Yeryüzünün Kraliçesi

image

Filmin Künyesi:

YERYÜZÜNÜN KRALİÇESİ | QUEEN OF EARTH | Yönetmen: Alex Ross Perry / Oyuncular: Elisabeth Moss (Catherine), Katherine Waterston (Virginia), Patrick Fugit (Rich), Kentucker Audley (James), Keıth Poulson (Keith), Kate Lyn Sheil (Michelle) / ABD / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Babasının ölümü sonrası sevgilisinden ayrılmış olan Catherine kendisini bir anda hayatının karanlık bir noktasında buluverir. Bunalımın kıyısında sürüklenirken, çocukluk arkadaşı Virginia’nın göl kenarındaki kulübesine birlikte bir kaçamak yapma teklifi çekici gelir. Ancak, geçmişin ağırlığı, başka hayaletler ve Virginia’nın orada düşen enerjisi, bu tatilin amacından uzaklaşmasına neden olur çabucak. Yalnız kalan Catherine yavaş yavaş depresyonun ve deliliğin dünyasına tekrar çekilmeye başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda izlemeye değer bir film olmuş.
  • Elisabeth Moss’un oyunculuğu oldukça iyiydi.
  • Diyaloglar başarılı yazılmış.

Eksiler

  • Gerilimi daha iyi vermek için başvurulsa da müzik kullanımında biraz aşırıya kaçılmış.
  • Catherine’nin ve Virginia’nın geçmişlerine dair biraz daha detay olsa daha iyi olabilirdi.

Keşif

  • İki kadının gözlerden uzak bir yerde dinlenmeleri/tatil yapmaları, Catherine’nin daha içine kapanık; Virginia’nın  ise daha özgür olması, yan tarafta oturan erkek bir komşu olması gibi öğeler “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmini aklıma getirdi.
  • Yakın birini kaybettikten sonra hayata tutunma/onu unutamama, geçmişle hesaplaşma, aşık olmak/sevmek gibi noktalar açısından film bana “Dolunay” (Yönetmen: Şahin Kaygun) yapımını çağrıştırdı.
  • Filmin ruhsal atmosferinde bir Ömer Kavur filmi havası da vardı.

Öylesine

  • “İkibin Yılın Depresifi”
  • “Acı Yüz”

Yeni Ahit

image

Filmin Künyesi:

YENİ AHİT | THE BRAND NEW TESTAMENT | LE TOUT NOUVEAU TESTAMENT| Yönetmen: Jaco Van Dormael / Oyuncular: Pili Groyne (Ea), Benoît Poelvoorde (Ea’nın Babası), Catherine Deneuve (Martine), François Damiens (François), Yolande Moreau (Ea’nın Annesi) / Belçika / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Tanrı yaşıyor, hem de Brüksel’de bir apartmanda! Ama pek huysuz bir adam; karısıyla kızına pek kötü davranıyor. Masum kızı hakkında pek az şey biliyoruz aslında: Kendisi 10 yaşında, adı da Ea… Bir gün tahammülü tükenince, Ea babasının en büyük sırrını, yani dünyadaki herkesin öleceği tarihi SMS’ler yollayarak ifşa eder. Ardından da evden kaçıp altı yeni havari bulmaya karar verir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Filmin kurgusunu ve müziklerini beğendim.
  • Filmdeki oyunculuklar ve epizot şeklinde bölümleme güzeldi.

Eksiler

  • Filmin girişi odak noktasını toplamada biraz bocalama yaşıyor.
  • Havari adaylarının Ea ile ilk karşılaşmalarında onun isteğini hiç sorgulamadan kabul etmeleri biraz bulanık olmuş.

Keşif

  • Catherine Deneuve ile Goril’in eş olması Neo-Luis Bunuelvari bakış açısı olmuş.
  • “Hz. İsa ve Havariler” tablosunun film içerisinde sürekli güncellenmesi güzel bir fikir olmuş.
  • Bir kadın eliyle dünyanın yeniden başlatılması, Ea’nın kalp sesinden kişilik müziğini bulması vb. sahneler filme renk katmış.

