Muhtemel Aşk

Muhtemel Aşk filminde Franz Rogowski (Christian Gruvert) ve Sandra Hüller (Marion Koch)

Muhtemel Aşk filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

MUHTEMEL AŞK | IN THE AISLES |  IN DEN GÄNGEN | Yönetmen: Thomas Stuber / Senarist: Clemens Meyer, Thomas Stuber, Clemens Meyer (Kısa Hikayenin Sahibi)  / Oyuncular: Franz Rogowski (Christian Gruvert), Sandra Hüller (Marion Koch), Peter Kurth (Bruno), Henning Peker (Wolfgang), Ramona Kunze-Libnow (Irina), Gerdy Zint (Tino), Matthias Brenner (Jürgen),  Clemens Meyer (Marions Mann),  Andreas Leupold (Rudi),  Michael Specht (Paletten-Klaus), Steffen Scheumann (Norbert), Sascha Nathan (Johnny) / Almanya / 2018 / Renkli / 125´

Sinopsis:

Muhtemel Aşk, bir süpermarkette çalışmaya başlayan genç bir adamın hayatını konu ediyor. Christian, bir süpermarkette çalışan genç bir adamdır. Karanlık geçmişini ardından bırakmaya çalışan Christian, yeni ortamına ayak uydurmaya çalışır. Uzun koridorlar, telaşlı kasa kuyrukları ve yük kaldırma araçlarından oluşan bambaşka bir hayata adım atan genç adamın en büyük destekçisi Bruno olur. Christian, kendisine çocuğuymuş gibi davranan Bruno sayesinde işi kolayca öğrenir. Genç adam raf istifleyicisi olarak çalıştığı marketin şeker reyonunda çalışan Marion’u görür görmez aşık olur. Ancak kendi küçük dünyasında bu aşkı yaşatmak Christian için hiç de kolay olmaz.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmde tercih edilen müzikler güzel.
  • Franz Rogowski ‘nin oynadığı filmlerde genellikle canlandırdığı karakterler Serdar Orçin’i hatırlatıyor.
  • Forkliftin bir seviyede iken çıkardığı ses ile okyanus arasındaki benzetim güzel olmuş.
  • Noel zamanı Christian evdeyken dışarıdan gelen havai fişek sesleri “İnce Buz, Kara Kömür” (Yönetmen: Diao Yinan) filmindeki final bölümünü hatırlatır.  Bu filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki yazıya buradan erişebilirsiniz.
  • Forklift ustası Christian’ın oyun salonunda da forklift benzeri oyuncak makinesini kullanması güzel olmuş.
  • “Forklift var iş bitirir, forklift var aşk yitirir”

Muhtemel Aşk Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

  • “Çaylaklar da Sever”

 

Üç Renk: Mavi

image

Filmin Künyesi:

ÜÇ RENK: MAVİ | THREE COLOURS: BLUE | TROIS COULEURS: BLEU | Yönetmen: Krzysztof Kieslowski / Senarist: Krzysztof Kieslowski , Krzysztof Piesiewicz, Agnieszka Holland, Edward Zebrowski, Slawomir Idziak / Oyuncular: Juliette Binoche (Julie Vignon), Benoît Régent (Olivier), Florence Pernel (Sandrine), Charlotte Véry (Lucille ), Hélène Vincent (Gazeteci), Hugues Quester (Patrice), Emmanuelle Riva (Anne), Yann Trégouët (Antoine ) / Polonya / 1993 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Film bir üçlemenin ilk bölümüdür. Bir müzisyen olan kocasını ve çocuğunu kaybeden bir kadının bu gerçekle ne şekilde baş ettiğini inceler. Julie, bir kazada kocasını da kızını da ölüme teslim eder. Julie’nin iki seçeneği kalır geriye. Ya geçmişin gölgeleri ile yaşamak ya da geleceği şekillendirmek üzere şimdide yeni bir hayat kurmak. O yaşama tutunmayı ve yeni hayatı yaratmayı seçer. Ancak özgürlük kolay elde edilen bir kavram değildir. Acı veren hatıralardan, geçmişten uzaklaşarak tam anlamıyla özgürleşmek kolay değildir. Yolu hiç şüphesiz zorlu ve çetin olacaktır. Çok şeyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Müzik kullanımı ve şarkı/beste seçimleri güzel.
  • Mavi renginin kullanım biçimleri iyi tasarlanmış.
  • Bazı sahnelerde Julie’nin konuşması/tepkisi öncesi görüntünün kısa bir süreliğine karartılması/kesmeye uğratılması ilginç bir uygulama olmuş.
  • Yaşlı bir insanın elindeki şişeyi çöp tenekesine atmak için verdiği uğraş  ile ilgili sahne güzel bir ayrıntı olmuş. Benzer bir sahne üçlemenin ikinci filmi “Üç Renk: Beyaz” isimli çalışmada da var.
  • Eşi ve çocuğunun ölümü sonrası Julie’nin olaylara karşı davranışları ve tepkileri biraz “Yazgı” (Yönetmen: Zeki Demirkubuz) filmindeki Musa (Serdar Orçin) karakterini anımsatıyor.
  • “İyi Bir İnsan”

