Anahtar Ev Ayna

image

Filmin Künyesi:

ANAHTAR EV AYNA | KEY HOUSE MIRROR | NØGLE HUS SPEJL | Yönetmen: Michael Noer / Senarist: Anders Frithiof August, Michael Noer / Oyuncular: Ghita Nørby (Lily), Sven Wollter (Piloten), Trine Pallesen (Katrine) / Danimarka / 2015 / Renkli / 92´

Sinopsis:

Lily ve Max 50 yıldan beri evlidirler. Max’in inme geçirmesinden bu yana profesyonel bakıma bağımlı olduğu bir huzurevinde birlikte yaşamaktadırlar. “Pilot” isimli bir adam yan odaya yerleştiğinde, onun hayata olan bağlılığı Lily’i cezbeder. Bununla birlikte, hem ailesi hem de huzurevinin diğer sakinleri, bu yeni konuktan hoşlanmazlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Lily karakterini canlandıran oyuncunun simasını ve genel duruşunu Füsun Erbulak’a benzettim.
  • Sattığını unuttuğu yazlığa giden Lily kendini rüzgara bırakır. Geçmiş hatıralar, anımsayamadığı zamanlar uçup gitsin diye belki de.
  • “Hareketli Bir Hayat”
Reklamlar

Harikulade Kabus

image

Filmin Künyesi:

HARİKULADE KABUS| WONDERFUL NIGHTMARE | Yönetmen: Kang Hyo-Jin / Senarist: Bernardo Bertolucci / Oyuncular: Uhm Jung-hwa (Yeon-Woo), Song Seung-heon (Sung-Hwan), Ra Mi-ran (Mi-Sun) / Güney Kore / 2015 / Renkli / 123´

Sinopsis:

Yeon-woo bir otomobil kazasında ölen başarılı bir kadın avukattır. Öbür dünyada uyandığında, bir hata yapıldığını ve aynı adlı bir yaşlı kadın yerine, kendinin öldüğünü anlar.

Hatayı gizlemek amacıyla, sadece bir ay için, ondan yine hatayla öldürülmüş bir ev kadını olarak yaşaması istenir. Kendini zor bir ergen kıza ve çok bilmiş 6 yaşında başka bir çocuğa sahip, sıradan bir memur olan Sung-hwan’la evli bulan Yeon-woo, tahmin edilemez bir şekilde değişmeye başlar…

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmin mizahi dili başarılı.
  • Filmin fantastik tarafında hafif derecede de olsa bir Onur Ünlü tadı var.
  • “Gökyüzünün Kızı”
  • “Nadide Kabus”

Tomurcuklar Açarken

image

Filmin Künyesi:

TOMURCUKLAR AÇARKEN | BLOSSOMS BLOOM | SAKURA SAKU | Yönetmen: Mitsutoshi Tanaka / Oyuncular: Naoto Ogata (Shunsuke Osaki), Kaho Minami (Akiko), Tatsuya Fuji (Shunsuke’nin Babası), Masato Yano, Karen Miyama  / Japonya / 2014 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Büyük bir şirkette çalışan Shunsuke, eşi, iki çocuğu ve babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kendini fazlasıyla işine verdiğinden, farkında olmadan evle ilgili konular karısı Akiko’nun üzerine kalır. Oğlu Daisuke ve kızı Sakiko’nun da ne düşündüklerinin farkında değildir. Aile ilişkileri pek sıkı değilken, baba Shuntaro’ya demans teşhisi konur. Shunsuke bu gerçeği anlamak istemez ve ailesiyle duygu çatışması yaşar. Sonunda gerçekleri anlayan Shunsuke, önemli bir iş toplantısına katılmayarak babasının anılarının izini takip etmek üzere bir aile gezisine çıkma kararı alır. Shunsuke’nin bu davranışı karşısında şaşıran aile, ilkbaharın ilk günlerini geçirmek üzere Shuntaro’nun memleketine gittiğinde değişim başlar. Bu film, Masashi Sada tarafından yazılan aynı adlı kitaptan esinlenerek yapılmıştır.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Film genel anlamda izlemeye değer.
  • Filmin çiçeklerle donatılmış sahnelerindeki görsel atmosfer başarılı.

Eksiler

  • Oyuncu seçimleri ve de oyunculuklar pek başarılı değil.
  • Filmde müzik kullanımında yer yer aşırıya kaçılmış.
  • Annenin/kız torunun büyükbabanın tuvalet ihtiyacını giderememesi sırasında hiçbir şey yapamayıp toplantıda olan babanın her şeyi bırakıp eve kadar gelmesi biraz abartılı oluvermiş.

