Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi

image

Filmin Künyesi:

BIRDMAN VEYA CAHİLLİĞİN UMULMAYAN ERDEMİ | BIRDMAN: OR (THE UNEXPECTED VIRTUE OF IGNORANCE) | Yönetmen: Alejandro González Iñárritu / Oyuncular: Michael Keaton (Riggan Thomson), Zach Galifianakis (Brandon), Edward Norton (Mike Shiner), Andrea Riseborough (Laura), Amy Ryan (Sylvia), Emma Stone (Sam), Naomi Watts (Lesley), Lindsay Duncan (Tabitha) / ABD / 2014 / Renkli / 119´

Sinopsis:

Bir dönemin ‘Birdman’ adlı süper kahraman filmleri serisiyle ünlenen oyuncusu Riggan, Broadway’de kendi yönettiği ve başrolünde yer aldığı bir oyunun son hazırlıklarını yapmaktadır. Ancak provalar esnasında oyunculardan biri beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake’in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner ile anlaşılır. Riggan sahneye çıkma hazırlıkları yaparken en başta Mike Shiner ardından ise oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Riggan kendine yeniden prestij kazandırmasını beklediği bu oyunu, beklentilerin aksine olumlu tepkiler kazanması için elinden geleni yapacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı. Özellikle de Michael Keaton ve Edward Norton.
  • Senaryo başarılı.

Eksiler

  • Hareketli kamera kullanımı zaman zaman rahatsız edici boyutlara ulaşıyor.
  • Film müzikleri pek başarılı değil.
  • Riggan’ın Birdman benliğini canlandıran dış ses çok itici.
  • Diyalogların belden aşağı bölümleri biraz abartılı olmuş.

Keşif

  • Riggan’ın tiyatro uyarlamasını yaptığı “What We Talk About When We Talk About Love” (Yazar: Raymond Carver) hikayesinde geçen kimi sahnelerin filmin içindeki gerçek hayatta da olduğunu görürüz.
    • Sargılar içindeki yaşlı çift / Riggan’ın filmin sonundaki sargılı hali
    • Oyunu sergileyenlerin normalde de sevgili olması
    • Oyunda rolü gereği hamile olan Laura’nın gerçekte de hamile olması
  • Filmde bahsi geçen ilginç bir tespit: “Aşk ile hayranlığı karıştırma”
  • Riggan ile tiyatro eleştirmeni kadının bardaki atışma sahnesi iyiydi.
  • Filmin sonunda burnunu yaralayan Riggan bir nevi Birdman maskesi takmış gibi oluyor.
  • Özellikle dış çekimlerde kameranın yüksekten çekim yapması şöhrete ve ihtişama yapılan bir tasvir gibiydi.
  • Filmin büyük çoğunluğunun tiyatro binası içinde geçmesi aklıma “Riley’nin Hayatı” (Yönetmen: Alain Resnais) filmini getirdi.
  • Şöhret ve gücü kaybetme/elinde bulundurma temaları açısından film “Yıldız Haritası” (Yönetmen: David Cronenberg) filmine yakın duruyor.
  • Riggan’ın menajeri hem siması hem de rolü gereği “Şark Bülbülü” (Yönetmen: Kartal Tibet) filminde Gazino Müdürünü canlandıran Levent Öktem’e pek benziyor.

Öylesine

  • “Riggan’ın Hayatı”
  • “Garip bir kuştu rolüm,
    Elimden uçtu ünüm”

Riley’nin Hayatı

image

Filmin Künyesi:

RİLEY´NİN HAYATI | AIMER, BOIRE ET CHANTER| LIFE OF RILEY | Yönetmen:  Alain Resnais / Oyuncular: Sabine Azéma (Kathryn), Sandrine Kiberlain (Monica), Caroline Sihol (Tamara), André Dussollier (Simeon), Hippolyte Girardot (Colin), Michel Vuillermoz (Jack) / Fransa / 2013 / Renkli / 108´

Sinopsis:

Mart ayında hayatını kaybeden, Yeni Dalga’nın öncü isimlerinden Alain Resnais, Sigara İçince / Sigara İçmeyince ve Kalpler’den sonra tekrar İngiliz oyun yazarı Alan Ayckbourn’dan bir uyarlamayla son kez karşımızda. Doksan iki yaşındaki ustanın son filmi Riley’nin Hayatı, amatör bir tiyatro grubunun sarsıcı bir haber almasıyla başlıyor. Oyuncuların yakın arkadaşı George kansere yakalanmıştır ve birkaç ay sonra ölecektir. Arkadaşlarının son aylarını neşeli geçirmesi umuduyla onu, sahneye koyacakları yeni oyunun kadrosuna dahil etmeye karar verirler ama (film boyunca asla görmediğimiz) George beklenmedik şekilde hepsinin hayatını değiştirecektir.

Artılar

  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Filmdeki olayların neredeyse tamamı iç mekanda geçmesine rağmen temponun hiç sekteye uğramaması iyi bir başarı.
  • Senaryoda diyaloglar ve özellikle de kadın-erkek ilişkilerine dair sözler/gözlemler oldukça iyiydi.
  • Jack, Colin ve Simeon’un farklı yerlerde iken aynı karede gösterildikleri sahne güzeldi.
  • Monica, Tamara ve Kathryn’in Riley’in tatil arkadaşlığı ile ilgili tartıştıkları sahne iyiydi.

Eksiler

  • Üzerinde çalıştıkları tiyatro oyunu ve Riley’nin hastalığı dışında karakterlerin normal hayatları ile ilgili hiç sahne olmamasını (en azından benim gözüme çarpmadı) biraz yadırgadım.
  • Filmde hakkında konuşulanlardan bir de Tilly’yi sadece filmin sonunda görüyoruz. Acaba Tilly daha önceki sahnelerde de biraz yer alsa ve böylece Riley’nin filmdeki görünmezliği daha tekilleşse iyi olabilir miydi diye düşündüm.

Keşif

  • Çoğu sahnenin bir tiyatro oyunu provası gibi olması ve dekorun tiyatro sahnesi olarak düzenlenmesi bana “Anna Karenina” (Yönetmen: Joe Wright) filmini hatırlattı.
  • George Riley karakterinin hiç görünmediği halde film üzerindeki etkisinin büyük olması, hem filmin uyarlandığı  Alan Ayckbourn’ın aynı adlı oyununun hem de senaryonun başarısı olmuş diye düşünüyorum.
  • Karakterlerin önemli açıklamalarda/itiraflarda bulunduğu sıralarda arka planın o anki sahneden soyutlanarak farklılaştırılması ilginç ve hoş bir uygulama olmuş. Sanki o anlardaki bu değişim belgeselimsi bir boyut da katmış filme.

Öylesine

  • “Yetenekli Bay Riley”
  • “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”