Hayata Rövaşeta Çeken Adam

image

Filmin Künyesi:

HAYATA RÖVAŞETA ÇEKEN ADAM| EN MAN SOM HETER OVE | Yönetmen: HANNES HOLM / Senarist: HANNES HOLM / Oyuncular: ROLF LASSGÅRD (Ove), FILIP BERG (Genç Ove), IDA ENGVOLL (Sonja), BAHAR PARS (Parvaneh), TOBIAS ALMBORG (Patrick), KLAS WILJERGARD (Jimmy), CHATARINA LARSSON (Anita), BORJE LUNDBERG (Rune) / İsveç / 2015 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Ove’u tanıyorsunuz; onun gibi sinirli ve yaşlı bir adam komşunuz olmuştur mutlaka. Birkaç yıl önce apartman yöneticiliğinden bir darbeyle indirilmesine rağmen hâlâ yönetici gibi davranmaya devam etmekte ve komşularına kök söktürmektedir. Bir gün, karşısındaki daireye yeni taşınan İranlı Parvaneh arabasıyla geri geri giderken yanlışlıkla Ove’un posta kutusuna çarpınca, hiç beklenmedik bir arkadaşlığın kapıları aralanır. Hannes Holm’ün yazar Frederick Backman’le birlikte, Backman’ın İsveç’te çok satan romanından uyarladığı Hayata Röveşata Çeken Adam’ın samimi ve insancıl bir kalple anlatılan sade ve mizahî hikâyesini izlediğinizde, sinema salonundan yüzünüzde uzun süre kalacak bir gülümsemeyle ayrılacaksınız. Bu ilginç ve dokunaklı film, Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar adayları arasında!

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Diyaloglar başarılı hazırlanmış.
  • Müzikler güzeldi.
  • Ove ile Parvaneh arasındaki ilişki ve süreç “Ben, Daniel Blake” (Yönetmen: Ken Loach) filminde Daniel ile Katie arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • “Ben, Ove Blake”
  • Ove’nin milliyetçi duyguları hem araba seçimine (Saab, Volvo – İsveç Otomobil Markaları) hem de kıyafetlerine (mavi ve sarı renkli – İsveç Bayrağı renkleri) yansıyor.
  • Ove’nin filmin başında ve sonunda Sonja ile karşılaşma sahneleri güzel olmuş. Hatta biraz Bunuelvari.
Reklamlar

Aşkın Çekimi

image

Filmin Künyesi:

AŞKIN ÇEKİMİ | THEIR FINEST | Yönetmen: LONE SCHERFIG / Senarist: GABY CHIAPPE / Oyuncular: GEMMA ARTERTON (Catrin Cole), SAM CLAFLIN (Tom Buckley), BILL NIGHY (Ambrose Hilliard), JACK HUSTON (Ellis Cole), HELEN MCCRORY (Sophie Smith), EDDIE MARSAN (Sammy Smith), JAKE LACY (Carl Lundbeck), RACHEL STIRLING (Phyl Moore), RICHARD E. GRANT (Roger Swain) / İngiltere / 2016 / Renkli / 110´

Sinopsis:

40’ların Londra’sındayız; her gece Alman uçaklarından bombalar düşüyor, insanlar kendilerini korumak için koşturuyor, herkes çok karamsar. Catrin, akıllı ama özgüveni zayıf genç bir kadın. İstihbarat Bakanlığı’nın savaşa dair söylemlerini ileten ‘iyimserlik aşılayıcı’ ve ‘ikna edici’ savaş propagandası filmlerinde çalışmak üzere işe alınıyor. Asıl görevi, bu filmlerdeki kadın karakterler için o zamanlar ‘lapa’ olarak adlandırılan türden diyaloglar yazmak. İlk işi ise, Dunkirk açıklarında batmakta olan bir donanma gemisindeki askerleri alkolik babalarının teknesiyle kurtarmayı başarmış iki kız kardeşin öyküsünü araştırmak. Yönetmen Lone Scherfig bir kez daha, temkinli ama kararlı bir şekilde kendi yolunda yürüyen bir kadın karakterle karşımızda; savaş günlerinde etrafı onun gücünden habersiz bir sürü erkekle çevrili bir kadın. Aşkın Çekimi, Catrin ve ona ilgi duyan iki erkek arasında geçen bir romantik komedi olarak görülebilir bir yandan. Ama daha önemlisi, sinemaya yazılmış bir aşk mektubu bu. Kadınların bakış açısı işin içine girdiği, girebildiği zaman, filmlerde anlatılan öykülerin ve o öyküleri dinleyenlerin nasıl dönüşebildiğini gösteren bir aşk mektubu.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Bir diğer İngiliz yönetmen Terence Davies filmlerini bana çağrıştırdı.
  • “Yetenekli Bay Buckley”
  • Filmin konusu içerisinde sinemaya dair ögelerin yer alması çok hoş olmuş.
  • Fikir ve senaryo önerileri ile Bakanlığın takdirini toplayan Catrin  karakteri “Yüz Numaralı Adam” (Yönetmen: Osman Fahir Seden) filminde reklam veren holding patronlarının takdirini kazanan Ayşe (Oya Erdoğan) karakterini hatırlattı.
  • Catrin’in Ellis’ten ayrılırken dile getirdiği onun resimlerinde hep küçük olarak yer alması, perspektif olarak ona uzak olması söylemi güzeldi.

Aquarius

image

Filmin Künyesi:

AQUARIUS | Yönetmen: KLEBER MENDONÇA FILHO / Senarist: KLEBER MENDONÇA FILHO / Oyuncular: SÔNIA BRAGA (Clara), MAEVE JINKINGS (Ana Paula), IRHANDIR SANTOS (Roberval), HUMBERTO CARRÃO (Diego) / Brezilya / 2016 / Renkli / 145´

Sinopsis:

İlk uzun metraj filmi Komşu Sesler ile !f 2013 Keş!f Yarışması’nı kazanan Kleber Mendonça Filho, !f’çiler için tanıdık bir isim. Filho’nun 2016’da Cannes Film Festivali’nin resmi yarışmasında prömiyerini yapan ikinci uzun metrajı Aquarius, yalnız yaşayan, 60’lı yaşlardaki emekli müzik eleştirmeni Clara’nın son derece etkileyici hikâyesini anlatırken bir yandan da günümüz Brezilya’sının toplumsal meselelerine ayna tutuyor. Yaşını dert etmeyen, geçmişi hatırlayan ancak geçmişe saplanıp kalmayan, evinin her yerine yayılan eski plakları da telefonuna indirdiği şarkıları da dinleyen, cinselliğini özgürce yaşayan Clara, kendisini canlandıran Sônia Braga’nın eşsiz performansının da etkisiyle, bu yıl sinemada yaratılmış en tastamam, en güçlü karakter olabilir. Sinema salonundan ayrıldıktan sonra, filmin müziklerini dinleyip Clara gibi bir arkadaşınız olduğunu hayal etmeye başlamanız çok mümkün.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmde kullanılan müzikler keyifliydi.
  • Filmin müzik ve plaklarla kurduğu ilişki Çağan Irmak (Issız Adam, Unutursam Fısılda) filmlerini hatırlattı.
  • Filmin özellikle son (3.) bölümü oldukça iyi.
  • Yönetmen için filmdeki ses tasarımı ve kullanımı oldukça önemli diye düşünüyorum. “Komşu Sesler” filminde de benzer bir çabası vardı.
  • Yaşlı ve enerjik bir kadını odağına alması açısından “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmini hatırlattı bu film bana.
  • Clara’yı evden çıkarmak inşaat firması yetkililerinin uyguladığı yöntemler “Kılıbık” (Yönetmen: Uğur İnan) filmini hatırlattı.

