Mahkeme

image

Filmin Künyesi:

MAHKEME | COURT| COURT | Yönetmen: Chaitanya Tamhane / Oyuncular: Vira Sathidar (Narayan Kamble), Vivek Gomber (Vinay Vora), Geetanjali Kulkarni (Savcı), Pradeep Joshi (Hakim), Usha Bane (Sharmila Pawar), Shirish Pawar (Subodh), Bipin Maniar, Panna Mehta / Hindistan / 2014 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Mahkeme, öncüllerine pek benzemeyen, farklı anlatı biçimiyle öne çıkan bir mahkeme filmi. Hindistan’ın hukuk sistemini eleştirirken sınıf, eğitim, feodalizm ve güç sorunsallarına da değinerek bir cinayet davasını izliyor. Yaşlı bir halk şarkıcısı, şarkılarıyla bir lağım işçisini intihara teşvik etmekle suçlanıyor. Asliye mahkemesinde görülen davada hem kentin sıradan insanlarının hem de hâkim ve savcılarının sıradan yaşamlarına tanık oluyoruz. Film, Mumbai’nin birbirinden ilginç altkültürlerini de ortaya koyarken toplumun görünmez dokusunu da keşfetmeyi amaçlıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Başarılı bir film olmuş.
  • Başroldeki Vira Sathidar oldukça başarılı.

Eksiler

  • Narayan’ın bu sefer de yazdığı kitaptan dolayı tutuklanması sırasında mahkeme süreci biraz karmaşık işleniyor.

Keşif

  • Narayan’ın mahkeme sahnelerinde sorulara yanıt verme üslubu pek güzeldi.
  • Vinay’ın ailesi pek eğlenceliydi. Anne ve babasında geleneksel Türk ailesinden izler görmek mümkün : )
  • Savcı da olsa kadınların eve geldiğinde kocasına ve çocuklarına yemek hazırlama görevi değişmiyor.
  • Mahkemedeki figürlerin mesleki melekelerini özel hayatlarında da görebiliyoruz sanki. Savcı mahkemede iddianame evde yemek hazırlıyor; Avukat mahkemede vekilini evde kendini savunuyor; Hakim mahkemede adaleti evde ailesini yönetiyor!
  • Filmde karakterlere ait yaşamların aktarılış biçimi yer yer “Sefer Tası” (Yönetmen: Ritesh Batra) filmini akıllara getirdi.
  • İnsan haklarının çok da iyi olmadığı bir ülkede açık alanda söylenen bir şarkıdan dolayı gerçekleşen intihar vakasının mahkemeye taşınması iyi bir ironi olmuş.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Karışık Kaset

image

Filmin Künyesi:

KARIŞIK KASET | Yönetmen: Tunç Şahin / Oyuncular: Sarp Apak (Ulaş), Özge Özpirinçci (İrem), Bülent Emin Yarar (Ali), Ulaşcan Kutlu (Ulaş’ın çocukluk hali), Aslıhan Kapanşahin (İrem’in çocukluk hali), Sevinç Erbulak (Feride), Sevinç Erbulak (Yusuf), Atilla Taş (Egemen) / Türkiye / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Ulaş ve İrem aynı apartmanda yaşayan komşu çocuklarıdır. Beraber oynarlar, beraber servis beklerler ve Ulaş, İrem’e sırılsıklam aşıktır. Ama çok utangaç olduğu için bir türlü açılamaz. Bir akşam babası duygularını bir kaset çekerek duygularını İrem’e anlatmasını tavsiye eder. Ulaş o günden sonra İrem’in doğum günü hediyesi olarak onlarca karışık kaset dolduracaktır…
1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film Uygar Şirin’in aynı adlı romanından uyarlandı. Yönetmenliğini Tunç Şahin’in üstlendiği yapım, 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor.

Artılar

  • Çocuk oyuncular Ulaşcan Kutlu ve Aslıhan Kapanşahin oldukça başarılı. Sarp Apak ve Özge Özpirinçci’ye de oldukça benziyorlar bence.
  • Şarkılar güzeldi.

