Hayat Işığım

image

Filmin Künyesi:

HAYAT IŞIĞIM | THE LIGHT BETWEEN OCEANS | Yönetmen: Derek Cianfrance / Senarist: Derek Cianfrance / Oyuncular: Michael Fassbender (Tom), Alicia Vikander (Isabel), Rachel Weisz (Hannah), Bryan Brown (Septimus Potts) / A.B.D / 2016 / Renkli / 133´

Sinopsis:

Avustralya’nın izbe bir kıyısında deniz feneri bekçiliği yapan ve savaş sonrası bunalımı yaşayan gazi Tom Sherbourne ile Parageuse Kasabası’nda tanıştığı, savaşta kaybettiği iki ağabeyinin yasını tutan karısı Isabel sakin bir hayat sürmektedirler. Çiftin en büyük isteği çocuk sahibi olup aile kurmaktır. Bir gece içinde bir adam cesedi ve bir kız bebeğin bulunduğu gizemli bir sandal kıyıya vurur. İkili çok zor bir kararın eşiğindedir, çocuğun ailesini aramak yerine çocuğu yanlarına alarak yaralarını sarmaya çalışırlar…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyaz Perde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Tom’un babası ile arasındaki soruna dair pek detay verilmemiş.

Keşif

  • Tom’un vicdanındaki deniz feneri de ona ışık oldu ve gerçeği itiraf etmek durumunda kaldı.
  • Final bölümü oldukça dramatik ve dokunaklı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Dheepan

image

Filmin Künyesi:

DHEEPAN | Yönetmen: Jacques Audiard / Senarist: Jacques Audiard, Thomas Bidegain, Noé Debré / Oyuncular: Antonythasan Jesuthasan (Dheepan), Kalieaswari Srinivasan (Yalini), Claudine Vinasithamby (Illayaal), Vincent Rottiers (Brahim) / Fransa / 2015 / Renkli / 115´

Sinopsis:

Başta Coen kardeşler ve Xavier Dolan olmak üzere tüm Cannes jürisini kendine hayran bırakan, Pas ve Kemik ve Yeraltı Peygamberi filmleriyle tanıdığımız Jacques Audiard’ın Cannes’ın en büyük ödülünü kazanan son filmi, Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor. Filme adını veren Dheepan’ı 1980’lerde Tamil Kaplanları’nda çocuk asker olan romancı Antonythasan Jesuthasan canlandırıyor. Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve “ailevi” meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Sinematografi başarılı.

Eksiler

  • Hikayesini/derdini anlatmakta yetersiz kalıyor film.
  • Sonlara doğru yaşanan aksiyon anları böyle bir film için biraz ağır olmuş.

Keşif

  • Vasat bir film olmuş. Bu filmin 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü almış olmasını garipsedim.
  • Brahim ile Yalini’nin kafa hareketleri yaptığı sahne güzeldi.
  • Filmin içerisinde ara ara gösterilen fil imgesi Dheepan’ın Sri Lanka’yı hep hatırlayacağını/unutmayacağını anlatmak ister belki de.

Öylesine

  • “Kapıcılar Dheepanı” 
  • “FREXIT”
  • “D-Blok”

Belvedere

image

Filmin Künyesi:

BELVEDERE | Yönetmen: Ahmed Imamovic / Oyuncular: Sadzida Setic (Rüveyda), Nermin Tulic (Alija), Emina Muftic (Minka Muftic), Armin Rizvanovic (Harun), Adis Omerovic (Adnan) / Bosna-Hersek / 2010 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Rüveyda Belvedere mülteci kampının çoğu sakini gibidir: yani Bosna-Hersek’teki etnik temizlikten on beş yıl sonra savaşın trajedisini unutma arzusunu duyan bir dul. Fakat çevresindekilerin aksine, gününün çoğunu geniş ailesinin bakım işlerinin acı tatlı rutini içinde geçirmekte, oğlu ve kocasının kemiklerini aramakta, çok kırılgan bir umudu beslemektedir. Bir gün bu umut yeğeninin düşmanın eski yerleşim yerlerinden birinde gerçekleşecek bir reality show’a katılması için seçilmesiyle sınanacaktır. Sıkıntılı savaş sonrası zamanın duygusal anlamda zengin bir portresini sunan yönetmen Ahmed Imamović’in filmi sabrın, inancın, sevginin ve her şeyin ötesinde affetmenin alışılmadık bir imgesini çiziyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyuncuların performansı başarılıydı.
  • Rüveyda’nın dış sesi ve şiirsel tondaki okumaları filme olumlu katkı yapmakta.

