküstücülüğü ile Ingmar Bergman’ın ruhüstücülüğü birleşimi bir film olmuş.
  • Film bir ağaçtan kopup düşen bir dal ile başlıyor. Jakub’un hayatı da bu dal gibi bir “kopukluk” içinde. Babası ile olan ilişkisi, evli Tereza ile olan şehvet macerası, okuldaki öğretmenlik işi vb. Büyükbabanın köydeki evinde bile ilk başlarda Jakub’un el/adım attığı her yerde bir sıkıntı oluşuyor.
  • Büyükbabanın ters şekilde yazılmış günlüğü fikrini oldukça iyi buldum. Jakub yazılanları bir ayna yardımı ile okuyabiliyor. Bu ayna onun kendi iç dünyasını keşfetmesini sağlıyor bir bakıma.
  • Jakub’un babası filme oldukça renk katmış.
  • Jakub’un hayatındaki iki kadının (Tereza ve Helena) temsil ettiği karakterler “Arzunun Şu Karanlık Nesnesi” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmindeki iki farklı Conchita (Carole Bouquet, Ángela Molina) karakterini anımsatıyor.
  • “Arzunun Şu Karanlık Bahçesi”

Gelecek Günler

image

Filmin Künyesi:

GELECEK GÜNLER | THINGS TO COME | Yönetmen: Mia Hansen-Løve / Senarist: Mia Hansen-Løve / Oyuncular: Isabelle Huppert (Nathalie Chazeaux), André Marcon (Heinz), Roman Kolinka (Fabien) / Fransa / 2016 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Avrupa’nın yükselişteki yönetmenlerinden Mia Hansen-Løve’a Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü getiren beşinci filmi GELECEK GÜNLER / THINGS TO COME, güçlü bir kadın karakter portresi sunuyor. Nathalie evli ve çocuklu, ayakları yere basan bir felsefe öğretmenidir. İlgi bekleyen yaşlı annesi, çok sevdiği işi ve yolunda giden evliliği arasında üçe bölünmüş olan hayatındaki taşlar, 25 yıllık kocası onu terk ettiğinde yerinden oynamaya başlar. Nathalie, kurmak için yıllarını verdiği hayatı bir anda kaybetmiştir. Orta yaştan sonra hayatın getirdiği değişikliklerle geleceğini nasıl kuracağını, hayatının bu yeni evresini nasıl karşılayacağını henüz bilmemektedir. Rotten Tomatoes tarafından 2016’nın Yabancı Dilde En İyi Filmi seçilen ve Time, Rolling Stone, New York Times, Screen, Variety, Los Angeles Times gibi pek çok kaynak tarafından 5 yıldızla taçlandırılan filmde Isabelle Huppert, etkileyici performansıyla sene boyunca pek çok ödüle layık görüldü.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel olarak başarılı bir film olmuş.
  • Yönetim ve oyunculuklar başarılı.
  • Film müzikleri güzel ve keyifliydi.
  • Felsefe öğretmeni Nathalie’nin yaşamı ve başından geçen kimi olaylar “Öğretmen Zeynep” (Yönetmen: Ümit Efekan) filmini hatırlatıyor.
  • Heinz ile Nathalie arasındaki evlilik kurumu “Hayatboyu” (Yönetmen: Aslı Özge) filmini hatırlatıyor.
  • “Brittany By Sea”

Benim Mutlu Ailem

image

Filmin Künyesi:

BENİM MUTLU AİLEM | CHEMI BEDNIERI OJAKHI | MY HAPPY FAMILY | Yönetmen: Nana Ekvtimishvili, Simon Gros / Senarist: Nana Ekvtimishvili / Oyuncular: Ia Shugliashvili (Manana), Merab Ninidze (Soso), Berta Khapava (Lamara), Tsisia Qumsishvili (Nino), Giorgi Khurtsilava (Vakho), Giorgi Tabidze, Goven Cheishvili (Otar) / Gürcistan / 2016 / Renkli / 120´

Sinopsis:

Hayatın Baharı’nın yönetmenleri Nina ve Simon, Sundance ve ardından Berlin’de prömiyerini yapan bu dramda bu kez ataerkil Gürcü toplumunu mercek altına alıyor. 25 yıldır evli olan edebiyat öğretmeni Manana, üç odalı evini kocasıyla birlikte anne-babası, iki yetişkin çocuğu ve damadıyla paylaşmaktadır. 52. doğumgünü akşamında Manana evden ayrılmak istediğini söyler. Ailesi şaşkınlık içerisindedir, ama gerçekten valizini toplayıp tek başına bir eve çıktığında daha da şaşırırlar. Gürcistan’da görülmüş şey değildir bu yaptığı. Mutlu yuvası ve ailesi dururken bu kararın nedeni ne olabilir?

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmde Asghar Farhadi filmlerinin tadı var.
  • Filmde kullanılan şarkılar oldukça güzeldi.
  • Soso nasıl biri diye soracak olunursa cevap İngilizce dilinde şöyle olabilir: So So