Uysal Bir Ruh

image

Filmin Künyesi:

UYSAL BİR RUH | A GENTLE CREATURE | KROTKAYA | Yönetmen: Sergei Loznitsa / Senarist: Sergei Loznitsa / Oyuncular: Vasilina Makovtseva (Uysal Bir Ruh), Marina Kleshcheva, Lia Akhedzhakova, Valeriu Andriuta / Fransa / 2017 / Renkli / 143´

Sinopsis:

Adını bile bilmediğimiz bir kadın… Tek amacı hapisteki kocasına bir koli ulaştırmak… Paket iade edilince teslimatı bizzat yapabilmek için yollara düşer ancak vardığı hapishanede de kocasının izini bulamaz. Sanki bütün yollar birileri tarafından kapatılmış gibidir. Bu eziyetin bir sonu var mıdır? Dostoyevski’den esinlenen Sergei Loznitsa, yeni filminde oldukça sert, tavizsiz, rahatsız edici bir Doğu Avrupa portresi çiziyor. Müthiş sanat yönetimiyle büyük Rus sinema geleneğini izleyen Uysal Bir Ruh, elbirliği etmişçesine, insanlığını yitirmiş bir Doğu Avrupa ülkesinin yarattığı kâbusun içinde geziniyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Filmin ilk bölümü başarılı fakat ortasından itibaren film zayıflıyor.
  • Başroldeki kadın karakterin yer yer gerçeküstücü yolculuğu “Kum Saati Sanatoryumu” (Yönetmen: Wojciech Has) filmini anımsattı.
  • Karakterin uysallığı ve/veya mecburi kayıtsızlığı “Yazgı” (Yönetmen: Zeki Demirkubuz) filmindeki Musa (Serdar Orçin) karakterini hatırlatır.
  • “Memleketimden İnsan Manzaraları”

İtirazım Var

image

Filmin Künyesi:

İTİRAZIM VAR | LET´S SIN | Yönetmen:  Onur Ünlü  / Oyuncular:  Serkan Keskin (Selman Bulut), Hazal Kaya (Zeynep Bulut), Büşra Pekin (Nebahat Kuzu), Öner Erkan (Gökhan Sevinç), Osman Sonant (Cihan Demir), Serdar Orçin, Umut Kurt, Sırrı Süreyya Önder, Güler Ökten  / Türkiye / 2014 / Renkli / 110´

Sinopsis:

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)ile Altın Lale En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazanan, ayrıca FIPRESCI jürisince de ödüle layık görülen Onur Ünlü’nün son filmi İtirazım Var bir cinayetin izini dedektif gibi süren bir imamın hikâyesini anlatıyor. Klasik polisiye türünün kurallarına mümkün olduğunca sadık kalan bir film yapmaya çalıştığını söyleyen yönetmen Onur Ünlü, filmin hikâyesini Sırrı Süreyya Önder’le birlikte yazmış. Filmin kahramanı Selman Bulut’un imamı olduğu camide bir cinayet işlenir. İmam, polisin pek de ilgilenmediği bu cinayeti çözmek için kolları sıvar. Ancak yöntemleri de en az kendisi kadar sıra dışıdır. İmam ve çevresindeki diğer kişilerin hepsi bu cinayetle bir şekilde bağlantılıdır. Ortada yıllarca saklanmış sırlar, yalanlar, tefecinin paraları, aç bir köpek ve aşk vardır. Bir de herkesin şüphelisi olduğu şu cinayet…

Artılar

  • Serkan Keskin’in oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Filmde kullanılan “İtirazım Var” şarkısı başta olmak üzere diğer tüm şarkı ve türküler başarılı.
  • Filmin başından sonuna kadar sürdürülen SMS’li satranç uygulaması başarılıydı.

Eksiler

  • Filmin finalinde tüm esrarın bir anda anlatılması fikrini pek sevemedim.
  • Selman-Doktor-Nebahat arasındaki diyaloglarda bazı tutarsızlıklar vardı.

Keşif

  • Filmden bir replik: “Hiss-i Kable’l-Vukû. Attım tuttu Cihan.”
  • Filmden bir replik: “Ali Rıza Balboa”
  • Filmden bir replik: “Watson Bu Dünya”
  • İmam Selman Bulut’un İslam Fıkıhı ile ilgili camide ders verir nitelikte haykırdığı cümleler sırasında cemaatten kimsenin olmaması manidar.
  • Onur Ünlü filmlerinde alışık olduğumuz fütursuz/küfürlü diyaloglar yine bol miktarda mevcut.
  • Filmden bir replik: “Eh işte Hegel kadar.”
  • Diyanet’ten gelen yetkililerin teftişi sürerken bir anda Selman’ın karşısına kızı Zeynep ve ev arkadaşı Gökhan’ın çıkması çok hoş bir sahneydi.
  • Filmden bir replik: “Boks, insanı insana döve döve anlatma sanatıdır.” 🙂

Öylesine

  • “Uzak İhtimal”
  • “İhtimalim Var”