Öylesine

  • “Tanrı’nın İnsanları”

Halime’nin Yolu

image

Filmin Künyesi:

HALİME’NİN YOLU | HALIMA’S PATH | HALIMIN PUT | Yönetmen: Arsen A. Ostojic / Oyuncular: Alma Prica (Halima), Olga Pakalovic (Safija), Mijo Jurisic (Slavomir), Izudin Bajrovic (Salko), Miraj Grbic (Mustafa) / Bosna-Hersek / 2013 / Renkli/ 93´

Sinopsis:

Halime’nin Yolu, Bosna Savaşı’nda ölen ve çok sayıdaki toplu mezarlardan birinde gömülü oğlunun kemiklerini teşhis etmeye çalışan, fakat bunu başaramayan iyi kalpli Halime’nin trajik fakat ilham verici hikayesini anlatıyor. Halime, DNA analizi için kan vermeyi reddederek oğlunu aslında gizlice evlatlık edindiği ve biyolojik oğlu olmadığı gerçeğini saklar. Oğlunun bulmanın tek yolunun, onun 20 yılı aşkın bir süredir kendisinden haber alınmayan biyolojik annesini bulmaktan geçtiğini fark eder. Öte yandan, onu bulduktan hemen sonra, trajik bir dizi olay kontrolsüzce ortaya çıkar ve beklenmedik sonuçlar doğurur.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Müzik kullanımı filme pek güzel katkı yapmış.
  • Senaryo ve hikayenin kurgulanışı başarılı.
  • Yönetmenin şimdiki zamandaki sahnelerin içerisine geçmişi eklemlemesini beğendim.

Eksiler

  • Safija’nın önce evden kovulması sonra ise geri kabul edilmesi arasındaki geçiş iyi aktarılamamış.

Keşif

  • Slavomir ve bilmeden hayatını değiştirdiği oğlu ile aralarında geçen olay oldukça acıydı.
  • Filmdeki hikaye 1977 yılında başlıyor. O yıldan bu yıla toplumda kadın olmanın zorluğu hala sürüyor.
  • Alma Prica’nın oyunculuk gücünde bir Hülya Koçyiğit performansı vardı.

Öylesine

  • Hatıralar Arasında”

İnsanları Seyreden Güvercin

image

Filmin Künyesi:

İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN | A PIGEON SAT ON A BRANCH REFLECTING ON EXISTENCE | EN DUVA SATT PA EN GREN OCH FUNDERADE PA TILLVARON | Yönetmen: Roy Andersson / Oyuncular: Holger Andersson (Jonathan), Nisse Vestblom (Sam) / İsveç / 2014 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlıyor. Film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki bezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Aynı anda absürt, gerçeküstü, öfke dolu, rahatsız edici, karanlık ve komik bu film, bir dalın uzerinden bizleri gözleyen bir güvercin gibi, bize yaşamın ihtişamını, insanoğlunun kırılganlığını ve yaklaşan kıyametini hatırlatıyor.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin görsel atmosferindeki sadeliği ve soluk renkliliği beğendim.
  • Kamera çekim açılarını çok başarılı buldum. Ne çok yakın ne de çok uzak. Güvercin perspektifinden 🙂

Eksiler

  • Filmdeki parçalı anlatımın anlaşılırlığı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.

Keşif

  • Filmin iyi olduğuna sevindim 🙂
  • Filmi kimi açılardan “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmine benzettim. İzlerken farkına tam varamadığımız rüya sahneleri, bir türlü satılamayan şaka oyuncakları. Yakın temalar “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” filminde de var mesela: rüya sahneleri, bir türlü gerçekleşemeyen yemek buluşması.
  • Filmdeki karakterlerin yüzlerinde “ölü insan” gibi bir renk tonu olması yaşamın geçici olmasına dair bir vurgu yapar gibiydi.
  • Filmin girişinde anlatılan 3 türlü ölüm vakası oldukça başarılıydı. Hele 2. vakada sedyedeki yaşlı kadının elinden çantayı alma uğraşı ve onun bir güvercin gibi çırpınışı.
  • Filmin başında 3 ölüm türü gösteren yönetmen insanları eğlendirme ile ilgili de şaka oyuncakları üzerinden 3 yöntem öneriyor.
  • Sahnelerdeki görsel atmosfer yer yer Manoel De Oliveira filmlerini hatırlattı.
  • “Bir Öpücük Bir İçki” kampanyası ile insanların dev bir kazanın içerisine tıkılıp ateşe verildikleri sahneler güzeldi.

