Velayet

image

Filmin Künyesi:

VELAYET | CUSTODY | JUSQU’À LA GARDE | Yönetmen: Xavier Legrand / Senarist: Xavier Legrand / Oyuncular: Denis Ménochet (Antoine Besson), Léa Drucker (Miriam Besson), Thomas Gioria (Julien Besson), Mathilde Auneveux (Joséphine Besson), Mathieu Saikaly (Samuel), Florence Janas (Sylvia) / Fransa / 2017 / Renkli / 90´

Sinopsis:

Venedik ve Toronto film festivallerinde yarışan, Xavier Legrand’ın ilk uzun metrajlı filmi Velayet, annesiyle babası henüz boşanmış olan bir çocuğu gözlemliyor. Ortak vesayet altındaki Julien, annesinin şiddete meyilli olarak yansıttığı babasıyla aşırı korumacı annesi arasında kalınca durumu kontrol altına almaya karar verir. Gerçekçilik, toplumsal dram, gerilim ve aile dramı gibi farklı türlere göndermelerle izleyicinin ilgisini hep yüksek tutan Velayet, ilk gösterimini henüz tamamlanan Venedik Film Festivali’nde yaptı.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi başarılı buldum. Bir ilk film olmasına karşın güzel bir iş kotarılmış.
  • Oyunculuklar ve oyuncu seçimi başarılı.
  • Aile içi şiddet durumu duygu sömürüsüne çok başvurulmadan iyi bir şekilde anlatılmış.
  • Filmin ülkemizde altyazısız gösterilse de anlaşılacağını düşünüyorum.
  • Filmin son bölümü oldukça dokunaklı ve etkileyici.
  • “Meryem”
Reklamlar

Uysal Bir Ruh

image

Filmin Künyesi:

UYSAL BİR RUH | A GENTLE CREATURE | KROTKAYA | Yönetmen: Sergei Loznitsa / Senarist: Sergei Loznitsa / Oyuncular: Vasilina Makovtseva (Uysal Bir Ruh), Marina Kleshcheva, Lia Akhedzhakova, Valeriu Andriuta / Fransa / 2017 / Renkli / 143´

Sinopsis:

Adını bile bilmediğimiz bir kadın… Tek amacı hapisteki kocasına bir koli ulaştırmak… Paket iade edilince teslimatı bizzat yapabilmek için yollara düşer ancak vardığı hapishanede de kocasının izini bulamaz. Sanki bütün yollar birileri tarafından kapatılmış gibidir. Bu eziyetin bir sonu var mıdır? Dostoyevski’den esinlenen Sergei Loznitsa, yeni filminde oldukça sert, tavizsiz, rahatsız edici bir Doğu Avrupa portresi çiziyor. Müthiş sanat yönetimiyle büyük Rus sinema geleneğini izleyen Uysal Bir Ruh, elbirliği etmişçesine, insanlığını yitirmiş bir Doğu Avrupa ülkesinin yarattığı kâbusun içinde geziniyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Filmin ilk bölümü başarılı fakat ortasından itibaren film zayıflıyor.
  • Başroldeki kadın karakterin yer yer gerçeküstücü yolculuğu “Kum Saati Sanatoryumu” (Yönetmen: Wojciech Has) filmini anımsattı.
  • Karakterin uysallığı ve/veya mecburi kayıtsızlığı “Yazgı” (Yönetmen: Zeki Demirkubuz) filmindeki Musa (Serdar Orçin) karakterini hatırlatır.
  • “Memleketimden İnsan Manzaraları”

Günübirlik Sevgili

image

Filmin Künyesi:

GÜNÜBİRLİK SEVGİLİ | LOVER FOR A DAY | L’AMANT D’UN JOUR | Yönetmen: Philippe Garrel / Senarist: Jean-Claude Carrière, Caroline Deruas-Garrel, Philippe Garrel, Arlette Langmann / Oyuncular: Eric Caravaca (Gilles), Esther Garrel (Jeanne), Louise Chevillotte (Ariane), Paul Toucang (Matéo) / Fransa / 2017 / Siyah-Beyaz / 76´

Sinopsis:

Fransız sinemasının en saygın isimlerinden Philippe Garrel yine aşkın ve âşıkların gizemli girdabına dalarak karmaşık ilişkileri ele alıyor; siyah-beyaz romantik filmin odak noktasında Garrel’in kızı Esther’in canlandırdığı, sevgilisinden ayrılan genç öğrenci Jeanne yer alıyor. Aşk acısı çeken Jeanne, üniversitede felsefe hocası olan babasının yanına taşınır. Evde ilk karşılaştığı, babasının yeni kız arkadaşı Ariane’dır. Ariane, Jeanne’la yaşıt, üstelik babasının öğrencisidir. Aynı evde farklı aile dinamikleriyle aşk ilişkisi çakışınca ortaya yönetmen Garrel’in alametifarikası, bir yanıyla komik bir yanıyla trajik insani durumlar ortaya çıkar.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuk performansları başarılı.
  • Siyah-Beyaz renk kullanılması güzel bir tercih olmuş.
  • Sade bir hikayeye sahip film sade bir senaryo ile harmanlanmış.
  • Ariane karakterini bir başka Fransız filmi “Genç ve Güzel” (Yönetmen: François Ozon) deki Isabelle (Marine Vacth) karakterine yakın buldum.
  • Louise Chevillotte’nin simasını ve tavırlarını Hale Soygazi’ye yakın buldum.

Rodin

image

Filmin Künyesi:

RODIN | Yönetmen: Jacques Doillon / Senarist: Jacques Doillon / Oyuncular: Vincent Lindon (Auguste Rodin), Izïa Higelin (Camille Claudel), Séverine Caneele (Rose Beuret) / Fransa / 2017 / Renkli / 119´

Sinopsis:

Gelmiş geçmiş en büyük heykel sanatçılarından Rodin, ölümünün yüzüncü yıldönümünde yapıtlarının yanı sıra aşklarını da ele alan büyük bütçeli, göz alıcı bir filmle de gündemde. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Rodin, “Düşünen Adam” ve “Öpücük” gibi şaheserlerinin temeli olan “Cehennemin Kapıları”nı Paris’te henüz tamamlayan usta sanatçı Auguste Rodin’i sanatı ve çalkantılı özel hayatı prizmasından bakarak gözlemliyor. Rodin, bu benzersiz ustayı hayatını paylaştığı eşi Rose, yetenekli öğrencisi ve sonradan metresi Camille Claudel’e duyduğu tutku ve bugün, çağdaş heykel sanatının dönüm noktası olarak değerlendirilen yapıtlarıyla ele alıyor. Filmde Rodin’i İnsanın Değeri ile tanıdığımız Vincent Lindon, muhteşem bir performansla canlandırıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • 19. yy’ye ait bir Evlilik Sözleşmesi de görmüş oluyoruz filmde.
  • Camille Claudel, eserlerinin sergilenmesi ve kabul edilmesi konusunda cinsiyet ayrımına maruz kalıyor çoğunlukla. Dönemin Fransız toplumu Camille’ye diyor ki “Elinin kili ile erkek işine karışma”
  • Auguste Rodin’e heykel modelliği yapmak için yarışan/kapışan genç kızlar Yeşilçam’dan tanık olduğumuz artist/manken olmak için evden kaçan genç kızların halini anımsattı.
  • “Heykellerim, Aşkım ve Sen”

İçimdeki Güneş

image

Filmin Künyesi:

İÇİMDEKİ GÜNEŞ | LET THE SUNSHINE IN | UN BEAU SOLEIL INTÉRIEUR | Yönetmen: Claire Denis / Senarist: Christine Angot, Claire Denis / Oyuncular: Juliette Binoche (Isabelle), Xavier Beauvois (Vincent), Philippe Katerine (Mathieu), Valeria Bruni-Tedeschi, Gérard Depardieu  (Falcı) / Fransa / 2017 / Renkli / 94´

Sinopsis:

Juliette Binoche’a uzun zamandır oynadığı en güzel rolü veren Claire Denis’nin son filmi, boşanmış, tek çocuklu bir kadının “gerçek” aşk arayışını ironik bir dille anlatıyor. Binoche’un canlandırdığı Isabelle, 50’li yaşlarını süren, duygularının hayatını yönlendirmesine izin veren, mutsuz ve kararsız bir sanatçıdır. Tanıştığı birkaç erkekle ilişki kurmayı dener, ancak bu adamların uyumsuzlukları, iletişim kazaları, tuhaf ve hatta komik durumlar onu yıldırır. Günümüz dünyası ve ilişkilerinin zorluğuna mizahi bir yolla eğilen film, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünden büyük ödülle döndü.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarısız buldum.
  • Claire Denis ve Juliette Binoche birlikteliğinden daha güzel ve kaliteli bir iş çıkmasını beklerdim.
  • Isabelle’nin içindeki güneş her sabah doğup her akşam batıyor.
  • “Yedi Kocalı Isabelle”

