Bir Yaz Masalı

image

Filmin Künyesi:

BİR YAZ MASALI | DEN BÄSTA SOMMAREN | Yönetmen: Ulf Malmros / Senarist: Ulf Malmros, Lars Johansson / Oyuncular: Kjell Bergqvist (Yngve Johansson), Anastasios Soulis (Mårten), Rebecca Scheja (Annika), Cecilia Nilsson (Bayan Svanström) / İsveç / 2000 / Renkli / 91´

Sinopsis:

Yngve Johansson adındaki sert mizaçlı adam, yazı onunla geçirmeleri için iki çocuğu, Mårten ve Annika’yı evine kabul ediyor ve onların bakımını üstleniyor. Yıllardan 1958, İsveç’in neredeyse Brezilya’yı yenip Dünya Kupası’nı kazandığı yıl… Yngve önceleri çocukların gözünde bir diktatörden farksız gözükse de, çocukların öğretmenine aşık olmasıyla işler değişiyor; iki çocuk, iki yetişkini bir araya getirmek için ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Küçük bir erkek çocuğunun gözünden anlatılan Bir Yaz Masalı, kahkaha ve gözyaşını beraberinde getiren o sımsıcak filmlerden.

Not: Yukarıdaki paragraf Pera Müzesi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Diyaloglar başarılı.
  • Annika’nın sevgi ve nefret kutulu oyunu güzel/eğlenceli bir düşünceydi.
  • 1958 Dünya Kupası (Futbol).  Kupa İsveç’te düzenlenmekte. Finalde Brezilya – İsveç karşı karşıya. Brezilyalı efsane futbolcu Pele sahneye çıkmakta ve Brezilya’ya Dünya Şampiyonluğunu kazandırmakta. Filmdeki siyahi piyanist karakteri de filmin Pele’si olarak yorumlanabilir.
  • “Küçük Yaz Yalanları”
Reklamlar

Hayata Rövaşeta Çeken Adam

image

Filmin Künyesi:

HAYATA RÖVAŞETA ÇEKEN ADAM| EN MAN SOM HETER OVE | Yönetmen: HANNES HOLM / Senarist: HANNES HOLM / Oyuncular: ROLF LASSGÅRD (Ove), FILIP BERG (Genç Ove), IDA ENGVOLL (Sonja), BAHAR PARS (Parvaneh), TOBIAS ALMBORG (Patrick), KLAS WILJERGARD (Jimmy), CHATARINA LARSSON (Anita), BORJE LUNDBERG (Rune) / İsveç / 2015 / Renkli / 116´

Sinopsis:

Ove’u tanıyorsunuz; onun gibi sinirli ve yaşlı bir adam komşunuz olmuştur mutlaka. Birkaç yıl önce apartman yöneticiliğinden bir darbeyle indirilmesine rağmen hâlâ yönetici gibi davranmaya devam etmekte ve komşularına kök söktürmektedir. Bir gün, karşısındaki daireye yeni taşınan İranlı Parvaneh arabasıyla geri geri giderken yanlışlıkla Ove’un posta kutusuna çarpınca, hiç beklenmedik bir arkadaşlığın kapıları aralanır. Hannes Holm’ün yazar Frederick Backman’le birlikte, Backman’ın İsveç’te çok satan romanından uyarladığı Hayata Röveşata Çeken Adam’ın samimi ve insancıl bir kalple anlatılan sade ve mizahî hikâyesini izlediğinizde, sinema salonundan yüzünüzde uzun süre kalacak bir gülümsemeyle ayrılacaksınız. Bu ilginç ve dokunaklı film, Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar adayları arasında!

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstabul sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça beğendim.
  • Diyaloglar başarılı hazırlanmış.
  • Müzikler güzeldi.
  • Ove ile Parvaneh arasındaki ilişki ve süreç “Ben, Daniel Blake” (Yönetmen: Ken Loach) filminde Daniel ile Katie arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • “Ben, Ove Blake”
  • Ove’nin milliyetçi duyguları hem araba seçimine (Saab, Volvo – İsveç Otomobil Markaları) hem de kıyafetlerine (mavi ve sarı renkli – İsveç Bayrağı renkleri) yansıyor.
  • Ove’nin filmin başında ve sonunda Sonja ile karşılaşma sahneleri güzel olmuş. Hatta biraz Bunuelvari.

