Kutsal Geyiğin Ölümü

image

Filmin Künyesi:

KUTSAL GEYİĞİN ÖLÜMÜ | THE KILLING OF A SACRED DEER | Yönetmen: Yorgos Lanthimos / Senarist: Yorgos Lanthimos, Efthymis Filippou / Oyuncular: Alicia Silverstone (Martin’in Annesi), Nicole Kidman (Anna Murphy), Colin Farrell (Steven Murphy), Raffey Cassidy (Kim Murphy), Barry Keoghan (Martin), Sunny Suljic (Bob Murphy), Bill Camp (Matthew) / İngiltere / 2017 / Renkli / 121´

Sinopsis:

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un The Lobster’dan sonra İngilizce çektiği ikinci filmi, izleyicisini her zamanki gibi tekinsiz, oyunbaz ve özenle tasarlanmış yeni bir lanetli Lanthimos evrenine davet ediyor. Kutsal Geyiğin Ölümü başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. Tuhaf ikili, aileleriyle tanıştığında işler daha da tuhaflaşıyor ve muzip bir tür Alacakaranlık Kuşağı hikâyesi ortaya çıkıyor. Lanthimos bedensel şiddetten doğan mizahı da her daim olduğu gibi filmine tatminkar miktarda eklemeye devam ediyor. Aileye, suçluluk duygusuna ve sınıfa dair, etkisinden kurtulması çok zor bir soğuk duş bu film.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak beğendim ama yarattığı beklentinin altında kaldı film.
  • Filmdeki kamera kullanımını beğendim.
  • Filmdeki hastane sahneleri bir labirenti andırıyor sanki. Pek çok yerde “EXIT” yazıları görüyoruz sanki bir an önce oradan çıkılması isteniyor gibi.
  • Sonlara doğru Steven’in aldığı kararı uygulama biçimi bu film için oldukça amatör geldi bana.
  • Bu filmin 2017 Cannes Film Festivalinde En İyi Senaryo ödülü almış olmasını garipsedim açıkçası.
  • Yolunda giden aile düzenine müdahale ve tekinsizlik noktaları açısından filmi “Ölümcül Oyunlar” (Yönetmen: Michael Haneke) filmine yakın buldum.
  • Yönetmenin bir önceki filmi “The Lobster” daha başarılı.
  • “Martin Hakkında Konuşma(ma)lıyız”
Reklamlar

Umudun Öteki Yüzü

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN ÖTEKİ YÜZÜ | THE OTHER SIDE OF HOPE | TOIVON TUOLLA PUOLEN | Yönetmen: Aki Kaurismäki / Senarist: Aki Kaurismäki / Oyuncular: Sherwan Haji (Khaled), Sakari Kuosmanen (Wikström), Janne Hyytiäinen (Nyrhinen), Ilkka Koivula (Calamnius), Niroz Haji (Miriam), Taneli Mäkelä (Myyjä), Simon Al-Bazoon (Mazdak) / Finlandiya / 2017 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Bir tarafta Helsinki’de yaşayan suratsız ve soğuk bir adam olan restoran sahibi Wickström, diğer tarafta ise bombalarla sarsılan Halep’ten kaçarak kız kardeşi ile yollara düşen Suriyeli bir göçmen, Khaled. Bu uzun yolculukta kız kardeşi kaybolur ve Khaled bir geminin kazan dairesinde Helsinki’ye varır. Adeta bir uzaylı gibi gezdiği Finlandiya’da göçmenlik başvurusu yapan Khaled’i bürokratik saçmalıklar rahat bırakmaz ve göçmenlik bürosu, Halep’te bir sorun olmadığını, o yüzden ülkesine geri dönmesi gerektiğini söyler. Bir yandan da kız kardeşini bulmaya çalışan Khaled, Wickström’ün restoranında yaşamaya başlar. Bu birbirinden tamamen farklı iki insan hem iş arkadaşı hem de dost olurken dünya da her zamanki gibi dönmeye devam edecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmdeki müzikler/şarkılar oldukça güzel.
  • Filmin hikaye/senaryo itibarı ile bir bütünlük oluşturduğu pek söylenemez. Dağınık bir film ortaya çıkmış diye düşünüyorum.
  • Bu filmin 2017 Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü almış olmasını garip buldum.
  • Film Kuzey mizahından ögeler barındırmakta.
  • Göçmen bürosundaki görevli kadın ile Khaled’in birlikte yer aldığı görüşme sahneleri güzel.
  • Benzer bir konuya değinen yönetmenin bir önceki uzun metraj kurmaca filmi “Umut Limanı” ayakları yere daha sağlam basan bir çalışmaydı.
  • “Halep’in Tezenesi”

