Sarı Sıcak

image

Filmin Künyesi:

SARI SICAK | Yönetmen: Fikret Reyhan / Senarist: Fikret Reyhan / Oyuncular: Aytaç Uşun (İbrahim), Mehmet Özgür (Necip),  Gökhan Şimşek (İzzet), Cem Zeynel Kılıç, Seher Çuhadar / Türkiye / 2017 / Renkli / 85´

Sinopsis:

Artan endüstrileşmeyle birlikte fabrikaların arasında sıkışıp kalmış bir sebze tarlası ve büyük maddi sorunlarına rağmen geleneksel tarım yöntemlerinde direnip hayata tutunmaya çalışan göçmen bir aile… Ailenin içinde bulunduğu bu duruma rağmen küçük oğul İbrahim, kendisi için farklı bir geleceğin hayallerini kurmaktadır. Oysa bir hayali gerçeğe dönüştürmek ve kaderini kendi ellerine alabilmek o kadar da kolay olmayacaktır.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda vasat buldum. Bir “ilk film” olarak değerlendirildiğinde ise başarılı.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Tarla ile ilgili çekilen sahneleri (işçilerin sabah traktörle tarlaya getirilmesi, sebze ile dolan torbanın büyük sepete boşaltılması, dolan sepetlerin arabaya yüklenmesi, susayan işçilere tas ile su ikram edilmesi vb. ) oldukça gerçekçi buldum.
  • İbrahim’in filmin hikayesindeki konumunu “Araf” (Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu) filmindeki Zehra’nın (Neslihan Atagül) durumuna yakın buldum. Zehra’nın hayatı gönlünü kaptırdığı bir tır şoförü ile değişikliğe uğramıştı. Bu filmde de İbrahim tır şoförü olmaya gönlünü kaptırır ve hayatı değişir.
  • Evin reisi ve tarlanın sahibi Necip’i canlandıran Mehmet Özgür, “Tepenin Ardı” (Yönetmen: Emin Alper) filminde İbrahim’in oynadığı karaktere benzer bir role sahipti.
  • “Tarlanın Ardı”
  • “İpotekli Topraklar Üzerinde”
Reklamlar

Körfez

image

Filmin Künyesi:

KÖRFEZ | Yönetmen: Emre Yeksan / Senarist: Emre Yeksan , Ahmet Büke / Oyuncular: Ulaş Tuna Astepe (Selim), Ahmet Melih Yılmaz (Cihan), Serpil Gül (Nihal),  Müfit Kayacan (Bülent), Merve Dizdar (Pınar),  Cem Zeynel Kılıç (Necati) / Türkiye / 2017 / Renkli / 110´

Sinopsis:

30’lu yaşlarında, yeni boşanmış Selim, ailesinin yanına İzmir’e döner. Selim, eski hayatının izleriyle karşılaşırken, körfezde gerçekleşen bir kaza şehirdeki hayatı derinden sarsar. Selim, yıllar sonra geri döndüğü İzmir’de yeni bir dünyayı keşfe dalar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Oyunculuklar başarılı. Özellikle Ahmet Melih Yılmaz’ın karakter temsili iyi.
  • Kimi sahnelerde diyalog devam ederken, kamera  bizim olayın dışındaki pasif durumdaki karakteri/karakterleri izlememizi sağlıyor. Bu tercihi değişik ve başarılı buldum.
  • Filmin temel olarak tempo ve ritim anlamında sıkıntıları var.
  • Polis arabasında geçen sahne “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan) filmini hatırlatıyor.
  • “Bir Zamanlar Körfez’de”
  • “Körfez’in Ardı”

Kutsal Geyiğin Ölümü

image

Filmin Künyesi:

KUTSAL GEYİĞİN ÖLÜMÜ | THE KILLING OF A SACRED DEER | Yönetmen: Yorgos Lanthimos / Senarist: Yorgos Lanthimos, Efthymis Filippou / Oyuncular: Alicia Silverstone (Martin’in Annesi), Nicole Kidman (Anna Murphy), Colin Farrell (Steven Murphy), Raffey Cassidy (Kim Murphy), Barry Keoghan (Martin), Sunny Suljic (Bob Murphy), Bill Camp (Matthew) / İngiltere / 2017 / Renkli / 121´

Sinopsis:

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un The Lobster’dan sonra İngilizce çektiği ikinci filmi, izleyicisini her zamanki gibi tekinsiz, oyunbaz ve özenle tasarlanmış yeni bir lanetli Lanthimos evrenine davet ediyor. Kutsal Geyiğin Ölümü başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. Tuhaf ikili, aileleriyle tanıştığında işler daha da tuhaflaşıyor ve muzip bir tür Alacakaranlık Kuşağı hikâyesi ortaya çıkıyor. Lanthimos bedensel şiddetten doğan mizahı da her daim olduğu gibi filmine tatminkar miktarda eklemeye devam ediyor. Aileye, suçluluk duygusuna ve sınıfa dair, etkisinden kurtulması çok zor bir soğuk duş bu film.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel olarak beğendim ama yarattığı beklentinin altında kaldı film.
  • Filmdeki kamera kullanımını beğendim.
  • Filmdeki hastane sahneleri bir labirenti andırıyor sanki. Pek çok yerde “EXIT” yazıları görüyoruz sanki bir an önce oradan çıkılması isteniyor gibi.
  • Sonlara doğru Steven’in aldığı kararı uygulama biçimi bu film için oldukça amatör geldi bana.
  • Bu filmin 2017 Cannes Film Festivalinde En İyi Senaryo ödülü almış olmasını garipsedim açıkçası.
  • Yolunda giden aile düzenine müdahale ve tekinsizlik noktaları açısından filmi “Ölümcül Oyunlar” (Yönetmen: Michael Haneke) filmine yakın buldum.
  • Yönetmenin bir önceki filmi “The Lobster” daha başarılı.
  • “Martin Hakkında Konuşma(ma)lıyız”

Umudun Öteki Yüzü

image

Filmin Künyesi:

UMUDUN ÖTEKİ YÜZÜ | THE OTHER SIDE OF HOPE | TOIVON TUOLLA PUOLEN | Yönetmen: Aki Kaurismäki / Senarist: Aki Kaurismäki / Oyuncular: Sherwan Haji (Khaled), Sakari Kuosmanen (Wikström), Janne Hyytiäinen (Nyrhinen), Ilkka Koivula (Calamnius), Niroz Haji (Miriam), Taneli Mäkelä (Myyjä), Simon Al-Bazoon (Mazdak) / Finlandiya / 2017 / Renkli / 100´

Sinopsis:

Bir tarafta Helsinki’de yaşayan suratsız ve soğuk bir adam olan restoran sahibi Wickström, diğer tarafta ise bombalarla sarsılan Halep’ten kaçarak kız kardeşi ile yollara düşen Suriyeli bir göçmen, Khaled. Bu uzun yolculukta kız kardeşi kaybolur ve Khaled bir geminin kazan dairesinde Helsinki’ye varır. Adeta bir uzaylı gibi gezdiği Finlandiya’da göçmenlik başvurusu yapan Khaled’i bürokratik saçmalıklar rahat bırakmaz ve göçmenlik bürosu, Halep’te bir sorun olmadığını, o yüzden ülkesine geri dönmesi gerektiğini söyler. Bir yandan da kız kardeşini bulmaya çalışan Khaled, Wickström’ün restoranında yaşamaya başlar. Bu birbirinden tamamen farklı iki insan hem iş arkadaşı hem de dost olurken dünya da her zamanki gibi dönmeye devam edecektir.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmdeki müzikler/şarkılar oldukça güzel.
  • Filmin hikaye/senaryo itibarı ile bir bütünlük oluşturduğu pek söylenemez. Dağınık bir film ortaya çıkmış diye düşünüyorum.
  • Bu filmin 2017 Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü almış olmasını garip buldum.
  • Film Kuzey mizahından ögeler barındırmakta.
  • Göçmen bürosundaki görevli kadın ile Khaled’in birlikte yer aldığı görüşme sahneleri güzel.
  • Benzer bir konuya değinen yönetmenin bir önceki uzun metraj kurmaca filmi “Umut Limanı” ayakları yere daha sağlam basan bir çalışmaydı.
  • “Halep’in Tezenesi”

İşe Yarar Bir Şey

image

Filmin Künyesi:

İŞE YARAR BİR ŞEY | SOMETHING USEFUL | Yönetmen: Pelin Esmer / Senarist: Pelin Esmer, Barış Bıçakçı / Oyuncular: Başak Köklükaya (Leyla), Öykü Karayel (Canan), Yiğit Özşener (Yavuz), Ayşenil Şamlıoğlu (Gülistan), Berfu Öngören (Dilara), Melih Düzenli (Canan’ın Babası), Sedat Kalkavan (Sarhoş Adam), Aslıhan Kandemir (Ayşe), Nilay Erdönmez (Telefondaki Pazarlamacı Kadın), Hakan Sallı (Graffitici Çocuk)   / Türkiye / 2017 / Renkli / 104´

Sinopsis:

Leyla gibi biri neden lise arkadaşlarıyla buluşma yemeğine gider ki? Yirmi beş yıldır hiçbir lise yemeğine gitmemiş… Üstelik 16 saat süren bir tren yolculuğuyla! Hemşirelik son sınıf öğrencisi Canan, o niye trende? Gönlünde oyuncu olmak varken hemşire adayı olarak hiç istemediği bir iş görüşmesine gidiyor. Peki Yavuz? Hareketsiz yatıyor bir pencerenin önünde, seyyar satıcıları, faytonları, sokaktaki insanları izliyor bütün gün. Canan’ı bekliyor, belki de Leyla’yı, belki de bir gece treninde yolları kesişen katil ile şairi.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi oldukça başarılı buldum.
  • Senaryoyu ve içindeki edebi tadı beğendim.
  • Oyunculuklar, özellikle de Başak Köklükaya ve Yiğit Özşener’in oyunculukları çok başarılı.
  • Sahne tasarımı ve mekan kullanımı başarılı.
  • Film müzikleri de oldukça keyifli.
  • Filmde kullanılan şiirler de ayrı bir güzeldi. “Bir Kitabın Yaprakları” şiiri bir filmin karelerine dönüşmüştü sanki.
  • Leyla bir şair olarak hayatın hep içinde aslında. Herkesten önce de ilk kendini gözlemliyor her zaman. Bazen bir vagonun camında, bazen bir çay bardağında, bazen bir evin penceresinde, hatta kırık bir aynada.
  • Bu filmi izledikten sonra işe yarar bir şey yaptığını düşünüyor insan.
  • “Yavuz şair ev sahibini bastırır”
  • “İnsanları Seyreden Karga”

Mutlu Son

image

Filmin Künyesi:

MUTLU SON | HAPPY END | Yönetmen: Michael Haneke / Senarist: Michael Haneke / Oyuncular: Isabelle Huppert (Anne Laurent), Jean-Louis Trintignant (Georges Laurent), Mathieu Kassovitz (Thomas Laurent), Fantine Harduin (Eve Laurent), Franz Rogowski (Pierre Laurent), Laura Verlinden (Anaïs), Toby Jones (Lawrence Bradshaw) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Günümüz sinemasının en önemli yönetmenlerinden Michael Haneke, Amour / Aşk’tan bu yana büyük bir heyecanla beklenen yeni filmiyle geri döndü. Usta yönetmen, Mutlu Son’da işlevsiz aile, burjuva gerilimi, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi her zamanki ilgi alanlarının yanına yenilerini de ekliyor. Odakta yine burjuva konformizmini her yönüyle yaşamaya çabalayan, dünyada olan bitene duyarsız bir aile var. Gelgelelim Avrupa eski Avrupa değil, şehirler onların soyut duvarlarla uzak tutmaya çalıştıkları “işgalci” göçmenlerle dolu. Haneke, Avusturya’nın Oscar adayı olan yeni filminde karanlık, rahatsız edici, öte yandan tuhaf bir mizah anlayışına da sahip bir sinema dili tutturuyor.

Not: Yukarıdaki paragraf Film Ekimi sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi pek başarılı bulduğumu söyleyemem.
  • Oyunculukları başarılı buldum.
  • Yönetmenin 2012 yılında çektiği “Aşk” filminden sonra gelen bu film beklentileri karşılayamadı diye düşünüyorum.

Tutku Oyunu

image

Filmin Künyesi:

TUTKU OYUNU | L’AMANT DOUBLE | Yönetmen: François Ozon / Senarist: Joyce Carol Oates (Roman) François Ozon, Philippe Piazzo / Oyuncular: Marine Vacth (Chloé Fortin), Jérémie Renier (Paul Meyer / Louis Delord), Jacqueline Bisset (Chloé’nin Annesi) / Fransa / 2017 / Renkli / 107´

Sinopsis:

Kırılgan bir genç kadın olan Chloé, depresyondadır. Sorunlarının üstesinden gelmek için gittiği psikyatristi Paul’a kısa süre içinde aşık olur. Aylar sonra birlikte yaşamaya başlayan ikilinin sağlıklı görünen ilişkileri, Chloé’nin, sevgilisinin gerçek kimliğine dair ondan bir şeyler sakladığını keşfetmesiyle gerilimli bir hal alır ve çift arasında bir köşe kapmaca başlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Başka Sinema sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Güzel ve başarılı bir film olmuş.
  • Oyunculuklar başarılı.
  • Filmin gerilim tarafı yer yer korku türüne doğru evrilmiş.
  • Chloé kısa saçlı hali ile “Rosemary’nin Bebeği” (Yönetmen: Roman Polanski) filmindeki Rosemary (Mia Farrow) karakterini çağrıştırıyor. İki film arasında bazı noktalar açısından benzerlikler kurmak da mümkün. İki filmde de baş roldeki kadın karakterler iyi giden evlilikleri/birliktelikleri ile ilgili sıkıntılar yaşamakta ve depresyon geçirmekte. Oturdukları evin üst kat/yan kat komşuları tuhaf/gizemli.
  • Film ikiz olma durumunu ve duygusunu değişik bir biçimde ele almış.
  • “Rosemary’nin Kardeşi”
  • “Chloé Hanım’ın İkiz Düşleri”
  • “Chloé Hanım’ın Gündüz Terapileri”
  • “Kuzey Güney”