Eksiler

  • Rüveyda’nın Sırp karakterle yaşadığı sorun tam olarak anlaşılamıyor.

Keşif

  • Bir sahnede yere yumurtanın düştüğü görülür. Yumurtanın sarısı, akının üstünde kaygan bir şekilde durmaktadır. Bir nevi Belvedere’deki mültecilerin yaşamlarındaki kayganlığa dair bir durumdur.
  • Filmin sonlarına doğru gösterilen bombalama sahnesi hem gerçek hayata hem de BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evine düşmüş oluyor bir anlamda.
  • Filmde kimi sahneler BBG yarışmasının yapıldığı evde geçiyor. Bu sahnelerin renkli, geri kalan sahnelerin ise Siyah-Beyaz olmasını anlamlı buldum.
  • Bosna’da yaşanan savaşa dair yürek acıtıcı görüntüler mevcut. Masum insanlardan geriye kalan kafataslarının yıkanma görüntüleri var mesela. Keşke bu katliama sebep olanların kafaları yıkansa da kirden arınabilseler.
  • Otobüse binilen duraktan şehre dair manzaranın gösterilmesi “Ömer” (Yönetmen: Hany Abu-Assad) filmindeki benzer mizanseni aklıma getirdi.
  • Rüveyda karakterini, bir başka savaş temalı Bosna-Hersek filmi “Çocuklar” daki (Yönetmen: Aida Begic) ana karakter Rahima (Marija Pikic) ile yakın buldum.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Halime’nin Yolu

image

Filmin Künyesi:

HALİME’NİN YOLU | HALIMA’S PATH | HALIMIN PUT | Yönetmen: Arsen A. Ostojic / Oyuncular: Alma Prica (Halima), Olga Pakalovic (Safija), Mijo Jurisic (Slavomir), Izudin Bajrovic (Salko), Miraj Grbic (Mustafa) / Bosna-Hersek / 2013 / Renkli/ 93´

Sinopsis:

Halime’nin Yolu, Bosna Savaşı’nda ölen ve çok sayıdaki toplu mezarlardan birinde gömülü oğlunun kemiklerini teşhis etmeye çalışan, fakat bunu başaramayan iyi kalpli Halime’nin trajik fakat ilham verici hikayesini anlatıyor. Halime, DNA analizi için kan vermeyi reddederek oğlunu aslında gizlice evlatlık edindiği ve biyolojik oğlu olmadığı gerçeğini saklar. Oğlunun bulmanın tek yolunun, onun 20 yılı aşkın bir süredir kendisinden haber alınmayan biyolojik annesini bulmaktan geçtiğini fark eder. Öte yandan, onu bulduktan hemen sonra, trajik bir dizi olay kontrolsüzce ortaya çıkar ve beklenmedik sonuçlar doğurur.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Müzik kullanımı filme pek güzel katkı yapmış.
  • Senaryo ve hikayenin kurgulanışı başarılı.
  • Yönetmenin şimdiki zamandaki sahnelerin içerisine geçmişi eklemlemesini beğendim.

Eksiler

  • Safija’nın önce evden kovulması sonra ise geri kabul edilmesi arasındaki geçiş iyi aktarılamamış.

Keşif

  • Slavomir ve bilmeden hayatını değiştirdiği oğlu ile aralarında geçen olay oldukça acıydı.
  • Filmdeki hikaye 1977 yılında başlıyor. O yıldan bu yıla toplumda kadın olmanın zorluğu hala sürüyor.
  • Alma Prica’nın oyunculuk gücünde bir Hülya Koçyiğit performansı vardı.