Kırmızı Kaplumbağa

image

Filmin Künyesi:

KIRMIZI KAĞLUMBAĞA | LA TORTUE ROUGE | Yönetmen: MICHAËL DUDOK DE WIT / Senarist: PASCALE FERRAN, MICHAËL DUDOK DE WIT / Seslendirenler: Yok / Fransa / 2016 / Animasyon / 80´

Sinopsis:

Oscar ödüllü Hollandalı animasyon film yönetmeni Midhaël Dudok de Wit ve Studio Ghibli güçlerini bu diyalogsuz, sade, ama hipnotize edici animasyon için birleştiriyor! Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden Jüri Özel Ödülü’yle dönen Kırmızı Kablumbağa, bir animasyon filmde aradığınız her şeye sahip neredeyse: Büyüleyici mizansenler, aksiyon dolu bir hikâye ve her detayı düşünülmüş gözünüzü alamayacağınız çizgiler. Film, kaplumbağalar, yengeçler ve kuşlarla dolu bir ıssız adaya düşen bir adamın Robinson Cruose gibi hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Midhaël Dudok de Wit’in insanın içini ısıtan neşeli bir öykünün içinde felsefi sorular soran filmi, Ghibli filmlerinin yalınlığının ve içtenliğinin büyüsüne sahip.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim. Görsel tasarımı oldukça başarılı buldum.
  • Yan roldeki yengeçlerin filme katkısı oldukça iyiydi.
  • Su Kaplumbağasının varlığı “Nadide Hayat” (Yönetmen: Çağan Irmak) filmini hatırlattı.
  • Ormanın kenarlarındaki çalılıklar da kaplumbağa şeklini andırıyordu.
  • “Uyuyan Kaplumbağa”

Okulda Deniz Kazası

image

Filmin Künyesi:

OKULDA DENİZ KAZASI | MY ENTİRE HİGH SCHOOL SİNKİNG İNTO THE SEA | Yönetmen: DASH SHAW / Senarist: DASH SHAW / Seslendirenler: JOHN CAMERON MITCHELL (Brent Daniels), REGGIE WATTS (Assaf), JASON SCHWARTZMAN (Dash), LENA DUNHAM (Mary), MAYA RUDOLPH (Verti), SUSAN SARANDON (Lunch Lady Lorraine), ALEX KARPOVSKY (Drake)  / A.B.D / 2016 / Animasyon / 75´

Sinopsis:

Kaç yaşınıza gelirseniz gelin, bir yanınız lise yıllarında kalır, büyümez. O yüzden, ‘Bottomless Belly Button’ (Dipsiz Göbek Deliği) ve ‘New School’ (Yeni Okul) gibi çizgi romanlarıyla tanınan Dash Shaw’ın ilk uzun metraj filmi Okulda Deniz Kazası’nı kaçırmamalısınız. Bu animasyon filme Shaw’un düşsel anlatımı, ayrıksı karakterlere ve onların insanlarla ilişki kurma çabasına duyduğu sempati, esprili ve dokunaklı çizimleri damgasını vuruyor. Hem gençlik filmlerine hem de felaket filmlerine referanslar içeren Okulda Deniz Kazası, farklılıklara rağmen gelişen ve zor anlarda derinleşen dostluklara dair eğlenceli bir hikâye anlatıyor. Jason Schwartzman, Lena Dunham, Reggie Watts, Maya Rudolph ve John Cameron Mitchell gibi isimlerin seslendirdiği bu son derece sofistike karakterlerle aynı okulda olup, onlarla birlikte denizin altında bir yolculuğa çıkmak isteyeceksiniz!

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Farklı bir animasyon film olmuş. İzlemeye değer.
  • Müzikleri biraz yüksek sesli ve fazla hareketli buldum.
  • Filmin görsel yapısı bana “Scooby -Doo” çizgi filmini hatırlattı.
  • Aşçı Lunch Lady Lorraine karakteri “Hababam Sınıfı” (Yönetmen: Ertem Eğilmez) filmindeki Hafize Ana’yı (Adile Naşit) hatırlattı bana.