Keşif

  • Aile, yaşlılara saygı, gelenek, ritüel, tapınak, çiçekler gibi temalar/öğeler ile bir Japonya filmi olduğu oldukça hissediliyor.
  • Filmin ilk yarısında görsel tonlar daha koyu ve kapalı iken ikinci yarıda aydınlık hakim. Tomurcuklar açıyor gerçekten de.
  • “Birini övebilmen için onun yaptığı işleri yakından takip etmen gerekir”, filmden bir replik.
  • Yönetmenin kadınlara biraz mesafeli ve ön yargılı yaklaştığını düşünüyorum.
  • Büyükbabanın ağzından dökülen tapınağın şifreli adresi ,“Cingöz Recai” (Yönetmen: Safa Önal) filmindeki gibi meşakkatli bir şekilde çözülüyor.
  • Tapınağın bulunması sonrasında aile bireylerinin orta noktaya doğru koşup sevinmeleri “Salak Milyoner” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filminde define yerinin bulunma sahneleri gibi şendi/saftı.

Öylesine

  • Bulunamadı

Eşekler

image

Filmin Künyesi:

EŞEKLER | DONKEYS | BURROS | Yönetmen:  Odín Salazar Flores  / Oyuncular:  Abimael Orozco (Lautaro), Leticia Gutiérrez (Hala Emma), Alfredo Herrera, Adriana Paz, Azalia Ortiz (Dona Carmela), Araceli Orozco, Gloriceli Salazar  / Meksika / 2011 / Renkli / 93´

Sinopsis:

1940’larda Meksika’nın güneyindeki Tierra Cliente yöresinde yaşayan 10 yaşındaki Lautaro isimli çocuğun hikayesi. Babası ölünce 60 km. uzakta yaşayan halasının yanına gönderilen Lautaro, bazı sebeplerden ötürü evine dönemeye karar verir. Yolda kendisine yardımcı olan birçok insanla tanışır.

Artılar

  • Biraz ilginç gelecek ama başroldeki çocuk dışındaki tüm oyunculuklar genel anlamda başarılıydı.

Eksiler

  • Genel olarak filmi beğenmedim.
  • Lautaro karakterini canlandıran çocuk bence bir hayal kırıklığıydı.
  • Filmde Lautaro’nun karşılaştığı hemen her olayda yönetmen bizi geçmişe bir götürüp oradaki yaşanmışlıkla ilişki kurmamızı sağlıyor. Bence yönetmen burada ölçüyü biraz fazla kaçırmış gibi geldi bana. Af edersiniz bir sahnede Lautaro küçük tuvaletini yaparken yine mi geçmişe gideceğiz diye çok korktum 🙂
  • Filmde kimi sahnelere, gerilimi artırmak anlamında eşlik ettiğini düşündüğüm müziği çok başarılı bulmadım.
  • Eşeklere işkence yapılan sahnenin film içerisindeki varlığı tartışılabilir. İzlemesi oldukça yürek burkan bir sahneydi.
  • Filmin çeşitli başlıklar halinde bölümlemelere ayrıldığını görüyoruz. Bu bölümlendirmelerde kullanılan başlıkları çok yavan buldum.
  • Bir süre halasının yanına taşınan Lautaro’ya eniştesi en baştan neden o kadar tepki koyuyor burası çok anlaşılamıyor gibi geldi bana.

Keşif

  • Lautaro karakteri sima olarak bana Küçük İbo’yu hatırlattı.
  • Bir sahnede kamera bize bir dikiş makinesini gösteriyor. Dikiş makinesinin üzerinde yazan markası ise oldukça manidar : “Liberty (Özgürlük)”
  • Filmde yer alan ruh çağırma sahneleri, Lautaro’nun yolunu kaybettiğinde karşısına yol gösterici olarak çıkan gizemli karakterin ölmüş babası olması vb. gibi noktalar bana biraz yerli TV yapımlarında gördüğümüz cinli hocalı “Beşinci Boyut” formundaki dizileri hatırlattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Lupe ve İneği

image

Filmin Künyesi:

LUPE VE İNEĞİ | LUPE OF THE COW | LUPE EL DE LA VACA | Yönetmen:  Blanca X. Aguerre  / Oyuncular: Amatör  / Meksika / 2011 / Renkli / 80´

Sinopsis:

Belgesel, Meksika’nın Sierra del Tigre bölgesinde küçük bir köy olan El Corralito’daki çiftçilerinin zor ama basit ve güzel yaşamından kesitler sunuyor.

Artılar

  • Gerçekten güzel bir film olmuş.
  • Doğal oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmin en önemli yanlarından biri de altını çizmek istediği konuları didaktik bir üslup kullanmadan izleyenlere aktarması olmuş.