Tutku Oyunu

image

Filmin Künyesi:

TUTKU OYUNU | L’AMANT DOUBLE | Yönetmen: François Ozon / Senarist: Joyce Carol Oates (Roman) François Ozon, Philippe Piazzo / Oyuncular: Marine Vacth (Chloé Fortin), Jérémie Renier (Paul Meyer / Louis Delord), Jacqueline Bisset (Chloé’nin Annesi) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Kırılgan bir genç kadın olan Chloé, depresyondadır. Sorunlarının üstesinden gelmek için gittiği psikyatristi Paul’a kısa süre içinde aşık olur. Aylar sonra birlikte yaşamaya başlayan ikilinin sağlıklı görünen ilişkileri, Chloé’nin, sevgilisinin gerçek kimliğine dair ondan bir şeyler sakladığını keşfetmesiyle gerilimli bir hal alır ve çift arasında bir köşe kapmaca başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Güzel ve başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin gerilim tarafı yer yer korku türüne doğru evrilmiş.
  • Chloé kısa saçlı hali ile “Rosemary’nin Bebeği” (Yönetmen: Roman Polanski) filmindeki Rosemary (Mia Farrow) karakterini çağrıştırıyor. İki film arasında bazı noktalar açısından benzerlikler kurmak da mümkün. İki filmde de baş roldeki kadın karakterler iyi giden evlilikleri/birliktelikleri ile ilgili sıkıntılar yaşamakta ve depresyon geçirmekte. Oturdukları evin üst kat/yan kat komşuları tuhaf/gizemli.
  • Film ikiz olma durumunu ve duygusunu değişik bir biçimde ele almış.
  • “Rosemary’nin Kardeşi”
  • “Chloé Hanım’ın İkiz Düşleri”
  • “Chloé Hanım’ın Gündüz Terapileri”
  • “Kuzey Güney”

İsmail’in Hayaletleri

image

Filmin Künyesi:

İSMAİL’İN HAYALETLERİ | ISMAEL’S GHOSTS | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Senarist: Arnaud Desplechin, Léa Mysius, Julie Peyr / Oyuncular: Mathieu Amalric (Ismaël Vuillard), Marion Cotillard (Carlotta Bloom), Charlotte Gainsbourg (Sylvia), Louis Garrel (Ivan Dedalus), Alba Rohrwacher (Arielle / Faunia), László Szabó (Henri Bloom),  Hippolyte Girardot (Zwy) / Fransa / 2017 / Renkli / 114´

Sinopsis:

Yeni filminin hazırlıklarıyla meşgul olan İsmail (Mathieu Amalric), hayatına kısa zaman önce giren Sylvia (Charlotte Gainsbourg) ile şehirden uzakta sakin bir hayat yaşamaktadır. Ancak çok vakit geçmeden sorunlar baş gösterir. Yazılarında tıkanmaya başlayan İsmail, daha sonra 20 yıl öncesinde bıraktığı bir hayaletin çıkagelmesiyle sarsılır. Yıllar önce habersizce çekip giden karısı Carlotta (Marion Cotillard), geri dönmüştür. İsmail iki kadının arasında gelgitler yaşarken, filmi de tamamlamanın yollarını aramaya başlar. Fransa’nın yıldızlarından oluşan kadrosu ile dikkat çeken yapım aynı zamanda bu seneki Cannes Film Festivali’nin açılış filmiydi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Oyunculuklar ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin görsel tonlaması ve renk kullanımı iyi bir seviyede.
  • Film güçlü bir giriş yapıyor fakat Carlotta’nın dönüşü sonrasında bu gücü devam ettiremiyor. İsmail’in kendi filmini tamamlamaya dair yaşadığı tıkanıklık filmin kendisinde de baş gösteriyor.
  • İsmail (Damat) ile kayınpederi (Baba)  Henri Bloom arasındaki ilişki ve Carlotta Bloom’un (Kız) buradaki konumu “Aynanın İçinden” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filminde benzer rollerde yer alan Martin (Max Von Sydow, Damat), David (Gunnar Björnstrand, Baba), Karin (Harriet Andersson, Kız) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Filmde farklı karakterlerden zaman zaman duyduğumuz bir replik var “Ben yaşlı biriyim”. Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçince herkes bir nebze yaşlanmış oluyor haliyle.
  • Sylvia’nın filmin sonlarına doğru engelli kardeşi ile ilgili yaşadığı duruma dair paylaştığı duygular/cümleler güzeldi.
  • “İsmail’in Kadınları”
  • “Hayaletlerim, Aşkım ve Sen”