Karanlık Çöktüğünde

image

Filmin Künyesi:

KARANLIK ÇÖKTÜĞÜNDE | DAO KHANONG | Yönetmen: ANOCHA SUWICHAKORNPONG / Senarist: ANOCHA SUWICHAKORNPONG / Oyuncular: ARAK AMORNSUPASIRI, APINYA SAKULJAROENSUK / Tayland / 2016 / Renkli / 105´

Sinopsis:

İki kadın, etrafı ormanlarla ve dağlarla çevrili terk edilmiş bir eve varır. Genç olanı, 70’li yıllarda öğrenci hareketi içerisinde bulunmuş ve hayatı bunun etkisiyle değişmiş olan yaşlı yazar hakkında bir film yapacaktır. Yönetmen, senaryosunu şekillendirmek için yazarla yaptığı söyleşileri kaydetmektedir. Bu ikiliden sonra, yolları farklı yönlere ayrılan iki aktörle tanışırız. Sonra da, romantik bir kır kafesinde kahvaltı servis eden genç bir garson kadınla… Bu kadını daha sonra bir yolcu gemisinin dopdolu yemek salonunda çalışırken göreceğiz. Anocha Suwichakornpong, yavaş yavaş ve sabırla karakterlerini seyirciyle tanıştırırken, onların aralarındaki bağlantılar da ortaya çıkmaya başlıyor. Biz bu karakterlerin dünyasına kapılıp giderken, Karanlık Çöktüğünde giderek tuhaf ve inanılmaz güzellikte bir sinema deneyimine dönüşüyor. Suwichakornpong’un bu ikinci uzun metraj filmi, politik ve şiirsel bir yaklaşımla tarihe, geçmişteki şiddete ve belleğe odaklanırken, içinde yaşadığımız tuhaf zamanların karanlık duygularının içinden umut bulup çıkarıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi beğenmekle beğenmemek arasında kararsız kaldım. Şurası muhakkak ki tek seferde anlaşılması çok kolay bir film değil.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmden bir replik: “Ben yaşayan tarih değilim sadece yaşayan biriyim”

Kalp Zamanı: Ingeborg Bachmann – Paul Celan Mektuplar

image

Filmin Künyesi:

KALP ZAMANI: INGEBORG BACHMANN – PAUL CELAN MEKTUPLAR | DİE GETRÄUMTEN | Yönetmen: RUTH BECKERMANN / Senarist: INA HARTWIG, RUTH BECKERMANN / Oyuncular: ANJA PLASCHG (Ingeborg Bachmann), LAURENCE RUPP (Paul Celan) / Avusturya / 2016 / Renkli / 89´

Sinopsis:

Yıl 1948. Holokost’tan sağ kurtulabilmiş şair Paul Celan, yazar Ingeborg Bachmann’la tanışır. Bachmann’ın babası bir Nazi’dir. 1971’e gelindiğinde Celan intihar etmiş, âşıklar yalnızca bir sefer daha buluşabilmiştir. Ancak yirmi yıla yakın bir süre boyunca mektuplaşmışlardır. Samimi, romantik; hasret, kıskançlık, kırılganlık ve keşkelerle dolu mektuplar siyasi ve tarihi karmaşıklığın gölgesinde mümkün olamayan bir aşkı anlatıyor. Yönetmen Ruth Beckermann’ın basit gibi görünen bir yaklaşımı var: İki oyuncu (Plaschg ve Rupp) kayıt stüdyosunda mektupları okurlar. Ancak mektuplardan taşan duyguların yoğunluğu onları etkiler. Bir yandan da birbirlerinden hoşlanırlar, tartışırlar, sigara içip sevdikleri müziklerden ve dövmelerinden bahsederler. Tüm bunlar olurken kamera geri planda hep kayıttadır. Dünün aşkı bugünün ve yarının ihtimallerine dönüşür ve filmin yumuşak kalbi tam da burada gizlidir.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum.
  • Oyunculuklar/seslendirmeler başarılı.