Eksiler

  • Film boyunca kendisinden bahsedilen gizemli Lupe karakteri bence beklenen etkiyi/merakı çok yaratamadı.
  • Köydeki yaşamda hiç negatif bir olayla (kavga, tartışma vb.) karşılaşmamamız çok idealist gibi geldi bana.
  • Görüntü çekimleri daha iyi bir kamera ile yapılsa acaba daha mı iyi olurdu diye düşündüm.

Keşif

  • Köydeki çiftçilerin yaşamını kameraya naif biçimde aktarma ve filmdeki sadelik bana “Devir” (Yönetmen: Derviş Zaim) filmini hatırlattı.
  • Filmden bir replik: “Peynir kadından daha kıskançtır. Bozulmaya çabuk meyillidir”
  • Filmden bir replik: “Yaşlı kadınların dediği gibi: Her günün işi aynı”
  • Filmde yer alan köylü ailelere olabildiğince eşit şekilde yer verilmeye çalışılmış.
  • Filmi seyrederken aklıma Ahmet Kutsi Tecer’in “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiiri geldi.
  • Meksika da olsa kadınların durumu maalesef hep aynı. Yine ikinci sınıf muamele görme, erkeklerden hep daha çok çalışmak zorunda kalma vb.
  • Filmde yer alan çocuklar oldukça sevimliydi.
  • Filmde çocuklar arasındaki masum ilişkiler, oyunlar, tartışmalar bana Miguel Gomes’in “Noel Hediyeleri” isimli kısa filmini hatırlattı.
  • Çiftçilerin bir gün içerisindeki yaşamlarını kendi köyümde geçen bir güne oldukça benzettim.
  • Filmde önemli bir yer tutan ineklerin genel akış içerisindeki kullanımı yer yer bana “Şarkı Söyleyen Kadınlar” (Yönetmen: Reha Erdem) filminde atların sahnelerde kullanış şeklini hatırlattı.

Öylesine

  • “Devir’in koyunları ; Lıpe’nin inekleri”
  • “Doğadan sanata”
  • “Çitçilere Güzelleme”

Birlikte Kalabilmek İçin Reçeteler

image

Filmin Künyesi:

BİRLİKTE KALABİLMEK İÇİN REÇETELER | CILANTRO Y PEREJIL | Yönetmen:  Rafael Montero  / Oyuncular:  Arceila Ramirez (Susana Limón), Demian Bichir (Carlos Rodríguez), German Dehesa (Psikiyatrist), Rodolfo Arias (Enrique), Maya Mishalska (Vicky), Juan Manuel Bernal (Jorge), Alpha Acosta (Nora/Alpha), Angélica Aragón (Teresa), Alfredo Sevilla (Rodrigo), Leticia Huijara (Melita), Plutarco Haza (Francisco), Mercedes Pascual (Adela), Alejandro Bichir (Genaro), Luis Felipe Tovar (Pablo), Felipe Colombo (Carlitos), Sherlyn (Mariana), Simón Guevara (Taquero)  / Meksika / 1997 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Aşk ve ilişkiler, aynı aileye mensup üç kadının gözünden anlatılıyor. Susana on senelik ilişkisini bitirme kararı alırken, küçük kardeşi Nora bu ayrılığı bir film projesi olarak çeker, bu arada kendisi de müzisyen sevgilisiyle ilişkisi sorgular. Büyükanneleri ise yaşlı bir centilmene aşık olmuştur.

Artılar

  • Genel anlamda beğendiğim ve eğlenceli bulduğum bir film oldu.
  • Hemen hemen tüm oyunculuklar başarılıydı. Arceila Ramirez ve Demian Bichir ise birer adım daha öne çıkıyorlar.

Eksiler

  • Yönetmen ikili ilişkileri 3 pencereden/koldan göstermek istemiş : Susana, Kız kardeşi Nora ve büyükanneleri. Susana dışındaki kısımlar sanki çok sönük kalmış.
  • Kamerayı kullanma biçimi ve çekim açılarını pek beğenmedim.
  • Carlos’un ailesinden hiç kimseyi filmde göremiyoruz.

