Küçük Adamlar

image

Filmin Künyesi:

KÜÇÜK ADAMLAR | LITTLE MEN | Yönetmen: Ira Sachs / Senarist: Ira Sachs, Mauricio Zacharias / Oyuncular: Jennifer Ehle (Kathy Jardine), Alfred Molina (Hernan), Greg Kinnear (Brian Jardine), Talia Balsam (Audrey), Theo Taplitz (Jake Jardine), Michael Barbieri (Tony Calvelli), Paulina García (Leonor Calvelli) / A.B.D / 2016 / Renkli / 85´

Sinopsis:

13 yaşındaki Jake, ailesiyle birlikte Manhattan’dan Brooklyn’e, ölen dedesinden kalan eve taşınır. Burada dedesinin kiracısının aynı yaşlardaki oğlu Tony ile tanışır. Sessiz, sanatçı ruhlu Jake ressam; dışa dönük Tony ise oyuncu olmak istiyordur ve birlikte en tanınmış sanat liselerinden birine girme hayali kurarlar. Ancak işler bu iki çocuğunun aileleri arasına para meseleleri girince karışır. Gerginlik, er geç çocukların dostluklarına da yansır. Çehresi değişen New York şehrini aile çatışması arasında kalan bir dostluk üzerinden anlatan film ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapmasının ardından Berlin Film Festivali’nde yarıştı.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin müzikleri güzel.

Eksiler

  • Dede Max’a dair biraz daha hatıra/görsel paylaşımı/kullanımı olabilirdi.

Keşif

  • Oyunculuk kursunda Tony ile öğretmen arasında geçen sahne ile evden kovulan Tony’ye Jake’nin çözüm önerdiği sahne güzeldi.
  • Leonor ve Audrey karakterlerinin sevimsizlikleri amaca hizmet etmiş oldu film içerisinde.

Öylesine

  • “Küçük Adam Büyük Aşk (Oyunculuk ve Resim Üzerine)”

Mustang

image

Filmin Künyesi:

MUSTANG | Yönetmen: Deniz Gamze Ergüven / Oyuncular: Güneş Nezihe Şensoy (Lale), Doğa Zeynep Doğuşlu (Nur), Elit İşcan (Ece), Tuğba Sunguroğlu (Selma), İlayda Akdoğan (Sonay), Ayberk Pekcan (Erol) / Fransa / 2015 / Renkli/ 97´

Sinopsis:

Dünya prömiyerini geçtiğimiz Mayıs ayında 68. Cannes Film Festivali’nde yapan, 21. Saraybosna Film Festivali’nde de En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve Seyirci ödüllerini kazanan Mustang; bir Karadeniz kasabasında büyükanne ve amcalarıyla yaşayan, büyüme çağındaki 5 yetim kız kardeşin özgürlük arayışlarını konu alıyor. Kasabanın oğlanlarıyla oynadıkları masum bir oyunun ardından hayatları cehenneme dönen Sonay, Selma, Ece, Nur ve Lale; maruz kaldıkları toplum baskısına karşı kendi yöntemleriyle direnmeye çalışırlar. Yönetmenliğini Deniz Gamze Ergüven yaptığı film, 88. Akademi Ödülleri’nde “Yabancı Dilde En İyi Film” adayı oldu.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Ayberk Pekcan’ın oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Vasatın altında bir film olmuş.
  • Yönetim ve senaryoyu başarılı bulmadım.

Keşif

  • Kısmen benzer bir konuya eğilen “Halam Geldi” (Yönetmen: Erhan Kozan) bu filmden çok daha başarılıydı bence.

Öylesine

  • “Gülmeyen Gözler”
  • “Amcam Geldi”

Fassbinder: Talepsiz Sevmek

image

Filmin Künyesi:

FASSBINDER: TALEPSİZ SEVMEK | FASSBINDER: AT ELSKE UDEN AT KRÆVE | Yönetmen: CHRISTIAN BRAAD THOMSEN / Oyuncular: RAINER WERNER FASSBINDER, IRM HERMANN, HARRY BAER / Danimarka / 2015 / Siyah-Beyaz ve Renkli / 102´

Sinopsis:

Danimarkalı sinemacı Christian Braad Thomsen, Rainer Werner Fassbinder’in yakın arkadaşlarındandı. İlk defa 1969 yılında Fassbinder, Aşk Ölümden de Soğuktur’u Berlin’de gösterdiği ve yuhalandığı sırada tanışmışlardı. Braad Tomsen, 1970 yılında Fassbinder’le yaptığı uzun konuşmalar ve röportajları sonunda bir araya getiriyor bu nefis arşiv belgesel ortaya çıkıyor! Fassbinder’in annesi Lilo Pimpout’la yaptığı ses röportajlarını ve kült oyuncuları Irm Hermann ve Harry Baer’le olan güncel mülakatları da içine alarak kült yönetmenin pek bilmediğimiz, hayatının değişik dönemlerin ışık tutan oldukça samimi bir portresini çiziyor. Brad Thomsen’in anlatıcılığında Fassbinder’in düşünce akışına eşlik ederken, onu sadece çok sevdiği Hollywood filmlerinden bahsederken değil, aynı zamanda psikanalizden aşka, evlilikten çocuk sahibi olmaya ve tabii ki delilikle ilgili konuşurken de dinliyoruz.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Belgesel içindeki bölümlendirmeler iyiydi.