Öylesine

  • İnsanların Gizli Güvercinliği”

Nergis Hanım

image

Filmin Künyesi:

NERGİS HANIM | Yönetmen:  Görkem Şarkan / Oyuncular:  Zerrin Sümer (Nergis), Settar Tanrıöğen (Ekrem), Begüm Akkaya (Bahar), Faruk Barman (Gökhan) / Türkiye / 2013 / Renkli / 87´

Sinopsis:

Orta yaşlı Ekrem, Alzheimer hastası annesine bakmak zorundadır. Adını bile hatırlayamayan annesinin bakımını üstlenebilmek için açık denizlere yelken açma hayalini bir kenara bırakmıştır. Azıcık parayla yaşadıkları bu küçük eski evde geçen her gün birbirinin aynısıdır. Nergis her yere işer, yemeği çöpe atar. Bıkmış usanmış Ekrem de annesiyle bu pis kokan eski eve hapsolmuştur. Annesinin evden kaçmasına mani olmak için evin tüm kapıları ve pencerelerini kilitleyen Ekrem, kaderini kabul etmiş gibidir. Ta ki Nergis sabrını taşırana dek…

Artılar

  • Oyunculuklar çok başarılı.
  • Tek bir mekanda geçmesine rağmen sonuna kadar odak noktasını kaybetmeyen bir film olmuş.

Eksiler

  • Film içerisinde ana iki karakterin dönüşümü ile ilgili bir sıkıntı var sanki. Nergis Hanım ya da Ekrem film boyunca aslında herhangi bir dönüşüme uğramıyorlar gibi geldi bana.
  • Nergis Hanım’ın parayı kağıt sanıp kestiği sırada Ekrem’in mutfakta uzunca bir süre anahtarı aramakla meşgul olması bana biraz doğal olmayan planlı bir hareket gibi geldi.

Keşif

  • Aynı sinema ustalığında ya da derinliğinde olmasa da film bana Michael Haneke’nin “Aşk” filmini hatırlattı. Özellikle de biri sağlıklı diğeri hasta iki kişinin bir ev içerisinde yaşadıkları deneyimleme açısından.
  • Gökhan ve Bahar’ın eve ziyarete geldikleri sahnede geçen diyaloglar o kadar hayattan ve gerçekçi ki.
  • Gökhan karakterinin verdiği tepkilerde ve sergilediği davranışlarda kendimi buldum diyebilirim.
  • Filmin başında Nergis Hanım’ın radyoda dinlediği şarkıda geçen “Bir senaryo içinde kendi yazdığımızı yaşıyoruz” sözleri oldukça manidar. Tam aklımda tutamadım ama şarkı sözleri buna benzerdi diye hatırlıyorum.
  • Ekrem’in duvardaki tekne resmi üzerinden Gökhan ile yaptığı sohbet bölümü çok iyiydi.
  • Evin içindeki eşyalarda, objelerde bir Alzheimer durumu söz konusu sanki. Salonun duvarındaki saat durmuş, Ekrem’in odasındaki takvim yaprakları hiç koparılmamış, evin duvarları çürümeye başlamış…
  • Film içerisindeki diyaloglardan Nergis Hanım ve ailesi ile ilgili çatlaklardan adım adım haberdar oluyoruz.

Öylesine

  • “Hayallerim, Annem ve Ölüm”
  • O değil de Ekrem’in odasındaki duvar askısı hoşuma gitti 🙂