Brooklyn

image

Filmin Künyesi:

BROOKLYN | Yönetmen: John Crowley / Senarist: Nick Hornby, Colm Tóibín / Oyuncular: Saoirse Ronan (Eilis), Domhnall Gleeson (Jim Farrell), Emory Cohen (Tony), Jim Broadbent, Julie Walters (Bayan Kehoe), Fiona Glascott (Rose Lacey), Jessica Paré (Fortini)  / İngiltere / 2015 / Renkli / 112´

Sinopsis:

Sundance´te yaptığı prömiyerin ardından yılın en çok ses getiren filmlerinden biri olacağının sinyallerini veren, Toronto ve New York´taki gösterimlerinin ardından ise “hit”e dönüşen ve üç dalda Oscar ´a aday olan Brooklyn, 1950´lerde dünyanın cazibe merkezi New York´a gelen İrlanda göçmeni genç Ellis´in hikâyesini anlatıyor. Ellis, Brooklyn´de yaşamı için beyaz bir sayfa açarken, hayatını değiştirecek yeni bir aşka tutuluyor. Gelgelelim, birlikte göç ettiği geçmişi onu iki ülke ve iki hayat arasında bir tür seçim yapmaya zorluyor. Filmin övgüye mazhar senaryosu, ünlü romancı Nick Hornby imzalı.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar oldukça başarılı.
  • Dekor tasarımı ve kostümler eğlenceli.

Eksiler

  • Eilis’in, İrlanda’ya dönüş sonrasında Brooklyn’deki aşkı Tony’yi unutması ani işlenmiş.

Keşif

  • Tony’nin en küçük kardeşi filme renk katmış.
  • “Özgürlük Dansı” (Yönetmen: Ken Loach) filmindeki tadı verdi bu film.
  • Filmin romantik tarafında bir Çağan Irmak filmi havası vardı.

Öylesine

  • Bulunamadı.
Reklamlar

Annemin Şarkısı

image

Filmin Künyesi:

ANNEMİN ŞARKISI | Yönetmen: Erol Mintaş / Oyuncular: Feyyaz Duman (Ali), Zübeyde Ronahi (Nigar), Nesrin Cavadzade (Zeynep) / Türkiye / 2014 / Renkli / 103´

Sinopsis:

Ali, annesi Nigar’la beraber Tarlabaşı’nda yaşamaktadır. Doğu’da köylerinin boşaltılması üzerine göç ettikleri mahallede hayatları tekrar kesintiye uğramıştır. Şehirden uzak yüksek beton binaların arasına taşınmalarıyla beraber sorunlar başlar. Komşularının köye geri döndüğüne inanan Nigar, sabahları köyüne geri dönmek üzere evdeki eşyaları toparlar. Bazı günlerse, kendini İstanbul sokaklarına atar. Genç öğretmen Ali, gittikçe hastalanan annesini mutlu etmek için farklı yöntemlere başvurur: Hediyeler alır, gittiği her yere onu da motoruyla götürür, rüyalarına giren şarkının peşine düşer. Aynı zamanda, Ali kız arkadaşı Zeynep’in hamile olduğunu öğrenir; fakat kendini baba olmaya hazır hissetmemektedir. Ali iki kadının arasında çaresiz kalmıştır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmi genel olarak beğendim. Düzgün bir iş çıkarılmış ortaya.
  • Oyunculuklar başarılı.

Eksiler

  • Ali’nin sevgilisi ve onun anne ile olan ilişkisi, buradaki süreç çok iyi aktarılamıyor.
  • Zaman zaman filmde tempo sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Filmin başında Kürtçe anlatılan “Karga ve Tavus Kuşu” hikayesinin yıllar sonra aynı aileden biri tarafından bu sefer Türkçe olarak anlatılması iyi bir uygulama olmuş.
  • Nigar anne memleketine tekrar dönemeden ebedi memlekete doğru yolcu oluyor maalesef.
  • Nigar karakteri “Küf” (Yönetmen: Ali Aydın) filmindeki Basri’yi (Ercan Kesal) çağrıştırdı.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Rüzgarların Arasında

image

Filmin Künyesi:

RÜZGARLARIN ARASINDA | RISTTUULES | Yönetmen: MARTTI HELDE / Oyuncular: LAURA PETERSON (Erna), MIRT PREEGEL (Eliide), TARMO SONG (Heldur), INGRID ISOTAMM (Hermiine), EİNAR HİLLEP / Estonya / 2014 / Siyah-Beyaz / 87´

Sinopsis:

Rüzgarların Arasında bugüne kadar zorunlu göç hakkında yapılmış en şiirsel film olabilir. 1941 Haziran’ında Baltık ülkelerinde evlerinden zorla çıkarılarak Sibirya’ya trenlere bindirilen, on yıllarca açlığa, soğuğa, zor çalışma koşullarına ve ölüme göğüs germek durumunda kalan yüz binleri anmak için yazılmış bir şiir gibi. Gerçek bir hikayeden esinlenen senaryo, Erna ve kızının hikayesini siyah-beyaz yaşayan tablolar, Erna’nın mektuplarını okuyan üst ses ve fısıltıları ortam sesleriyle karıştıran bir ses tasarımı ile usulca aktarırken, izleyiciyi trajediyle daha önce girmediği bir ilişkiye sokuyor ve kalbine işliyor. Karanlık, çok karanlık bir dönemde, zamanın donduğu anlarda, hafızanın paramparça edebilen hallerinde, bir rüya ya da bir kabus olarak yaşamın bilgisinde ve insanın dayanma gücünün ucu açık sınırlarında bir yolculuk bu. İnsanlık tarihini böyle görebilseydik, burası farklı bir yer olurdu.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Siyah-Beyaz renk tercihi olumlu olmuş.
  • Dış ses kullanılarak sürekli mektup okur gibi bir yapı kullanılması başarılı olmuş.

Eksiler

  • Tempo azıcık daha iyi dengelenebilirdi.
  • Gerçek hikayenin aktarılmasında dönemin gerçekliği ile ilgili biraz daha ayrıntı verilebilirdi.

Keşif

  • Filmden bir replik: “Dul, eşi olmayan; öksüz, anne-babası olmayan; peki çocuğu olmayan kadına ne denir?”
  • Filmin bir yerinde geçen “öpüp öpüp gözyaşı silme” ne güzel bir ifade ediştir.
  • Küçük çocuğun sürgünde zorla tutulurken resim yapmaya çalıştığı sahne güzeldi.
  • Senaryonun dilindeki şiirsel yapıyı beğendim.
  • Film kimi yönleriyle zaman zaman “Kuleli Ev” (Yönetmen: Eva Neymann) filmini anımsattı.

Öylesine

  • “Fotoğraflar ve Suretler”