Nabat

image

Filmin Künyesi:

NABAT | Yönetmen: Elchin Musaoglu / Oyuncular: Fatemeh Motamed Arya (Nabat), Vidadi Aliyev (Iskender), Sabir Mamadov, Farhad Israfilov (Davud) / Azerbaycan / 2014 / Renkli/ 105´

Sinopsis:

Nabat ve hasta ve eski bir orman işçisi olan kocası İskender, köyden uzakta küçük ve izole bir evde yaşamaktadırlar. Bir süredir savaş ortamı hüküm sürmektedir ve oğulları cephede hayatını kaybetmiştir. Tek gelirleri ise sahip oldukları tek inekten sağıp sattıkları süttür. İskender’in ölümünden sonra terk edilmiş bir köyde tek başına kalan Nabat, bir dişi kurdun altında hayatta kalmaya çalışır…

Not: Yukarıdaki paragraf Boğaziçi Film Festivali sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim.
  • Filmin hem genel hem de görüntü yönetimi başarılı.
  • Filmin sade diyalogları ve müzikleri güzeldi.

Eksiler

  • Tüm köyün tahliye edilmesi sırasında Nabat’ın unutulmuş olma ihtimali biraz zayıf duruyor.
  • Birden fazla noktada final var gibi.

Keşif

  • Nabat’ın banyo yaptığı sahnede gölgesinin evin duvarındaki boş çerçeveye yerleşmesi güzel bir andı.
  • Nabat’ın ineğinin süt vermeyi keserek kovayı devirdiği an İskender’in ölüm zamanına denk geliyor.
  • Nabat’ın ineğini aramaya çıktığı ve sisler içinde kadrajda kaybolduğu sahne güzeldi.
  • Nabat’ın kağnısı ile sabaha karşı eşini gömmekten döndüğü sahne “Caniler Avcısı” (Yönetmen: Charles Laughton) filmindeki gece at arabası ile geçilen sahneyi anımsattı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Caniler Avcısı

image

Filmin Künyesi:

CANİLER AVCISI | THE NIGHT OF THE HUNTER | Yönetmen:  CHARLES LAUGHTON / Oyuncular: ROBERT MITCHUM (Harry Powell), SHELLEY WINTERS (Willa Harper), LILLIAN GISH (Rachel Cooper), JAMES GLEASON (Birdie Steptoe) / A.B.D / 1955 / Siyah-Beyaz / 93´

Sinopsis:

Kusursuz sinematografisiyle ve beyazperdenin gördüğü en sıradışı kötü karakterlerden biriyle Lynch’ten Scorsese’ye, Malick’ten Coen Kardeşler’e kadar sayısız yönetmeni etkilemiş unutulmaz bir klasik… Tek bir filmden oluşan bir yönetmenlik kariyeri için daha iyisi tahayyül edilebilir mi? Tuhaf ama gerçek: İngiliz aktör Charles Laughton ilk ve son yönetmenlik denemesi olan Caniler Avcısı’ndan sonra bir daha yönetmenlik koltuğuna oturmadı. Bu gotik peri masalı sadece en iyi ilk filmlerden biri değil, sinema tarihinin en usta işi filmlerinden biri aynı zamanda. Alman Dışavurumculuğu ilhamlı anlatımıyla düşsel bir atmosfer kuran filmde Robert Mitchum bir elinin parmaklarında NEFRET, diğerininkilerde SEVGİ yazan psikopat bir vaiz rolünde karşımıza çıkar. Banka soyup hapse düşmüş bir adamın sakladığı paranın peşine düşer. Daha doğrusu paranın yerini öğrenmek için ailesinin ve paranın yerini bilen iki küçük çocuğunun peşine. Film son derece güçlü imgeler yaratır; iyilik/sevgi ve kötülük/nefret arasındaki savaşın modern toplum üzerinden bir alegorisine dönüşür. Esasında bir masal iskeletine ve çocukların bakış açısına sahiptir. Yetişkinlerin yozlaşmış, hırs dolu dünyası çocukların dünyasına bir karabasan gibi çöker. İnanç ve aile mefhumu bu karabasanın hortladığı yerlerdir. (Alkan Avcıoğlu).

Artılar

  • Vaiz Harry rolünde Robert Mitchum’un oyunculuğu oldukça başarılı.
  • Willa Harper rolünde Shelley Winters’in oyunculuğu başarılı.
  • Willa ile evlenen Vaiz’in ilk gecelerine ilişkin çekilen sahneyi beğendim. Bu sahnede Vaiz’in tepelerindeki parlak ışığı açarak Willa’yı önce bir zanlı/şüpheli konumuna itmesini sonra da ruhani/manevi sözler ile Willa’yı ‘aydınlattığını’ görüyoruz.
  • Birdie Amca’nın nehrin dibinde Willa’nın cesedi ile karşılaştığı sahne iyi çekilmiş.

Eksiler

  • Çocuk karakterlerden John Harper’ı canlandıran Billy Chapin’in oyunculuğu vasatın altındaydı.
  • Gerilim sahnelerinde kullanılan müziklerin tema ile çok örtüşmediğini düşünüyorum.
  • Birdie Amca’nın Willa’nın ölümünden kendisinin sorumlu tutulacağına dair endişe duyması ve korkması pek inandırıcı gelmedi bana.

Keşif

  • Vaiz Harry’nin  bir elindeki parmaklarında “HATE” (NEFRET) diğerinde ise “LOVE” (SEVGİ) yazmasını birçok açıdan anlamlı buldum. Vaiz’in hem kötü hem de iyi yanını temsil ediyor. Yanında taşıdığı bıçak/çakı kapalı iken karakterimiz “LOVE” duygusunu temsil edilirken; açıldığında birden “HATE” duygusunun temsiline geçiveriyor. Çocuklar ile yalnız değilken “LOVE” laşırken; onlarla yalnız kaldığında adeta“HATE” leşiyor.
  • John ve Pearl’ün kulübede Vaiz’den saklandıkları sahnede, gecenin karanlığında kamera bize at üstünde ilerleyen Vaiz’i önce uzaktan (LOVE) sonra ise yakından (HATE) göstermektedir.
  • John ve Pearl nehirde kayıkla kaçarlarken yönetmen, kamerasını zaman zaman doğadaki hayvanlara çevirmektedir. Bu görüntüler zihnimde “Jin” (Yönetmen: Reha Erdem) filminde Jin’in (Deniz Hasgüler) kaçışı sırasında hayvanlara rasgeldiği sahneleri çağrıştırdı.

Öylesine

  • Bulunamadı.