Eksiler

  • Hikaye içerisindeki 10 yıllık geçişler çok sert yapılmış gibi geldi bana.
  • Düğün sahnesi ve Atilla Taş’ın klibi yer yer gülümsetse de filmin geneli içerisinde ayrıksı bir yerde duruyorlar ve olumsuz bir etki yapıyorlar diye düşünüyorum.
  • İrem’in film çekimi yaptığı bölümdeki oyunculuklar iyi değildi. Bilmiyorum belki bilinçli olarak da bu şekilde oynanmış olabilir.
  • Ulaş’ın babasına ve özellikle de annesine ait profiller film içerisinde tam çözümlenemiyor gibi geldi bana.
  • Annenin ayrılmasından sonra Ulaş ile onu beraber gördüğümüz başka bir sahne olmaması garip geldi.
  • Ulaş’ın babasının ölümünden sonra hayalinin film içerisinde bir süre yer alması fikrini çok başarılı bulmadım.

Keşif

  • Ulaş’ın babası Ali’de biraz “Kış Uykusu” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmindeki Aydın (Haluk Bilginer) karakterini gördüm. İkisinin de yazmak istedikleri tarih kitapları var ( Türk Tiyatro Tarihi ve Türk Pop Müzik Tarihi) ama bir türlü bitiremiyorlar.
  • Kasetten domino taşı etkisi uygulamaları gülümsetti.
  • Filmin ve büyük ihtimalle de kitabın ana temasını oluşturan “kaset” çok başarılı bir fikir olmuş.
  • Filmin büyüme öncesi kısmı bana daha başarılı olmuş gibi geldi.
  • Kaset, Ulaş ve İrem’in aşkında hep geriye sarıyor.
  • Çiftimizin 20 yılı aşkın süredir üç defa ilişki eşiğinde gezinmeleri bana yönetmen Richard Linklater’in üçlemesindeki (“Before Sunrise”, “Before Sunset”, “Before Midnight”) film isimlerine atıfta bulunmamı sağladı: “Before Cassette”, “Before CD” ve “Before USB”
  • Hem şarkıların filmde önemli bir yeri olması hem de Ulaş – İrem arasındaki ilişki bana “Issız Adam” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini hatırlattı.

Öylesine

  • “Karışık Çocukluk”
  • “Issız Kaset” | “Karışık Adam”
  • “Kasetteki Yalnızlık”
  • Bir 10 yıl sonra Ulaş bu sefer elinde bir hap ile İrem’in karşısına çıkabilir: “Karışık Hap”. İrem de Tarkan’ın “Hüp” şarkısını dinleyerek hapı içine çekecektir herhalde 🙂

Unutursam Fısılda

image

Filmin Künyesi:

UNUTURSAM FISILDA | Yönetmen: Çağan Irmak / Oyuncular: Farah Zeynep Abdullah (Hatice/Ayperi), Mehmet Günsür (Tarık), Işıl Yücesoy (Hanife), Kerem Bursin (Erhan), Gözde Cığacı (Hanife), Hümeyra (Hatice/Ayperi), Köksal Engür (Erhan), Gürkan Uygun (Plak Yapımcısı) / Türkiye / 2014 / Renkli / 123´

Sinopsis:

Sağlık lisesinden yeni mezun olup, kasabanın sağlık ocağında hemşireliğe adım atan Hanife ve aykırı kzı kardeşi Hatice, küçük ve kendi halinde, muhafazakar bir kasabada yaşamaktadırlar. Hanife ne kadar çekingen ve içine kapanıksa, Hatice bir o kadar haylaz, laf dinlemez ve başına buyruktur. Edebiyata meraklı Hanife kimselere göstermeden bir şiir defteri tutarken, Hatice çevresindeki herkesi unutacak kadar şarkı söylemeye tutkundur. Bir gün yeni atanan kaymakamın oğlu Tarık kasaba merkezine gelir ve iki kız kardeşin hayatı o günden sonra tamamen değişir…

Artılar

  • Bir önceki “Tamam Mıyız” filminin kötülüğünü unutturacak kadar iyi bir film.
  • Farah Zeynep Abdullah’ın oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Geçmiş ile bugünün iç içe kurgulanması başarılı bir şekilde uygulanmış.
  • Şarkıları beğendim hele o ilki harikaydı.
  • Kostüm ve dekor tasarımı başarılı.
  • Plak Yapımcısı/Prodüktör rolünde Gürkan Uygun filme renk katmış.
  • Eski dergi, fotoroman, gazete, plak ve eşyaların Ayperi için özel olarak saklandığı oda çok güzeldi.

