Toz

image

Filmin Künyesi:

TOZ | Yönetmen: Gözde Kural / Senarist: Gözde Kural/ Oyuncular: Öykü Karayel (Azra Naziri), Beran Soysal (Emir Naziri), Muhammed Cangören (Ghulhamali), Sayeed Masud Ahmadi (Majeed Durani), Haji Gul Aser (Ahmad Khan) / Türkiye / 2016 / Renkli / 120´

Sinopsis:

Azra’nın, ailesinin sır dolu geçmişinin izini sürerken; savaşın insanların kaderi üzerindeki etkilerini ve Afganistan’da yalnız bir kadın olarak çıktığı yolculuğu anlatan dram filmi Toz’un çekimleri İstanbul ve Afganistan’da gerçekleştirildi.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Öykü Karayel’in siması 1985 yılında National Geographic dergisine kapak olan fotoğrafıyla ölümsüzleşen “Afgan kızı” lakaplı Sharbat Gula’ya benzemekte.
  • Afganistan’dan görüntüler film içerisinde iyi bir şekilde kullanılmış.
Reklamlar

Eşik

image

Filmin Künyesi:

EŞİK | VERGE | Yönetmen: Erkan Tahhuşoğlu, Ayhan Salar / Senarist: Erkan Tahhuşoğlu, Ayhan Salar / Oyuncular: Senem Çelikkol, Bedia Yaman, Mine Özen, Raci Küçük, Zeynep Raif, Ali Meriç, Şaziye Güzel, Akan Atakan / Türkiye / 2016 / Renkli / 83´

Sinopsis:

Ülkenin eşiğinde bir şehir… Şehrin eşiğinde bir yol… Yolun eşiğinde, altlı üstlü yaşanan iki katlı bir ev… Bu evde yaşayan, kimi zaman deliliğin eşiğinde, kimi zaman bu eşiği geçmiş iki ayrı kuşakla karşı karşıyayız. Bu iki ayrı kuşağa ait, birbirinin aynası olan iki kadın ve bu iki kadının, birbirinin aynası olan hikâyeleri… Eşik’in hikâyesi beklemenin, özlemenin ve onun içerisinde yok olmanın, farklı kuşaklardan iki şizofren kadının hikâyesidir.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Vasat bir film olmuş. Bir ilk film olarak değerlendirildiğinde ise yine de başarılı ve eli yüzü düzgün bir çalışma.
  • Yoldan geçen araçları seslerinden tanıma oyunu güzeldi.
  • “Fikret Hanım”

Yeryüzünün Kraliçesi

image

Filmin Künyesi:

YERYÜZÜNÜN KRALİÇESİ | QUEEN OF EARTH | Yönetmen: Alex Ross Perry / Oyuncular: Elisabeth Moss (Catherine), Katherine Waterston (Virginia), Patrick Fugit (Rich), Kentucker Audley (James), Keıth Poulson (Keith), Kate Lyn Sheil (Michelle) / ABD / 2015 / Renkli/ 90´

Sinopsis:

Babasının ölümü sonrası sevgilisinden ayrılmış olan Catherine kendisini bir anda hayatının karanlık bir noktasında buluverir. Bunalımın kıyısında sürüklenirken, çocukluk arkadaşı Virginia’nın göl kenarındaki kulübesine birlikte bir kaçamak yapma teklifi çekici gelir. Ancak, geçmişin ağırlığı, başka hayaletler ve Virginia’nın orada düşen enerjisi, bu tatilin amacından uzaklaşmasına neden olur çabucak. Yalnız kalan Catherine yavaş yavaş depresyonun ve deliliğin dünyasına tekrar çekilmeye başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda izlemeye değer bir film olmuş.
  • Elisabeth Moss’un oyunculuğu oldukça iyiydi.
  • Diyaloglar başarılı yazılmış.

Eksiler

  • Gerilimi daha iyi vermek için başvurulsa da müzik kullanımında biraz aşırıya kaçılmış.
  • Catherine’nin ve Virginia’nın geçmişlerine dair biraz daha detay olsa daha iyi olabilirdi.

Keşif

  • İki kadının gözlerden uzak bir yerde dinlenmeleri/tatil yapmaları, Catherine’nin daha içine kapanık; Virginia’nın  ise daha özgür olması, yan tarafta oturan erkek bir komşu olması gibi öğeler “Kusursuzlar” (Yönetmen: Ramin Matin) filmini aklıma getirdi.
  • Yakın birini kaybettikten sonra hayata tutunma/onu unutamama, geçmişle hesaplaşma, aşık olmak/sevmek gibi noktalar açısından film bana “Dolunay” (Yönetmen: Şahin Kaygun) yapımını çağrıştırdı.
  • Filmin ruhsal atmosferinde bir Ömer Kavur filmi havası da vardı.