Turist

image

Filmin Künyesi:

TURİST | TURIST | FORCE MAJEURE | Yönetmen: Ruben Östlund / Oyuncular: Brady Corbet (Brady), Kristofer Hivju (Mats), Lisa Loven Kongsli (Ebba), Johannes Kuhnke (Tomas), Clara Wettergren (Vera), Vincent Wettergren (Harry), Fanni Metelius (Fanni) / İsveç / 2014 / Renkli / 118´

Sinopsis:

Alpler’e tatile giden İsveçli bir aile için her şey tam istedikleri gibidir. Fakat dağ manzaralı bir restoranda öğle yemeklerini yedikleri sırada çığ düşer. Anne Ebba iki çocuğunu her şeye rağmen korumaya çalışırken baba Tomas kendi hayatını kurtarmak için kaçmak zorunda kalır. Ebba böylesi bir kriz anında hissettiği duyguları unutup hayatına devam edebilecek midir? Tomas, aile içindeki rolünü ve ailesinin güvenini yeniden kazanabilecek midir?

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Senaryo genel hatları ile başarılı.
  • Lisa Loven Kongsli başarılı bir oyunculuk sergilemiş.

Eksiler

  • Aslında çocuklar çığ düşmesi sırasında babalarının onları bırakıp kaçmış olduğunun farkında gibiler. Bu konu ile ilgili babaları ile hiç konuşmamaları biraz garip gözüktü.
  • Müziğin gerilim ya da dram unsuru olarak her fırsatta kullanılması biraz kulak tırmalayıcıydı.
  • Gecenin bir vaktinde hep Ebba-Tomas çiftinin ışıklarının yanıyor olarak gösterilmesi biraz ütopik.

Keşif

  • Ebba ile Tomas arasındaki ilişkide pürüz olduğu filmin başında aile fotoğrafının çekilmesi sırasında da hissediliyor.
  • Ebba ve Tomas ilk kavga ederlerken çocukları odaya gönderirler ve kamera bize çocukları göstermez. Sonrasında çift odaya girince çocuklar onlara karşı tavır alır. Kamera bu sefer de Ebba ve Tomas ikilisini bize göstermez.
  • Çığ düşmesi nasıl insanların görüş alanını etkileyen bir toz bulutu oluşturduysa bu aynı zamanda Ebba-Tomas ilişkisindeki görüş açısını zorlaştıran bir eylem olarak da okunabilir.
  • Ebba beyazlarla örtülü dağda hacetini giderirken kamera gözlerinden yavaş yavaş dökülen yaşlara odaklanır.
  • Tomas’ın, çığ düşmesi sırasında kaçıp gitmediğini iddia etmesi karşısında Ebba’nın videolu kanıtı oldukça iyi bir hamle oldu.
  • Mats’ın, Tomas’ı biraz suçluluk duygusundan arındırmak için ürettiği teselli hikayeleri ilginçti.

Öylesine

  • “Karda Beyaz Bir Aile”
  • “Turist Tomas Çığlar Arasında”
  • “İnsanlık için küçük ama Ebba-Tomas çifti için büyük bir çığ düştü”

İnsanları Seyreden Güvercin

image

Filmin Künyesi:

İNSANLARI SEYREDEN GÜVERCİN | A PIGEON SAT ON A BRANCH REFLECTING ON EXISTENCE | EN DUVA SATT PA EN GREN OCH FUNDERADE PA TILLVARON | Yönetmen: Roy Andersson / Oyuncular: Holger Andersson (Jonathan), Nisse Vestblom (Sam) / İsveç / 2014 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlıyor. Film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki bezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Aynı anda absürt, gerçeküstü, öfke dolu, rahatsız edici, karanlık ve komik bu film, bir dalın uzerinden bizleri gözleyen bir güvercin gibi, bize yaşamın ihtişamını, insanoğlunun kırılganlığını ve yaklaşan kıyametini hatırlatıyor.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin görsel atmosferindeki sadeliği ve soluk renkliliği beğendim.
  • Kamera çekim açılarını çok başarılı buldum. Ne çok yakın ne de çok uzak. Güvercin perspektifinden 🙂

Eksiler

  • Filmdeki parçalı anlatımın anlaşılırlığı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.

