Son Darbe

Son Darbe filminde ekip soygun planının üzerinden geçerken

7 out of 10 stars (7 / 10)
Son Darbe filmi ile ilgili künye, sinopsis ve değerlendirmeler aşağıdaki gibidir.

Filmin Künyesi:

SON DARBE | THE KILLING | Yönetmen: Stanley Kubrick / Senarist: Stanley Kubrick, Jim Thompson, Lionel White (Özgün Yapıt: “Clean Break”)/ Oyuncular: Sterling Hayden (Johnny Clay), Coleen Gray (Fay), Vince Edwards (Val Cannon), Jay C. Flippen (Marvin Unger), Ted de Corsia (Randy Kennan), Marie Windsor (Sherry Peatty), Elisha Cook Jr. (George Peatty), Joe Sawyer (Mike O’Reilly) / ABD / 1956 / Siyah-Beyaz / 85´ 

Sinopsis:

Kubrick’in “klasikleri”nden bahsederken genellikle başlama noktası olarak anılan Son Darbe, yönetmenin kara film türüne ikinci adımı. Ancak bu defa elinin altında “Hollywood bütçesi” var. Suç öykülerinin ünlü yazarlarından Jim Thompson ile birlikte Lionel White’ın Clean Break romanından uyarladıkları senaryo, hapisten yeni çıkmış bir adamın topladığı ekibin “son bir vurgun” girişimini anlatıyor. Kubrick burada sadece türün kaygı ve potansiyel trajediyle örülü siyah-beyaz görsel dünyasını ustaca kurmakla kalmıyor (görüntü yönetimi bu defa Lucien Ballard’da), bir ileri bir geri sıçrayan öykü kurgusu da son derece etkili. Oyuncu kadrosuysa Sterling Hayden başta olmak üzere türün tanıdık simalarıyla dolu.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Senaryo başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Kurgu başarılı.
  • Filmin sonlarına doğru Sebastian isimli köpek bir bavul inciri berbat eder.
  • Filmdeki ekibin vurgun deneyimi “Vay Başımıza Gelenler” (Yönetmen: Zeki Alasya) filmini akla getirir.
  • Aynı sahnelerin farklı planlardan tekrar gösterilmesi uygulaması “Balık ve Kedi” (Yönetmen: Shahram Mokri) filmini akla getirir. O filmle ilgili Öylecine Bir Aşk sayfasındaki değerlendirme yazısına buradan erişebilirsiniz.

Son Darbe Filmi için Öylesine İsim Önerileri 

    • “BlackSherry “

 

Son Şans

image

Filmin Künyesi:

SON ŞANS | THE CONGRESS | Yönetmen:  Ari Folman  / Oyuncular: Robin Wright (Robin Wright), Harvey Keitel (Al), Jon Hamm (Dylan Truliner), Paul Giamatti (Dr. Barker), Kodi Smit-McPhee (Aaron Wright), Danny Huston (Jeff), Sami Gayle (Sarah Wright), Michael Stahl-David (Steve), Michael Stahl-David (Maxi), Sarah Shahi (Michelle), Ed Corbin (Charlie), Christopher B. Duncan (Christopher Ryne) / İsrail / 2013 / Renkli / 122´

Sinopsis:

Robin Wright kendisini oynadığı Son Şans (The Congress) filminde, büyük bir stüdyodan sinema kimliğini satması için teklif alır. Birebir taratılıp bir örnek çıkarılacak ve yaratılan figür kısıtlama olmadan her tür Hollywood filminde kullanılabilecektir. Üstelik o zamana kadar oynamayı reddettiği en ticari filmler dahil! Karşılığında ise oldukça yüklü bir ücret ama daha da önemlisi, sonsuza kadar genç kalma olanağı… 20 yıllık kontratın sonunda ise Robin Wright’ı, geleceğin düşsel sinema dünyasında izliyoruz. Yarı animasyon olan bu film, sizi çizgi ve gerçeklik arasında bir yolculuğa çıkaracak.

Artılar

  • Filmi genel anlamda vasatın üstünde buldum.
  • Filmdeki müzik kullanımını beğendim.
  • Animasyon sahneleri oldukça başarılıydı.
  • Robin Wright’ın oyunculuğu başarılıydı.

Eksiler

  • Robin’in eşi hakkında az da olsa bilgi sahibi olsak iyi olabilir miydi diye düşündüm.
  • İnsanların dünyanın öte tarafına geçip geçmemeye tam olarak neye göre karar verdiklerini pek çözemedim.
  • Robin’in kontratı sonrası filmin direkt 20 yıl sonrasından devam etmesi çok hızlı bir geçiş mi oldu acaba.
  • Filmin animasyon bölümünde Robin’in önüne sürekli engeller çıkması biraz zorlayıcı çatışmalar yaratmış.

