Kuyu

image

Filmin Künyesi:

KUYU | THE WELL | Yönetmen:  Metin Erksan  / Oyuncular:  Hayati Hamzaoğlu (Osman), Nil Göncü (Fatma), Demir Karahan (Mehmet), Aliye Rona (Anne), Osman Alyanak (Baba), T. Fikret Uçak  / Türkiye / 1968 / Siyah-Beyaz / 86´

Sinopsis:

Kuyu’da Osman (Hayati Hamzaoğlu), aynı köyde yaşadığı Fatma’ya (Nil Göncü) sevdalı. Fatma’nın bu konuda ne hissettiğinin ise onun gözünde pek bir önemi yok; tek görebildiği, kendi karşı konulmaz arzusu. Fatma’yı kaçırıp dağa kaldıran, bu uğurda hapse girip çıkan Osman’ın “zorla güzellik” uğruna giriştiği üçüncü deneme, genç kızın ölümcül isyanıyla her ikisi için de trajik bir finale ulaşıyor.

Artılar

  • Hayati Hamzaoğlu olağanüstü bir oyunculuk sergilemiş.
  • Senaryoyu çok başarılı buldum.
  • Filmin müzikleri (Abdullah Nail Bayşu , Orhan Gencebay ) de oldukça başarılı.
  • Yakın plan çekimleri başarılı buldum.

Eksiler

  • Bir filmde Osman Alyanak olur da bu kadar az replik yazılır mı onun için 🙂
  • Köyde yaşanan olaylar karşısında muhtar çok pasif kalıyor.

Keşif

  • Final oldukça güzel, sarsıcı ve acıklı bir şekilde kör kuyuda son buluyor. Osman, Fatma’nın elinden hayata veda ediyor. O çok coşku ile savurduğu su içerisinde boğulup gidiyor. Tüm günahları Osman’ın dediği gibi temizlenecek mi bilemiyoruz. Fatma kuyunun üstünü taşlarla örtüyor. Mezar taşı da hazır yani. Ve en son da kendi canına kıyıyor Fatma. Artık ona engel olacak ne iyi ne de kötü bir erkek de yok karşısında.
  • Fatma’yı evlendirmek istedikleri adamın, Fatma’nın düğün günü evden kaçması sonrasında harcadığı paraların derdine düşmesi ve bu minvalde gelişen olaylar filme mizahi bir boyut katmış. Fatma’nın evlendirileceği karakter bana “Salako” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmindeki “Abuzer Ağa” (Talat Gözbak) karakterini anımsattı.
  • Osman’ın dağa kaçırdığı Fatma’nın başının çevresinde dolandığı sahnede kameranın çekim açısı oldukça güzeldi. Osman dini açıdan etrafına “ışıklar saçarken” Fatma’nın hayrına hiçbir şey dökülmüyor ağzından.
  • Osman Fatma’ya şöyle diyor: “Yarın sabaha kadar düşün ve bana evet de”. Yani Fatma’nın karar vermek şöyle dursun düşünme hakkı bile yok. Ölürcesine tutku Osman’ın gözlerini adeta kör etmiş.
  • Filmin açılış sahnesinde kameranın, Fatma’yı ağacın arkasından gözleyen Osman’ın yüzüne zum yaptığı bölüm oldukça iyi bir uygulamaydı.
  • Azgın derelerde kendi azgınlığını bulan Osman’ı görüyoruz zaman zaman. Osman mı nehri coşturuyor/azdırıyor yoksa nehir mi onu bilemiyoruz.
  • Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filminde eğildiği su konusunu/temasını bu filmde de görmek mümkün.
  • Hem “Susuz Yaz” hem de bu filmde kötü karakterimizin ismi Osman.
  • Filmde Fatma’nın yaşadığı olaylar karşısında annesi oldukça öne çıkarken; babasının çok pasif kaldığını görüyoruz. Filmin çekildiği dönemi de düşünürsek ataerkil düzenin ve erkek egemenliğinin oldukça belirgin olduğu o dönemde bir erkek figürü olarak babanın bu denli pasif kalmasını ve de hiç şiddete başvurmamasını oldukça ilginç ve cesaretli buldum.
  • Fatma’yı ölümden döndüren ve ona umut aşılayan karakterin idamlık bir kaçak olması ilginçti.
  • Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filminde olduğu gibi bu filmde de köy yerindeki cinsel arzulara/fantezilere getirdiği  cesur yorumları görüyoruz. Bir sahnede Osman’ı Fatma’yı ağaca bağlayıp soyunuk halde arzularını kamçılarken görüyoruz. Başka bir sahnede ise kayalıkların içerisinde soyunuk olan Fatma idamlık Mehmet ile belki de son arzularını yerine getirirlerken görüyoruz.
  • Mehmet ile Fatma’nın halvet olduğu sırada kameranın bize içinden su akan beton bir açıklığı göstermesi manidar.
  • Filmden bir replik: “Mekansız kurt olduk”
  • Filmden bir replik: “Yarına kadar düşün ve evet de”
  • Fatma sevildiği Osman için yaşayan bir ölü iken; sevdiği Mehmet ise  onun için yaşayan bir ölü.
  • Fatma’nın annesinin fütursuzca diyebileceğimiz öfkesini kustuğu diyaloglar oldukça iyiydi. Gerçi monolog da diyebiliriz çünkü karşı taraftan hiç cevap almıyordu 🙂
  • Derenin iki kenarında paralel bir şekilde yürüyen Fatma ve annesi ile Osman’ın annesinin kamera ile uzaktan çekildiği sahne iyiydi.

