İsmail’in Hayaletleri

image

Filmin Künyesi:

İSMAİL’İN HAYALETLERİ | ISMAEL’S GHOSTS | Yönetmen: Arnaud Desplechin / Senarist: Arnaud Desplechin, Léa Mysius, Julie Peyr / Oyuncular: Mathieu Amalric (Ismaël Vuillard), Marion Cotillard (Carlotta Bloom), Charlotte Gainsbourg (Sylvia), Louis Garrel (Ivan Dedalus), Alba Rohrwacher (Arielle / Faunia), László Szabó (Henri Bloom),  Hippolyte Girardot (Zwy) / Fransa / 2017 / Renkli / 114´

Sinopsis:

Yeni filminin hazırlıklarıyla meşgul olan İsmail (Mathieu Amalric), hayatına kısa zaman önce giren Sylvia (Charlotte Gainsbourg) ile şehirden uzakta sakin bir hayat yaşamaktadır. Ancak çok vakit geçmeden sorunlar baş gösterir. Yazılarında tıkanmaya başlayan İsmail, daha sonra 20 yıl öncesinde bıraktığı bir hayaletin çıkagelmesiyle sarsılır. Yıllar önce habersizce çekip giden karısı Carlotta (Marion Cotillard), geri dönmüştür. İsmail iki kadının arasında gelgitler yaşarken, filmi de tamamlamanın yollarını aramaya başlar. Fransa’nın yıldızlarından oluşan kadrosu ile dikkat çeken yapım aynı zamanda bu seneki Cannes Film Festivali’nin açılış filmiydi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi beğendim.
  • Oyunculuklar ve diyaloglar başarılı.
  • Filmin görsel tonlaması ve renk kullanımı iyi bir seviyede.
  • Film güçlü bir giriş yapıyor fakat Carlotta’nın dönüşü sonrasında bu gücü devam ettiremiyor. İsmail’in kendi filmini tamamlamaya dair yaşadığı tıkanıklık filmin kendisinde de baş gösteriyor.
  • İsmail (Damat) ile kayınpederi (Baba)  Henri Bloom arasındaki ilişki ve Carlotta Bloom’un (Kız) buradaki konumu “Aynanın İçinden” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filminde benzer rollerde yer alan Martin (Max Von Sydow, Damat), David (Gunnar Björnstrand, Baba), Karin (Harriet Andersson, Kız) arasındaki ilişkiyi hatırlattı.
  • Filmde farklı karakterlerden zaman zaman duyduğumuz bir replik var “Ben yaşlı biriyim”. Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçince herkes bir nebze yaşlanmış oluyor haliyle.
  • Sylvia’nın filmin sonlarına doğru engelli kardeşi ile ilgili yaşadığı duruma dair paylaştığı duygular/cümleler güzeldi.
  • “İsmail’in Kadınları”
  • “Hayaletlerim, Aşkım ve Sen”
Reklamlar

Rock’n Roll

image

Filmin Künyesi:

ROCK’N ROLL | Yönetmen: Guillaume Canet / Senarist: Guillaume Canet, Rodolphe Lauga, Philippe Lefebvre / Oyuncular: Guillaume Canet (Guillaume Canet), Marion Cotillard (Marion Cotillard), Philippe Lefebvre (Philippe Lefebvre) / Fransa / 2017 / Renkli / 123´

Sinopsis:

Fransız sinemasının beğenilen aktörü Guillaume Canet, artık 43 yaşında. Peki, yaşına rağmen cazibesini koruyor mu? Canet’nin senaristlerinden olduğu ve yönettiği Rock’n Roll, işte bu soruya yanıt arıyor: Canet artık filmleri taşıyacak cazibesinin kalmadığını duyunca bunun tersini kanıtlamaya çalışıyor. Filmde, Canet ve hayat arkadaşı Marion Cotillard’ın yanı sıra birçok sinemacı kendini canlandırıyor. Rock’n Roll, hem Fransız sinema dünyasına hem de Canet’nin iç çatışmalarına dur durak bilmeyen bir mizahla eğiliyor, umursamaz bir tavır takınırken izleyicisini eğlenceye ortak olmaya davet ediyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Genel anlamda filmi vasat buldum.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin başındaki ve sonundaki set ortamında yaşananlar benzerlik göstermekte. Guillaume Canet oyuncu olarak en azından başladığı yere geri dönmüş oldu belki de.
  • Film eleştirel bakış ile mizahı birleştirmeye çalışmış ama gerçeklik noktasından da biraz uzaklaşmış.
  • “Orta Direk Canet”
  • “Herkül Canet”

Anahtar Ev Ayna

image

Filmin Künyesi:

ANAHTAR EV AYNA | KEY HOUSE MIRROR | NØGLE HUS SPEJL | Yönetmen: Michael Noer / Senarist: Anders Frithiof August, Michael Noer / Oyuncular: Ghita Nørby (Lily), Sven Wollter (Piloten), Trine Pallesen (Katrine) / Danimarka / 2015 / Renkli / 92´

Sinopsis:

Lily ve Max 50 yıldan beri evlidirler. Max’in inme geçirmesinden bu yana profesyonel bakıma bağımlı olduğu bir huzurevinde birlikte yaşamaktadırlar. “Pilot” isimli bir adam yan odaya yerleştiğinde, onun hayata olan bağlılığı Lily’i cezbeder. Bununla birlikte, hem ailesi hem de huzurevinin diğer sakinleri, bu yeni konuktan hoşlanmazlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Lily karakterini canlandıran oyuncunun simasını ve genel duruşunu Füsun Erbulak’a benzettim.
  • Sattığını unuttuğu yazlığa giden Lily kendini rüzgara bırakır. Geçmiş hatıralar, anımsayamadığı zamanlar uçup gitsin diye belki de.
  • “Hareketli Bir Hayat”

Florida

image

Filmin Künyesi:

FLORIDA | FLORIDE | Yönetmen: Philippe Le Guay / Oyuncular: Jean Rochefort (Claude Lherminier), Sandrine Kiberlain (Carole Lherminier), Laurent Lucas (Thomas), Anamaria Marinca (Ivona), Clément Metayer (Robin), Coline Beal (Juliette), Edith Le Merdy (Mme Forgeat) / Fransa / 2015 / Renkli/ 114´

Sinopsis:

Artık 80 yaşında olsa da, Claude Lherminier çakı gibidir. Aldığı onca yaşa rağmen bedeni bir şekilde cazibesini ve sağlığını muhafaza etmektedir. Lakin tek bir sorun vardır: Kendisi inatla reddediyor olsa da yaşadığı unutkanlık ve kafa karışıklığı nöbetleri sıklaşmıştır. En büyük kızı Carole, babası evde yalnız başına kalmasın diye her gün ayrı bir mücadele vermektedir. Nihayetinde Carole´un aklında bir fikir beliriverir: Bir seyahat… Dramla komedi arasında hassas bir denge tutturan ve Jean Rochefort´ın muazzam performansıyla yükselen Florida, “unutmak”ı diline dolasa da daha ziyade “hatırlamak” üzerine bir film.

Not: Yukarıdaki paragraf İKSV sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Filmin geçmiş, şimdi ve geleceği ayı anda işlemesi güzel bir uygulama olmuş.

Eksiler

  • Filmdeki karakterlerin Alice ile olan ilişkisi tam olarak konumlandırılamıyor.

Keşif

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş.
  • Yaşlı bir adam ve hafıza kaybı gibi noktalar açısından bu film bana “Nebraska” (Yönetmen: Alexander Payne) filmini hatırlattı.
  • Claude’nin, huzurevi planının torunu için olduğunu düşünmesi “Korkusuz Korkak” (Yönetmen: Natuk Baytan) filminde Mülayim Sert (Kemal Sunal) ile doktor arasındaki sahneyi hatırlattı bana.