Keşif

  • Filmin iyi olduğuna sevindim 🙂
  • Filmi kimi açılardan “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” (Yönetmen: Luis Bunuel) filmine benzettim. İzlerken farkına tam varamadığımız rüya sahneleri, bir türlü satılamayan şaka oyuncakları. Yakın temalar “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği” filminde de var mesela: rüya sahneleri, bir türlü gerçekleşemeyen yemek buluşması.
  • Filmdeki karakterlerin yüzlerinde “ölü insan” gibi bir renk tonu olması yaşamın geçici olmasına dair bir vurgu yapar gibiydi.
  • Filmin girişinde anlatılan 3 türlü ölüm vakası oldukça başarılıydı. Hele 2. vakada sedyedeki yaşlı kadının elinden çantayı alma uğraşı ve onun bir güvercin gibi çırpınışı.
  • Filmin başında 3 ölüm türü gösteren yönetmen insanları eğlendirme ile ilgili de şaka oyuncakları üzerinden 3 yöntem öneriyor.
  • Sahnelerdeki görsel atmosfer yer yer Manoel De Oliveira filmlerini hatırlattı.
  • “Bir Öpücük Bir İçki” kampanyası ile insanların dev bir kazanın içerisine tıkılıp ateşe verildikleri sahneler güzeldi.

Öylesine

  • İnsanların Gizli Güvercinliği”

Yazlık Ev

image

Filmin Künyesi:

YAZLIK EV | SOMMARSTÄLLET | Yönetmen:  Johan Von Reybekiel, Marcus Werner Hed  / Oyuncular:  Sara Blomqvist (Stina), Kalle Josephson (Carl), Ania Chorabik (Helena), Nanna Blondell (Aisa), Carl Dacko (Frank), Tom Lloyd (Nick) / İsveç / 2013 / Renkli / 83´

Sinopsis:

Yaz mevsiminin son hafta sonu. Bir grup eski arkadaş, Carl’ın (Kalle Josephson) doğum gününü kutlamak üzere, ailesinin İsveç’in batı kıyısında bulunan yazlık evinde toplanır. İsveç’e yeniden yerleşmek üzere Londra’dan henüz gelen, Carl’ın güzel kuzeni Stina (Sara Blomqvist), özverili ve sadık erkek arkadaşı Britanyalı Nick’i de (Tom Stanley) kutlamaya davet eder. Yaşadıkları geçişten zaten yıpranmış olan ilişkileri, Nick’in ortama uyum sağlamayı becerememesi, grubun dili ve ritüellerini kavrayamamasıyla hafta sonu boyunca daha da kötüleşir.

Artılar

  • Sara Blomqvist ve Tom Lloyd iyi oyunculuk sergilemişler.

Eksiler

  • Filmi vasat buldum.
  • Nick’in yazlık eve ilk geldiği bölümde, odasına giderken peşine ev ahalisinden birinin takılması ve sonrasında aralarında geçen kısa süreli sohbet sahnesi pek anlamlı durmuyordu.
  • Filmdeki kamera kullanımını çok başarılı bulmadım.
  • Senaryo pek başarılı değildi.

Keşif

  • Kuzey Avrupa filmlerinden aşina olduğumuz aile içi çözümlemeler, ilişkideki çatlaklar gibi temaları bu filmde de görüyoruz.
  • Filmin sonlarına doğru Nick ve Stina arasında geçen yatak odası gerginlikleri bana “Üç Maymun” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filminde Eyüp (Yavuz Bingöl) ile Hacer (Hatice Aslan) arasındaki yatak odası sahnesini hatırlattı.
  • “Drinking Buddies” (Yönetmen: Joe Swanberg) filmindeki iki çiftin beraber hafta sonu tatili bölümü bu filmi izlerken yer yer gözümde canlandı.

Öylesine

  • “Seks her şeyi affeder mi
    Dersin zamanla geçer mi
    Güzel gecelerin hatrına
    Seks her şeyi affeder mi”

Bergman’ın Evinde

image

Filmin Künyesi:

BERGMAN´IN EVİNDE | TRESPASSING BERGMAN| TRESPASSING BERGMAN  | Yönetmen:  Jane Magnusson, Hynek Pallas / Oyuncular:  Tomas Alfredson, Woody Allen, Wes Anderson, Michael Haneke, Holly Hunter, Takeshi Kitano, Ang Lee, Robert De Niro, Harriet Andersson, Pernilla August, Francis Ford Coppola, Wes Craven, Claire Denis, Laura Dern, Daniel Espinosa, Alejandro González Iñárritu, John Landis, Alexander Payne, Isabella Rossellini, Martin Scorsese, Ridley Scott, Thomas Vinterberg, Lars von Trier, Yimou Zhang  / İsveç / 2013 / Renkli / 107´

Sinopsis:

“Eğer sinema bir din olsaydı, burası da Vatikan olurdu. Şu anda arzın merkezindeyiz.” Bu sözler, Kasım 2011’de buz gibi bir gece vakti Bergman’ın Farö Adası’ndaki evine girerken, ünlü yönetmen Alejandro Gonzales Innaritu’nun dudaklarından dökülüyor. Belgeselde, efsanevi yönetmen Bergman’ın bu adadaki efsanelere konu olan evine adım atıyoruz. Bergman ölünce geriye devasa bir VHS film koleksiyonu bırakmıştı. Koleksiyonda yer alan filmlerin yönetmenleriyle el ele, bu benzersiz ustanın yaşamını, adasını, en önemli filmlerinden bazılarını ve hem diğer yönetmenler, hem de genel olarak sinema tarihi üzerinde bıraktığı izleri inceliyoruz.

