Anahtar Ev Ayna

image

Filmin Künyesi:

ANAHTAR EV AYNA | KEY HOUSE MIRROR | NØGLE HUS SPEJL | Yönetmen: Michael Noer / Senarist: Anders Frithiof August, Michael Noer / Oyuncular: Ghita Nørby (Lily), Sven Wollter (Piloten), Trine Pallesen (Katrine) / Danimarka / 2015 / Renkli / 92´

Sinopsis:

Lily ve Max 50 yıldan beri evlidirler. Max’in inme geçirmesinden bu yana profesyonel bakıma bağımlı olduğu bir huzurevinde birlikte yaşamaktadırlar. “Pilot” isimli bir adam yan odaya yerleştiğinde, onun hayata olan bağlılığı Lily’i cezbeder. Bununla birlikte, hem ailesi hem de huzurevinin diğer sakinleri, bu yeni konuktan hoşlanmazlar.

Not: Yukarıdaki paragraf Akbank Sanat sayfasından alınmıştır.

Öylesine

  • Filmi genel anlamda başarılı buldum.
  • Lily karakterini canlandıran oyuncunun simasını ve genel duruşunu Füsun Erbulak’a benzettim.
  • Sattığını unuttuğu yazlığa giden Lily kendini rüzgara bırakır. Geçmiş hatıralar, anımsayamadığı zamanlar uçup gitsin diye belki de.
  • “Hareketli Bir Hayat”
Reklamlar

Fassbinder: Talepsiz Sevmek

image

Filmin Künyesi:

FASSBINDER: TALEPSİZ SEVMEK | FASSBINDER: AT ELSKE UDEN AT KRÆVE | Yönetmen: CHRISTIAN BRAAD THOMSEN / Oyuncular: RAINER WERNER FASSBINDER, IRM HERMANN, HARRY BAER / Danimarka / 2015 / Siyah-Beyaz ve Renkli / 102´

Sinopsis:

Danimarkalı sinemacı Christian Braad Thomsen, Rainer Werner Fassbinder’in yakın arkadaşlarındandı. İlk defa 1969 yılında Fassbinder, Aşk Ölümden de Soğuktur’u Berlin’de gösterdiği ve yuhalandığı sırada tanışmışlardı. Braad Tomsen, 1970 yılında Fassbinder’le yaptığı uzun konuşmalar ve röportajları sonunda bir araya getiriyor bu nefis arşiv belgesel ortaya çıkıyor! Fassbinder’in annesi Lilo Pimpout’la yaptığı ses röportajlarını ve kült oyuncuları Irm Hermann ve Harry Baer’le olan güncel mülakatları da içine alarak kült yönetmenin pek bilmediğimiz, hayatının değişik dönemlerin ışık tutan oldukça samimi bir portresini çiziyor. Brad Thomsen’in anlatıcılığında Fassbinder’in düşünce akışına eşlik ederken, onu sadece çok sevdiği Hollywood filmlerinden bahsederken değil, aynı zamanda psikanalizden aşka, evlilikten çocuk sahibi olmaya ve tabii ki delilikle ilgili konuşurken de dinliyoruz.

Not: Yukarıdaki paragraf !f İstanbul sayfasından alınmıştır.

Artılar

  • Genel anlamda başarılı bir film olmuş.
  • Belgesel içindeki bölümlendirmeler iyiydi.

Eksiler

  • Keşke başka sinema yönetmenlerinden de bu belgesel için katılım sağlansaymış.

Keşif

  • Fassbinder’in değindiği, insan kendinden bir tane daha yaratmalı sözü üzerine görüntünün aynalı bir sahneye bağlanması güzel bir uygulama olmuş.
  • Fassbinder’in şu tespitini beğendim: “Kadınlar erkeklerden daha heyecanlıdırlar. Kadınlar çığlık atar. Evet, bir çığlık. Hiç bir erkek çığlığı duydunuz mu siz? Ben duymadım”
  • Bu tür yönetmen/oyuncu belgesellerini oldukça başarılı buluyorum. Hele bir de onların yaşamına tanıklık etmiş birileri tarafından hazırlanmışsa.
  • Fassbinder filmlerini büyüyen bir çocuğun gözünden çekiyor tespiti de ilginç.
  • Filmde Fassbinder ile ilgili bilmediğim birçok şey öğrendim. Ve birçok filmini de merak ettim. Ne hızlı bir yaşam. 37 yıla 60 tane film sığdırmış. Belgeselde birinin şöyle bir yorumu vardı: “Aşırı dozda çalışma onu öldürdü”

Öylesine

  • “Talepsiz Belgelemek”
  • Büyümeyi reddeden Fassbinder belki de daha çok büyümemek için 37 yaşında aramızdan ayrıldı.

İkinci Bir Şans

image

Filmin Künyesi:

İKİNCİ BİR ŞANS | A SECOND CHANCE | EN CHANCE TIL | Yönetmen: Susanne Bier / Oyuncular: Nikolaj Coster-Waldau (Andreas), Nikolaj Lie Kaas (Tristan), Ulrich Thomsen (Simon), Thomas Bo Larsen (Klaus), Maria Bonnevie (Anna), May Andersen (Sanne) / Danimarka / 2014 / Renkli / 105´

Sinopsis:

Kıdemli polis memuru Andreas’ın (Nikolaj Coster- Waldau), ilk çocuklarını henüz dünyaya getirmiş güzel eşi Anne’la mutlu bir evliliği vardır. Bir aile içi şiddet vakası nedeniyle uyuşturucu bağımlısı, küfürbaz Tristan ve yeni doğum yapmış kız arkadaşıyla karşılaşan Andreas, kendi yaşamının ne kadar rahat olduğunu fark eder. Ancak, evinde gerçekleşen beklenmedik ve talihsiz bir olay, Andreas’ı sıkıntılı ve çelişkili bir seçim yapmaya zorlayacaktır

Artılar

  • Filmi genel anlamda beğendim.
  • Filmdeki gerilimi ve senaryodaki düğümlenmeleri başarılı buldum.
  • Maria Bonnevie’nin oyunculuğu iyiydi.

Eksiler

  • Tristan ve Sanne’nin, bebeği pislik içerisinde bırakmaları pek anlaşılamıyor. Uyuşturucu kullanmaları belki buna bir neden olarak gösterilmiş ama ben pek ikna olamadım.
  • Filmde müzik kullanımında biraz aşırıya kaçınılmış diye düşündüm.
  • Bebek ağlıyor diye sürekli gece gezdirmek de garip geldi biraz 🙂

Keşif

  • Bebeği kaybetme uğraşları, özellikle de park sahnesi Kemal Sunal’lı “Garip” (Yönetmen: Memduh Ün) filmini hatırlattı bana.
  • Filmde yönetmen gözlere ayrı bir önem vermiş gibi hissettim. Kimi zaman yapılan yakın çekimler ve gözlerdeki o derin bakışlar etkileyici bir şekilde kullanılmış.
  • Filmin sonunda Sanne ile Andreas’ın karşılaşmaları “Pislik” (Yönetmen: Jon S. Baird) filmindeki benzer bir karşılaşmayı hatırlattı bana. Andreas da o filmdeki gibi bir Polis ve pek de hakkaniyetli işler yapmıyor.
  • Filmin karanlık ve kasvetli havasında “Pislikler” (Yönetmen: Claire Denis) filmindeki tadı aldım.

Öylesine

  • “Bir Bebeğin Peşinde”
  • “Anna’nın Seçimi”