Öylesine

  • “İkibin Yılın Depresifi”
  • “Acı Yüz”

En Güzel Günlerim

image

Filmin Künyesi:

EN GÜZEL GÜNLERİM | MY GOLDEN DAYS | TROIS SOUVENIRS DE MA JEUNESSE | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Oyuncular: Quentin Dolmaire (Paul Dédalus – Gençlik), Lou Roy-Lecollinet (Esther), Mathieu Amalric (Paul Dédalus – Yaşlılık), Dinara Drukarova (Irina), Cécile Garcia-Foge (Jeanne Dédalus) / Fransa / 2015 / Renkli/ 120´

Sinopsis:

Antropolog Paul Dédalus, Tacikistan’da yıllarca yaşadıktan sonra, memleketi Paris’e dönmeye karar verir. Hazırlıkları ona “gençliğinin üç hatırası”nı anımsatacaktır: Roubaix’de geçen çocukluğu… Annesinin sinir krizleri… On altı yaşına bastığı günler… Sovyetler Birliği’ne yaptığı seyahat… On dokuzunda katıldığı partiler… Ona ihanet eden arkadaşı… Paris’teki öğrencilik günleri… Her şeyden öte, Paul Esther’i hatırlar–kalbinin tek sahibi Esther’i… Arnaud Desplechin’in Cannes ödüllü yeni filmi, hem dokunaklı bir büyüme hikâyesi, hem de sıcacık, hayat dolu, hüzünlü ve nüktedan bir ilk aşk hikâyesi anlatıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Anneye olan öfkenin nedeni tam olarak anlaşılamıyor.

Keşif

  • Filmin enteresan bir atmosferi var. Yer yer Bernardo Bertolucci filmlerinin havası vardı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Geçmişten Gelen

image

Filmin Künyesi:

GEÇMİŞTEN GELEN | THE GIFT | Yönetmen: Joel Edgerton / Oyuncular: Jason Bateman (Simon), Rebecca Hall (Robyn), Joel Edgerton (Gordo) / ABD / 2015 / Renkli/ 108´

Sinopsis:

Simon ve Robyn yeni evli, genç bir çifttir. Hayatları tam da planladıkları gibi giderken, Simon’ın bir lise arkadaşıyla karşılaşması tüm yaşamlarını alt üst edecektir. Simon, Gordo’yu ilk başta tanımaz ama bir dizi beklenmedik karşılaşma ve kaynağı belirsiz hediye, geçmişten gelen korkunç bir sırrı da açığa çıkartacaktır. 20 sene önce Simon ve Gordo arasında gerçekleşen olayın rahatsız edici, gerçek yüzünü öğrenince Robyn hayata dair sorgulamalara da girecektir. Senaristliği ve yönetmenliği Joel Edgerton’a ait olan fimin başrollerinde Edgerton’ın yanı sıra Jason Bateman ve Rebecca Hall de yer alıyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Rebecca Hall’in oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Film genel anlamda vasat olmuş.
  • Robyn’in hamilelik/doğum süreci çok hızlı geçilmiş filmde.

Keşif

  • Filmin efekt kullanımına kaçmaması tür açısından cesur bir karar olmuş.
  • Sonradan ortaya çıkan sancılı geçmiş “Balayı” (Yönetmen: Jan Hrebejk) filmini aklıma getirdi.

Öylesine

  • “Simon Hakkında Konuşmalıyız”

Kız Kardeşler Ya Da Mutluluğun Dengesi

image

Filmin Künyesi:

KIZ KARDEŞLER YA DA MUTLULUĞUN DENGESİ | SISTERS, OR THE BALANCE OF HAPPINESS | SCHWESTERN ODER DIE BALANCE DES GLUCKS | Yönetmen: Margarethe von Trotta / Oyuncular: Jutta Lampe (Maria Sundermann), Gudrun Gabriel (Anna Sundermann), Jessica Fruh (Miriam Grau) / Almanya / 1979 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Maria ve Anna kız kardeşler birlikte yaşarlar. Yönetici sekreterliği yapan Maria, Anna’yı eğitimini bitirip çalışmaya başlaması için cesaretlendirir. Üniversiteyi bırakmayı düşünen Anna ise ilaç üstüne ilaç alır ve bir yandan da günlük tutar. Maria’nın patronunun oğlu Maurice ile yeni başlayan ilişkisi Anna’nın sert müdahalesiyle biter. Maria’nın Anna ve geçmişiyle ilişkisi diğer ilişkilerine de dolanmaya devam edecek midir?

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • İzlemeye değer bir film olmuş.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Müzik kullanımı başarılı.