Artılar

  • İçinde Bergman geçen bir şey kötü olabilir mi?

Eksiler

  • Röportaj yapılan kişi listesini açıkçası çok beğenmedim. Daha iyi olabilirdi. Bir Nuri Bilge Ceylan neden yoktu mesela?
  • Lars von Trier filmde hiç olmayaydı iyiydi.
  • Madem böyle güzel bir belgesel işine kalkıştınız keşke herkesi Farö’deki Bergman’ın evine bir şekilde getirip orada röportaj yapsaydınız.
  • Çeşitli sahnelerin gösterildiği filmlere ait seçimleri de biraz eksik buldum. Özellikle “Yaban Çilekleri”,”Çığlıklar ve Fısıltılar”, “Aynanın İçinden” filmlerine daha fazla yer verilebilirdi.
  • Belki benim cahilliğim ama filmde röportaj yapılan John Landis bana biraz “dış kapının mandalı” gibi geldi.
  • Liv Ullmann ile röportaj yapılmamasını yadırgadım.
  • Max von Sydow ile röportaj yapılmamasını yadırgadım.
  • Farö adasındaki Bergman’ın yaşamı ile ilgili biraz daha detay verilebilirdi.

Keşif

  • Iñárritu boyuna fotoğraf çekiyor filmde. Çok anlamlı ya da dişe dokunur bir şeyler duyamadık ondan Bergman ile ilgili.
  • Martin Scorcese’nin Laff A Lympics karakterlerinden Mumbly’yi andıran gülüşü renk kattı filme 🙂

Öylesine

  • Trier! Git Kendini Çok Sevdirmeden.

Buz Ejderhası

image

Filmin Künyesi:

BUZ EJDERHASI | ISDRAKEN  | Yönetmen:  Martin Högdahl / Oyuncular: Philip Olsson (Mik), Feline Andersson (Pi), Hans Alfredson (Janitor), Malin Morgan (Lena), Hampus Andersson (Oskar) / İsveç / 2012 / Renkli / 105´

Sinopsis:

Buz Ejderhası, kuzeyde tuhaf şeylerin olabildiği, Nordik hikayeler geleneğinde bir aile filmi. 11 yaşında sıska Mik, ergen abisi Tony ile Stockholm’deki toplu konutlardan birinde yaşıyor. Arada sırada babaları çıkageliyor, bu çok iyi olmuyor çünkü kendisi, hala hayallerini bırakmamış alkolik bir heavy-metal rocker. Mik boks yapmayı ve Tony ile zombi filmleri izlemeyi seviyor. Ama Sosyal Hizmetler, ailenin berbat yaşam koşullarını öğreniyor ve Mik, büyülü kuzey İsveç’te bir köyde yaşayan iyi kalpli bohem teyzesinin yanına gönderiliyor. Şehirli çocuğun buraya uyum sağlaması zor, ama kısa bir süre sonra Pi adında havalı bir fıstık ve ekibi, Mik’in gruplarına uygun olduğunu karar veriyor. Sosyal Hizmetler onu Harry Potter’ın Dursley’lerinden beter “uygun” bir ailenin yanına vermek için yeniden gelince çocuklar meseleye el koyuyor. Bir kış eğlencesi olan The Ice Dragon, aile olmanın anlamını sorguluyor.

Artılar

  • Bulunamadı.

Eksiler

  • Film genel anlamda vasattı.
  • İlk yarım saat içerisinde filmin içerisine girmek çok kolay olmadı.

Keşif

  • Mik ile kız arkadaşının yer aldığı çocukça çete, Buz Ejderhası ismindeki araba ile kaçış yapma gibi öğeler bana “Yükselen Ay Krallığı” (Yönetmen: Wes Anderson) filmini hatırlattı.
  • Fantastik unsurlar filme zaman zaman olumlu katkıda bulunurken zaman zaman da olumsuz etki ediyor.

Öylesine

  • “Balinalar da Ağlar”