Keşif

  • Fütüristler kongresindeki protesto sahnesi bana “Nereye Bakıyor Bu Adamlar” (Yönetmen: Osman F. Seden) filminde Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisinin Reklam Şirketinin Patronu Memduh’un (Ali Sururi) oyununu bozup protesto ettikleri sahneyi anımsattı.
  • Robin’in dijital kopyası için taranması sırasında mikrofonu eline Al bir susmadı yani 🙂 Robin’i duygudan duyguya soktu.
  • Robin’in dijital taranma sahnesi bana “Aurora” (Yönetmen: Kristina Buozyte) filminde beyindeki sinir hücrelerinin içerisine girme ile ilgili deneyimi hatırlattı.
  • Bilim-kurgusal ve fütürist yaklaşımlar açısından benzer temaya sahip “Sıfır Teorisi” (Yönetmen: Terry Gilliam) filminden çok daha iyi bir film bence.
  • Film çok katmanlı bir yapıya sahip ve pek çok şekilde okunabilir.

Öylesine

  • “Kırmızı Planörün Yolculuğu”
  • “Selvi Robinim Al Menejerim”

Ben, Kendim ve Annem

image

Filmin Künyesi:

BEN, KENDİM VE ANNEM | LES GARÇONS ET GUILLAUME À TABLE!| ME, MYSELF AND MUM  | Yönetmen:  Guillaume Gallienne / Oyuncular:  Guillaume Gallienne (Guillaume / Anne), Françoise Fabian (Baba), Diane Kruger (Ingeborg), Nanou Garcia (Paqui), André Marcon  / Fransa / 2013 / Renkli / 85´

Sinopsis:

Başta anneniz olmak üzere çevrenizdeki herkes sizin eşcinsel olduğunuzu söylüyorsa, eşcinsel olmadan büyümek mümkün müdür? İşte Guillaume’un açmazı burada! Burjuva kökeninden tutun, sahne hayatına kadar, kadınları belki biraz fazlaca seven bir aktörün açılma komedisi bu… Ünlü Fransız sanatçı Guillaume Gallienne’in yıllardır sahneye koyduğu tek kişilik gösterisinin beyazperde uyarlamasında, sanatçının cinsel anlamda biraz karışık geçen gençlik günlerine dönüyoruz. Annesi hep kız çocuğu istemiş ama oğlu olmuş ve zamanla Guillaume’u kendi kendine eşcinsel varsaymış. Guillaume film boyunca eşcinsel film klişelerini ve büyüme öykülerini ti’ye alıyor; filmde hem kendi gençliğini hem de annesini canlandırıyor: “Annemle ilgili ilk anım dört beş yaşımdan. İki erkek kardeşimle beni masaya şöyle çağırıyordu: ‘Oğullarım, Guillaume, yemeğe!’ Yaptığımız en son telefon konuşmasında da annem telefonu şöyle kapattı: ‘Kendine iyi bak, benim kocaman kızım.’ Eh, haliyle bu iki anının arasında, epey bir yanlış anlaşılma da oldu.”

Artılar

  • Guillaume Gallienne kendisi ve annesi rolünde iyi bir performans sergilemiş.
  • Filmin sonunda asıl korkanın Guillaume değil de annesi olduğuna dair önermeyi beğendim.

Eksiler

  • Kimi yerlerde filmin biraz skeç tadında ilerleyişi pek iyi olmamış sanki.
  • Guillaume’nin kardeşleri ile olan ilişkisine biraz daha yer verilebilirdi belki.
  • Filmin başındaki Guillaume’nin İspanya macerası bana biraz gereksiz gibi geldi.

Keşif

  • Okuldaki koro sahnesinde Guillaume’nin solist olarak öne çıktığı sahne güzeldi.
  • Guillaume’nin Ingeborg ile olan masaj sahnesi güzeldi.
  • Guillaume’nin kaslı arkadaş ile girdiği masaj sahnesi yer yer Recep İvedik tarzında olsa da gülümsetti.
  • Guillaume’nin kıvırcık saçları ve yüzü bana “Beş Milyoncuk Borç Verir Misin” (Yönetmen: Osman F. Seden) filmindeki Zeki Alasya’yı hatırlattı.
  • Yönetmenin (Guillaume), doğuya olan bakış açısı bana biraz maksatlı ve ön yargılı gibi geldi. Türk hapishanesi göndermesi ve Araplardan oluşan bir gay grubu gibi öğeler kullanması bu şekilde düşündürdü bana.

Öylesine

  • “Nefes: Kadınlar Sağolsun”
  • “Korkuyorum Anne”
  • Guillaume’nin Lavman sonrası hayatını belki ikiye ayırabiliriz L.Ö ve L.S diye 🙂
  • Faslı arkadaş, “Benim adım Karim” dedi ama gerisini getirmedi 🙂
  • Guillaume, Şemsi İnkaya’nın biraz daha tombul yanaklısı sanki 🙂