Öylesine

  • “Hafızasız Hafıza”
  • “Still Alice”

Umudun Tarifi

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN TARİFİ | AN | Yönetmen: Naomi Kawase / Oyuncular: Nagase Masatoshi (Sentaro), Kiki Kirin (Tokue), Uchida Kyara (Wakana), Miyoko Asada / Japonya / 2015 / Renkli/ 110´

Sinopsis:

“Umudun Tarifi, hayatın zorluklarına karşı bir araya gelen iki kişinin buluşmasıdır. Cennete ulaşmadan önce daha kaç kez yıkılmamız gerekir?” diyor yönetmen Naomi Kawase. Filmin kahramanlarından Sentaro, içi “an”, yani tatlı fasulye ezmesi dolu börekler yapan bir fırının sahibidir. Tokue adında bir yaşlı kadın, dükkânın da ona yardımcı olmayı teklif edince Sentaro tereddütle kabul eder. Fakat Tokue’nin gizli bir tariften yaptığı “an” sihirli denecek kadar lezzetlidir ve bu sayede dükkânın satışları müthiş artar. Zamanla Tokue ile Sentaro birbirlerine de açılacak, dertlerini paylaşacaklardır. Umudun Tarifi, Cannes Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmiydi. Kawase’nin önceki filmi Dingin Sular geçen yıl Filmekimi’nde gösterilmişti.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel olarak filmi beğendim.
  • Sakinlik filmde dengeli bir şekilde kullanılmış.

Eksiler

  • Wakana karakteri filmin hikayesinde tam bir yere oturamıyor.

Keşif

  • Tokue’nin kafesteki kuşu özgür bırakması kendisinin de sonsuzluğa gidişinin bir habercisi gibi.
  • Sentaro’nun sonunda pazarda satış yapması aklıma “Züğürt Ağa” (Yönetmen: Nesli Çölgeçen) filmindeki Şener Şen’i getirdi.
  • Hikayenin fasulyelerle kurduğu ilişkiyi ve oradaki sabrı beğendim.
  • Toplumun dışladığı, soyutladığı insanların birbirlerine kucak açmaları güzel bir şey: Somutlama
  • Yönetmenin bir önceki filmi “Dingin Sular”dan daha dingin ve ümitvar bir film olmuş.

Öylesine

  • “Fasulyenin Tadı”

Gençlik

image

Filmin Künyesi:

GENÇLİK | YOUTH | LA GIOVINEZZA | Yönetmen: Paolo Sorrentino / Oyuncular: Michael Caine (Fred Ballinger), Harvey Keitel (Mick Boyle), Rachel Weisz (Lena Ballinger), Paul Dano (Jimmy Tree), Jane Fonda (Brenda Morel) / İtalya / 2015 / Renkli/ 118´

Sinopsis:

Paolo Sorrentino’nun Roma’ya aşk mektubu Oscar’lı Muhteşem Güzellik’ten sonra çektiği Gençlik, kayıp zamana, kaçırılan fırsatlara ve kaçıp giden sevgililere bir aşk mektubu. Mizahi yaklaşımı da esirgemeyen Gençlik, Michael Caine’in canlandırdığı besteci Fred ile Harvey Keitel’in canlandırdığı yönetmen arkadaşı Mick’i tatilleri boyunca izliyor. İki yaşlı adam, İsviçre’de lüks bir spa tesisinde ölüm, yaşlılık, sanatçılar, prostat, Miss Universe ile gençlik anılarından söz ediyor, kendilerini ve hayatı gözden geçiriyorlar. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Gençlik, Sorrentino’nun alâmetifarikası ilginç kamera açıları, çarpık yüzler, muhteşem müzikler ve stilize görseller geçidiyle yine nefes kesici bir seyirlik sunuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Oldukça güzel bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Diyaloglardaki edebi üslubu, ahengi yerinde buldum.
  • Filmin mizahi yönü kuvvetliydi.
  • Görsel atmosfer önceki Paolo Sorrentino filmlerinde olduğu gibi yine etkileyiciydi.