Eksiler

  • Keşke başka sinema yönetmenlerinden de bu belgesel için katılım sağlansaymış.

Keşif

  • Fassbinder’in değindiği, insan kendinden bir tane daha yaratmalı sözü üzerine görüntünün aynalı bir sahneye bağlanması güzel bir uygulama olmuş.
  • Fassbinder’in şu tespitini beğendim: “Kadınlar erkeklerden daha heyecanlıdırlar. Kadınlar çığlık atar. Evet, bir çığlık. Hiç bir erkek çığlığı duydunuz mu siz? Ben duymadım”
  • Bu tür yönetmen/oyuncu belgesellerini oldukça başarılı buluyorum. Hele bir de onların yaşamına tanıklık etmiş birileri tarafından hazırlanmışsa.
  • Fassbinder filmlerini büyüyen bir çocuğun gözünden çekiyor tespiti de ilginç.
  • Filmde Fassbinder ile ilgili bilmediğim birçok şey öğrendim. Ve birçok filmini de merak ettim. Ne hızlı bir yaşam. 37 yıla 60 tane film sığdırmış. Belgeselde birinin şöyle bir yorumu vardı: “Aşırı dozda çalışma onu öldürdü”

Öylesine

  • “Talepsiz Belgelemek”
  • Büyümeyi reddeden Fassbinder belki de daha çok büyümemek için 37 yaşında aramızdan ayrıldı.

Çocukluk

image

Filmin Künyesi:

ÇOCUKLUK | BOYHOOD | Yönetmen:  Richard Linklater  / Oyuncular:  Patricia Arquette (Anne), Ethan Hawk (Baba), Ellar Coltrane (Mason), Lorelei Linklater (Samantha), Marco Perella (Profesör Bill Welbrock), Evie Thompson (Jill), Brad Hawkins (Jim), Jenni Tooley (Annie) / ABD / 2014 / Renkli / 162´

Sinopsis:

Çığır açan bir büyüme öyküsü, film çekimi alanında bir deney, bir tür video-günlük ve bir aile albümü… Çocukluk, 2002’den 2014’e, 12 yıllık bir sürede geçen, aynı oyuncuları bu 12 yıl boyunca izleyen, oyuncuları da film boyunca yaşlanan, senaryosu çekim süresi sırasında hem de oyuncuların müdahalesiyle yazılan çok özel bir film. Önce Sundance’te prömiyerini yapan, ardından Berlin’de yarışan Çocukluk, yönetmen Richard Linklater’ın tabiriyle “bir oğlanı birinci sınıftan 12. sınıfa kadar izleyen ve üniversiteye gidişiyle biten, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin öyküsü”, Ethan Hawke’a göre ise “kapsamıyla Tolstoyvari bir film”

Artılar

  • Filmdeki oyunculukları oldukça başarılı buldum.
  • Filmin son sahnesi oldukça güzeldi
  • Filmin büyümeyi bizim içimize de sindire sindire işleyişini başarılı buldum.
  • Diyalogları başarılı buldum.

Eksiler

  • Filmin süresi biraz uzun gibi. Eee ne de olsa büyümek kolay değil 🙂
  • Mason ve Sam’ın Profesör üvey babalarından ayrıldıktan sonra daha önce iyi geçindikleri üvey kardeşleri ile bağlarının tamamen kesilmiş gösterilmesini biraz garip karşıladım.
  • 12 yıla yayılmış olan çekim sürecinin yönetmenin zihninde kurduğu ilk film tasarımına olumsuz yönde etki ettiğini düşünüyorum. Geçen süre zarfında yönetmenin o en baştaki düşünce ve hissiyatı aynı ölçüde devam ettirmesi zor diye düşünüyorum.

Keşif

  • Filmden aklımda kalan güzel bir replik: “An bizi yakalıyor”
  • 12 yıllık bir film olması hali ile tarihe tanıklık eden bir belgesel özelliği de taşıyor. 11 Eylül saldırısı, Irak Savaşı, Bush-Obama seçimi, Harry Potter filmleri vb.
  • Mason ve Sam’ın üvey baba adayları arttıkça biyolojik babaları ile olan ilişkileri daha da kuvvetleniyor.
  • Filmin başlarında Sam ve Mason henüz küçükken geçen bir sahne var. Sam ranzasından kalkıp şarkı söylemeye başlıyor ve Mason ile yastık kavgasına tutuşuyorlar. Bu sahneyi o kadar içten ve hayattan buldum ki.

Öylesine

  • “Büyüdüm büyüdüm Mason’la büyüdüm. Kadrajlar bize dardı Mason’la büyüdüm.”
  • “Mason Yüzlüm”
  • “Masum Yüzlü Mason”
  • Mason üniversite için evden ayrılırken annesi ona şöyle seslense nasıl olurdu: “Lou lou Mason” 🙂
  • “Büyümekten korksak filmi çekmezdik”