Beginner

image

Filmin Künyesi:

BEGINNER | Yönetmen: Burçak Üzen Açık / Senarist: Burçak Üzen Açık / Oyuncular: Güven Kıraç (Faruk), Birsen Dürülü (Figen), Ali Uyandıran (Hacı), Bülent Çolak (Sami), Cengiz Okuyucu (Dayı), Saim Karakale (Avukat), Cenk Doğar (Can), Defne Molla (Arya)  / Türkiye / 2016 / Renkli / 90´

Sinopsis:

60 yaşlarında olan Faruk emekli olmuş ama hala çalışmakta olan bir taksi şoförüdür. Eşini yaklaşık on yıl önce kaybeden Faruk’un hayatı tek düze ve birbirinin aynı geçen günlerden ibarettir. Uğraştığı tek bir şey vardır; o da İngilizce öğrenmek. İngilizceye olan merakından dolayı bazen alay konusu olur bazen de takdir edilir. Ama o dışarıdan gelen bütün etkilere kulaklarını tıkamıştır. Bu zorlu süreçte karşısına çıkan insanlar, yaşadığı olaylar ve yeni bir dilin kültürel boyuttan getirdikleriyle birlikte hayatı fazlasıyla değişecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Beyazperde sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Film de biraz “Beginner” seviyesinde olmuş, filmin özünde bir eksiklik var sanki.
  • Güven Kıraç’ın oyunculuğu filme güç katmış.
  • Faruk’un İngilizce dilini öğrenme serüveni keyifli olmuş.
  • “İlk Görüşte İngilizce”

İşe Yarar Bir Şey

image

Filmin Künyesi:

İŞE YARAR BİR ŞEY | SOMETHING USEFUL | Yönetmen: Pelin Esmer / Senarist: Pelin Esmer, Barış Bıçakçı / Oyuncular: Başak Köklükaya (Leyla), Öykü Karayel (Canan), Yiğit Özşener (Yavuz), Ayşenil Şamlıoğlu (Gülistan), Berfu Öngören (Dilara), Melih Düzenli (Canan’ın Babası), Sedat Kalkavan (Sarhoş Adam), Aslıhan Kandemir (Ayşe), Nilay Erdönmez (Telefondaki Pazarlamacı Kadın), Hakan Sallı (Graffitici Çocuk)   / Türkiye / 2017 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Leyla gibi biri neden lise arkadaşlarıyla buluşma yemeğine gider ki? Yirmi beş yıldır hiçbir lise yemeğine gitmemiş… Üstelik 16 saat süren bir tren yolculuğuyla! Hemşirelik son sınıf öğrencisi Canan, o niye trende? Gönlünde oyuncu olmak varken hemşire adayı olarak hiç istemediği bir iş görüşmesine gidiyor. Peki Yavuz? Hareketsiz yatıyor bir pencerenin önünde, seyyar satıcıları, faytonları, sokaktaki insanları izliyor bütün gün. Canan’ı bekliyor, belki de Leyla’yı, belki de bir gece treninde yolları kesişen katil ile şairi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Senaryoyu ve içindeki edebi tadı beğendim.
  • Oyunculuklar, özellikle de Başak Köklükaya ve Yiğit Özşener’in oyunculukları çok başarılı.
  • Sahne tasarımı ve mekan kullanımı başarılı.
  • Film müzikleri de oldukça keyifli.
  • Filmde kullanılan şiirler de ayrı bir güzeldi. “Bir Kitabın Yaprakları” şiiri bir filmin karelerine dönüşmüştü sanki.
  • Leyla bir şair olarak hayatın hep içinde aslında. Herkesten önce de ilk kendini gözlemliyor her zaman. Bazen bir vagonun camında, bazen bir çay bardağında, bazen bir evin penceresinde, hatta kırık bir aynada.
  • Bu filmi izledikten sonra işe yarar bir şey yaptığını düşünüyor insan.
  • “Yavuz şair ev sahibini bastırır”
  • “İnsanları Seyreden Karga”