Eksiler

  • Lena’nın, annesi ve babası ile ilgili düşüncelerinde, tavırlarında zaman zaman inandırıcılık sorunu yaşanıyor.

Keşif

  • Filmden bir replik: “Her şeye inanmam gerekir. Ben bir hikaye yazarıyım.”
  • “Kolaylık, kolaya kaçma” konuları üzerine filmdeki tespitler eğlenceli olmuş.
  • Maradona figürü filme renk katmış.
  • Lena’nın, babası Fred ‘e geçmişle ilgili hesap sorduğu sahne aklıma “Güz Sonatı” (Yönetmen: Ingmar Bergman) filmini getirdi. Ayrıca o filmde hesap sorulan anne de müzisyendi. Diğer yandan, sahnenin başında yatakta duran baba, kızından daha yukarı bir seviyede. Hesap sorulduktan sonra yüksekliği ayarlanabilir yatak daha aşağı bir hizaya çekiliyor. “Yerin dibine geçmek” deyiminin eyleme dönüşmüş hali gibi sanki.
  • Birbirleri ile hiç konuşmayan çiftin ormanda çığlık çığlığa konuşması ve bu durumla ilgili Fred’in bahsi kaybetmesi güzel bir uygulamaydı.
  • Fred’in çayırlık alanda hayvanlardan kurduğu orkestra, daha sonra aynı alanda Mick’in, eski filmlerindeki aktrisleri bir arada gördüğü fantastik sahneler güzeldi.
  • Kamera ve mekan kullanımında aşırıya kaçmayan illüzyonist dokunuşlar yerindeydi.
  • Bir Sorrentino filminde yine uzun bir başlangıç sahnesi. Yönetmenin alametifarikası.

Öylesine

  • Bulunamadı.

Ölümsüz Aşk

image

Filmin Künyesi:

ÖLÜMSÜZ AŞK | THE AGE OF ADALINE | Yönetmen: Lee Toland Krieger / Oyuncular: Blake Lively (Adaline Bowman), Michiel Huisman (Ellis Jones), Harrison Ford (William Jones) / ABD / 2015 / Renkli/ 113´

Sinopsis:

Bir çağ değişirken doğmuş olan Adaline Bowman, geçirdiği bir kaza sonucu hiç yaşlanmamakla ‘ödüllendirilir’. 29 yaşında yaşlanmamaya başlar ve yıllar boyunca insanlardan mümkün olduğunca uzak, izole bir hayat sürmek zorunda kalır. Bu süreçte dünyanın sıradışı değişimine de tek başına tanık olur ve bunun zorluğunu tek başına atlatmayı başarır. Bu yalnızlık karizmatik Ellis Jones ile tanışına kadar sürer… Ellis Jones, Adaline’e hayatı gerçek anlamda yaşamanın nasıl bir his olduğunu hatırlatacak, bir adım daha ötesine geçerek gerçek aşkı yaşamasını sağlayacaktır. Adaline, genç adamın ailesiyle geçireceği bir hafta sonunda yine sırrının ifşa olması tehlikesini yaşayınca hayatını sonsuza dek değiştirecek bir karar verir…

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Blake Lively’nin oyunculuğu başarılı.

Eksiler

  • Hikaye örgüsü çok iyi kurulamamış.
  • Adaline ile annesi arasındaki ilişki geçişleri çok keskin olmuş.

Keşif

  • Genel anlamda vasat bir film olmuş.
  • Adaline ilk kaza ile yaşlılığı kaybediyor ikinci kaza ile yaşlılığı buluyor. Hafıza kaybını geri kazanma gibi bir şey.
  • Filmin sonunda Adaline saçındaki beyazı görünce seviniyor. Güzel bir fikir olmuş.

Öylesine

  • Ölümsüz aşklar var da, ölmeyen aşık var mı?