Eksiler

  • Diyaloglarda sıkça rastladığımız “…pu” kelimesi çok kulak tırmalayıcıydı 🙁
  • Tarık’ın birdenbire ortaya çıkan “Rock” müzik sevgisini anlamlandırmak/çözümlemek zor.
  • Filmin ikinci yarısının başlarındaki klişe diyaloglar başarısızdı.
  • Karakterlerin güzel güzel konuşurlarken birdenbire argolu konuşmaya başlamalarını açıkçası anlayamadım.
  • Özellikle plakçıları dolaşma, evde kayıt yapma sahneleri biraz skeç tadındaydı. Yer yer güldürse de gerekliliği tartışılır.
  • Rock müzik ve rakı balık esprisi 🙁
  • Oğulları ile barışmak için gelen Tarık’ın ailesi ile buluşmalarında Ayperi’nin giydiği kıyafet neydi öyle 🙁

Keşif

  • Hanife ve Hatice isimleri 1970’lere yaraşır isimler olmuşlar.
  • Hanife’nin gençliğini canlandıran Gözde Cığacı ile yaşlılığını canlandıran Işıl Yücesoy oldukça birbirlerine benziyorlar. İyi bir seçim olmuş.
  • Şiire kabiliyeti olan Hanife bana “Taş Bebek” (Yönetmen: Krzysztof Krauze , Joanna Kos) filminde Roman şair Bronisława Wajs karakterini hatırlattı. İki kadın şairimizin de aslında şiirlerden ticari bir beklentileri yok, saf ve temiz duygularla şiirlerini yazıyorlar. “Taş Bebek” filminde aşağıdaki replik çok güzel anlatıyor ve özetliyor aslında bu durumu.
    “Şiirden para alınır mı ki? Onlar benim değil ki. İstedikleri zaman gelip istedikleri zaman gidiyorlar.”
  • Filmin ikinci yarısı ilki kadar başarılı değil.
  • Filmin son sahnesi güzeldi ama keşke ilk hitleri olan şarkı çalsaydı.
  • Ayperi ve Tarık’ın evlerinde duvarda asılı olan Ayperi’nin büyük resmi bana “Sevmek Zamanı” (Yönetmen: Metin Erksan) filminde Boyacı Halil (Müşfik Kenter) ile  onun, duvarda asılı olan resmine/suretine aşık olduğu Meral’i (Sema Özcan) hatırlattı. Tarık da keşke sadece Ayperi’nin suretine aşık mı kalsaydı dedim içimden.
  • Filmin başlarında Hatice karakterine yüklemeye çalışılan (en azından benim öyle düşündüğüm) “Erkek Fatma” rolü çok kuvvetli işlenememiş gibi geldi bana. Hatice’yi bir tek erkeklerle bir futbol maçı yaparken görüyoruz o kadar.
  • Farah Zeynep Abdullah her kıyafeti ile ayrı bir güzel.
  • Hümeyra’nın sabah sabah kendini gecelikle sokağa attığı ve sonrasında ablasının onu alıp eve döndükleri sahne oldukça duygusal ve güzeldi.
  • Bu film çok kötü olmasa da Çağan Irmak, “Dedemin İnsanları” filminden sonra aynı seviyede bir film henüz yapamadı.
  • Kısa süre gözükmesine rağmen Media karakterindeki oyunculuğu beğendim.
  • Filmden bir replik: “Bu sözler müziksiz acıtıyor”

Öylesine

  • “Adını Ayperi Koydum”
  • “Ayperi Nasıl Hatırlar”