Ava

image

Filmin Künyesi:

AVA | Yönetmen: Sadaf Foroughi / Senarist: Sadaf Foroughi / Oyuncular: Mahour Jabbari (Ava), Bahar Noohian (Bahar, Ava’nın Annesi), Vahid Aghapoor (Vahid, Ava’nın Babası), Parnian Akhtari (Anahita), Sarah Alimardani (Shirin),  Mona Ghiasi (Yasi), Houman Hoursan (Nima), Leili Rashidi (Bayan Dehkhoda), Shayesteh Sajadi (Melody)  / İran / 2017 / Renkli / 102´

Sinopsis:

Ava, Tahran’da ailesiyle birlikte yaşayan, oldukça programlı bir hayatı olan bir lise öğrencisidir. En büyük tutkularından biri keman çalmak olan Ava da her genç gibi arkadaşlarıyla vakit geçirmekten keyif alır. Kendi yaşındaki bir oğlanla görüştüğünü öğrenen annesi duruma aşırı tepki göstererek Ava’yı jinekoloğa götürür. Olayın travmasını atlatamayan Ava, annesinin de kendi yaşındayken yaptığı “uygunsuz” davranışları öğrenince, keman derslerini atlatmaya ve okulda düzeni bozacak davranışlarda bulunmaya başlar. Annesinin koyduğu sınırlar daraldıkça, Ava’nın başkaldırısı ve özgürlüğüne olan özlemi de katlanarak artacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Annesinin Ava’yı jinekoloğa götürdüğü andan sonra evdeki çekimlerde Ava’yı daha çok karanlık ışıkta görürüz. Öncesinde ise Ava ile ilgili evdeki sahneler daha aydınlıktır.
  • Evet, Ava sanatla ilgili. Keman çalıyor, klasik müzik dinliyor, bir piyanosunun olmasını istiyor. Öte yandan ailenin geri kalanında sanatla ilgili bir bağ, alaka pek görülemiyor.
  • Genellikle beyaz eldivenleri ile görülen okul müdürü eğitimi tırnak içinde ameliyat eden ama bunda da başarısız olan bir cerrah gibi gözüküyor. Ava’nın annesi de bir doktor/cerrah. O da kızının eğitimi üzerinde başarısız bir ameliyat gerçekleştiriyor.
  • Yakın zaman önce 37. İstanbul Film Festivalinde yer alan başka bir İran yapımı “Tarihsiz, İmzasız” (Yönetmen: Vahid Jalilvand) filmindeki gibi bu filmde de hikayenin bazı noktalarına inandırıcılık sorunları var.
  • “Odamdaki Kemancı”

Dovlatov

image

Filmin Künyesi:

DOVLATOV | Yönetmen: Alexey German Jr. / Senarist: Aleksey German, Yulia Tupikina / Oyuncular: Milan Maric (Sergei Dovlatov), Danila Kozlovsky (David), Helena Sujecka (Elena Dovlatova), Artur Beschastny (Iosif Brodsky), Anton Shagin (Anton Kuznetsov), Piotr Gasowski (Semyon Aleksandrovich), Eva Gerr (Katya Dovlatova), Hanna Sleszynska (Editör) / Rusya / 2018 / Renkli / 126´

Sinopsis:

1971, Leningrad. Ölümünden sonra ünlenecek Rus yazar Sergei Dovlatov, günlerini yazılarının yayımlanmasının koşulu olan Yazarlar Sendikası’na üyeliğini kovalayıp ufak yazı işleriyle geçirir. Akşamları ise caz dinlenen partilerde kentteki sanatçı ve yazarlarla bir araya gelir. Under Electric Clouds’un yönetmeni Alexey German Jr., Berlin’de dünya prömiyerini yapan yeni filminde Dovlatov’un hayatından altı günü anlatıyor ve bu hikâye üzerinden dönemin entelektüel çevresi ve onların Brejnev zamanı Sovyetler Birliği’yle ilişkisinin de portresini sunuyor. Yönetmen, John Steinbeck’ten Vladimir Nabokov’a uzanan referanslarla dolu senaryosunu, koreografileriyle büyüleyen sahnelerle aktarıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Milan Maric başta olmak üzere tüm oyuncu performansları başarılı.
  • Senaryo ve görüntü yönetimi başarılı.
  • Uzun süresine rağmen film hiç sıkmıyor/bunaltmıyor.
  • Yönetmenin filmde uyguladığı kamerayı kullanım biçimi yönetmen olan babası Aleksey German’ın “Tanrı Olmak Zor İş” filmini akıllara getiriyor.
  • Bir sanatçının üretim alanının kısıtlanması, özgürlüğünün engellenmesi, baskı görmesi, çile çekmesi vb. gibi açılardan “Ardıl Görüntü” (Yönetmen: Andrzej Wajda) filmi ile de benzerlik taşımakta.
  • Filmden bir replik: “Zamanın anahtar deliğinden bakmak istiyorum…”
  • “Yazar Olmak Zor İş”

Beni Adınla Çağır

image

Filmin Künyesi:

BENİ ADINLA ÇAĞIR | CALL ME BY YOUR NAME | Yönetmen: Luca Guadagnino / Senarist: James Ivory (Senaryo), André Aciman (Roman’ın Yazarı) / Oyuncular: Armie Hammer (Oliver), Timothée Chalamet (Elio), Michael Stuhlbarg (Elio’nun Babası), Amira Casar (Annella), Esther Garrel (Marzia), Victoire Du Bois (Chiara), Vanda Capriolo (Mafalda), Antonio Rimoldi (Anchiese), André Aciman (Mounir), Peter Spears (Isaac) / İtalya / 2017 / Renkli / 130´

Sinopsis:

1983 yazında, İtalya’nın kuzeyinde 17 yaşındaki Elio Perlman (Timothée Chalamet) günlerini, ailesinin 17. yüzyıldan kalma villasında geçirmektedir. Miskince notaların kopyasını çıkarıp, arkadaşı Marzia (Esther Garrel) ile flörtleşmektedir. Bir gün, doktora tezi üzerinde çalışan 24 yaşındaki Oliver (Armie Hammer) Greko-Roman kültür alanında çalışan Elio’nun babasına (Mark Stuhlbarg) yardım etmek için yanlarına gelir. Elio ve Oliver kısa bir süre içinde bu yazın, hayatlarını sonsuza dek değiştireceğini fark ederler.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin geçtiği mekanlar oldukça pastoral ve güzel.
  • Filmdeki müzikler güzel olmakla birlikte belki biraz fazla kullanılmış olabilir.
  • İkinci bölümde tempo bir ara düşer gibi olsa da sonlara doğru yine gücüne kavuşuyor film.
  • Elio’nun fizyonomisi antik dönem heykellerine benzemekte. Oliver’in aradığı ya da bulmaya çalıştığı heykeldir bu belki de.
  • Günümüz döneminde geçen “Mavi En Sıcak Renktir” (Yönetmen: Abdellatif Kechiche) filminde, aşkı yaşama şekli çağa uygun olarak daha hızlıyken; 1980’lerde geçen bu filmde ise yine çağına uygun olarak aşk daha sakin olarak yaşanmakta.
  • “Call Me By Later”
  • “83′ Yazı”

Rodin

image

Filmin Künyesi:

RODIN | Yönetmen: Jacques Doillon / Senarist: Jacques Doillon / Oyuncular: Vincent Lindon (Auguste Rodin), Izïa Higelin (Camille Claudel), Séverine Caneele (Rose Beuret) / Fransa / 2017 / Renkli / 119´

Sinopsis:

Gelmiş geçmiş en büyük heykel sanatçılarından Rodin, ölümünün yüzüncü yıldönümünde yapıtlarının yanı sıra aşklarını da ele alan büyük bütçeli, göz alıcı bir filmle de gündemde. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Rodin, “Düşünen Adam” ve “Öpücük” gibi şaheserlerinin temeli olan “Cehennemin Kapıları”nı Paris’te henüz tamamlayan usta sanatçı Auguste Rodin’i sanatı ve çalkantılı özel hayatı prizmasından bakarak gözlemliyor. Rodin, bu benzersiz ustayı hayatını paylaştığı eşi Rose, yetenekli öğrencisi ve sonradan metresi Camille Claudel’e duyduğu tutku ve bugün, çağdaş heykel sanatının dönüm noktası olarak değerlendirilen yapıtlarıyla ele alıyor. Filmde Rodin’i İnsanın Değeri ile tanıdığımız Vincent Lindon, muhteşem bir performansla canlandırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • 19. yy’ye ait bir Evlilik Sözleşmesi de görmüş oluyoruz filmde.
  • Camille Claudel, eserlerinin sergilenmesi ve kabul edilmesi konusunda cinsiyet ayrımına maruz kalıyor çoğunlukla. Dönemin Fransız toplumu Camille’ye diyor ki “Elinin kili ile erkek işine karışma”
  • Auguste Rodin’e heykel modelliği yapmak için yarışan/kapışan genç kızlar Yeşilçam’dan tanık olduğumuz artist/manken olmak için evden kaçan genç kızların halini anımsattı.
  • “Heykellerim, Aşkım ve Sen”

İçimdeki Güneş

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ GÜNEŞ | LET THE SUNSHINE IN | UN BEAU SOLEIL INTÉRIEUR | Yönetmen: Claire Denis / Senarist: Christine Angot, Claire Denis / Oyuncular: Juliette Binoche (Isabelle), Xavier Beauvois (Vincent), Philippe Katerine (Mathieu), Valeria Bruni-Tedeschi, Gérard Depardieu  (Falcı) / Fransa / 2017 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren Claire Denis’nin son filmi, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşk arayışını ironik bir dille anlatıyor. Binoche’un canlandırdığı Isabelle, 50’li yaşlarını süren, duygularının hayatını yönlendirmesine izin veren, mutsuz ve kararsız bir sanatçıdır. Tanıştığı birkaç erkekle ilişki kurmayı dener, ancak bu adamların uyumsuzlukları, iletişim kazaları, tuhaf ve hatta komik durumlar onu yıldırır. Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünden büyük ödülle döndü.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarısız buldum.
  • Claire Denis ve Juliette Binoche birlikteliğinden daha güzel ve kaliteli bir iş çıkmasını beklerdim.
  • Isabelle’nin içindeki güneş her sabah doğup her akşam batıyor.
  • “Yedi Kocalı Isabelle”