Öylesine

  • Hatıralar Arasında”

Saraybosna’nın Köprüleri

image

Filmin Künyesi:

SARAYBOSNA’NIN KÖPRÜLERİ | BRIDGES OF SARAJEVO | Yönetmen: AIDA BEGIć (ALBUM), LEONARDO DI COSTANZO (THE OUTPOST), JEAN-LUC GODARD (THE BRIDGE OF SIGHS), KAMEN KALEV (MY DEAR NIGHT), ISILD LE BESCO (LITTLE BOY), SERGEI LOZNITSA (REFLECTIONS), VINCENZO MARRA (THE BRIDGE), URSULA MEIER (QUIET MUJO), VLADIMIR PERIšIć (OUR SHADOWS WILL), CRISTI PUIU (DAS SPEKTRUM EUROPAS), MARC RECHA (ZAN’S JOURNEY), ANGELA SCHANELEC (PRINCIP, TEXT), TERESA VILLAVERDE (SARA AND HER MOTHER) / Bosna Hersek / 2014 / Renkli / 114´

Sinopsis:

Dünya prömiyerini Cannes’da özel bir gösterimde yapan Saraybosna’nın Köprüleri, 1. Dünya Savaşı’nın 100. yıldönümü vesilesiyle hazırlanan on üç kısa filmden oluşuyor. Avrupalı yönetmenlerin Saraybosna’nın tarihi ve bugününü ele aldıkları filmler, 1914-1918 ve 1992-1995 tarihlerini de işliyor, yani savaş günlerini… Köklü bir geçmişe sahip bu çok özgün kent, filmde evrensel meselelerin eleştirel ve sanatsal bir simgesine dönüşürken kentin tarihi, dünya tarihiyle kesişiyor ve yüz yıllık bir savaşlar coğrafyası önümüze açılıyor. Fransız eleştirmen Jean-Michel Frodon’un önayak olduğu bu proje-filmdeki bölümler birbirlerine Belçikalı çizgiromancı Francois Schuiten’in çizdiği canlandırma sekanslarıyla bağlanıyor.

Artılar

  • On üç kısa filmden güzel bir uzun metraj film elde edilmiş.
  • En beğendiğim kısa film Cristi Puiu’nun yönettiği “Das Spektrum Europas” oldu.
  • Kısa filmler arasındaki geçişlerle ilgili yapılan animasyon çalışması çok başarılı olmuş.
  • Filmlerdeki görsel atmosfer oldukça başarılı.

Eksiler

  • İtiraf etmek zor geliyor biraz ama en az beğendiğim kısa film Jean-Luc Godard’ın yönettiği “The Bridge of Sighs” oldu.

Keşif

  • Kısa filmli bu kurgulama bana “Hemşehri” (Yönetmen: Roberto Rossellini) filmini hatırlattı. O filmde de 6 bölüme ayrılmış bir bölümleme vardı.
  • “Das Spektrum Europas” filmi dışında diğer kayda değer bulduğum filmler ise şöyle:
    “Little Boy” (Yönetmen: Isild Le Besco)
    “Quiet Mujo” (Yönetmen: Ursula Meier)
    “Reflections” (Yönetmen: Sergei Loznitsa)
    “Sara and Her Mother” (Yönetmen: Teresa Villaverde)
  • “Quiet Mujo” filminde hocası Mujo’ya çenen yerine ayakların çalışsın diyor ve sonrasında Mujo topu yanlışlıkla mezarlığın olduğu yere uçuruyor. Yani gerçekten de Mujo’nun sessiz olması gereken bir yere gidiyor futbol topu.
  • “Quiet Mujo” filminde toplu oyundan bir şekilde toplu mezara geçiş yapılıyor.
  • “Sara and Her Mother” filminde annenin savaş zamanı sırasında güneş resimleri çizdiği kitapları yakmaya başladığı final sahnesini çok beğendim.
  • “Reflections” filminde izleyicilere bir sanat sergisi deneyimi yaşatılıyor diye gözlemledim.
  • Kısa filmler arasındaki geçişlerde gösterilen animasyonlarda da anlatıldığı gibi köprünün altından çok sular akıyor ama o kötü anılar bir türlü silinmiyor hafızalardan.
  • “Little Boy” filmi oldukça umut vaat eden bir çalışma olmuş.

Öylesine

  • “Köprüden geçti film”