Eksiler

  • Sekreter adayının Maria ile kurduğu ilişki ve patronun oğluna yakın olmaya çalışma bölümleri tam bir bütünlük sağlayamıyor.

Keşif

  • Maria kardeşi Anna’nın ölümünden sonra iş yerindeki sekreter adayını onun yerine koymaya ve hatta onu yönetmeye çalışıyor.
  • Maria ve Anna’nın karakteristik özellikleri giyimlerine de yansıyor. Maria daha resmi giyinirken; Anna daha spor. Hatta iş yerindeki sekreter adayının giyimi de Anna gibi.
  • Maria karakterinde bir Liv Ullmann havası vardı sanki.
  • Filmin kadın karakterlerinde yönetmen Ingmar Bergman filmlerindeki kadınların havası vardı.
  • Kahverengi renk kullanımı filmin geçmişle olan ilişkisine oldukça katkı sağlıyor.
  • Filmin dış mekan çekimlerindeki melankolik hava “Teyzem” (Yönetmen: Halit Refiğ) filmini anımsatıyor.
  • Anna karakterini “Çile” (Yönetmen: Dietrich Brüggemann) filmindeki Maria (Lea Van Acken) karakterine “adanmışlık” teması üzerinden yakın buldum. Maria kendini dinine adarken; Anna kendini ablasına adıyor. Sonrasında iki karakter de çektikleri çileye dayanamayıp intihar yolunu seçiyor.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Ida

image

Filmin Künyesi:

IDA | Yönetmen: Pawel Pawlikowski / Oyuncular: Agata Kulesza (Wanda), Agata Trzebuchowska (Anna/Ida), David Ogrodnik (Lis) / Polonya / 2014 / Siyah-Beyaz / 80´

Sinopsis:

Yıl 1962, Polonya. Anna, rahibe olmaya hazırlanan yetim bir kızdır. Son yeminini etmeden halen yaşayan bir akrabası olduğunu öğrenince onu ziyarete gider ve aslında Yahudi olduğunu, gerçek isminin de Ida olduğunu öğrenir. Birlikte geçirecekleri süre içerisinde kökenleriyle ilgili birçok sırrı daha keşfedecek, gerçek kimliği ile Nazi işgali sırasında hayatını kurtaran dini arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır. 2014 yılının en büyük sürpriz başarı hikayelerinden biri olan Ida, anlatımı ve hissiyatıyla izleyicinin üzerinde iz bırakacak bir film.

Not: Yukarıdaki paragraf İstanbul Modern sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin görsel atmosferi başarılı.
  • Oyuncu seçimi ve oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Kimi geçişleri pek keskin buldum. Anna ve Wanda’nın karşılaştıktan hemen sonra beraber geçmişi arayışa girişmesi; Wanda’nın ölümünden hemen sonra Anna’nın onun gibi olmaya çalışması.

Keşif

  • Bir sahnede, yolculuğa çıkan Wanda ve Anna gittikleri bir yerde birkaç saat beklemeleri gerektiklerini öğrenirler. Bu zamanı iki karakter de kendilerine uygun şekilde geçirirler. Wanda bir bara gidip içkisini yudumlarken; Anna bir kilisede dua etmektedir.
  • Anna ve Wanda mezarlıktaki sahnede geçmişte yaşadıkları kayıplardan (Anna’nın anne-babası ve Wanda’nın çocuğu) kalan bir torba ile acı bir şekilde karşılaşırlar. Tıpkı “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filminde Basri’nin (Ercan Kesal) oğlunun ardından kalan sandık ile karşılaşması gibi.
  • Wanda karakteri de “Gloria” (Yönetmen: Sebastián Lelio) filmindeki Gloria (Paulina Garcia) gibi hayat dolu. En azından intihar edene kadar öyle gözüküyordu. Bu arada Wanda’nın intihar etme kararı da oldukça şaşırtıcıydı.
  • Ida, gerçekten kim/ne olmak istediğiyle ilgili çelişkiler yaşıyor. Önce Rahibe olmaktan vazgeçip teyzesi Wanda gibi olmayı seçiyor. Sonra ondan da vazgeçip Rahibe olmaya yeniden karar veriyor.
  • İki kadının hem içsel hem de dışsal mini bir yolculuk hikayesi.
  • Filmin içinde sahne gereği yer alan müzikler başarılıydı.
  • Rahibe adayı Anna (Ida) ruhunun gıdasını ilahilerden ziyade Alto çalan gencin müziğinden alıyor.
  • “Tabu” (Yönetmen: Miguel Gomes) gibi siyah-beyaz bir film, zaman zaman da şiirsel ve gülümsetici.

Öylesine

  • “Saklı Saçlar”
  • “Uzak İhtimal”