Keşif

  • Carlos’un kişniş ile maydanozu ayırt edememe konusu film boyunca kullanılıyor. “Kişniş idi Maydanoz idi” “Kişniş idi Maydanoz idi” … 🙂
  • Filmden bir replik: “Acı çekmek sanatımız (Meksika toplumuna ithafen)”
  • Nora’nın çektiği belgesel görüntülerin film içerisine serpiştirilme fikri ve uygulaması güzel olmuş.
  • Bu film bana “Ne Olacak Şimdi” (Yönetmen: Atıf Yılmaz) ile “Aşık Oldum” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmlerinin bir karışımı gibi geldi sanki.
  • Psikiyatristin ara ara filmde göründüğü ve özellikle kadın-erkek ilişkileri hakkında bilgiler verdiği bölümler güzeldi. Yalnız psikiyatristin bunu Meksika toplumu ile kısıtlamasına gerek yoktu 🙂 Tüm dünya için ortak olan dertler bence.
  • Susana kendisine aşık olan gencin tezini okumaktadır bir sahnede. Genç artık daha fazla dayanamaz ve doktorasını vermek için hemen çalışmalara başlar 🙂
  • Susana ile Carlos arasındaki ilişkide çatlaklar, bir süre yalnız yaşama ve bu süreçte yeni aşklara yelken açma gibi temalar bana “Bu Aşk Fazla Sürmez” (Yönetmen: Dan Mazer) filmini hatırlattı.
  • Filmde cinsellik ve erotizm dozunda kullanılmış.
  • Vicky karakteri filmin temposuna olumlu yönde katkı yapmış.

Öylesine

  • “Kırılgan Bir Aşk Hikayesi”

Önündeki Yaşam

image

Filmin Künyesi:

ÖNÜNDEKİ YAŞAM| LA VIDA POR DELANTE | Yönetmen:  Fernando Fernán-Gómez  / Oyuncular:  Analía Gadé (Josefina Castro), Fernando Fernán-Gómez (Antonio Redondo), José Isbert (Kazadaki Tanık), Félix de Pomés (Josefina’nın Babası), Manuel Alexandre (Manolo Estévez), Rafael Bardem (Sr. Carvajal), José María Tasso, Manuel de Juan (Federico), Julio Sanjuán (Don Anselmo Revenga), Carmen López Lagar (Josefina’nın Annesi), Carola Fernán Gómez (Antonia), Rafaela Aparicio (Clotilde), Gracita Morales (Rosa Sanchidrián/Gracia Morales), Matilde Muñoz Sampedro (Tendera), Alfredo Muñiz (Fraguas), María Luisa Ponte (Señora de Piñeiro), Carlos Díaz de Mendoza (Marqués), Rafael Calvo Revilla (Juez), Aníbal Vela (Arcadio Ibarrola) / İspanya / 1958 / Siyah-Beyaz / 90´

Sinopsis:

Savaş sona ermiştir. Avukat ve doktor olan Antonio ve Josefina, bir ev alıp birlikte yaşamak için iş aramaya başlarlar, fakat büyük güçlüklerle karşılaşırlar.

Artılar

  • Genel anlamda izlenmeye değer bir film olmuş. 
  • Analía Gadé ve Fernando Fernán-Gómez çok başarılı bir oyunculuk sergilemişler.

Eksiler

  • Josefina’nın araba ile kaza yaptığı sahneden sonra bu olayla ilgili devam eden sahnelerin çok uzun tutulduğunu düşünüyorum.

Keşif

  • Redondo sima olarak bana Metin Serezli’yi çağrıştırırken; Josefina ise Kim Novak ile Brigitte Bardot  karışımı bir simaya sahip.
  • Josefina ile Redondo çiftinin küçücük dairelerindeki aksaklıkların özellikle Manolo’nun ziyareti sırasında adım adım gösterildiği planlar güzeldi.
  • Manolo karakteri film içerisinde tek umut ışığı taşıyan karakter gibi. Önündeki yaşama hep pozitif bakıyor. Finalde Josefina ile Redondo’nun da ona söyledikleri gibi “Seni bekliyor olacağız”
  • Karakol sahnesinde Josefina’nın karıştığı kazanın görgü tanığı bir kekemedir. Tanığın olayı anlatırken ekrana getirilen görüntülerin de “kekeme” (bir ileri bir geri) formunda olması çok güzel bir uygulama olmuş.
  • Filmden bir replik : “Ev kadınların mihrap yeridir”
  • Filmden bir replik : “Eşyalar küçüldükçe zaman daha zor geliyor”
  • İlk önce Josefina bir kız okulunda öğretmenlik yapan kocası Redondo’yu kıskanır. Sonra ise Redondo kendi muayenehanesini açan eşi Josefina’yı, hemen hemen  hepsi erkek olan hastalardan kıskanır.
  • Josefina’nın adeta “bal yapmayan arı” şeklindeki tıbbi çözüm önerilerinin hep başarısız olması film süresince güzel bir şekilde eklemlenmiş.
  • Filmin müziği bana  “Yalnızlar Rıhtımı” (Yönetmen: Ö. Lütfi Akad) filmindeki aynı isimli “Yalnızlar Rıhtımı” şarkısının bestesini hatırlattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.