Öylesine

  • Filmin sonlarına doğru misafir olduğumuz oturak alemindeki kadınlar da bayağı oturaklıydı hani 🙂
  • “Fatma’nın Suçu Ne”
  • “Gramofon Fatma”
  • “Kuyudaki Yalnızlık”
  • “Kuyunun Ardı”
  • Fatma ne yapıp edip Osman’ın suyuna gitmiyor.
  • Fatma ve Osman’ın köyünde dağlar kıyıya değil kuyuya paralel 🙂

Patron Mutlu Son İstiyor

image

Filmin Künyesi:

PATRON MUTLU SON İSTİYOR | Yönetmen: Kıvanç Baruönü / Oyuncular: Tolga Çevik, Ezgi Mola, Murat Başoğlu, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz, Saba Tümer, Ayşenur Yazıcı / Türkiye / 2013 / Renkli / 110´

Sinopsis:
Yapımcı İsfendiyar, senaristlik yapan Sinan’ı romantik komedi filmi senaryosu yazması için Kapadokya’ya gönderir. Burada bir butik otele yerleşen Sinan zor durumdadır. Çünkü ne yazacağı konusunda hiçbir fikri yoktur. Üstelik düşünmek için yeterli zamana sahip değildir. Patronu, işini bir an önce bitirmesi için ona baskı yapmaktadır. Sinan, butik otelin sahibi olan İzzet Bey’in kızı Eylül’le tanışır ve ondan çok etkilenir. Hatta ondan ilham alarak yazacağı senaryoyu onun üzerine kurmaya karar verir. Ancak bir sorun vardır: Eylül, ünlü bir oyuncu olan Faruk’la nişanlıdır. Faruk ile Sinan birbirlerini uzun zamandır tanımaktadırlar ve bu tanışıklık pek hoş anılarla dolu değildir. Çünkü Sinan, zamanında yakın arkadaş olduğu Faruk’un sevgilisini çalmıştır; bu yüzden de Faruk, Sinan’ı düşman ilan etmiştir

Artılar

  • “Sinan” ve “İsfendiyar” rollerinde Tolga Çevik iyi bir oyunculuk sergilemiş.
  • “Eylül” rolünde Ezgi Mola’nın oyunculuğu genel anlamda başarılı.
  • Senaryodaki diyaloglar genellikle başarılı, Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden çıktığı fark ediliyor.

Eksiler

  • Filmde birkaç noktanın final havası taşıması patronun mutlu son istemesinin sonucu olmuş sanki. Seyirci de aslında sadece bir son istiyor mutlu ya da mutsuz.
  • Senaryonun mizahi tarafı biraz daha kuvvetli olabilirdi.
  • Sinan’ın patronu İsfendiyar’ın  bir ara uzunca bir süre ortalarda olmaması karakterin devamlılığı açısından sıkıntılı olmuş.
  • Eylül ve sevgilisi Faruk’un (Murat Başoğlu) tanışma hikayesine ya da birlikteliklerinin başlangıcına dair biraz daha bilgi sahibi olabilsek iyi olurdu.

Keşif

  • Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakterinde bir yerli Mr. Bean havası sezdim. 
  • Metafor kullanmayı seven senarist Sinan’ın film süresince uçup giden hayallerini balon metaforu ile belki açıklayabiliriz.
  • “Gülen Gözler” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde “Vecihi” (Şener Şen) karakteri yüksekten uçarak (evin üstünde pilotluk denemeleri) sevdiği kız Fikret’e (Ayşen Gruda) ulaşmaya çalışıyordu.  Bu filmde de Sinan alçaktan uçarak (balonu yerden yakalamaya/durdurmaya çalışması) sevdiği kız Eylül’e ulaşmaya çalışıyor.
  • Bu filmde Ezgi Mola oyunculuğu ve duruşu ile bana Türkan Şoray’ı anımsattı.
  • Eylül’ün filmde söylediği şuna benzer bir replik oldukça güzeldi.
    “Aslında  ne güzel olur, böyle yaşadıklarımızı yazsak ya da görebilsek. Kendimizin hayatta hangi rolde olduğunu görürdük.”
  • Sinan ve Eylül’ün balon gezisinde kaybolup bir süre yalnız başlarına mağarada kaldıkları bölümler bana “Salako” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) filmini hatırlattı. Kemal Sunal’ın canlandırdığı “Salako” karakteri ile bu filmde Tolga Çevik’in canlandırdığı Sinan karakteri arasında kimi açılardan benzerlik kurmak mümkün. Bizim karakterimiz de bir nevi “Sinano” ya da “Şapşalo” (olumlu anlamda) olabilir. Salako filmin sonuna kadar muradına erememişti aynı bizim Şapşalo (Sinano) gibi.

Öylesine

  • “Sinano” | “Şapşalo”.